Bir hafta kuzum ile kafamıza göre takılıp bir şey yazmayalım diyoruz ama olmuyor…

Ya arayanlar “Ne oldu Kınalı Kuzu bu hafta yok mu?”

Ya da “Malzemesiz mi kaldınız?” diyorlar…

Kınalı Kuzum ile bizlerin malzemesiz kalması mümkün müdür?

Kınalı Kuzum olduktan sonra, malzeme sıkıntısı çeker miyiz?

Ahan da geldi benim güzeller güzeli Kınalı Kuzum.

Hoş gelmişler sefa gelmiş benim güzel kuzum…

-Hoş gördük Üstat bugün bakıyorum çok keyiflisin…

Güzel kuzum, iki günlük dünya ne yapalım keyifli olmayalım mı?

-Üstadım seni mutlu keyifli görünce ben de haliyle mutlu oluyorum…

Eyvallah Kınalı Kuzum, sağ ol var ol. Var mı dağarcığında bir şeyler...

-Olmaz mı Üstadım, çok şey var da bugün biraz yaklaşan Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine takılalım diyorum…

Hayırdır bu ayın 22’sinde yapılacak Ticaret ve Sanayi Odası’nın seçimleri…

-Evet üstadım, başkan adayları ile gurup çalışmaları yapanlar sahada çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyorlar… Öyle zannediyorum ki çekişmeli bir seçim olacak Ticaret ve Sanayi Odası’nda…

Bana da öyle geliyor Kınalı Kuzum, kıran kırana bir mücadele olacağa benziyor.

-Üstadım, sahada en çok Ekrem Çapkınoğlu ile Erkut Celebi’yi görüyorum. İki aday sıkı bir şekilde çalışmalarını sürdürüyorlar.

Kınalı Kuzum, “Suat Hacısalihoğlu çalışmıyor” demek mi istiyorsun…

-Üstadım, ben Hacısalihoğlu’nun çok rüzgar estirdiğini henüz göremedim. Belki o rüzgarı final günlerinde estirir diyorum ama tabi ki yine de çalışma yapıyordur.

Güzel kuzum ne görüyorsun, sahada kimseyle konuşabiliyor musun?

-Üstadım peşinen şunu söyleyeyim, MÜSİAD işin tam göbeğinde, seçime acayip müdahil oluyorlar. Yahu bu MÜSİAD’dan bir şey anlamıyorum. Eğer Ticaret ve Sanayi Odası’nın seçimi o kadar onları ilgilendiriyorsa, çıksınlar başkanlığa aday olsunlar, Ticaret ve Sanayi Odası’nı onlar yönetsin...

Kınalı kuzum işin içerisinde olmayan bir kurum, kuruluş ve kişi var mı?

-Bunu da doğru diyorsun Üstadım, şehrimizin baba adamları bile seçime öyle böyle müdahil oluyorlar, oy istiyorlar… Aslında bana göre onlar taraf olmakla saygınlıklarını kaybediyorlar… Haa taraf olabilirler ama işin içerisine bu kadar net müdahale etmezler…

Bak burada sana hak veriyorum Kınalı Kuzum, şehrimizin önemli isimleri açıktan birisini arayıp da birilerine oy istememelidir.

-Üstadım adı üstünde seçim bu… Sahada şöyle bir algıda yaratılıyor, neymiş efendim Erkut Celebi’nin ekibinde çokça KARGİD’ci varmış… KARGİD’in açılımını herhalde biliyorsundur...

Güzel kuzum, hiçbir şey unutulmuyor ve gizli kalmıyor günü ve zamanı gelince mutlaka her şey gün ışığıyla buluşuyor… Birde ne olmuş KARGİD üyesi olmuşlarda… O dönem herkes işinin aşının peşindeydi…

-Üstadım bunu gel de sen millete anlat... Milletin ağzı torba değil ki büzesin… Adamlar konuşuyor… Ben de sana katılıyorum KARGİD’e üye olanlar çıkarları, menfaatleri için oralara gitmişlerdir. Yani bunun temcit pilavı gibi ortaya atılmasını anlamıyorum…

Güzel kuzum, bu işler böyledir, açık vermeyeceksin hele de hedeflerin olunca… Kamburun oldu mu üzerinden atmak mümkün olmuyor...

-Aslın bakarsan, KARGİD’e gidenlerin hepsi şehrimizin pırıl pırıl iş insanlarıdır. Erkut Celebi ile hareket edenlere bakıyorum hepsi işinde, gücünde başarılılar ama ne deniyor onlar için KARGİD’ciler…

Kınalı Kuzum her yerde böyle mi konuşuluyor…

-Üstadım daha ileri gidip o dönemde göz altına alınanların bile olduğu söyleniyor. “İsim verin” diyorum isim veremiyorlar ya da vermek istemiyorlar. Kolay değil tabi birisini suçlu ilan etmek.

