Fenerbahçe kulübünün transfer ettiği en ünlü Türk futbolcusu Mesut Özil, futbolu ile değil transferi ile tartışılıyor. Bir tarafta Fenerbahçe karşıtlığını neredeyse Türkiye karşıtlığına taşıyanlar, diğer tarafta Fenerbahçe yandaşlığını tüm değerlerin önüne koyanlar… Ortada kaydetmemiz gereken bir gerçek var. Mesut Özil şayet Fenerbahçe’ye değil Trabzonspor’a transfer edilseydi bugün övgü dizenlerin pek çoğu tarafından linç edilirdi.

Akıllara ilk olarak şu soru geliyor… Mesut Özil, transfer edilen dünya çapında bir futbolcu… Neden linç edilsin ki? İşte bütün mesele de burada yatıyor. Türkiye’nin belki de gelmiş geçmiş en ünlü futbolcusu… Futbol kariyerini Türkiye’de noktalamak istiyor ama kendi ülkesinde bir başka futbolcunun forma üzerinden yaptığı atraksiyonla tartışma konusu olabiliyor! Lakin Fenerbahçe’ye transfer edildiği için bu linçten kurtuluyor. Mesut Özil şayet bir başka kulübe transfer edilmiş olsaydı linçe tabi tutulacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Şimdi  sebeplerini kaydedelim… 1. Mesut Özil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sevdiği için linç edilirdi. 2. Mesut Özil, Doğu Türkistan Türklerine sahip çıktığı için linç edilirdi. 3. Mesut Özil Türk Milli takımı yerine Alman Mili takımını tercih ettiği için linç edilirdi. Şimdi ikinci soruyu sormanın zamanı… Peki, şimdi neden linç edilmiyor? Cevap basit ve tek Fenerbahçe’ye transfer olduğu için…

Fenerbahçe nasıl bir kulüp biliyor musunuz? İktidarda kim olursa olsun fark etmez… Derin devletin kulübü!... Derin kalemlerin, derin sanatçıların, her şeyin en derininin kulübü…(hafif sıkletlerin ise yazmaya korktuğu bir kulüp) 2010-2011 sezonunda yapılan şike olayında gördük. AK Parti iktidarının bile sırf O’nun için yasa değişikliği yapıp başkanını hapisten kurtardığı bir kulüp. “Telefon kayıtları (tapeler) delil sayılamaz” yasasını uğruna çıkartıp şikenin örtüldüğü bir kulüp. Yalnız muhafazakâr AK Parti değil… Milliyetçi MHP ve Sosyal Demokrat CHP’de bunlara dahil. Yani TBMM’de HDP hariç tüm partiler Türk Derin Devletinin kulübü olan Fenerbahçe’yi şike bataklığından beraber kurtardılar. (Yalnızca derin devletin dışladığı HDP oy vermedi.) Bu tablo karşısında derin yazarlar, derin sanatçılar, derin olan veya derinden korkan herkes ve her şey sustu. (Tarih bunu unutmayacak) Hemen her alanda Tayyip Erdoğan karşıtlığını öne çıkaran aydınlarımız bile bu tabloya çanak tuttu. O anlı şanlı, ilkeli, ahlaklı aydınlarımız !.. Şikeyi hep beraber örtüp Fenerbahçe’yi kurtardılar! Hiçbiri ilkesini, etiğini, önemsemedi. Aksine tüm değerlerini Fenerbahçe uğruna feda ettiler.

Şimdi tekrar Fenerbahçe’nin öznesi olduğu bir başka gelişmeyle yüz yüzeyiz. Mesut Özil sırf Fenerbahçe’ye transfer olduğu için linç edilmiyor. Yoksa Tayyip Erdoğan’a bu kadar yakın bir futbolcu mutlaka linç edilirdi. Bu ülkede ulusalcı milliyetçiler, Erdoğan’ı devirmek için HDP ile gizli ittifaka destek veriyorlar. Ama söz konusu Fenerbahçe olunca susuyorlar. Mesele bundan ibaret… İşte Fenerbahçe böyle bir kulüp.

Gelelim bizim bakışımıza… Türk Milli Takımı yerine Alman Milli Takımını tercih eden Mesut Özil’e… Ya da Burak Yılmaz’ın “Ben ancak A Milli Takımı forması giyen bir oyuncuyu değerlendiririm” sözlerine…

Milliyetçiliği ülke ve millet adına hiçbir şeyin şuurunda olmaksızın sırtına giydiği formaya endeksleyen bir futbolcunun bakışıyla yorumlayanlardan değiliz. Milliyetçiliği, yüreği bu ülke ve millet için çarpan… Giydiği formanın rengine ve amblemine takılmadan neyi temsil ettiğinin şuurunda işini yapan… Sahaya çıktığında “Ben Müslüman’ım ve Türküm. Ve beni izleyen herkes buna dikkat ediyor. Ülkemi ve milletimi benimle yargılıyor. Öyleyse ben de bunun bilincinde olmalıyım.” şuurunda olmayı önemsiyoruz. Dünyanın en ünlü takımlarında oynarken kâh İsrail zulmünü, kâh Çin mezalimini iki cümleyle dünyanın dört bir yanına taşıyabilen şuurdaki Türk futbolcusunu önemsiyoruz.

Böyle bir futbolcuyu siyasi bir çerçeve içinde değerlendirmiyoruz. Aksine siyasetin çok üzerinde ve çok daha değerli buluyoruz. Ülkesinin Cumhurbaşkanı ile ilişkisini önemseyen… Avrupalı Müslüman Türk düşmanı zümrelere karşı kendi Cumhurbaşkanıyla dayanışan bir futbolcuyu “siyasi” olarak nitelendirmeyi abes görüyoruz. Futbol artık kendini değil, kentini, ülkesini tanıtan küresel bir araca dönüşmüştür. Dünya çapında bir futbolcunun küresel bu araçla ülkesini en iyi temsil edeni takdir ediyoruz.

Hiç sevmediğimiz, şike yaptığına inandığımız Derin Devletin takımı olmasından ötürü de ayrıca antipati duymamıza rağmen “Türkiye’ye hoş geldin Mesut Özil” diyoruz. Bu güne kadar bu ülkeyi ve milleti temsil noktasında sağladığın katkılara Trabzon’dan selam gönderiyoruz ve teşekkür ediyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.