Oydu buydu…

Ramazandı, bayramdı hepsi gelip geçti…

Artık iş dünyası Ticaret ve Sanayi Odasının yapacak olduğu seçime kilitlendi.

Başkan adayları şu sıralar çalışmalarını hızlı bir şekilde ara vermeden devam ettiriyorlar…

Hatta adaylar oy kullanacak üyeleri adam adama marke ediyorlar dersek de abartmamış oluruz diye düşünüyorum!

Adayların seçim için yaptıkları çalışmalarla ilgili yorumlarımızı daha sonra kınalı kuzum ile birlikte sizler için yorumlayacağız.

Ticaret ve Sanayi Odasına kınalı kuzum ile projektör tutacağımızın duyurusunu sizlere önceki yazılarımızda yapmıştık.

O nedenle bugün farklı bir pencereden bakacağız ticaret ve sanayi odası seçimlerine…

Yukarda belirttiğimiz gibi muhtemelen Ekim ayı içerisinde yapılması düşünülen Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri için biz de şimdiden projektörümüzü oraya çevirelim istedik.

Durum bu noktada olunca kuzumuzu Ramazan ayı içerisinde allayıp pullayıp saha çalışmalarına sürdük…

Ve Kınalı kuzum çıktığı ulvi görev yolculuğundan dün dönerek gazeteye ziyaretimize geldi.

Hoş geldin güzel kuzum epey zamandır görüşemedik….

-Malumunuz üstadım, verdiğiniz görevi eksiksiz yerine getirmek için gece gündüz demeden çalıştık, çantamız dolu dolu geldik, daha ne yapayım?

Eyvallah kınalım, sen görev kuzususun…

-Ne demek üstadım, görev kutsaldır bizim için, Ticaret ve Sanayi Odasıyla ilgili görev vermiştin ya bana, ben biraz verdiğin görevin dışına çıktım, nedeni ise geçmişe ışık tutmazsak, geleceği asla kurup, kurtaramayız, bana göre işe buradan başlamalıyız…

Allah Allah söylediğini anlamadım güzel kuzum, ne geçmişi ne geleceğinden bahsediyorsun?

-Üstadım, öncelikle bir önceki seçimde neler yaşandı? Neler oldu? Kim kiminle hareket etti? Kim kime seçim sathına tam girildiğinde, hatta seçimin içerisinde takla attırdı? Önce bunları bir anlatalım, sonrada bugün ne gibi çalışmalar yapılıyor onları değerlendiririz.

O zaman hiç vakit kaybetmeden başla anlatmaya ne olmuştu önceki seçimde kınalı kuzum?

-Üstadım önceki seçimde, TTSO başkanlığı için Suat Hacısalihoğlu, Ekrem Çapkınoğlu, Erkut Çelebi ve Ahmet Sarı sahada ayrı ayrı çalışıyorlardı. Bu dört adayın hepsi guruplara listeler yapıp, guruplardan avantajlı çıkmaya çalışıyorlardı. Bu durumda Suat Hacısalihoğlu’nun karşısında 3 gurubun olması, ister istemez Hacısalihoğlu’nu seçimde şanslı duruma getirmişti. Nedeni ise bölünmenin ya da fazla adayın çıkmasıyla oylar bölünmüş olacaktı. Haliyle bu da Suat Hacısalihoğlu’na işine gelecekti…

Evet, güzel kuzum devam edelim…

-Üstadım, devam ediyorum, durum bu noktada ilerlerken, Ekrem Çapkınoğlu yaptığı çalışmalarla Erkut Celebi ve Ahmet Sarı'nın önüne geçti. Seçim sathında sayın Çapkınoğlu'nun güçlü bir şekilde yürüdüğünü gören Erkut Celebi, strateji değiştirip, yeni bir hamleyle Ekrem Çapkınoğlu’nu saf dışı bırakıp, Başkan olmak için son bir hamle yapmak ister…

Eeee gayet normal bu sonuçta bir seçim değil mi? Kim kazanmak istemez?

