Kınalı Kuzum ile dönüp dolaşıyoruz işi yine alt yapıya getiriyoruz!

‘Neden altyapıyı bu kadar önemsiyorsunuz’ derseniz.

Size cevabım ‘Kınalı Kuzum’un olmazsa olmazlarındandır alt yapı’ olur.

Her daim bir kuzu gözünü hep alt yapıya çevirmiştir.

Alt yapı konuları güzel kuzum için her daim olmazsa olmazı olmuştur.

Neyse gameti fazla uzatmadan konuya gelmek istiyorum.

Hoş geldin güzel kuzum…

-Hoş gördük üstadım…

Anlat bakalım bu sıcaklarda nereden çıkıp böyle ziyaretimize geldin?

-Üstadım, futbol sezonu bitince futbol olarak alt yapıya yöneldim. Sen malzemesiz kalmayasın diye de alt yapı yaş kategorilerinin oynayacağı gurup maçlarını elimden geldiğince takip etmeye çalıştım.

Eee güzel kuzum iyi etmişsin, neler getirdin bizlere alt yapıyla ilgili?

-Üstadım alt yapıda o kadar sıkıntı var ki, hangisini anlatayım, ‘değişim olacak’ diye bir şey yazmak istemedik ama bu gidişle de değişim zor gibi görünüyor. Yaşanan sıkıntıları sezon boyunca dile getirmeye çalıştık, gördüğüm ve izlediğim kadarıyla alt yapıda ki işleyiş, “Aynı tas aynı hamam” şeklinde devam ediyor…

Kınalım, benim gibi alt yapıda değişimin yaşanmasını herkes kaçınılmaz olarak görüyor. Ancak işi sonlandıracak olan yönetim kuruludur.

-Üstadım doğru diyorsun da, değişimi yapacak merci hangisi, bana göre alt yapının günahını Turgut Kural, İhsan Derelioğlu ve genel sekreter Ömer Sağıroğlu’na yüklemelidirler.

Allah aşkına kınalım nereden çıkardın bunları, ne alaka Ömer Sağıroğlu? Ne alaka İhsan Derelioğlu ne alaka Turgut Kural?

-Üstadım, Turgut Kural altyapıda yaşanan sorunları, yaşanan eksiklikleri, yaşanan yetersizlikleri sümen altı ediyor. Açıkçası sorunları tolere etmeye çalışıyor, İhsan hocanın günahı ise altyapıya el atmamasıdır, Genel sekreter Sağıroğlu’na gelince, altyapıda yaşanan sorunları dibine kadar bilmesine rağmen altyapıya neşterin vurulması için öncülük etmemesidir.

Kınalı kuzum bu arkadaşlarımıza haksızlık ediyorsun gibi geliyor bana...

-Asla haksızlık etmiyorum… Trabzonspor’da bu üç isim ne derse o oluyor. Hadi bana bunun aksini söyleyecek birisi çıksın… Çıkamaz, görünen köy klavuz istemez. Bu üç isim istedikten sonra altyapıda her şey yerli yerine oturur, işleyiş ise mükemmel olur.

Kınalı Kuzum çok iddialısın bu konuda...

-Evet Üstadım bu kadar iddialıyım, yeter ki Turgut Kural yaşananları tolere etmesin.

Güzel kuzum mesela neyi tolere ediyor sevgili Kural…

-Üstadım gaza verme beni, sen bilmiyor musun neyi tolere ettiğini. Ben buradan uyarımı yapıyorum… Kural, yine tolere yolunu seçsin bu kez sana söz her şeyi açıklayıp yazdıracağım.

Söz mü Kınalı Kuzum?

-Vallahi de söz billahi de söz, benim iki gözüm iki kulağım bundan sonra Turgut Kural’ın üzerinde olacak.

Ey Turgut Kural kardeşim ahan da kınalı kuzum gözünü sana dikmiş, ben seni uyarıyorum, Alt yapıda yaşanan olumsuzlukları tolere etmeye çalış, inan Kınalı Kuzum’un frenini ben patlattıracağım.

-Üstadım, sana soruyorum ‘neden alt yapıda değişim yapmıyorlar?’ Hamit Cihan ile burasının gitmediği aşikar bir şekilde ortada. Şikayetçi olmayan yok Cihan’dan, eee ne bekleniyor? Altyapıda çocukları olan velileri bir dinlesinler... Kimse benim babamın çocuğu değil, yanlış veya doğru varsa elbette bunları yazacağız gündeme taşıyacağız.

Kınalı Kuzum sen ilkelisin, onun çocuğu bunun çocuğu, onun adamı bunun adamıdır diye kimseye bakmazsın, biliyorum yanlışa yanlış, doğruya doğru dersin hem de hiç evirmeden çevirmeden.

-Teşekkürler Üstadım, senin gibi patronu ben nerede bulurum, Hamit Cihan’ın gözü gibi baktığı, bilakis antrenmanlarını kendisinin yaptırdığı U17 takımı Kırşehirde ne yaptı?

