Kara kara düşünüyorum!

Neyi mi düşünüyorum?

Kınalı Kuzum’un hakkını nasıl kendisine teslim edeceğimi düşünüyorum?

Öyle ya, dur durak demeden, tatil nedir bilmeden, hele de Kurban Bayramı kendisi için yaşam kalım savaşında risklerin en büyüğünü taşırken,  o riski göz önüne alarak çalışması ve haber peşine koşuşturması var ya kınalımın işte ben o haktan bahsediyorum, bu hakkı kınalıma nasıl ödeyeceğimi her gün kara kara düşünmekteyim?

Benim tek derdim şu an bu!

Neyse gameti fazla uzatmadan Kınalı Kuzum’a bir hoş geldin diyelim…

Hoş geldin güzel kuzum.

-Hoş gördük üstadım.

Kınalı Kuzum şaşırttın bizi, biz seni yaylalara, kırlara gittin biliyorduk, öyle vedalaşmıştık en son seninle…

-Üstadım her veda benim için yeni bir başlangıçtır…

Anlamadım güzel kuzum,biz biraz bu ifadeye Fransız kaldık!

-Üstadım, demem o ki benim vedalarım anlıktır, ta ki telefonum görev için çalana kadardır...

Allah Allah, yani veda ettiğin an telefonun çalsa, o telefondan sonra geri tornistan mı yapıyorsun?

-Aynen öyle üstadım, benim için görev önemli, ha diyeceksiniz ki görev önemli de Kurban Bayramı’na şunun şurasında ne kaldı?

Öyle değil mi güzel kuzum? Kurban Bayramı senin için risk oluşturmuyor mu?

-Hem de nasıl üstadım risk oluşturuyor, kimler beni kesmek için bana bilenmiyor ki? kimler elinde kasatura veya kasap bıçağı ile beni pusuda beklemiyor ki? Ama daha çok avuçlarını yalarlar...

Neyse kınalım neydi seni yolundan döndüren haber?

-İyi dinleyin üstadım, tam yayla yoluna vurmuşken, heybemin içerisindeki cep telefonum bana sinyal vermeye başladı, telefonumu açtım karşımda bir ses…

Ne sesi Kınalı Kuzum?

-Yine beni acele ettiriyorsun üstadım, herhalde para sesi, su sesi değildi karşıdan gelen ses. Gelen sesin desibeli öyle çok toktu ki… Bir hışım ile açtım telefonu, karşımdakine, ‘buyurun Kınalı Kuzu ile görüşüyorsunuz’ dedim…

Vay vay benim kınalı güzel kuzum sesin desibelini de biliyorsun he!

-Ah be üstadım sen beni ne zannediyorsun? Bakma benim yaylalarda kırlarda yaşadığıma, yeri geldi mi en kral yerlerde de takılırım. Kimin kızından aşağıyayım ki?

Yürü be Kınalı Kuzum kim tutar seni… Neyse lagara lugarayı bırakalım, konumuza dönelim.

-Üstadım karşıdan gelen  sese kendimi tanıtınca, karşımdaki benimle acilen görüşmek istediğini, görüşmemiz halinde Arsin Organize Sanayi ile ilgili çok önemli bilgiler vereceğini söyledi bana…

Yılın haberciliğine imzanı atacağını diyisin yani bizlere!

-Ne yılı üstadım, asrın haberi olacak anlatacaklarım, belki de Arsin OSB kuruldu kurulalı böyle iddialara muhatap olmamıştır!

Güzel kuzum yine gündem oluşturup Trabzon’u sallayacaksın!

-Ne biliyim üstadım, gündem mi oluştururuz, Trabzon’umu sallarız, birlerinin bam teline mi dokunuruz, ya da nasırına mı basarız, bir şeyler yaparız herhalde…

İlahi kuzum bu anlattıklarını iddiaya dayandırıyorsun değil mi? Sonra anlatacaklarına muhatap olacak kim var ise hepsinin cevap hakkı saklıdır, bunu da unutma?

-Üstadım elbette herkesin cevap hakkı saklı olacaktır, ben bana anlatılanları sizlerle paylaşıyorum, hepsi tabi ki iddia ancak altı doldurulacak iddialar bunlar…

Neyse güzel kuzum devam edelim.

-Devam ediyoruz üstadım, öncelikle şunu belirteyim, bana bu bilgileri veren kişi, Arsin Organize Sanayi’de işleyişi, orada yaşananları, yönetimsel anlamda yapılanları en ince ayrıntısına kadar bilen birisi.

