Kınalı Kuzum'dan düzeltme

Zaruri durumdan dolayı Kınalı Kuzum ile bugün köşemizde bir düzeltme yapmak istiyoruz. Salı günkü köşemizde şöyle bir ifade kullanmıştık. “Diğer yöne...

Zaruri durumdan dolayı Kınalı Kuzum ile bugün köşemizde bir düzeltme yapmak istiyoruz.

Salı günkü köşemizde şöyle bir ifade kullanmıştık. “Diğer yöneticiler de Asbaşkanın ileri–geri laflar kullandığına çokça şahit olmuşlardır…”

Bu ifade de gözden kaçan yanlışlık şöyle olmuştur. Başkanın yerine Asbaşkan ifadesi kullanılmış… Yani ifade de “As” olmayacaktı.

Öncelikle bunun düzeltmesini yapıp sonrasında Kınalı Kuzum’a bir ‘hoş geldin’ diyelim.

Evet güzel kuzum hoş gelmişsin.

-Hoş gördük Üstadım…

Kınalı Kuzum seninle her zaman iftihar ediyorum ama bu hafta bir kez daha kelimelere sığmayacak kadar büyük bir iftihar duydum seninle…

-Hayırdır Üstadım yine ne oldu?

Güzel kuzum hani ya salı günkü çeşitleme köşemizde kaset olayını yazıya dökmüştük ya… Orada bir ifade kullandık, yukarıda da belirttik o yanlışı.

-Üstadım olur böyle vakalar, yazının içeriğine bakıldığında neyin ne olduğunu, neyin ne için yazıldığı çok iyi anlaşılır.

Kınalı Kuzum oralarda sıkıntı yok. Yazı açık şekilde yazılmış, benim anlatmak istediğim, nasıl takip ediliyorsun ki bir-iki harf yanlışlığın bile gündem edilmeye çalışılıyor.

-Hiç önemli değil Üstadım, Başkan Ağaoğlu ile bugüne kadar kim çalışmışsa başkanın ağzının ne derece bozuk olduğunu biliyor. Çalıştıkları dönemlerde başkana en yakın isimler eski Asbaşkanlardan Hayrettin Hacısalihoğlu ile Mehmet Yiğit Alp idi... Bu iki ismin başkanı frenlemek için çektikleri zorlukları onlara yakın olan arkadaşları da haliyle duyuyor, biliyordur.

Doğru söylüyorsun Kınalı Kuzum ne demişler, “Beşikte giren huy teneşirde çıkar” o nedenle Ahmet Ağaoğlu’nun huyunu değiştirmek mümkün değil…

-Üstadım, Hayrettin Hacısalihoğlu döneminde değil ama Mehmet Yiğit Alp döneminde yaşananları Alp vakti geldiğinde, konuştuğunda (tabi ki konuşursa) yemin billah tabiri caizse taş üstünde taş, baş üstünde baş kalmaz. Kim ne anlatıyor? Bir şampiyonlukta her şeyin üstünün örtüldüğünü mü zannediyorlar?

Güzel kuzum biliyorsun futbolda dün yoktur, anlayacağın geçen yıl şampiyon olundu, kupalar alındı… Bunların hepsi zaman içerisinde geçmişte kalıyor… Bugüne bakılıyor ve diyorlar ki “masanın üstünde ne var emice…”

-Üstadım bak burada sana sonuna kadar katılıyorum. Emice masanın üstüne bu sezon bir şey getirmedi mi asıl sıkıntı burada başlayacak. O kadar transfer yapılmış, kulüp borç batağına sokulmuş, neredeyse maaşlar ödenmeyecek duruma gelmiş… Emice hala lay lay lom yapıyorsa inanın yazık günah olacak bu kulübe. Çünkü kulüp emicenin umurunda değil!

Güzel kuzum kulübün sadece transfer gideri mi var? Sonra emicenin ne umurundaki?

