Azıcık başınızı kumdan kaldırın gerçekleri bir görün...

Büyük paralarla yabancı oyuncu transfer ediliyor, yapmadığınız şov, dizmediğiniz methiye bırakmıyorsunuz?

Alt yapıdan yetişen, öz be öz şehrin çocuğu olan bir oyuncu gitmek istiyor, gitmemesi için ağızlardan bir kelam çıkmıyor.

Hayırdır be!

Yazık günahtır ya…

Abdulkadir Parmak ne yaptı bu takıma, bu camiaya?

meğersem hepsi rüyaymış

Sorarım size Siopis’in ,Berat’ın, Bakasetas’ın forma şansı bulduğu bu takımda Parmak forma şansı bulamaz mıydı?

Sizi bilmem ama bana göre Berat’ın üzerine yüz defa futbolcudur Abdulkadir Parmak.

Ama olur mu canım, Parmak da kimmiş! Hocanın aldığı Berat varken forma Abdulkadir’e mi verilir?

Nasılsa düdük Avcı’nın ağzında (başarılı ya) düdüğü istediği gibi öttürüyor.

Sonrasında istediği futbolcuyu tutuyor, istemediğini (mesala Parmak gibi olanları) bir çırpıda gönderebiliyor.

Acaba bu bir hesaplaşma olabilir mi? Hani ya gecen sezon Galatasaray maçında yaşananlar vardı ya!

Hani ya Trabzonspor, altyapısı ile övünülen, gurur duyan bir takımdı!

Hani ya Trabzon futbolcu tarlasıydı.

Hani ya kendi evlatlarına, kendi değerlerine sahip çıkılacaktı!

Hani ya alt yapı olmazsa olmaz olacaktı!

Hani ya üst yapı yüzünü alt yapıya dönecekti!

Ulan meğerse hepsi yalanmış!

Ulan meğerse hepsi rüyaymış!

Korkarım sonunda o sahip çıkmadığınız ve beğenmediğiniz Abdulkadir Parmak gibi oyuncuların eline kalacak Trabzonspor…

ABDULKADİR’İ DE GÖNDERİN BAKALIM!

Kimse boş yere bize masal anlatmaya kalkmasın!

Yani kimse ‘Abdulkadir Parmak kendisi gitmeyi istedi’ demesin!

Futbolcunun kendi sosyal medyasında paylaştığı mesajda, kamuoyuna verilen mesajı kaleme kendisi mi aldı yoksa birileri kaleme alıp ‘sen paylaşım yap’mı” dedi orasını biz bilmiyoruz.

Bizlerin okuyarak bildiği, “Sevgili hocam ile görüştüm gitmem için kendisinden izin aldım, sezon sonu daha güçlü döneceğim…” falan filandır.

Benim güzel kardeşim Abdulkadir duygusallığı bir tarafa bırak. Bak yaşın gelmiş dayanmış 27 ye…

Sorarım sana yarına çıkmaya kimin garantisi vardır?

taş düşsün başınıza

Yarının kime ne getireceğinden, kimin ne olacağından kimin haberi olabilir?

Belki unutmuşsundur ben sana hatırlatayım, Trabzonspor’da yeşermeye başladığın dönemde, o dönemin yöneticilerinden bir büyüğün, gönderilmeni isteyen hocana karşı çıkarak seni Samsunspor yolundan geri döndürmüştü.

Yani demem o ki, bak benim güzel kardeşim. Emek verip formasını terlettiğin şehrinin takımı şampiyonluğa emin adımlarla gidiyor, sen şampiyon olan bir takımın oyuncusu olarak tarihe geçmek istemez misin?

Sen o şampiyon olan kadro ile tarih boyunca duvarlarda asılacak o fotoğrafta olmak istemez misin?

Sen şimdi kalkıp ‘ben daha güçlü dönmek için gidiyorum’ diyorsun…

Ben bu söylemine hiç mi hiç inanmadım ve inanmıyorum!

Gitmenin tek nedeni, gitmene vesile olan tek kişi vardır o da Abdullah Avcıdır diyorum.

Maalesef senin bu buruk gidişine de yönetim kurulu seyirci kalmaktadır.

