E bir dinlenelim dedik.

E o nedenle bir hafta yazılarımıza ara verelim istedik.

E bundan dolayı da şehir dışına çıktık.

Hani bir söz vardır “Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır” dan yola çıkarsak, gezimize Trabzon’dan başladık, Sivas, Kahramanmaraş üzerinden Hatay’a indik, oradan Adana’ya geçtik, Ürgüp’te mola verdik ve Ankara’yla gezimizin turunu sonlandırıp yine yeniden kürkçü dükkanına dönüverdik.

Yeri gelmişken ve konularımıza geçmeden önce Gazeteciler Cemiyeti yönetimine düzenledikleri proje bazındaki gezi için teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Kısacası bir hafta buralarda yoktuk.

Ha diyeceksiniz ki siz Trabzon’da olmadığınız için gündemden uzaktınız ne yazacaksınız şimdi?

Doğrudur ama bir şeyi unutuyorsunuz, biz olmasak da Kınalı Kuzum var. Kınalı Kuzum asla sahayı boş bırakmaz.

Bakınız Trabzon’a ayak basar basmaz Kınalı Kuzum neler anlattı bana…

Hoş geldin benim güzeller güzeli Kınalı Kuzum

-Üstadım bu kez ben sana hoş geldin diyeyim, sen yoktun buralarda. Senden elbette ki dinleyeceğiz gezi turlarınızdaki maceralarınızı ve yaşadıklarınızı.

Güzel kuzum gezimizle ilgili konuları başka bir zaman anlatırım hatta gezimizle ilgili kafandan ne geçiyorsa neyi merak ediyorsan sen sorar ben cevap veririm sana… Ancak kısa ve öz şunu söyleyeyim, gezimize renk katan, daha doğrusu renklendiren iki isim vardı kafilede, birisi Bülent Deveci diğeri ise Turgay Beşyıldız’dı… İyi ki kafileye dahil olmuşlar. Neyse diğer konuları bir başka yazıda yazarız güzel kuzum.

-Üstadım Turgay Beşyıldız hakikatten matrak bir adam. Bülent Deveci de öyle… Acaba bunların ortak yanı, yani şen şakrak, matrak olmalarının sebebi Yenimahalle durağında bulunan çeşmeden mi?

Güzel kuzum mutlaka öyledir sen o çeşmeyi hatırlar mısın? O çeşmenin büyük bir yalağı vardı, eskiden atlar, sığırlar, koyunlar o yalaktan hararetlerini gidermek için su içerdiler. Yan tarafta da insanların kullandığı üç çeşme vardı. Demem o ki şifalı suydu…

-Üstadım şifalı olduğunu bilmiyordum, desene biz kaçırdık o şifalı suyu…

Kınalı Kuzum (Ballak) İdris Amca’nın genç kalmasının nedeni de o çeşmeden içtiği sudur… Neyse biz dönelim asıl konumuza. Ne var dağarcığında?

-Üstadım bir zamanların TV dizisiydi ‘İnce İnce Yasemince’ istersen biz de ince inceden gidelim bu sefer.

Kınalı Kuzum seni kırar mıyım ben, nasıl istersen öyle gidelim.

-Üstadım üç dört gündür Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde karargâh kurdum!

Hayırdır Kınalı Kuzum ne karargâhı?

-Üstadım, Başkan Ağaoğlu ile Asbaşkan Ertuğrul Doğan’ın arasının nane-limon olduğu dedikodusunun doğru olup olmadığını öğrenmek için karargâh kurdum.

Eeee ikilinin arasının olmadığı doğru mu güzel kuzum?

-Üstadım, yönetimsel bazda Trabzonspor’da filim kopmuş, sanki içeriden Ağaoğlu’na operasyon yapılıyor. Dedikleri gibi Ağaoğlu ve Doğan birbirlerine karşın köprüleri atmışlar… Ben öyle zannediyorum ki Mayıs ayında Trabzonspor genel kurula gider.

