Yusuf Yazıcı transferi nasıl okunmalı?

Ya da nasıl okumalıyız?

Bir kere benim fikrim şu, gitmek için can atıp hatta araya sokmadığı adam bırakmayan bir oyuncu her ne olursa olsun tekrar neden geri alınır?

Bunu birisi çıkıp bize anlatmalıdır.

O ki Yusuf’a ihtiyaç vardı. Yusuf diyar diyar gezip takım ararken o zaman çok sevdiği! Trabzonspor’un kapıları neden kendisine açılmadı?

İhtiyacı da vardı Trabzonspor’un…

Bugün neden ‘gel’ dendi kendisine?

Bu okumamızın birinci bölümü…

Okumamızın ikinci bölümünde ise Yusuf Yazıcı’yı havalimanında kısa pantolonlu, sırtında marka tişörtü, (gerçi kısa pantolonu da markadır ya, zaten tişörtle takım.) Gözünde gözlükleri Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun yanında o vaziyette görünce şok oldum ve şaşırdım kaldım.

Sanki gelen öz be öz Trabzon çocuğu Yusuf Yazıcı değil de Amerikalı ünlü artist Brad Pitt’di…

Görüntüleri sizler de izlemişsinizdir.

La arkadaş ne havalı?

Ne civalı?

Ne çakalıydı bizim göz bebeğimiz olan Yusuf’umuz!

Hele de başkanının yanında elleri ceplerinde o tavırlarıyla kendisinde sanki dünya oyuncusu gibi bir eda vardı!

Tanımasak Yusuf’umuzu! Bizler de inanacağız dünya oyuncusu olduğuna…

Yav Yusuf’un verdiği o görüntüler üzerine diyler ki; Yusuf Yazıcı Avrupa gezmiş, gün görmüş… Ee o kadar da olacak!

Devam ediyorum yine diyler ki; adam kendisini geliştirmiş, Avrupalı olmuş. Ne var giysilerinde ne var duruşunda?

He doğru bir şey yok!

Diyenlere göre de yok bize göre de!

Ancak diğer taraftan da diyler ki, Yusuf’un o görüntüsü, bizlere Yusuf’un  futbolcudan çok A101 çalışanı gibi geldi!

Ee gardaşım elin ağzı torba değil ki büzesin!

Ağzı olan konuşacak!

Öyle görülüyor ki starımız Yusuf’umuz kulüp bulamayınca tekrar Trabzonspor’un kapısı çalındı. Yine araya hatırlı kişiler sokularak Trabzonspor serüveni yeniden başlamış oldu…

Dileğimiz, temennimiz Yusuf’un Trabzonspor’daki ikinci serüveni havalimanındaki görüntüsü gibi parlak, havalı, çakalı ve civalı olsun.

Ancak elleri ceplerinde değil.

Ha bunlar olmadı!

Orasını da Yusuf’umuz ve menajeri Gucci Adem Cebeci düşünsün!

Hani ya bir söz vardır ya ‘gidişim muhteşem değildi ama dönüşüm muhteşem olacak!’ diye…

Yusuf’umuzdan, dolayısıyla Gucci’den bizler dönüşlerinin muhteşem olmalarını bekliyoruz.

BİRİSİ ALT YAPI MI DEDİ?

Rezerv Lig başladı, bir-iki hafta sonra TFF’den yapılan acıkmada Rezerv Lig’in bittiği söylendi...

Rezerv Lig’in bitiş sebebi, kulüplerin bu yükü taşıyamaz durumda olmalarıymış.

Yani Rezerv Lig kulüplere büyük yük getiriyormuş. Kulüpler zaten borç batağındaymış, haliyle bu yükü de sırtlayamazlarmış.

Nay nay nayda nay nay nom!

Şu duruma bir bakar mısınız?

Sen yabancı oyuncu transferini dibine kadar aç.

Kulüpleri yabancı oyuncu transferine yönlendir.

Ondan sonrada kulüpler borç batağında diye Rezerv Lig’i iptal et.

Yuh ki ne yuh!

Devam ediyorum…

Alt yapının yabancı oyuncu transferlerinden dolayı devre dışı kalmasını sağla.

Sonrada kurumunuzun adına TFF de…

Ve buna bizler de inanalım öyle mi?

Soralım TFF yetkililerine, kulüplerin alt yapıya yönlenmeleri için ne yaptınız veya ne yapıyorsunuz?

Veya hangi adımı attınız?