“Gün ola harman ola”

TAŞ DÜŞSÜN BAŞINIZA!

Hüseyin kadar başınıza taş düşsün!

Hem de gök taşı düşsün!

Sizlerin başka derdi yok mudur?

Nedir yahu ‘Hüseyin aşağıyı Hüseyin yukarı…’ işinizi gücünüzü bırakmışsınız bir tarafa, vurun abalıya misali çocuğu yatırıp kaldırıyorsunuz!

Ayıp yahu!

Hüseyin, İstanbul takımlarından birinde mi oynuyor ki? Onu bu kadar acımasız eleştirmeye çalışıyorsunuz...

Yaptığı pozisyon penaltıymış!

Bu takımda oynayamazmış!

Pılını pırtısını toplasın gitsin miş!

Hüseyin’in oynayıp oynamamasına...

Hüseyin’in gidip gitmemesine…

Siz mi karar vereceksiniz.

Haydeyin oradan bakın işinize…

Açık ara liderliğin keyfini çıkaracağına, bir pozisyona takılıp giden, kısacası İstanbul medyasının ve rakiplerin algı tuzağına düşen Trabzonsporlular...!

Hem Hüseyin’e hem takımımıza hem camiamıza zarar verdiğinizin farkında mısınız?

Elbette;

Bazen kötü oynayacaksınız, bazen hata yapacaksınız...!

Futbolun fıtratında bu var…

Bunu hiçbir zaman unutmayınız…

VİSCA ACAYİP DESTEK OLMUŞ!

Allah aşkına güler misiniz ağlar mısınız?

Yaşadıklarımız tam trajikomik film gibi, dersek acep ayıp etmiş olur muyuz veya bu sözlerden alınan olur mu?

Yemin ediyorum bizlere akıl tutulması yaşatıyorlar?

Ya da aklımızla alay ediyorlar!

Başkan Ahmet Ağaoğlu:

-"Visca ücret konusunda çok büyük destek sağladı, kendisine çok teşekkür ederim!" dedi…

visca acayip doestek

Evet beyler bayanlar, bakalım Visca ücret konusunda Trabzonspor’a nasıl destek sağlamış?

- Anlaşmaya göre, Başakşehir A.Ş.'ye sözleşme fesih bedeli olarak, 3(Üç) taksit halinde toplam 4.300.000.-EURO + KDV ödeyecek, Edin Visca ile yapılan 3,5 yıllık anlaşmaya göre futbolcuya ;

- 2021-2022 futbol sezonu için 750.000.-Euro garanti ücret,

2022-2023 futbol sezonu için 1.500.000.-Euro garanti ücret,

2023-2024 futbol sezonu için 1.500.000.-Eur garanti ücret,

2024-2025 futbol sezonu için 1.500.000.-Euro garanti ücret, ödenecektir.

- Menajerlik hizmet bedeli olarak, futbolcu ile olan sözleşmenin devamında yıllık ücretin %10'u ödenecektir.

- 10.849.000 € X 15.469 = 167 MİLYON(TRİLYON) 823 BİN lira!

Evet beyler bayanlar durum bundan ibaret…

Allah için görünen tabloya baktığımızda Visca öyle bir yardımcı olmuş ki Ağaoğlu'na, bundan dolayı da Visca transferinde  Trabzonspor çok kazançlı çıkmış!

Ey gidi benim…

Ey gidi benim…

Kandırırsın bizi!

Dip not; nokta noktaları ise daha sonra yazacağım yazılarda dolduracağım, bilginize…

İSTEMEK ABESTE İŞTİGALDİR!

Kimse durup dururken veya ortada bir şey yokken kahraman yaratmaya çalışmasın.

Bilmiyorsanız ben bir kez daha yazıp anlatayım sizlere!

Adı kimse, kısacası kim olursa olsun cebinden bir kuruş Trabzonspor’a vermiyor.

Ha verenler yok mu?

Elbette oluyor.

Ama verdikleri paraları sonrasında bir bir alıyorlar.

Hatta kendi ceplerinden illegal yolla verdiklerini bile kulüpten tahsil ediyorlar.