Kınalı Kuzum ben bu işten bir şey çıkaracaklarını zannetmiyorum, laf olsun torba dolsun yapıyorlar…Bu arkadaşlarımızın ciğerlerine kadar her şeylerini biliyoruz. Ne işleri olur o süreçle? Merakım bu söylemlerin sandıklara yansıyıp yansımayacağıdır.

-Üstadım, şuan sahada bu söylemler sıkça kullanılıyor, görüp bakacağız ne kadar etkili olacağını hep birlikte… Neyse bir başka konuya girelim…

Mesela hangi konuya Kınalı Kuzum?

-Üstadım Trabzonspor medya biriminde görev dağılımı yaptılar. Şu an sular durulmuş, Bir sıkıntı görünmüyor medya biriminde…

Bak burada sana itirazım var. Bir iki haftadır, yok o geliyor yok şu gidiyor dedin. Ahan ne oldu?

-Ne oldu Üstadım, İstanbul’dan medya birimine katılımlar oldu. Trabzon’dan şu an medya birimine katılım yok. Sonra Trabzon kanadından çalışanlar medya birimine yeterde artar bile. Ara sıra gidip gözlemliyorum oraları.

Güzel kuzum senden korkulur, yazdın çizdin arabanın giden tekerine çomağı soktun.

-Ne alaka stadım, biz gerçeklere ışık tutuyoruz. Trabzonspor’dan açılmışken alt yapıdan devam edelim. Üstadım geçenlerde Akyazı’ya gittim. Biliyorsun Akyazı’nın girişindeki binada devasa yazıyla “Özkan Sümer futbol Akademisi” yazıyor, ya merak ediyorum isim, akademi güzel… Bina ve sahalar da güzel. Acaba güzel olan akademinin içerisi dolu mu?

Kınalı Kuzum geldin geldin nasıra dokundun… Ben de zaman zaman oralara yürüyüşe gidiyorum… O yazıyı görünce “Ulan” diyorum kendi kendime “Özkan Sümer futbol Akademesi!” içerisi de mutlaka doludur… Sezon bitiyor “Akademiden üst sınıfa geçen öğrenci var mı?” diye bakıyoruz kimseyi göremiyoruz…

-Üstadım işte aynı telden konuşuyoruz, Akademinin içi boş, İnşallah yapılan değişimlerle içi de dolar, yoksa o kadar masraf boş yere ediliyor. Birde “Alt yapı hocalar için iş bulma yeri oldu” diyorlar.

Güzel kuzum elbette oralarda birileri çalışacak, elbette öncelik liyakatli olanlara verilmelidir. Bir de yaşlı, başlı hocalar çalışıyor söylemleri kulağıma geliyor, yani kardeşim tecrübeyi bilgi birikimin bunu söyleyenler nereye koyuyor acaba? Ben kesinlikle bu söylemlere katılmıyorum.

-Üstadım bu konuda ben de sana katılıyorum ne demek “Yaşlı adam” liyakatli, bilgi ve tecrübeliyse yaşı kemale ermiş olsa bile ne sıkıntı olacak ki?

Neyse Kınalı Kuzum burada keselim, fazla uzattık gameti.

-O zaman bana eyvallah benim kimselere eğilip bükülmeyen Üstadım…

Eyvallah güzel kuzum güle güle…

FUTBOL DIŞI OLAY MI VARDI?

Monaco maçından sonra Abdullah Avcı Trabzonsporlu taraftarların bulunduğu tribüne giderek alınan ve oynanan oyundan dolayı taraftarlardan özür diledi ve taraftarlara “Kimse merak etmesin bunun Trabzon’u var” dedi…

Hocaya sormak gerek, “…Trabzon’u var” derken neyi kastediyorsun?

Bizim bildiğimiz böyle meydan okumaklar, rakip sahada futbol dışı yaşanan olaylardan dolayı söylenir.

Halbuki Monaco’da futbol dışı yaşanan bir olay olmadı sahada, o zaman bunun “…Trabzon’u var” demek bana göre topu taca atmaktan başka bir şey değildir...

Abdullah Avcı gerçeklerle yüzleşmekten her nedense sürekli kaçmaya çalışıyor.

Hoca gerçeklerle yüzleşmekten ne kadar kaçarsa kaçsın, bir gün mutlaka o gerçeklerle yüzleşecektir.

