Doğu Karadeniz Bölgesinde her yıl yöre sakinlerinin yaşattığı 2 bin 500 yıl öncesine dayanan Kalandar geleneği bu yıl da kutlanmak için hazırlıklara başlandı.

Peki bu yıl Kalandar ne zaman ?

kalandar 2

Rumi takvime göre yılın ilk günü olarak kabul edilen, Miladi takvime göre ise 13 Ocak akşamı kutlanan Kalandar’da karın yağmasıyla yılın bereketli geçmesi beklenirken, eve gelen ilk ziyaretçinin de uğursuzluk getirmemesi için ritüel yapılır. Eğlence kültürüne dönen Kalandar’ı halk yaşatmak ve korumak için geleneği sürdürüyor.

kalandar 3

Biz de Kalandar’ın bizzat yaşatıldığı Trabzon’un Maçka ilçesi Livera olarak bilinen Yazlık köyüne gitmek için yola koyulduk. Livera’da Bir Asır Kahvaltı Evi’nin konuğu olduk. Önce doğa manzarası eşliğinde kahvaltımızı yaptık. Kuzininin etrafında çayımızı yudumlarken Kalandar’ı konuştuk. Yöre sakinleri Kalandar öncesinde çeşitli yiyecekler hazırlayıp o akşamın gelmesi için heyecanla bekliyor. Çünkü Kalandar akşamı komşular eve sadece yiyecek almaya gelmez. Aynı zamanda çeşitli muziplikler de yapar. Ve Kalandar akşamı yıl boyunca konuşulup güldüren bir anıya dönüşür.

Livera sakinlerinden Süleyman Çil’e Kalandar’ı sorduk. Kalandar’la ilgili kısaca bilgi veren Çil şunları anlattı: Kalandar, Rumi takvime göre yılın birinci günüdür. Eski bir gelenektir. Bizim araştırmalarımızda bildiğimiz kadarıyla tarih yaklaşık 2500 öncesine gidiyor. Genelde Kafkaslarda, Doğu Karadeniz’de, Dersim’de, kültür bakanlığından bildiğimiz Urfa bölgesinde kutlanıyor. Köyün gençleri ya da ileri gelenleri tanınmayacak biçimde kılıklara giriyor. Gelin, damat, kocaman, kocakarı, doktor, olmazsa olmaz kemençeci, heybeci gibi 7-8 kişilik bir grup kıyafet giyerler. Biz onlara koncolos deriz. Tencerenin dibindeki karayı yüzlerine sürerler. Ayı ve kurt postlarını özellikle giyerler. Başlarlar evleri dolaşmaya. Livera’ya has olan sokak tiyatrosu diyebileceğimiz oyunlar sergilenir. Horon oynanır. Hatta ev sahipleri de horona çekilir. Şakalaşmalar olur. Koncolosların kim olduğu öğrenilmeye çalışılır. Oyunlar oynandıktan sonra da evin sahibi koncoloslara, elma, armut, fındık artık o an evde ne varsa torbaya doldururlar. Diğer evleri de bu şekilde dolaşırlar. Bir köyde iki ekip olabilir. İki ekip karşılaşırlarsa birbirlerinin torbasını almaya çalışırlar. Orada da bir kargaşa çıkar. Tabi bu şaka amaçlı yapılır. Tüm köy dolaşıldıktan sonra genelde ya köyün kahvehanesi ya köy evinde kişiler toplanır. Tüm yiyecekler masaya koyulur. Paylaşılır, yenir... Kemençeci kemençe çalar. Horon oynanır. Bazen eğlence sabaha kadar sürer.

kalandar 4

Çil’in bıraktığı yerden devam eden Gülşen Dinçler: Ben de çok kıyafet giyip komşuların kapısına gittim. Babamdan bilirim. Yılın ilk sabahı bir hayvan sokulurdu eve. Babam koyun getirirdi. Kalandar’ımızı o kırardı. Yılın nasıl geçeceğine bakardık. Şimdi gelenlere horon oynatıyorum. Horon yoksa yiyecek yok diyorum. Kalandar geleneğini çok seviyorum. Bitmesini de istemiyorum. Çocuklarıma da Kalandar’da evleri dolaşmalarını söylüyorum.