Trabzonspor’a gelen her oyuncuya ve oyuncunun geldiği kulübe ödenen paralar kulübün kasasından çıkmaktadır.

Bir de paranın satın alamayacağı futbolcu yoktur.

Parayı verdiniz mi, bir de yaşı kemale ermişse, dünya yıldızlarını bile çok rahat kadronuza katabilirsiniz.

Siz kime neyi anlatıyorsunuz?

Yöneticilik ve hoca mahareti nasıl oluyor biliyor musunuz?

Abdülkadir Ömür ve Abdulkadir Parmak, Uğurcan Çakır, Yusuf Yazıcı gibi oyuncuları takımınıza katmakla maharetli olunuyor.

Yoksa Halil Dervişoğlu, Kerem Aktürkoğlu gibi oyuncuların size önerilmesine rağmen elinizin tersi ile bu iki futbolcuyu geri itmekle ne teknik adamlık ne de yöneticilik mahareti oluyor?

Sözün özü bu!

Kusura bakmayın bir Visca transfer edildi diye “Visca’nın da hangi şartlarda transfer edildiği de malumunuz” kimsenin heykelinin dikilmesini istemek abesle iştigaldir bana göre!

YAZ ÇAĞATAY’A 500 FORMA!

yaz çağataya 5oo

Ahmet Ağağoğlu, “Bosna’nın nüfusu kaç?”

Edin Visca, “3 milyon…”

Ahmet Ağaoğlu, “Yaz üç bin forma”

Bu diyaloğun ardından Visca, “Hayır başkan yazma” mı diyecekti.

Sahi ne diyecekti veya ne demesi gerekliydi Visca’nın?

Bu işler küçük işler!

Bu işlerden öyle büyük ekmekler çıkmaz!

Visca gibi ben de o kadar parayı alsam, bırakın 3 bin forma almayı, ‘Yaz başkan yüz bin forma’ derdim…

Burada altını çizmek istediğim konu şu; her transfer edilen oyuncuya ama öyle ama böyle Ağaoğlu bir şekilde forma satışı yapıyor.

Şimdi merakımı gidermek için soruyorum, kulüp başkanlığı yapan ve bu sayede işlerini yoluna koyup büyüten (Allah daha çok versin) Sayın Ağaoğlu bu güne kadar başkan olarak Trabzonspor formasından kaç tane almıştır?

Bunu bilmek her Trabzonsporlu’nun hakkı değilmidir?

Hadi sayın Ağaoğlu’nun forma almadığını farz edelim. O zaman şöyle bir soru yöneltelim kendisine belki buna cevap bulabiliriz!

Ekonomik anlamda kulübüne (hele de bu transfer döneminde) ne kadar katkı sağlamıştır?

Hadi bunu açıklasın!

Nasılsa dilin kemiği yok!

Yaz Burhan Bektaş’a 1000 forma!

Yaz Çağatay’a 500 forma!

Yaz simitçi Ali Haydar’a 100 forma!

Oh be hayat, pardon başkanlık böyle çok güzel!

…………….

KENT KONSEYİ TARİH YAZDI!

kent konseyi tarih yazdı

Kent konseyinin seçimli genel kurulu yapıldı.

Mevcut başkan Hasan Karal ile Mustafa Yılmaz yarıştı.

Film icabı yarıştılar diyorum!

Yoksa ne yarışması?

Karal’ın listesinin kazanması için genel kurul salonu dışında, salonun içerisinde yaşananlar ve yapılan hamleleri bir tarafa bırakıyorum, yahu birbirlerinin arkasından söylemediklerini bırakmayanların aynı hedef için çalışmaları ve aynı listede buluşmalarını, yemin billah anlamdıramıyorum!

Ula bu Trabzon var ya bu Trabzon… Tabiri caizse entrikaların atılıp, fırıldakların döndürüldüğü müthiş bir şehir olmuş!

Bundan haberiniz var mı be dostlar?

Neredeyse bütün STK’ların başkanları ‘seçimi kaybederiz’ kaygısıyla  Mustafa Yılmaz’a karşı, Karal’ın listesinde buluşmuşlar!

Vay anam vay, Trabzon tarihinde böyle bir STK seçimi yaşanmamıştır!