O kadar transfer yapacaksın, her dediğin yapılacak ve buna mukabil Trabzonspor’u borç batağına doğru iteleyeceksin, sonuç kötü gelince topu taca veya auta atıp “Ben oynamıyorum” diyeceksin…

Yok öyle üç kuruşa beş köfte!

Gerçi yaşananlar Abdullah Avcı’nın çok da umurunda! babalar gibi üç yıllık sözleşmesi var.

HADİ BİRİSİ ÇIKSIN ANLATSIN BİZLERE

Abdullah Avcı dahil kimse mazeret üretip o mazeretin arkasına sığınamaz.

Lami cimi yok!

Trabzonspor kötü oynuyor.

Kötü oynadığının aksini söyleyen varsa, mutlaka o futbol özürlüdür.

Sahada öyle bir futbolcu gurubunu seyrediyoruz ki ne oynadıkları ne yapmak istediklerini öyle zannediyorum ki Abdullah Avcı hariç kimse çözemiyor!

Allah aşkına ne olur birisi çıkıp anlatsın bize… Desin ki “Trabzonspor şu sistemde oynuyor”

Hadi sistemi bir kenara attık, “Şu düzende oynuyor” desin.

Şu Süper Lig’de hiç beğenmediğin takımın oynadığı futbol bile futbol severlerin gözüne hoş gelirken, Trabzonspor’un oynadığı ya da Abdullah Avcı’nın oynatmak istediği futbol hepimize adeta eziyet verip işkence çektiriyor.

Sözde futbol temaşa oyunu!

BAKALIM DAHA NE KADAR BEKLENECEK?

Ne yalan söyleyeyim aklıma yapılan transferlerle ilgili öyle deli sorular geliyor ama;

Maalesef o ama da kalıyorum!

Ve o kaldığım amanın ardından ya sabır çekiyorum.

Yine de şöyle bizlerin değil de şeytanın avukatlığını yapalım.

Bu kadar transfer yapılacak.

Yapılan transferler için “Nokta transferler yapıldı” diye davullu zurnalı imza törenleri düzenlenecek.

Ne var ki gelinen noktaya bakıyoruz ortada ne yıldız oyuncu görüyoruz ne de oynanan futbol?

Alıştık veya alıştırdılar bizi “Ahan merak etmeyin, gerçek Trabzonspor’u göreceksiniz, bu hafta iyi olacak” diyerek bekletmeye!

Korkum o ki bizlere yaşattıkları bu beklemeler bizleri farklı duraklarda beklemeye sevk edecek!

İSMİ BİLE YETER

Şampiyon olan bir takıma bu kadar transfer yapılması.

Şampiyon olan bir takımın bu kadar genleriyle oynanması.

Şampiyon olan bir takımda bu kadar değişiklikler yapılması.

Doğru bir karar mıydı?

Sizi bilmem ama bana göre doğru bir karar değildi.

Zaten Şampiyonlar Ligi hedefinden kopulmuştu.

Mevcut kadroya üç-dört oyuncu katılmış olsaydı bugün ki durumdan daha mı kötü olurdu Trabzonspor.

Diyeceksiniz ki Trabzonspor kötü olmasına rağmen ligin yine zirvesinde.

Ben de sizin bu söyleminize karşın diyeceğim ki, tabiri caizse Trabzonspor’un dirisi değil ölüsü bile ligin zirvesinde olurdu.

Trabzonspor’un ismi, cismi ve renkleri her daim şampiyonluk yarışının içerisinde olur.

Demem o ki Trabzonspor’u bu kadar borçlandırmaya…

Demem o ki Trabzonspor’u yabancı futbolcu çöplüğüne çevirmeye gerek var mıydı?

NEDEN KONUŞMAZLAR?

Neden camianın akil insanları, duayenleri, konuşması gerekenleri, fikrini, zikrini açık seçik beyan etmezler…

Kimden korkarlar?

Kimden çekinirler?

Hala kapı arkalarında.

Hala içki masalarında.

Hala otel lobilerinde.

Hala kafelerin görünmez yerlerinde.

Hala çarşı pazarda…

Trabzonspor’da yaşananları konuşma gayreti içerisinde olanlar var.

Yahu arkadaş çıkın söyleyin.

Trabzonspor yönetilmiyor.

Trabzonspor’un ekonomik tablosu kötünün kötüsü.

Trabzonspor bu borçlanmayla batağa doğru gidiyor.

Trabzonspor bu kadar transferi neden yaptı, yapıyor?

Trabzonspor neden iş ve işçi bulma kurumuna döndürüldü.

Diyemiyorsunuz, demiyorsunuz?

Benden söylemesi yarın çok geç olacak bunları söylemeniz için.