-Üstadım ne transfer gideri, kulübün şirazesi kaymış ve göçmüş… İşleyişe bakar mısın, kulüp kurumsallıktan çıkmış. Onun adamı diye gel kardeşim şu kadar maaşla şu işe başla, o şunun yeğeni geç kardeşim sen de şu kadar maaşla şu işi yapıyorsun deniyor… Böyle onlarcası var Trabzonspor’da...

Vah Trabzonspor’um vah!

-Üstadım hem de ne vah? Öyle uçuk kaçık rakamlar kulüpte çalışanlara veriliyor ki, çalışanların çoğunun işi Amerika gibi! Abdullah emicem de bu işe öyle bir çanak tutuyor ki...

Kınalı Kuzum Abdullah emicen ne gibi çanak tutuyor?

-Üstadım Avcı emicemin yüksek maaşla çalıştırdığı bir ordusu var. Öyle bir para alıyorlar ki, o yüksek maaşla çalıştırdığı ordusu… (bu ordunun aldıkları primleri saymıyorum) Bu arada ben burada kimin ne aldığını da telaffuz etmek istemiyorum... Mesela adam Trabzonspor’da on yıldır çalışıyor… Ama yeni alınan bir eleman hele de yönetim kurulundan rütbeli birisi tarafından referansla işe koyuluyorsa, o on yıldır çalışan adamın ne liyakati kalıyor ne kıdemi ne de hiçbir şeyi?

Kınalı Kuzum bunları bizler de duyuyoruz ancak bunun önüne kimse geçemiyor.

-Üstadım nasıl geçsinler ki… İşe giren adam zaten rütbeli yönetici tarafından işe başlatılıyor o zaman maaşının asgari ücretten belirlenmesi racona ters düşmez mi? Açıkçası Trabzonspor Abdullah Avcı ile birlikte Ali babanın, pardon Ahmet babanın çiftliğine dönüştürülmüş.

Aynen öyle Kınalı Kuzum, Hayrettin Hacısalihoğlu’nun kulakları çınlasın… Kendisinin zamanında organik ürünler; yumurta, süt yetiştirmek için kurduğu çiftliğe demediğini bırakmamıştılar. Ne oldu? Şimdi çiftliğin babası kurulmuş hem de ürün çiftliği değil para çiftliği...

-İşte ben de onu söylüyorum Üstadım. Ancak kime anlatacaksın? Şimdi de düşmüşler İnan Kalyoncu’nun peşine…

Güzel Kuzum hemen frene basıp konu değiştirdin.

-Üstadım ne yapayım? O kadar konu var ki, hepsine kısa da olsa değinmek istiyorum. İnan Kalyoncu Ekspres Gazetesi’nden yeni transfer edildi medya merkezine…

Eee ne olmuş İnan Kalyoncu’ya...

-Üstadım İnan Kalyoncu daha önce Tonya Haber İnternet Sitesi’nde bir-iki kalem yazı yazmış, şimdi bunları servis etmeye çalışıyorlar.

Oooo Kınalı Kuzum her şey bitti de yazılara mı bakıyorlar?

-İşte üstadım gel de bunu anlat millete… Ali Savaş dayın da eskiden maocuydu, şimdi liberal olmuş ne var bunda?

Güzel kuzum doğru bir örnekleme yaptın. Ali dayım maocunun önde gideniydi… Bugün ise işini de görüyor yoluna da gidiyor... Eskiye takılıp kalınmamalı.

-Üstadım neyse İnan Kalyoncu, işinde-gücünde iyiymiş aslında onun o tarafına bakmaları lazım. Bakılacak bana göre tek şey var o da Selim Çakır’ın konumudur… Adam bir taşla iki kuş vuruyor. Bir taraftan yeni şafak gazetesindeki işini yürütüyor diğer taraftan Trabzonspor’un Medya İletişim Koordinatörlüğü’nü yapıyor.

Kınalı Kuzum desene Trabzonspor’un neresine el atsan elinde kalıyor misali durum...

-Üstadım bana göre olağan genel kurul kaçınılmazdır Trabzonspor için… Bizler bunu söyleyince ‘gündemimizde böyle bir konu yok’ diyorlar ama kazın ayağı hiç de öyle değil...