Hoppala güzel kuzum nereden çıkardın bunu?

-Üstadım inceden inceden devam edecektik ya, onun için nedenlerini detaylandırmıyorum.

Güzel kuzum sen yine de bir iki ip ucu ver bizlere.

-Üstadım o zaman günah benden gitti. Ahmet Ağaoğlu’nun Abdullah Avcı’yı istemediğini bizler Avcı Trabzonspor’la el sıkıştığından beri yazmaktayız. Şu an bile istemediğini her hareketiyle belli etmektedir. 

Kınalı Kuzum başkanın Abdullah Avcı’yı istemediğini doğru söylüyorsun. Biz anlattıklarından sonra bu konuyu gündeme getirmekteyiz. Şu andaki durum; başkan pusuda Avcı’yı avlamak için bekliyor.

-Üstadım sıkı dur kimselerin bilmediği bak neyi anlatacağım sana… Asbaşkan Ertuğrul Doğan telefonunu kaldırır ve kulübün Genel Müdürü Sinan Zengin’i arar… Doğan, Zengin’e şöyle talimat verir: “Abdullah Avcı’yla üç yıl sözleşme yapacağız, ona göre bir sözleşme hazırla”

Ne var bunda Kınalı Kuzum, doğal bir hamle değil mi Doğan’ın yaptığı?

-Üstadım, biraz sabır göster be, Doğan’dan talimatı alan Sinan Zengin, Başkan Ahmet Ağaoğlu’nu arar… Ağaoğlu’na, Asbaşkan Doğan’ın böyle bir talimatı olduğunu söyler. Başkan Ahmet Ağaoğlu, Zengin’in bu söyleminden dolayı bir anda şok yaşar. Şok yaşamasının nedeni Avcı’yla yapılacak sözleşmeden o an haberi olmasıydı.

Vay anasını güzel kuzum bu anlattığın doğrumu?

-Üstadım hadi birisi çıksın bu anlattıklarımı yalanlasın. Sinan Zengin orada, arasınlar Zengin’i sorsunlar… Avcı’yla yapılacak sözleşmeden Sinan Zengin vasıtasıyla haberdar olan Ağaoğlu, ivedilikle Ertuğrul Doğan’ı arar, ikilinin telefon konuşmasında artıcı depremden biraz daha şiddetli bir deprem olur!

Allah Allah Avcı’yla sözleşme yapılacak, yapılacak bu sözleşmeden Başkan’ın haberi olmuyor. Bu düpedüz Başkan’a operasyondur Kınalı Kuzum.

-Aynen öyle üstadım… Ağaoğlu, Doğan’ı arayınca Doğan da Müdür Sinan Zengin’e dönerek “Neden Ahmet Ağaoğlu’nu arayıp haber verdin” diye Zengin’e hesap sorar… Trabzonspor’da bu yaşananlar karşısında yemin billah adama ağzıyla değil kıçıyla gülerler. Dedim ya sana yaşananlar tam aksiyon filmleri gibi. Anlayacağın Üstadım, Trabzonspor’da yaşananlar öyle böyle değil, o nedenle diyorum ki Mayıs’ta olağanüstü genel kurul olur. Kim ne derse desin süreçte iki yumurtadan birisi kırılacak. Ha bir de bakmışsın ki ikisi birden kırılmış!

Kınalı Kuzum zaten Ahmet Ağaoğlu çalıştığı mevcut yönetimi beğenmediğini onlarla çalışamayacağını dost ortamlarında yaptığı sohbetlerde söylüyor.

-Üstadım, Ahmet Ağaoğlu neler söylemiyor ki, hem de kimler için ama bunlar hep söylem… Elimizde bu söylemler için belge olsa hepsini gözümü kırpmadan yayınlarım. Dedim ya hepsi sözde. Hani, “söz uçar yazı kalır” diyoruz ya. İşte ortada yazı yok.