Ne yaptı Kınalı Kuzum?_

-Yenildi geldi, yani guruptan çıkamadı. Sırası geldi, şimdi soralım Hamit Cihan diğer yaş guruplarından daha çok U17’ye neden bu kadar önem verir, neden onları kendisi çalıştırır? Bak Mehmet Yılmaz’ın çalıştırdığı U16 guruplarından çıktı başarılıda oldular.

Kınalı Kuzum senin en çok sevdiğim tarafın yeri geldi mi Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim etmendir. Bu yönünle gurur duyuyorum.

-Eyvallah Üstadım, ben sürekli derim asla kimseye önyargılı bakmam, fotoğrafta ne görürsem onu söyler, yazdırırım, Hamit Cihan, altyapının vagonlarını çekememektedir, Cihan da altyapıyı çalıştıracak o yeterlilik yoktur.

Güzel kuzum Hamit Cihan’ın üzerine çok gidiyorsun, o da bizim arkadaşımız. Oturup muhabbet etmişliğimiz vardır, yapma güzel şeyler konuşalım.

-Kusura bakma üstadım sen Hamit Cihan ile oturup muhabbet ettin diye ben gerçekleri söylemekten asla vazgeçmem. O zaman Turgut Kural da senin iyi arkadaşın ona da mı yazmayalım. Genel sekreter de eski dostundur o da kötü bir şey yaptığı zaman onuda mı eleştirmeyelim. İhsan hocayı saymıyorum, hocaya toz kondurmadığını iyi belenlerdenim.

Kınalı Kuzum ahan sana buradan açık ve seçik çağrı yapıyorum. Kim kaçırırsa, kim hata yapıyorsa, kim süs takıyorsa, kim egosunu insanların önüne koyuyorsa, yazmaktan, söylemekten hiç imtina etme, sonuna kadar yanındayım.

-Sağol, varol Üstadım, biliyorum bu konularda bana hep destek olmuşsundur, alt yapıyla ilgili daha fazla detayı önümüzdeki günlerde yazarız bu günlük bu kadar yeter.

Hadi sana güle güle…

ÇOK DOĞRU BİR ADIM

Nwakaeme ile yol ayrımına gelindiği söyleniyor.

Kulübün ücret konusunda kendisine getirdiği teklifi Nwakaeme kabul etmiyormuş.

Yapılan teklif Nwakaeme’ye son teklifmiş.

Bana göre yönetim kurulu burada çok doğru bir adım atmaktadır.

İşte böyle durumlarda yönetim kurulları yöneticiliklerini konuşturmalıdırlar.

Önceki yazımda da yazdım, Trabzonspor şampiyon olunca, bütün oyuncular kulüpten fazla para istemeyi kendilerinde hak görmektedirler.

Birileri bu oyunculara böyle bir dünyanın olmadığını açık açık anlatmalıdır.

Hakkı, ederi ne ise o verilmelidir.

Futbolcular da bunu istemelidirler.

Yoksa ‘şampiyon olduk, oradan şu kadar para gelecek, buradan o sponsor olacak…’ diye hareket edilirse...

Trabzonspor, Beşiktaş’ın yaşadığı durumun aynısını yaşar.

Ekonomik anlamda adım atamaz hale gelir.

Borç tablosu da alabildiğince daha çok büyür.

O nedenle yönetim kurulu bu konularda asla taviz vermemelidirler.

Kimse Trabzonspor’dan büyük değildir.

Kimse de vazgeçilmeyecek oyuncu değildir.

DOĞRUYA DOĞRU

Öncelikle hak teslim edelim.

Yapılanlarda Gül Adnan beyin emeği var ise sonuna kadar kendisini tebrik edip alkışlıyorum…

Helal olsun Gül Adnan beye…

Ganita’yı çok eski haline döndürmeseler bile o bölgede güzel şeyler yaptılar.

Güzel şeylere imza attılar ve atıyorlar da...

Ancak denizde biriken pislik ile beraber kıyıda çürüyen yosunlar o bölgede çok çirkin kokuya ve görüntülere sebep vermektedir.

Halbuki haftada bir gün o bölgelerin temizliği yapılabilir.

Neden yapılmadığının cevabı da Gül Adnan beyde saklıdır.

Temizlik yapılsa Ganita Çay Bahçesi’ne gidenler ne o görüntüleri görürler ne de o kokuyu alırlar?

Kısacası Ganita bölgesi 10 numara beş yıldız olmaktadır.

Tabi son anda projede değişiklik yapılmaz ise…

Bu söylediğim geçerlidir.

BİR YOL GÜL BEY BİR YOL

Gül Adnan beyden başladık yine zatı muhteremden devam edelim.

Ganita bölgesinde her şey mükemmel bir şekilde ilerliyor.

Buraya asla bir şey deme şansımız olamaz.

Ama bir şey deme şansımız şuna vardır diye düşünüyorum.

O da şu…

Geçen hafta sonu uzun bir aradan sonra bir dostumla sohbet ederken nereden aklımıza geldiyse Ganita’ya gidip çay içmeye karar verdik.