Güzel kuzum kısacası işin içerisinde diyisin bu arkadaş, ne kadar güveniyorsun o arkadaşa!

-Üstadım işin içerisinde mi dışarısında mı olduğunu bilmiyorum, ama her şeyi bilen birisi, ayrıca yıllarını harcamış Arsin Organize Sanayi için…

Bu işin günahı sevabı senin güzel kuzum, o zaman iddialara geçelim güzel kuzum…

-Üstadım, benim bütün yaşantım risk almakla geçmiştir, hangi işe imzamı atmışsam, sevabı da günahı da kabulümdür, o nedenle rahat ol, iddia odur ki,  Arsin OSB de yapılan her şey de yol ,Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Çelebiye çıkıyormuş…Çelebi OSB de bir şey yapmaya karar vermişse, önce yapacağını uyguluyormuş, sonrasında yönetim kuruluna uyguladığını onaylatıyormuş ..

Ulan kınalı kuzum burada bi dur! Bu anlattıklarında ciddimisin? Allah’ım neler anlatıyorsun? Bakıyorum da yine Erkut Çelebi’yi topun ağzına koymuşsun, güzel kuzum Çelebi ile senin bir sorunun mu var?

-Ne alaka üstadım ne sorunum olacak? ben bana anlatılanları sizlerle paylaşıyorum. Bir başkası içinde anlatsınlar onu da yazdırayım. Ben asla Çelebi’ye önyargılı değilimdir!

Ne yapmış Erkut Bey Kınalı Kuzum?

-Üstadım anlatılan iddialarda, Arsin OSB’nin kasasına para girip biriktiği an, giren ve biriken o para Çelebi tarafından hemen yatırıma dönüştürülüyormuş! Yani kaldırımlar, yani istinat duvarları, yani büfeler, yani yeşil alanlar, yani binalar evrilip, yeni yatırımlara dönüştürülüp, yeni iş sahaları yaratılıyormuş…

Çüş be kınalı kuzum o kadar da değil? Sonra Ne var bunda? Ne kadar güzel Arsin OSB’nin eksikleri yapılıyor ya..

-Ey gidi üstadım, yapılanları yapan firma kim?  Kimin firması bunları yapıyor? Hadi dışardan bir firma gelsin Arsin OSB’den iş alsın da boyunu göreyim, es kaza iş almaya gelen firmalar tehdit ediliyormuş, haliyle tehdit edilince de iş alamıyormuşlar…

Güzel kuzum bu çok iddialı bir söylem, ne demek tehdit edilmek?

-Üstadım tehdidi öyle ‘vururum kırarım’ olarak algılamayınız, tehdit ‘iş yapman için müsaade etmem’ gibi. Mesela ortaya atılan Mazeret ise “yol bozulur yol kırıldı” gibi falan filan şeyler oluyor...

Anladım güzel kuzum…

-İşin ilginç yanı ne biliyor musun üstadım, Erkut başkan için en çokta bu konuşuluyormuş” adam bir yer yıkılırken de para kazanıyormuş yapılırken de!”  Yani her koşulda her şarta kazanan Çelebi oluyormuş!

Yapma kınalı kuzum fazla abarttın gibi geliyor bana!

-Ne abartması Üstadım, Arsin OSB orada hadi gidin sizde araştırın, sizde birileriyle oralarda konuşun, bakın o birileri sizlere neler anlatacaklar?

 Peki kınalı kuzum Erkut Beyin bunları yaptığı iddia ediliyor, has güzelde yönetiminde bulunan bir Allah’ın kulu çıkıp da ‘başkan dur yanlış yapıyorsun’ demiyor mu veya diyemiyor mu, hatta yönetiminde pırıl pırıl iş insanları var, onlarda mı ses çıkaramıyor Çelebi beye?

-Diyen oluyor muş, o da bir-iki kişiyi geçmiyormuş…Kısacası Erkut Çelebi bey Arsin OSB’yi dilediği gibi yönetiyormuş!

Güzel kuzum vallahi ben bu işten bir şey anlamadım, söylediğin iddialar yenilir yutulur cinsten değil?

-Üstadım ahan sana ve kamuoyuna bir soru daha, Arsin OSB’nin satışa çıkardığı yerleri kimler alıyor? Hadi bu araştırılsın, araştırılsın bakalım kimler alıyormuş?