Güzel kuzum desene Trabzonspor lastik patlatsa kıyamet kopacak… O noktada kulüp.

-Üstadım o noktayı da geçti, bak sezon devam ederken Denswil ve Djaniny ile sözleşme yaptılar. Sözleşme yapılmasını kim istedi? Tabi ki Abdullah Avcı, peki bugün Abdullah Avcı ne istiyor? Bu iki oyuncunun gönderilmesini. Avcı ‘gönderin bu ikisini, onların yerine yeni oyuncu alalım’ diyor, Allah aşkına bir kulüp, bir teknik adama bu kadar teslim edilir mi? Daha da ileri gideyim bu kadar peşkeş çektirilir mi? Yazık günah değil mi? Hangi teknik adama bu kadar taviz ve yetki verildi? O ki adamları gönderecektin, neden sözleşmelerini uzattınız? Ah Trabzonspor’um kimlerin eline kalmış?

Sahi mi söylüyorsun güzel kuzum, bu iki oyuncunun gönderilmesini mi istiyor Avcı kardeş. Peki, Avcı kardeş bunu diyor da yönetim Avcı kardeşe ne diyor?

-Üstadım, Trabzonspor’da yönetim mi var? Avcı kimseyle muhatap olmuyor ki, Ertuğrul Doğan dışında. Sorarım sana ne olacak bu kadar oyuncu? Herkesin malumu hedef şampiyonlar ligiydi, orada tutunamadı dolayısıyla Avrupa Ligi’ne geçiş yapıldı, o da olmadı ‘Konferans Ligi’ne devam’ dedi Avcı ve kurduğu kadro. Hadi buna başarı deyiverin!

Kınalı Kuzum, yaşananlara ses çıkarmayanlar utansın!

-Üstadım benim kuzu aklım almıyor, herkes suspus olmuş, Trabzonspor uçurumun kenarına gelmedi, uçurumdan aşağıya doğru gidiyor, bakıyorum da kimseden gık çıkmıyor, ahan da kulübe icralar gelmeye başladı! Bunun sonunun ne olacağını düşünen var mı?

Güzel kuzum ne icrası hani icralar halledilmişti!

-Ey gidi üstadım icralar kimin zamanında halledilmişti oraya dönüp bir baksınlar, bugün Kasımpaşa kulübü alacakları için icraya vermiş, birde yabancı bir menajer Trabzonspor’a icra göndermiş.

Kınalı Kuzum desene durum vahim, peki bu icralardan kimsenin haberi yok mu, sümen altı mı yapılıyor?

-Üstadım ben söyledim, şimdi herkesin haberi olsun. Camianın ileri gelenleri veya kurullar bu icra konusunu sorgulasın ve açıklasınlar. Birde komedi türünde borç tablosu açıkladı. Yönetim kurulunun açıkladığı tablo tam bir bulmaca. Açıkladıkları tabloda, kimse neyin ne olduğunu borcun ne kadara çıktığını tam anlamadı! Ancak kimse meraklanmasın, bu konuda da her şeyi en ince ayrıntısına kadar araştırıp bilgilendirmesini camiaya yapacağım.

Kınalı Kuzum senden bir ricam var, hiçbir şeyin sümen altında kalmasına izin verme. Trabzonspor’da ne yaşanıyorsa hepsini kamuoyuyla paylaşalım.

-Üstadım biz Trabzonsporluyuz… Bak iki haftadır Asbaşkan Ertuğrul Doğan sosyal medya hesaplarından taraftarların maça gelmesi için çağrı yapıyor. Doğan, çağrı yapmasına rağmen iki haftadır kendisi maçlara gelmiyor. Durumun vahametini anla. Üstadım bizim Trabzonspor’dan hiçbir menfaatimiz yok olamazda. Beklenti ve menfaat peşinde olanları da herkes görüyor… O nedenle başımız dik yürüyoruz ve her şeyi en ince ayrıntısına kadar yazıyoruz, yazacağız da. Var mı bizim gibi bir tane daha meslekte yazan, Üstadım inceden inceden başladık ama dayanamadık kalına geçtik! Olsun be üstadım yine de sohbetimiz iyi oldu.