Son zamanlarda o bölgeye hiç gitmediğimiz için her zaman kullandığımız güzergahı kullanıp Ganita’ya öyle gitmek istedik.

Viyadüğün üzerinden sohbet ede ede çalışma sahasının oraya geldik.

Alanda çalışanlardan bir arkadaşımız bize seslenip, “Nereye gidiyorsunuz” dedi.

Biz de kendisine ‘çay bahçesine gidiyoruz’ diye cevap verdik.

O işçi arkadaşımız cevabımızın karşılığında “Buradan gidemezsiniz, buradan giriş kapalı. Karşı taraftan gitmeniz gerekiyor” dedi.

Biz de tekrar geldiğimiz yoldan geri dönerek karşı taraftan  Ganita’ya gittik.

Demem o ki.

Ey Gül Adnan abi.

Demem o ki.

Ey Gül Adnan bey.

Demem o ki.

Ey Gül Adnan bey baş danışmanım.

Yaz sezonu açılmış ama Ganita sizler yüzünden kapılarını halka açamamış.

Viyadükten gelen müşteriler gerisin geri dönerek herhalde bizim gibi bir daha Ganita’ya gitmiyorlar.

Yahu Allah aşkına yazıktır günahtır.

Zaten o mekan pandemiden dolayı 18 ay kapalı kaldı.

Ganita’da süren çalışmalardan dolayı da aylarca kimseler gelmiyor.

Sorarım Gül Adnan abiye, orada yaşanan sorunlardan dolayı o mekanın sahibi ne yapsın?

Sesini çıkarsa sizlere, tepesine bineceksiniz.

Ses çıkarmaz ise mekan dönmüyor.

Sahi Gül Adnan abi, Ganita için size göre çözüm nedir?

Vicdan sahibi olduğunuzu biliyorum.

Vicdanınıza bir sorsanız ‘bu bölgede haksızlık yapıp insanları mağdur ediyor muyuz?’  diye acaba vicdanınız size ne der Gül Adnan abi?

Mağdur olan Ganita Çay Bahçesi’ne kenarcıktan bir yol verseniz o mekancının mağduriyetini gidersen ne kaybedersiniz?

Güzel yapılan şeyleri sonuna kadar alkışlıyor ve takdir ediyoruz.

Buna mukabil yaşanan mağduriyetleri de sonuna kadar yazıp sizleri uyaracağız.

Sizden kendimiz için bir şey istiyorsak namerdiz Gül Adnan abi!

Yani belediye koridorlarında bizim için konuştuğun gibi değil yaşananlar Adnan Gül başkanım!

UÇAN ŞEHİR Mİ DEDİNİZ?

Pazar günü sabah saatleriydi, ben diyeyim dokuz siz deyin on…

Sahile yürüyüşe indik.

Malumunuz Pazar günleri sabah yürüyüşlerinde sahil bandında öyle azımsanmayacak kadar her yaşta vatandaşlar yürür.

Yürüyüş esnasında tam Ayasofya’nın altına geldik ki ne görelim… Deniz tarafındaki çöp kovalarının ağzına kadar dolmasını bir kenara bırakınız, etraf çöp yığınıyla doluydu.

Acayip bir görüntü vardı.

Acayip bir kirlilik o alana hakimdi.

Ahan buradan Gül Adnan abiyi uyarıyorum.

Büfe yapıp vatandaşa ucuz hizmet vermeye çalıştığın o yer adeta çöple kardeş olmuş.

Bana göre örnek olmak için temizliğe oradan başlanmalıdır.

Başkan Zorluoğlu zaman zaman şehrin uçtuğunu söylüyor ya!

Nasıl uçan bir şehirde yaşıyoruz onu da anlamış değiliz!

Ne yalan söyleyeyim bugüne kadar uçan bir şehir göremedik.

Diyorum ki uçan şehir ile batan şehir mi karıştırıldı?

Biz her yanıyla pisliğe, harabeye çamura, çukura dönüştürülmüş bir şehir görmekteyiz!

Diyorum ki biz mi yanlış görüyoruz!

Ya da gözlüğümüzü mü değiştirmek gerek?

Var mı bunlara itirazı olan?

SİZ DE NE YAZIYOR KARDEŞLER?

Şampiyonluk primi sıkıntı yaratmış futbolcular arasında.

Kazan kaldırmalarının nedeni Hamsik’e 300 bin euro şampiyonluk piriminim verilecek olmasıymış!

“Hamsik’e 300 bin euro verilirse biz de Hamsik’e verilen parayı isteriz” diyorlarmış…

Futbolcu kardeşlerimizin unuttuğu bir şey var.

Hamsik’in sözleşmesinde ‘şampiyon olunması halinde 300 bin euro alırım’ maddesi var.

Adam seve seve o parayı alacak!
Sizin sözleşmenizde ‘şampiyon olunması halinde ben bunu alırım’ diye yazıyor mu benim güzel kardeşlerim?

Yoksa sizde de ‘300 bin euro’ yazıyor da acaba haberiniz mi yok yazılandan.

Bana göre bulduğunuzla yetinin.

Yarın onu da bulamadığınız zamanlar olacaktır.