Alt yapıdan gelen oyuncuların bir hedefi vardı Rezerv Lig… Onu da bütün kulüplere sizlere ömür yaptınız!

Helal adana celal!

Türk futbolunu ayağa mı kaldıracaksınız?

Hadiyin oradan be güldürmeyin bizleri!

KÖTÜ KADRO İLE Mİ OLUNDU?

Aklım almıyor!

Şampiyon olan takımın transfer politikasına aşağıdan bakıyorum bir anlam veremiyorum.

Yukardan bakıyorum yine bir şey diyemiyorum!

Neden mi?

Durun anlatayım…

Trabzonspor ligin en iyi kadrosuna sahip olduğu için şampiyon oldu hep birlikte demedik mi?

Trabzonspor’un kadrosunun en iyi futbolu oynayan oyunculardan kurulu olduğunu bizler dahil bütün Türkiye kabul etmedi mi?

Şampiyon olan kadromuzla her daim övünüp gurur duymadık mı?

Bu kadroya üç-dört nokta transfer yapılırsa yine şampiyonluğun en büyük adayı olur diye de feryat figan edilmedi mi?

Peki şimdi ne oldu ki, o şampiyon olan kadro bozuldu. Bozulan kadronun yerine 10’un üzerinde futbolcu transferi edildi?
O ki iyi kadromuz vardı bu 10’un üzerindeki oyuncu neden transfer edildi?

Bu konuda aklıma deli deli yorumlar geliyor!

Diyorum ki demek ki iyi bir kadroyla Trabzonspor şampiyon olmadı.

Demek ki futbol şansı Trabzonspor’un yanındaydı.

Demek ki İstanbul takımlarının ligin başlarında zirveden düşmeleri Trabzonspor’un şampiyon olmasına en büyük etken oldu.

Demek ki İstanbul takımlarının Avrupa maçları serüveni devam etmeseydi, Trabzonspor bu kadar rahat şampiyon olamayacaktı...

Falan filan bir sürü neden alt alta yazarız.

Tabi ki bunları bizlere yazdıran onun üzerinde transferin yapılması ve şampiyon olan kadronun bozulması olmuştur.

Oynanan maçlara bakınız, şampiyon olan kadrodan ya 4 oyuncu ya da 5 oyuncu sahada oluyor…

Buna mukabil ilk on birde en az 6  ya da 5 oyuncu yeni transfer edilen oyunculardan forma şansı buluyor.

Kısa ve net… Futbolun içerisinde olan bütün olguların bir araya gelmesiyle şampiyon olunmuştur.

Fotoğrafa baktığımızda olay bu kadar net.

Kimse kendisine şampiyonluk konusunda ayrıca bir pay çıkarmasın.

Her şey ortada ap açık görülmektedir.

NEDEN HALA DEVAM EDİYOR?

Transferden açılmışken yine bu kulvardan gidelim diyorum.

Hatırlayınız her transfer sezonunda teknik direktör ve yönetim kurulu başkan ve asbaşkan tarafından yapılan açıklamalar da şu söylenir.

“Kamp dönemine kadar transferlerimizi bitireceğiz.”

Eyvallah.

Doğru bir eylem, doğru bir söylem ve doğru transfer politikası.

Zira geçtiğimiz sezon böyle bir transfer politikası izlenmişti…

Bu sezon ise tam tersi oldu.

Yine sezon açılana kadar transferleri bitireceğiz dendi.

Baktık ki sezon açıldı...

Buna rağmen transferlere devam edildi.

Sonra lig başladı transferlere yine devam edildi.

Sonrasında Şampiyonlar Ligi ön elemesi oynandı.

Ve ön elemede hedeften kopan Trabzonspor kadrosuna üç-beş tane daha oyuncu kattı…

Gelim şimdi işin bam teline.

‘Sezon açılana kadar transferleri bitireceğiz’ dediniz, bu güne bakıyoruz sezon başından daha hararetli ve hareketli bir transfer sezonu geçiriyorsunuz. Üstelik Şampiyonlar Ligi’nden devre dışı kalınmasına rağmen transferler tüm hızıyla devam ediyor. Merakım sizleri bu kadar transfer yapmaya iten nedenler nedir acaba?

Gerek var mı bu kadar borçlanmaya?

Gerek var mı kulübün borç yükünü arttırmaya.

Sadece hedef şampiyonluk ise tabiri caizse Trabzonspor’un ölüsü bile bu yarışın içerisinde babalar gibi her daim olur.