Kınalı Kuzum ‘algı yapıyor senin kuzun’ diyorlar bana...

-Ne algısı Üstadım, Başkan Ağaoğlu ile Asbaşkan Ertuğrul Doğan’ın arasında sert rüzgarların estiğini bilmeyen mi var. ikilinin arasında daha neler var da şimdilik hepsini rafa kaldırıyorum.

Güzel kuzum aman sorunları şimdilik rafa kaldır… Şu devre arası bir gelsin bakalım karşımıza nasıl fotoğraf çıkartacaklar?

-Üstadım senin için daha bir şey demiyorum gündelik sorunlara bakalım bundan sonra...

Tamam güzel kuzum, epey konuyu uzattık istersen vedalaşalım…

-Haydeyin bana eyvallah…

ASLA ÖN YARGILI OLMAMIŞIMDIR

Sürekli yazıyorum.

Daha doğrusu yazmaya mecbur ediliyorum.

Bugünde yazayım dedim.

Ve diyorum ki;

Asla kimseye ön yargılı bakmıyorum.

Asla kimseye ön yargılı bakıp ta onu yazmıyorum.

Asla amacım ‘birini yazayım, kırıp dökeyim’ değildir, bugüne kadar da böyle bir düşüncem olmamıştır.

Eleştiri mesleğimizin fıtratında var.

Bunu bilmeyen yoktur zannediyorum.

Ancak hak edeni…

Ancak nasıra basanı…

Ancak laftan anlamayanı.

Ancak hiç yok yere yalandan klavye kabadayılığı yapanı…

Ancak ‘çamur atalım izi kalsın’ diyeni.

Dibine kadar yazarım, yazmaya da devam edeceğim.

Bir kere bu böyle biline.

DOĞRUYA DOĞRU, EĞRİYE EĞRİ

Ticaret ve Sanayi Odası’yla ilgili salı günkü köşemde yazı kaleme almıştım.

Yazımın içeriğinde “Daha dün bir, bugün iki” falan filandan bahsetmiştim.

Bu yazımdan sonra çok arayan oldu.

Yeri gelmişken hemen belirteyim asla kişiliğimde, tavrımda, duruşumda “o aradı, bu şunu dedi” gibi egolar yoktur.

Beni bilen bilir, tanıyan tanır.

Neysem oyumdur.

Anlamlı bir sözdür “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”

Kısaca biz neysek oyuz…

Demem o ki beni telefon ile arayanlar Başkan Erkut Çelebi’yi destekleyen ve ona yakın olan isimlerdir.

Ne mi dediler bana?

Şu an orası bende kalsın.

Ama şu kadar ip ucu vereyim sizlere “Yeni yönetim kurulunun ve dolayısıyla başkanın gidişatı iyi değil. Ufukta kopmalar olabilir” ben bana gelen telefonlardan bunu okudum.

Temennimiz tabi ki çok iddialı gelen, çiçeği burnunda ki yönetim kurulunun Trabzon’a ticaret ve sanayi anlamında çok iyi şeyleri katmasıdır.

Ben de başkan yardımcısı Ahmet Kazaz’ın söylediklerine sonuna kadar katılıyorum.

“Yatırım Adası Trabzon’un değil Türkiye’nin projesidir”

Merak ediyorum mevcut yönetim acaba bu projenin neresinden tutacak?

Yoksa bu proje hayal mi olacak?

Bekleyip görelim…

YETER Kİ DOĞRU YERDEN BAKINIZ

Doğru birdir.

Yeter ki baktığınız veya görmek istediğiniz yere doğru yerden bakınız.

Gazetemizin imtiyaz sahibi Ali Öztürk de bana göre Ticaret ve Sanayi Odası’na dosdoğru yerden baktı…

Öztürk’ün yazısında yaptığı şu vurgu da bana göre çok önemli… Ne dedi Öztürk yazısının içerisinde “Bizim desteğimizin ise yine bize göre hiçbir önemi yoktur. Su zaten akış yönünü belirlemişti. Biz sadece ayna tuttuk, tespit yaptık”

Buradan yola çıkar olur isek sevgili Ali Öztürk yine Ticaret ve Sanayi Odası’na ayna tutup çok doğru tespitler yaptı. Yani Öztürk tespitleriyle nokta atışı yapmıştır…

Öztürk’ün yaptığı tespitlerin inşallah karşılığı Ticaret ve Sanayi Odası’nın yönetim kurulu odasında karşılık bulur.