Burada araya giren Çil: Gülşen Hanım’ın söylediği Kalandar kırılması olayı, yılın ilk günkü sabahı eve gelen kimse uğurlu mu uğursuz mu gelir bilinmez. Uğursuz gelmemesi için ya buzağı ya kuzu eve sokulur ki onun masumiyetinden iyi gelsin, o yıl uğurlu geçsin. Bunu yapınca da Kalandar kırılmış olur. Hala buna inanan ve yapan insanlarımız da vardır.

Kalandar’ın eskilerimiz için anlamı çok manidar. Kara kış dediğimiz kışın en zor zamanları, insanların erzakları azalıyor. Kalandar, olmayana vermek, paylaşmak gibi oluyor. İhtiyacı olan belki isteyemez. Eve gelenler bunun için tanınmayacak şekilde giyinir. Evde ne varsa verilir. Bu da güzel bir paylaşım olur. Son zamanlarda gençlere para da verilmeye başlandı.

Dinçler: Gittiğimiz evlerden elma, fındık ne varsa aldığımız yiyecekler bizim çok hoşumuza giderdi. Hatta eve gelir kıyafetleri değiştirir tekrar aynı evleri dolaşırdık. Bazen de tanınırdık. Çocukken koncoloslardan korkardık. Mısır pişirilir Kalandar öncesinde. Kabak pişirilir. Artık bu yiyecekler de gelenek oldu. Olmazsa olmazdır. Bir gün önceden başlar hazırlıklar. Kabak tatlısı, mısır kolivası, lahana sarması yapılır. Gelenler boş döndürülmez kesinlikle.

Çil: Geleneği yaşatmak için Kalandar’ı şenliğe dönüştürdük. Kültür ve Turizm Bakanlığından, Trabzon Valiliğinden izin aldık. 7 kez Kalandar Şenliği yaptık. Pandemiden dolayı geçen yıl yapamamıştık. Bu yıl da yapamayacağız. Evlerde kutlamaya devam edeceğiz. Şenliğe, İstanbul’dan, Almanya’dan Türkiye’nin her yerinden gelenler oluyor. Herkesin hoşuna gidiyor. Yunanistan’dan daha önce buradan göç etmiş Rumlar da geliyor. Onlar da burada yaşayan atalarından öğrenmiş. Bu yörede yaşayan insanların kültürü. Buradan giden insanların kültürü. Grek dediğimiz insanlara özgü değil, Anadolu Rumlarına özgü… Şimdi bu geleneğimizi biz tescil ettirmeye çalışıyoruz. Kalandar’ın Doğu Karadeniz’e ait olduğuna dair bölgesel işaret alacağız. UNESCO listesine girmiş olacak. Bu da kültürün yaşamasını ve dünya çapında tanınmasını sağlayacak.

kalandar 22

Eğitimci-Yazar Gültekin Yücesan: Ben de oyunların anlamını merak ettim araştırdım. Pontus Halk Tiyatrosu kitabını okudum. Aslında bu oyunlarda cinsiyet eşitliğine vurgu yapılıyor. Gelin genellikle erkekten, damat da kadından olur. Amaç kadın erkek eşitsizliğini ortadan kaldırmaktır. Tüm insanların eşitliğine bir gün de olsa vurgu yapılır. Ters namaz kılınır. Anlamı şu. Namazda Kıbleye değil farklı tarafa dönülür. Bölgenin Müslümanlaştırılması dramatize edilmiş olur. Oyunlarda gelin ölür. Doktor müdahale eder. Yeniden doğuş olur. Tüm bu oyunlar güldürür, eğlendirir, kasveti giderir. Sonraki sabah köyün kahvehanesinde kılığa girenlerin kim olduğu bulunmaya çalışılır. Tüm yıl boyunca Kalandar akşamı konuşulur, güldürür. Güzel bir anı olmuş olur.