Dedi: Konu Trabzonspor olunca, Trabzonspor’a karşı yapılan hemen her hata krize dönüşüyor.

Dedim: Toplumsal hassasiyetle alakalı. İnsanlar adeta Trabzonspor’la yatıp kalkıyor. Trabzonspor hassasiyeti her şeyin üzerinde olunca, küçük de olsa hatalar büyütülüyor. İnsanlar en çok onu önemsiyor.

Dedi: Sivasspor müsabakası öncesi ve sırasında yaşananlar kriz oluşturacak nitelikte miydi?

Dedim: Hem yaşananlar, hem muhtemel endişeler kriz yaratacak nitelikteydi. Şöyle ki;

1-Emniyet Müdürünün telefonlarını kapatması ve Trabzonspor’dan kimsenin kendisine ulaşamaması iddiaları normal değil.

2-Şehrin Valisinin kendisine ulaşıldığında konuyla ilgili “Benim konum değil” dediği iddiası normal değil.

3-Megafonu kullanılmak üzere bile olsa TOMA sevk edilmesi normal değil. Zaten megafon için sevk edildiğine kimse inanmıyor.

4-Trabzonspor’un bu kadar ağır açıklama yapması ve emniyet teşkilatını provokasyonla suçlaması normal değil.

5- Emniyet teşkilatının (Valiliğin) normal bir açıklama yaparak ‘Bir yanlış anlaşılma olmuştur’ demesi gerekirken kendince mazeretler üretmesi normal değil.

6-Emniyet Müdürlüğünün “Trabzonspor yöneticileriyle sürekli irtibat halindeydik” demesi normal değil. (Madem sürekli irtibat halindeydiniz, Trabzonspor’un bu bildirisi ne anlama geliyor?)

Dedi: Yaşananlardan hareketle size göre normal olmayan hareketleri sıraladınız. Bir de ‘muhtemel endişeler’ demiştiniz. Hangi endişeler krizi daha da büyütebilirdi.

Dedim: Sivasspor müsabakası beraberlik veya mağlubiyetle sonuçlansaydı!.. Konuştuğumuz Trabzonspor yöneticileri, “Taraftar grupları içerde olsaydı, maçın sonucu Trabzonspor lehine daha farklı olurdu” diyorlar. Dolayısıyla taraftar gruplarının bilinçli olarak stadyuma alınmadığını düşünüyorlar.

Dedi: Siz de böyle mi düşünüyorsunuz?

Dedim: Hayır böyle düşünmüyoruz. Biz olayı emniyetin hatası olarak yorumluyoruz. Olaya yalnızca emniyet açısından bakan bir hata…

Dedi: Nasıl yani? Emniyet olaya ‘emniyet dışında’ da bakılabilir mi?

Dedim: Buradaki olaya evet… Bir diğer ifadeyle Trabzonspor ile ilgili olaylara tek başına asayiş olayı olarak bakılmamalı. Trabzonspor açısından mesele yalnızca içeri taraftar girip girmediği meselesi değildir. Sağlık-aşı meselesi de değildir. Mesele, ‘Trabzonspor yine bir organizasyonla karşı karşıya mı?’ meselesidir. Dolayısıyla emniyet teşkilatı bunların da hesabını yapmalı. Zira Trabzon Emniyet Müdürlüğü, Samsun-Ordu-Aydın-Kütahya-Antalya emniyet müdürlükleriyle aynı şey değildir.

Dedi: Bundan böyle ne olur? Ne olmalı?

Dedim: Taraftar grupları Cumartesi günü açıklama yapacaklarmış. Biz usulet ve suhulet istiyoruz. Bir yanlışın ölçüsüz yargıya dönüşmesinden yana değiliz.  Emniyet teşkilatının da Trabzonspor konularında kulüple işbirliği yapmasını bekliyoruz. Benzer olayların tekrar yaşanmasını istemiyoruz. Şampiyonluk parolasıyla yola çıkan bir camianın enerjisinin bu tür gelişmelerle harcanmasını tasvip etmiyoruz.

‘Şike süreci ve Fenerbahçe’nin 250 milyon liralık tazminat talebi’ üzerine yazdığımız yazının bir bölümüne Şenol Şahin isimli bir okurumuz itiraz etmiş. Okurumuz düşüncesini şu şekilde dile getirmiş, “Yazınız da katılmadığım bölüm ise FETÖ’nün Fenerbahçe’yi ele geçirme kısmı ile ilgili. Bu söylem Fenerbahçe’nin baştan beri ortaya attığı bir iddia. Bence olayları çarpıtmak kendini mağdur göstermek için tamamen yalan bir propaganda bu. Bir kulüp nasıl ele geçirilebilir. Kulüplere başkan ve yönetimler seçimle gelmiyor mu? Eğer FETÖ’nün Fenerbahçe üyeliğinde çoğunluğu varsa seçim de zaten kazanır. Böyle bir çoğunluğu olmadığına göre FB yönetimini nasıl ele geçirecek acaba? FB yönetimi ve medyası şike konusunda yalan konuşmalarına, FETÖ Fenerbahçe’yi ele geçirecek söylemiyle katkıda bulunuyorlar. İster istemez bazı insanlarda bu iddiaya bilmeden destek vererek Fenerbahçe’nin ekmeğine yağ sürüyorlar diye düşünüyorum...”

Biz “Şike vardı. Fenerbahçe şike yapmıştı. FETÖ ise şike üzerinden Fenerbahçe kulübünü ele geçirmek istedi. Tıpkı Ergenekon olaylarında olduğu gibi. Ergenekon vardı ve durumdan vazife çıkartan FETÖ, orduyu ele geçirmek istedi” tezini savunuyoruz. Okurumuz ise, Fenerbahçe’de o kadar FETÖ’cü üye olmadığını, dolayısıyla FETÖ’nün Fenerbahçe’yi ele geçiremeyeceğini söylüyor. Halbuki FETÖ için sayısal üstünlüğün hiçbir önemi yok. FETÖ, ele geçirdiği kurum ve kuruluşları sayısal üstünlükle ele geçirmediki. FETÖ, Fenerbahçe’nin başına dediğini yaptıracağı bir başkan ve 3 yönetici getirdi mi yeter. Fenerbahçe’nin saha sonuçları ile ilgili değil ki. FETÖ, Fenerbahçe’nin parasal kaynakları ve toplumsal gücünü kullanmak için Fenerbahçe’yi yönetmek ister. Biz, her yere sızan FETÖ’nün Fenerbahçe’nin şike yaptığı gerçeği ortaya çıkınca ‘fırsat bu fırsat’, deyip, Fenerbahçe’yi ele geçirmek istediğine inanıyoruz. Elbetteki parasal kaynakları ve toplumsal gücü için. Tıpkı Ergenekon’u fırsat bilip orduyu ele geçirmek istediği gibi…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.