Ali Öztürk dün başyazı köşesinde kaleme aldığı yazısını ben de çok önemli bulduğum için noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyorum…

“TTSO’nun mevcut yönetimi bize göre TTSO’yu yönetmek için bir yol haritası hazırlamadı. Tamamen seçimi kazanmaya endeksli bir çalışma yaptılar. Seçimi de kazandılar. Ancak yönetme konusunda hazırlıkları olmadığı düşünüyoruz. Aksi taktirde TTSO’nun birinci önceliği Güney Çevre Yolu olamaz. İsterseniz şuradan başlayalım…

TTSO’nun ilk meclis toplantısı çok önemliydi. TTSO meclisi ve üyeleri nasıl bir yol haritası izleneceğini merak ediyordu. Ancak TTSO başkanı ilk toplantıda mecliste olmak yerine Batum Fuarı’nda olmayı tercih etti. Yine bize göre bu tercih yanlıştı. Şehirde bu denli heyecan yaratan ve umutla karşılanan TTSO yönetimi ilk mecliste hazırlıksız yakalandı. İlk mecliste o konuşmayı başkan vekili değil, TTSO başkanı yapmalıydı. Ayrıca TTSO’ nun yol haritası ortaya konmalı ve kentin beklentisine cevap verilmeliydi. Okurlarımız şöyle bir soru sorabilirler… “TTSO’ nun önceliği Güney Çevre Yolu olamaz mı? Zaten Güney Çevre Yolu savunulurken orada çıkacak sanayi alanlarına da vurgu yapıldı.” TTSO’ nun önceliği Güney Çevre Yolu olamaz. TTSO, Mimar Mühendis Odaları değildir. Nasıl ki Trabzon Barosu ve Mühendisi odalarının önceliği Yatırım Adası veya Tekstilkent olamazsa, TTSO’ nun önceliği de Güney Çevre Yolu olamaz. Güney Çevre Yolu, Gül cemal Dolgu Alanı Yeni Havalimanı elbette TTSO’ nun gündem maddesidir. Ancak önceliği değildir.

Bütün bu gelişmelerden sonra şu kanaatimizi kaydederek konuyu şimdilik kapatmak istiyoruz. TTSO’ nun yeni başkanı ve yönetimi sanki farklı bir yönetim sergileme niyetinde. Yatırım Adası vb. proje üretmek bir yana kent endeksli değil, iş insanı endeksli bir çalışma stratejisi benimsemişler. Bu bir izlenim… Kanaat değil… projelere mesafeli duruyorlar izlenimi edindik. Nitekim bu izlenim biz de bu düşünceyi doğurdu. Daha iyi anlaşılması için öncelikle izah etmek istiyorum. TTSO’ nun yeni yönetimine göre TTSO, çikolata üretim faaliyeti işi ve örneği oluşturamaz. Bunu iş insanı yapsın. Biyoteknoloji merkezi kuramaz. Bunu iş insanları kursun. Yatırım Adası Projesi üretilir ama bunu hükümete sunar ve çekilir. Yani sorumluluk almaz!... Sorumlulukları iş insanları yüklenmelidir.

Elbette ki yukarıdaki örnek de bir yönetimdir. İstanbul’da, Antep’te, Kayseri’de, Konya’da olabilir. Lakin Trabzon’da olamaz. Trabzon’da TTSO’ nun hem işlevi hem sorumlulukları farklıdır. Çıta hem yüksektir hem de geniştir. Bize göre TTSO yönetimi yol haritasını en kısa zamanda kamuoyu ile paylaşmalıdır. “

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Miraç Özağcı - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 61Medya Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 61Medya hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler 61Medya editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 61Medya değil haberi geçen ajanstır.