Güzel kuzum sen işini bilirsin, seni çok seviyorum, sen boş ver kimin ne yaptığını ne yazdığını biz görevimizi yapıyoruz. Başkaları gibi yarınların hesabını yaparak birilerine şirin görünüp sonra görev beklemiyoruz. Biz Trabzonspor’un menfaatleri için varız… Seni çok seziyorum, hadi Allah’a emanet ol.

-Eyvallah üstadım, ben de seni çok seviyorum sen de Allah’a emanet ol, hoşçakal.

Güle güle güzeller güzeli Kınalı Kuzum...

KADRO MÜHENDİSLİĞİNİ KİM YAPTI?

Neyi merak ediyorum biliyor musunuz?

Kurulan kadronun mühendisliğinin kimin yaptığını?

Bu müthiş mühendisliği Abdullah Avcı yaptı derseniz, durum bana göre vahimin ötesindedir!

Bir teknik adam düşünün.

Bu teknik adam üstelik şampiyon olmuş, üç kupa kaldırmış bir teknik adam olur ise…

Ve buna mukabil bu oyuncuları transfer ettirir ise…

Bu kulübü içinden çıkılmaz borç batağına sokturur ise…

O zaman birileri çıkıp da arkadaş “Ben bu saatten sonra öküzün altında buzağı arıyorum” der ise…

Bunları söyleyenlere kim bir şey diyebilir?

Böylesine kötü kadro mühendisliğini kim yapar?

Takımın neresine el atsanız elinizde kalıyor!

Bunun aksini söyleyen olabilir mi?

Bu olayın bir boyutu.

Ya diğer boyutu!

Eğer ki transfer edilen oyuncular teknik direktörün bilgisi dahilinde alınmamışsa, bu kez öküzün altında buzak aramaya gerek olmadığını düşünüyorum!

Aranması gereken yer filin altı olmalıdır.

Kısacası değneğin iki tarafı da pis.

Buradan uyarımı yapıyorum, bu sezon yapılan bütün transferler irdelenmelidir.

Kim irdeler, kim ne söyler, kim ne yazar orasını ben bilemem.

Benim bildiğim yapılan transferlerde “kıble kaçığının” olduğudur!

BU SİNEKTEN YAĞ ÇIKMAZ BE HOCAM!

Abdullah Hoca, Konyaspor maçından sonra, “Abdülkadir Ömür’ün sakatlanıp çıkması, Hüseyin’inde sakatlık problemi yaşaması, oyuncu değişikliğinde Yusuf Erdoğan’ın üzerinden yeni oyun planı yapmaya sevk etti bizi. Sonuçta yerli oyuncu kuralı bir sonraki hamle için daha da düşünmemizi gerektiriyor” diyor.

Yahu ilahi hocam, nereden çıktı Yusuf Erdoğan üzerinden yeni oyun planı yapmak?

Hadi oyun planın için Yusuf Yazıcı ismini zikretsen, inan buna ‘eyvallah’ diyeceğiz.

Sen kalkmışsın hiç şans tanımadığın.

Şans tanısan bile ne yaptığını ne ettiğini ne oynadığını kendisinin bile çözemediği veya bilemediği Yusuf Erdoğan üzerinden oyun planı yapmaya çalışıyorsun.

Hem bu söylemine hem böyle düşünmene vallahi pes billahi pes diyorum.

İlahi hocam Amerika’yı yeni mi keşfediyorsun?

Sonra da Ali Savaş Dayım’ın sana sorduğu soruyu beğenmeyin, “Bu sorular eski model solar” deyip kendince onu mat ediyorsun! Ancak Ali Dayım her zaman Şah’tın bunu da unutma sevgili hocam.