Kimin veya kimlerin aldığını hadi sen söyle?

-Üstadım köyün delisi ben miyim bunu da bir başkaları açıklasın, ben biliyorum, benim bildiğimi Arsin OSB’deki herkes biliyor, ben niye açıklayayım?

Sen de haklısın güzel kuzum!

-Üstadım Arsin OSB’de binaların güneş enerjisi sistemini kurmaya çalışanlara gidin bir sorun bakalım, Erkut beyin firması dışında bir başka firmaya bir iş yaptıran var mıdır?

Yahu güzel kuzum senin ortaya attığın iddialara baktığımızda Erkut Çelebi beyin OSB de kendi firması dışında kuş uçurtmadığını görmekteyiz. Bu doğru mudur?

-Dedim ya Üstadım, Arsin OSB orada gidin araştırın, ahan bir ikinci soru daha, OSB de Güneş enerjisi, inşaat, hafriyat vb işleri kimin firması yapıyormuş? Böyle çıkan işlere fiyat atan firmalar kimlermiş?

Devam edelim güzel kuzum, kafam çok karıştı, neymiş bu Arsin OSB?

-Üstadım bakın bir şey daha anlatayım, buradan vali beye de çağrıda bulunuyorum…Arsin OSB de yeri olanlar, o yerlerine güzel şahane binalar yapıyorlar. Yapılan bu binaların sonrası acaba hiç takip ediliyor mu?

Ne var bunda kınalım benim Vali beye bu işe neden dahil ediyorsun? ne güzel işte adamlar güzel binalar yapıp insanlara istihdam sağlıyorlar ya!

-Güldürme beni üstadım, lafı ağzıma tıkadın, bir dinle… O yerlerini şahane yapanlar, yaptıkları yerleri bir başka firmalara kiraya veriyorlar, bu usule uygun mudur? bu etik midir, bu doğrumudur?

Bak buna inanmam güzel kuzum. O yerler o iş insanlarına işlerini büyütüp istihdam yaratsınlar diye veriliyor, kısacası iş yapmaları için o yerler onlara tahsis ediliyor...

-Üstadım bir dakika dur… Bir çırpıda kaç iş insanı sayarım sana yerlerini sil baştan yapıp, başka firmalara büyük paralarla kiraladıklarını… Burada dikkat çekmek istediğim konu ise kendilerine ait o devasa yerleri kiraya veren iş insanları, Bugün Vakfıkebir OSB’ye müracaat edip yer almaya çalışıyorlarmış, demem o ki bu gibi iş insanları, Organize sanayilerinde öyle yerlere ihtiyacı olan iş insanlarının hakkını adeta gasbediyorlar! Allah aşkına bunun bir kontrolü yok mudur, buna bir ‘dur’ diyen çıkmayacak mıdır?

İşte burada haklısın güzel kuzum!

-Üstadım birçok vahim iddia daha var Arsin OSB için, istersen onları da bir başka yazımızda dile getirelim he ne dersin?

Doğru diyorsun güzel kuzum, yine tekrarlıyorum ismi geçen yazıda kim varsa o kişinin cevap hakkı saklıdır. Bu dile getirdiğimiz iddialar Kınalı Kuzum’un araştırmaları sonucu ulaştığı bilgilerdir…

-Üstadım bu kez kesin gidiyorum, hadi bana eyvallah…

Güle güle güzel kuzum, iyi bayramlar diliyorum sana…

ÖZHASEKİ NE DER ACABA?

Ey yerel yönetimlerden sorumlu Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, hani en başarılı belediye başkanı Murat Zorluoğlu’ydu!

Ey yerel yönetimlerden sorumlu Ak Parti Genel Başkanı Mehmet Özhaseki, hani başkanlığın okulu olsaydı Zorluoğlu o okulu birincilikle bitirirdi!

Ey yerel yönetimlerden sorumlu Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaaseki, hani Trabzon ile gurur duyuyordunuz, hani Zorluoğlu büyük projeler ortaya koyup, iyi işler yapıyordu?

Hani ne oldu?

Sayın Özhaseki, bakınız ‘Soner’ değil ‘Sonar’ tarafından yapılan kamuoyu anketinde AK Parti’nin 15 Büyükşehir Belediyesi’nin başarısı sıralandı…

İlk on içinde sizin okulu birincilikle bitiren Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’nu maalesef göremedik!

Acaba diyorum ‘siz görebildiniz mi?’

Demek ki cadde açmayla başarılı olunmuyor!

