Ülkede avukatlık arzuhalciliğe Hakimlik müfettişliğe dönüştü

KTÜ Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) eski  Üyesi, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Denetleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu’nun oturum başkanlığını üstlendiği “İş Hukukunun Güncel Sorunları Paneli” düzenlendi. 

Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon Barosu ve Trabzon Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen panelde, Milli Savunma Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talat Canbolat, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Hadi Sümer ve İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Başbuğ, iş hukukundaki sorunlara yönelik sunumlar yaptı.

İŞ DAVALARI ÇOK FAZLA

61 Medya Trabzon Haber Merkezi-Nabız "10 Ağustos 2022" 61 Medya Trabzon Haber Merkezi-Nabız "10 Ağustos 2022"

Programın açılış konuşmasını yapan Trabzon Barosu Başkanı Duygu Keleş Aydın,  panelin verimli olacağını inandığını kaydetti. Trabzon Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Aşıkkutlu, “Bugün burada alanında çok deneyimli hocalarımız var. Verimli bir panel olacağını düşünüyoruz. Organizasyonun gerçekleşmesinde katkısı olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. “ diye konuştu. KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, “Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. İş hukuku işçi ve işveren arasındaki her türlü ilişkiyi kapsıyor. İş davaları işçilerle olan davalar nedeniyle çok fazla. Üretim sistematiği değişiyor. İŞ Kanunu’nun düzenlenmesi gerekiyor. Ben bu panelin verimli ve başarılı olması temenniyle herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.” İfadelerini kullandı. 

EVİME YUVAMA DÖNDÜM

YÖK Denetleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu, “Evime yuvama geldim. 1993 yolunda Trabzon’a kaldım. 10 yıl Osman Pehlivan hocamızın asistanı oldum. Sonra iş hukukuna yenildim. Gerçekten Trabzon’un güzide üç kurumunun programıyla burada olmakta çok güzel. Bugün iş hukukunun önemli konularını masaya yatıracağız.” açıklamalarında bulundu.

BORÇLAR KANUNUNUN 420 MADDESİNE TEPKİ

İlk Hukukunda ibraname konulu sunum yapan Sümer, “6098 sayılı Kanun yürürlüğe girene kadar ibraname yoktu. İbra borçlunun borçtan kurtulmasını sağlayan bir sözleşmedir. Genellikle işverenin işten ayırdığı çalışandan ibraname alması yaygın hale gelmiştir. Bununla işçi tarafından açılan davaların önüne geçilmek istenmektedir. Türk Borçlar Kanununun 420 maddesinde ibra kavramı ve ifa kavramı karıştırılmıştır. Daha çok ifa için düEnlenmiş bir maddedir.  İşçinin işverenle ilişkisi devam eden bir süreçte verdiği ibraname geçerli değildir.  İbra Sözleşmesinin , iş sözleşmesinin bitişinden başlayarak asgari bir ay sonra düzenlenmelidir. İbranamelerde yer alan ödemeler banka kaydıyla yapılmalı. Elden yapılan ödemede makbuzu geçerli sayılıyor. İbranamenin eki haline getirilen makbuza itibar etmiyor. Burada bir çelişki var. Temyiz aşamasında ibraname delil olarak kullanılamaz. İbraname vermiş olan bir işçi işe iade davası açabilir. İbraname imzalayan işçinin feshin geçerli nedene dayandığını kabul ettiği sonucu çıkarılamaz.” açıklamalarında bulundu. 

Köseoğlu da, “420 madde ile ibranameler hukuken anlamsız haline geldi.” şeklinde konuştu. 

DAVALARIN YÜZDE 90’I BİLİRKİŞİYE GİDİYOR 

Prof. Dr. Talat Canpolat, “Tarafsız bağımsız çalışan bir yargıya ihtiyacımız var. İş yargısında bilirkişilik mahiyetiyle yargıçlık yapılmaktadır. Adalet sisteminin iyi işleyebilmesi için iyi bir bilirkişilik kurumuna ihtiyaçtır. Davaların yüzde 90’ı bilirkişiye gönderiliyor. Türkiye’de mesleki alışkanlık olarak bazı dosyalar bilirkişiye gönderiliyor. Avukatlık arzuhalciliğe,  Hakimlik müfettişliğe dönüşmüştür. Avukatlık arzuhalcimize dönüşmüştür. Gelişmiş ülkelerde arzuhalciler göremezsiniz. Delil toplama yetkisini hakime verdik. Yavuzun Küpesi kitabında Osmanlı yargı öyle çalışıyor ki çok hızlı çalışıyorlar. İhtilaf konusu dışında başka bir şeyle uğraşmıyorlar. Kökleri bizde olan bir sistemi uygulamıyoruz. Atalarımız Adaleti göğün direği olarak kabul etmişlerdir.. adalet sistemi güçlü olmadığında diğer sistemlerin güçlü olma imkanı yoktur. Bırakan adalet yerini bulsun gerekirse kıyamet kopsun. Asaletin mensubiyeti olmaz.  Kimin kusurlu olduğuna hakim karar vermesi gerekir. Bilirkişiler değil.  Türkiye hep reformlarla uğraşıyor. Sorun yasalarda değil. Yasların uygulanmasıdır. Yargının ikinci paketinde eleştirel açıklamalar suç unsuru oluşturmaz der. Gelişmiş hukuk sisteminde adaleti hakim geliştirir. Hakimleriniz kötüyse iyi kanun yoktur. İyi kanunlarınız varsa kötü hakim yoktur. Avukatlık Kanununun 2 maddesine sahip çıkılmalıdır.” açıklamasında bulundu.