Ama hedef başkaysa, bu başkalığı da hep birlikte yapılacak mali genel kurulda görmüş oluruz.

EMİCEM, BENİM NEZDİMDE ŞANSIN YOK!

Ey gidi benim anlı-şanlı Emicem!

Ey gidi benim Gucci çanta taşıyan Emicem!

Ey gidi benim yıkamacı, yağlamacı olan Emicem!

Ey gidi benim suyu bulandıran Emicem!

Ey gidi benim kulübü karıştıran Emicem!

Ey gidi kulübün içerisine el bombasını koyan Emicem!

Ey gidi kulübün içerisinde nüfusunu kullanan Emicem!

Ey gidi benim rant peşinde koşan Emicem!

Ey gidi benim kıçına süs takan Emicem!

Ey gidi benim kapı arkalarında ve aralarında salvo yapan Emicem!

Ey gidi benim daldan dala atlayıp konan Emicem!

Ey gidi benim yola çıktıklarını yolda bulduklarına satan Emicem!

Ey gidi benim kayak pistlerinde slalom yapan Emicem!

Ey gidi benim koltuk sevdalısı olan Emicem!

Ey gidi benim omuzlardaki üne ve şana hasta olan Emicem!

Şimdi diyeceksiniz ki senin de ne Emicen varmış?

Adam da yok oğlu yok!!

İşte benim Emicem öyle bir Emicedir, oldukça maharetli ve hünerlidir, koltuk ve unvan konularında sıkıdır!

Yani onlar olmazsa olmazlarıdır Emicemin!

Biliyorum merak ediyorsunuzdur Emicemin kim olduğunu?

Ve mutlaka da tanımak istersiniz kendisini.

Acele etmeyiniz biraz sabır istiyorum sizlerden, Emicemi zamanı, vakti geldiğinde sizlere öyle bir arzı endam edeceğim ki, kendisi bile yazılanlara inanmak istemeyecek!

Yemin billah o yazılanlardan sonra uçacak benim güzel ve selvi boylu Emicem!

Dip not, Emicem şu an yeni aldığı mikseriyle uğraşıyor,sizlere bir uyarı yapayım, Allah kimseyi Emicemin mikserinin içerisine düşürmesin, benden söylemesi düşen yanıyor!

İSMAİL BAŞKAN BORCUN VAR!

Çok sıkmayalım.

Biraz da gülelim diyorum.

Bir tarafta namı değer (Faş) Temel…

Diğer tarafta Namı değer (Tavşan) Cevdet…

Yazacaklarım iki taraftan da teyitlidir.

Bir sabah Tavşan Cevdet yatağından kalkar çok çabucak dik bir nefesle giderek Faş Temellerin balıkçı barınağının kapısını çalar.

Kapıyı Faş Temel açar.

Kapıyı açmakla birlikte karşısında Tavşanı gören Faş Temel, “Buyur olli” der.

Tavşan kendisini içeri buyur eden Faş Temel’e “Bir dakika dur, Başkan İsmail’e bir şey söyleyeceğim” der.

Tavşan’ın sesini duyan Yalıspor Başkanı İsmail Erkaya, “Dinliyorum seni Cevdet abi. Hayırdır inşallah bir sıkıntı yoktur” diye seslenir.

Bu kez Tavşan Cevdet, İsmail başkana dönerek, “İsmail’im gece rüyamda baban İhsan Reis’i gördüm. Bana diyor ki ‘Olli bir sıkıntın mı var? Biraz sıkıntılı gördüm seni’ Ben de kendisine ‘Reis sıkıntım büyük. Paraya ihtiyacım var’ Bu söylemime karşın İhsan Reis, ‘Ollim İsmail’e git ne kadar paraya ihtiyacın var ise o sana versin. Baban söyledi dersin kendisine’ dedi.

Ben de bunu için sabah sabah buraya geldim İsmail’im…

Sonrası mı?

Ben yazamıyorum!

Varın balıkçı barınağında yaşananları sizler düşünün.

Bir tarafta Faş Temel diğer tarafta Tavşan Cevdet.

Türkiye’yi bırakın dünyaya nam salmış Faroz Mahallesi böyle samimi, böyle esprili, böyle içten, böyle fıkralık olayların gerçekmiş gibi yaşandığı bir mahalledir.

Egonun, kibrin, paranın, pulun geçmediği önemli bir mahalledir Faroz Mahallesi...

Selam olsun Faş Temel’e...

Selam olsun Tavşan Cevdet’e...

Selam olsun tüm Farozlulara…