Demek ki yol kazıyıp çukurlaştırmayla da başarılı olunmuyor!

Demek ki Trabzonspor’un üzerinden pirim yapmayla da başarılı olunmuyor!

Demek ki boş havanda su dövüp gaz verip şişirilmeyle de başarılı olunmuyor!

Demek ki ‘ben ne dersem o olur, ben ne yaparsam o doğrudur’ mantığıyla da sizi başarılı saymıyorlar!

Ey gidi yerel yönetimlerden sorumlu Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, demek ki süslü laflarla, demek ki koruyup kollamayla belediyecilik yapılmıyormuş...

İşte Erzurum…

İşte Kocaeli…

İşte Gaziantep…

İşte Konya…

İşte Balıkesir belediyeleri, Ne diyorlar “Halka hizmet hakka hizmettir”

Ha bu belediyeler için ‘başarılı güzel şeyler yapıyorlar’ diyorsanız elbette sana diyeceğimiz bir şey olamaz genel başkan yardımcımız Mehmet Özhaseki…

İYİ Kİ VARLAR YOKSA!

Ne yani Adrese teslim yapılan ihale görülmesin mi?

Ne yani Adrese teslim yapılan ihale yazılmasın mı?

Ne yani yapılanlar görmemezlikten gelinip pas mı geçilsin!

Ne yani yapılanlar karşısında kimse ses çıkarmasın mı?

Ne yani susup dilsiz şeytan mı olunsun!

Hz. Peygamber (s.a.v.) ne buyurdu; "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır."

43 milyonluk akaryakıt ihalesi pazarlık usulü yapılıyor, iş adrese teslim ediliyor, vay efendim ‘sen kim oluyorsun, sen bunu nasıl dillendirirsin?’

Vay efendim ‘günebakış gazetesi sen bunu nasıl haber yaparsın?’

Ne yapalım efendiler?

Hadi söyleyin!

Harcadığınız her kuruşta tüyü bitmemiş yetim hakkının olduğuna duyarsız kalıp, ‘aman bize nemicilik mi oynayalım?”

Sahi ne yapalım efendiler?

İyi ki Davut Çakıroğlu…

İyi ki Oktay Söğüt…

İyi ki günebakış gazetesi ve 61 medya var…

Yoksa Trabzon için “Yandı keten helva” kaçınılmaz olurdu!

Yani Trabzon’un helvası çoktan kavrulup yenirdi!

Bilmem anlatabildim mi?

BU MU YILDIZ OYUNCU?

Bu yıldız oyuncu he!

Bu Trabzonspor’un ve Türk futbolunun filizlenip yeşeren nadide çiçeği he!

Abdülkadir Ömür’ün yaptığını başka birisi yapıp sosyal medyada paylaşsa o kişiyi önce magandalıkla suçlarız, sonra da gerekli makamlara şikâyet ederiz.

Adama bakın yahu!

Araçlar arasında yaptığı “makası” bir tarafa koyuyoruz.

Adam yaptığını videoya çektirip sosyal medyada paylaşıyor…

Vay anasını be!

Bu nasıl bir şımarıklık!

Bu nasıl bir ukalalık!

Bu nasıl kendini bilmezlik!

Bu nasıl profesyonellik!

Yuh olsun!

Daha dün yaa daha dün…

O günlerde Abdülkadir Ömür kötü oynarken ve forma şansı bulamazken, psikolojik sorunlar yaşadığını ne çabuk unutmuşa benziyor?

Bu arkadaşımızın kim akıl hocalığını yapıyorsa?

Bu arkadaşımızı kim yönlendiriyorsa?

 O arkadaşımızda vebal altındadır!

Öyle ya Abdülkadir’i bu halde görenler ne demiyorlar ki?

Unutulmasın, futbolun dününün olmadığını…

Futbolda oynayıp başarılı olduğun o an vardır…

Ahan buradan yazıyorum hasbel kader Abdülkadir önümüzdeki sezon kötü oynasın, kullandığı araçla, diğer araçlara “feyk atıp makas yaptığı” önüne koyulmayacak mı?

Ondan sonra da ‘Avrupalı oyuncular neden bu kadar profesyoneller’ diyoruz.

Böyle oyuncular Türk futbolunda olduğu sürece, şımarık tavırlarından vazgeçmedikleri ve ‘ne oldum’ havasında oldukları için çok daha Avrupa’dan gelen oyunculara gıpta ile bakarız…