Açın tarihin sayfalarını bir bakınız!

Bana göre bu seçimin kazananı Yılmaz olmuştur.

Neden derseniz?

Adam karşı tarafın topuyla tüfeğiyle, tankıyla ve uçağıyla tek başına savaşmıştır.

Dedim ya salonda öyle şeyler yaşandı ki, o görüntüleri görenler inanıyorum ki Davut Güloğlu’nun söylediği bu güzel Türkiye’yi akıllarına getirmişlerdir.

Ben seni çok sevmişum

Bak gözlerumden belli

Şimdi de düşmanlarum                                        

Oynayi çifte telli

Benim büyük Allahum

Herşeyu göriyisun

Benim ki can değil mu

Ağlatup duriyisun

KINALI KUZUM’DAN ASLA KAÇMAZ!

Mahallenin güzel çocukları (!) bırakmıyor ki, kınalı kuzum kafasına göre bir tatil yapsın…

Gerçi bugün kınalı kuzum ile sohbetimiz kısa ve öz olacak!

Hayırdır güzel kuzum yine ne oldu, aniden çıka geldin?

-Üstadım diyorsun ya mahallenin güzel çocukları (!) diye, sahi mahallenizde ne güzel çocuklar varmış (!) o güzel çocuklar belli ki işportaya düşmüş!

Kınalı kuzum konuya gelir misin, bizim mahalleden sana ne?

-Hayırdır üstadım nedir bu öfke? Dur bir dakika geliyorum. Geçen hafta olacak yani ben izindeyken Ak Parti’de daraltılmış bir divan toplantısı yapıldı.

Eeee sen nerden biliyorsun basına düşmedi bu toplantı!

-Ey gidi üstadım, bende o toplantıdaydım!

Allah Allah, nasıl sızdın sen o toplantıya…

-Üstadım su uyur ben uyumam, toplantının bilgisini alınca tasımı tarağımı toplayıp toplantının yapılacağı yere gittim, kendime bir yer buldum, orada sipere yattım ve beklemeye başladım…

Neyse kınalı kuzum saadete gel, bugün sohbetimiz kısa ve öz olacak!
-Üstadım, toplantı daraltılmış olunca kişi sayısı da az tutuldu, çok uzatmadan hemen söyleyeyim, toplantıda milletvekili Muhammed Balta, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Suat Hacısalihoğlu ile Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Onursal Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan’a öyle bir bindirmeler yaptı ki, ağzına ne geldiyse söyledi. Balta’nın bu iki isimle ne sıkıntısı olduğunu bir türlü anlayıp çözemedim…

Kınalı kuzum ne yapacağım seni, durup dururken başımıza iş açma? Sayın vekil Balta’nın iki isme saldırmasını ben yatırım adasının yapımına bağlıyorum.

-Üstadım, meraklanma ben bir şey açmam ama sayın Balta bu iki isme söylemediğini bırakmazken, baktım kimsede sayın Balta’ya karşı çıt çıkarmadı. Yatırım adası diyorsun da ne alaka acaba diyorum. Yatırım adasının temeli atılmayınca ihale kendilerine çıkacağı için mi iki isim Balta tarafından tukaka yapılıyor.

Güzel kuzum sen konuyu tam araştır haftaya bu konuyu uzun uzadıya güzel bir şekilde yazalım.

-Tamam üstadım. Üstadım İsmail Türüt’ü dinledin mi?

İlahi kuzum nereden çıktı Türüt?

-Üstadım, İsmail Türüt’ün çok dokunaklı bir türküsü vardır ya, hani ya diyor ya “Erzurum'da kar yağsa Rize'de üşüyorum

Malatya'da kar yağsa Rize'de üşüyorum

Bir asker şehit olsa yanıp tutuşuyorum

Bir cana birşey olsa yanıp tutuşuyorum”

Vay benim kınalı kuzum nereye getirdin bizi…

-Üstadım neden bu türküyü örnek verdim biliyor musun? Türüt’ün türküsü gibi  “Biz Trabzon’da yazıyoruz, Batı havzası yanayi”

Sen çok yaşa kınalı kuzum, boş ver nere yanarsa yansın?

-O zaman hay de bana eyvallah!