Demokratik Sol Parti gerçeği

1999 yılında iktidarda olan Demokratik Sol Parti gerçekleştirdiği uygulamalarla herkes gibi beni de hayal kırıklığına uğratmıştı.

DSP Genel Merkezi tüm il ve ilçe başkanlarını atamayla belirliyor ve kısa aralıklarla sorgusuz ve sualsiz görevden alıyordu.

Demokratik, laik, bilimsel eğitimle ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığında köklü değişimlere gitmiyor, sendikaların yaptığı önerilere kulak tıkıyordu.

Sol görüşlü birisi olarak ne demokratik ne de sol bir uygulama görememenin nedeniyle Demokratik Sol Parti’ye dava açmaya karar verdim. 31 Aralık 1999 günü Avukat Hüseyin Çıra ile görüştükten sonra DSP’ye (isminde demokratik ve sol sözcükleri bulundurarak) halkı ve kamuoyunu yanılttığı gerekçesiyle dava açtım.

DSP Genel Merkezi gönderdiği bir avukatı aracılığıyla davaya itiraz etti.

Birinci gerekçesi DSP Genel Merkezi’nin Ankara’da olması nedeniyle davanın Trabzon’da açılamayacağıydı.

Hakim bu itiraza dair ne diyeceğini sorunca ben, “Bir İngiliz vatandaşı olarak Madagaskar Takım Adaları’nda yaşıyor olabilir. Ve bu itirazım nedeniyle Londra’ya mı gitmek zorunda olacaktım” diye cevap verdi.

İkinci itirazları ise DSP üyesi olmadığım için böyle bir dava açamayacağım iddiasıydı. Yargıcın sorusuna Hitler’in partisinin Nazi olduğunu, Mussolini’nin partisinin Faşist olduğunu söyleyebilmem için bu partilere üye olmam gerekmez” biçiminde yanıt verdi.

Trabzon’daki mahkemelerin iki kez daha sürmesinin ardından mahkeme Ankara’ya taşındı. Bu süreçte ekonomik kriz patlak vermiş, DSP hükümeti Kemal Derviş programını uygulamaya koymuştu. Halk ekonomik olarak aşırı derecede yoksullaşırken, erken seçim kararı alınmış ve seçim sonucunda DSP %1,5 oy almıştı.

Bu gelişme üzerine avukatım aracılığıyla halkımızın gerekli cezalandırmayı yaptığını belirterek davadan çekildiğimi belirten bir dilekçe yazdık.

Aradan geçen 22 yıl davadaki haklılığımı bir kez daha tescil etti.

DSP, 14 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı’nda yer alarak demokratikleşme ve solculukla ilgisi olmadığını bir kez daha tescilledi.

Her ne kadar DSP’nin ile ve ilçe örgütleri bu karara istifalarla yanıt vermiş olsalar da birkaç milletvekilliği uğruna sembolikte olsa DSP isminin pazarlanması sol sözcüğünün itibar kaybetmesine sınırlı da olsa zarar vermiştir.

Bağımsız, özgür, demokratik Türkiye olarak işkencelerden geçmiş, canlar vermiş bir kuşağın mensubu olarak bu yaşanmışlığı bir kez daha toplumla paylaşmayı görev bildim.

Direnenlere selam olsun. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gültekin Yücesan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 61Medya Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 61Medya hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 61Medya editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 61Medya değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Trabzon’un en önemli sorunu nedir ?