Yusuf Erdoğan bilmediğin, tanımadığın bir oyuncu mu?

Yeteneği, ederi her şeyi belli değil mi?

İlahi hocam sinekten yağ çıkarmaya uğraşıyorsun ama nafile uğraşıyorsun, bu sinekler sana yağ vermezler!

BU KEZ ŞEŞBEŞ KONUŞTU

Pazar günü yine Söğütlü ekibimizle buluştuk.

Allah’ı var her zaman olduğu gibi Canko abimiz misafirperverliğin alasını gösterdi bizlere.

Biz henüz masaya oturmadan, Canko abi pidemizi, zeytinimizi ve kaşar peynirimizi çoktan hazır hale getirmişti.

Ekibimizle bir yandan çaylarımızı yudumlayıp kahvaltımızı yaparken diğer yandan muhabbetimizi yapıyorduk. Konuştuğumuz konuları yedi dere ağzı dolandırdıktan sonra hep birlikte konuyu Trabzonspor’a getirdik.

Zira işin bam teli de burası.

Her hafta masamızda bizlerle olup sadece yapılan yorumları dinleyen Şeşbeş abimiz bu kez yumruğunu masaya vurarak “Artık konuşma sırası bende, beni dinleyeceksiniz” dedi..

Şeşbeş abinin masaya vurduğu yumruktan sonra her buluşmamızda yaptığımız sohbetlerde kimseye peş vermeyen Canko abi bile masaya vurulan yumruk karşısında adeta sus pus olmuştu!

Artık masada herkes pür dikkat Şeşbeş abinin ağzından çıkacak cümlelere kulak vermeye başladı.

Şeşbeş abi “Sanki futbolun kitabını Canko yazdı, nedir her hafta burada ahkam kestiriyorsunuz Canko’ya… Yok efendim Abdullah Avcı hoca falan değilmiş, yok efendim bu Trabzonspor ile bir cacık olmazmış, yok efendim Trabzonspor çok kötü oynuyormuş? Allah aşkına nedir bu ya… Canko topu görse karakola bomba diye getirir. Ben Trabzonspor’un iyi bir kadrosu olduğuna inanıyorum, bakın görün Dünya kupasından sonra Trabzonspor müthiş bir şekilde geriye dönecektir ve bana göre şampiyonluğun en büyük favorisidir. Ayrıca Abdullah Hoca da Türkiye’nin en başarılı hocasıdır… Son dönemlere üç kupa alan iki hocadan birisidir.” diyerek raconunu Canko abiye dolayısıyla masamıza keser…

Şeşbeş abinin racon kestiğini gören Çikolata Shop’un sahibi Zeki Hayırlıoğlu bu kez söze kendisini dahil eder.

Hayırlıoğlu, Şeşbeş abiye “Ben Canko’nun Trabzonspor ile ilgili yaptığı yorumlara kefilim. Gençlik dönemlerinde Canko, Trabzon amatör kümesinde meşin yuvarlağın peşinden koşarken, Şeşbeş elinde badana fırçasıyla duvar boyuyordu. Canko, Necmiati kulübümüzün formasını giyip terletmiştir, sonra futbolu iyi bilir iyi yorumlar. Şeşbeş bırakın bir amatör takımın formasını giymeyi acaba mahalle de forma giymiş midir?”

Neyse Canko abinin patlayan fren balatalarını yapayım derken, bu kez Zeki Hayırlıoğlu’nun fren balataları yandı. Hal böyle olunca, ‘sohbetimize kaldığımız yerden bir dahaki hafta devam ederiz’ diyerek mecburen masadan ayrılmak zorunda kaldık…

Haftaya pazar günü saat 10.00’da aramıza katılmak isteyenleri Söğütlü Fatih Camii’nin oradaki çay ocağında bekleriz.