-Tamam, gayet normalde Üstadım, burada oyun içerisinde oyun oldu, Çapkınoğlu’nu saf dışı bırakmak için Erkut Celebi her türlü varyantı yapma yolunu tercih etti, bunun adına sizler ne derseniz deyin, film buradan sonra kopuyor zaten…

Kınalı kuzum bu anlattıkların doğru mu sonra yazılanlar yalandır diye karşı taraftan tekzip yemeyelim…

-Üstadım bana güvenmiyor musun, ben bu bilgileri almak için kaç kişiyle konuşup aldığım bilgileri kaç kişiye teyit ettirdim. Dur üstadım acele etme işin finali bundan sonra… O dönemde Ayhan Sürmen’in mekânında Ekrem Çapkınoğlu’yla Sürmen, Beşiktaş maçını izliyorlardı, o sırada Çapkınoğlu’nun telefonu çalar, arayan Erkut Celebi’ydi. Celebi Çapkınoğlu’na maçtan sonra buluşmaları teklifini ediyordu… Sayın Çelebi’den gelen bu teklifi Çapkınoğlu kabul edip, Erkut Bey’i bulunduğu mekana davet etti…

Vay be yaşananlar tam Türk filimi gibi kınalı kuzum…

-Ah be üstadım dedim ya sana bir dinle, Ekrem Çapkınoğlu ile Erkut Çelebi Ayhan Sürmen’in mekânda buluşurlar. İkilinin konuşmalarına tek şahit olan haliyle mekânın sahibi Ayhan Sürmen’dir… Hemen belirteyim Ayhan Sürmen bugün bile Erkut Çelebi’yi arkadaş olarak çok sever ancak Erkut Celebi’nin Çapkınolğu’yla yaptığı görüşmeden sonra devamında yanlış yollara girmesini Sürmen asla kabul edemedi. Ayrıca Ayhan Sürmen Çelebi’nin yanlış yollara girmesinin kabul edilir bir tarafı olmadığını bulunduğu ya da konun geçtiği her ortamda açıkça söylemiştir…

Merak ediyorum kınalı kuzum nereye geleceğiz diye…  Ne konuşmuşlar buluşmalarında bunun bilgisini alabildin mi?

-Üstadım, Almaz olur muyum? Erkut Celebi net bir şekilde, Ekrem Çapkınoğluna “Ekrem kardeşim, ben Suat abinin yöneticisiydim, ona karşı bayrak açtım, benim hedefim başkan olmak değil, Benim hedefim Suat abiye karşı olan herkesle birlikte hareket etmek, onun için senin başkanlığını destekliyorum. Ama guruplarda bir birimizi destekleyelim. Karşıma listeler çıkarma ki Suat abiyi devirelim” der…

Eeee ne güzel teklif getirmiş Celebi ya Çapkınoğlu’na…

-Üstadım teklif geldi de, uygulamada, icraatta ne oldu? işte oraya doğru geliyoruz şimdi, Erkut Çelebi den bu teklifi alan Çapkınoğlu en yakın dostu yol arkadaşı olan Temel Kofoğlu’na konuyu açar, Kofoğlu  Çapkınoğlu’nu dinledikten sonra, Ekrem Çapkınoğlu’na yanlış yaptığını, yanlış bir karar verdiğini söyler… Çelebi’yle yaptığı birlikteliğin doğru olmadığını, kendisine zarar vereceğini belirtir ve Ekrem Çapkınoğlu’nu uyarır… Kofoğlu’nun bu söylemine karşın Ekrem başkan, Çelebi’yle yaptığı konuşmalara şahit olan Ayhan Sürmen’in, konu hakkında ki fikrini  “Erkut’un çok samimi ve içten olduğunu, Çelebi’ye güven duyulmasını istediğini ” Kofoğlu’na aktarır. Ancak Ekrem başkan buna rağmen Kofoğlu’nun Çelebi hakkındaki negatif düşüncesini pozitife çevirmeyi başaramaz… Sonunda Kofoğlu, Çapkınoğlu’na“  sizler bilirisiniz” diyerek  sayın Çelebi hakkında son sözünü söyler… Tabi gelinen sürecin sonunda zaman Temel Kofoğlu haklı çıkarınca, Ekrem başkan yol arkadaşlığı yaptığı dostuna mahcup olur…

Kınalı kuzum iş Türk filminden çıktı Dallas dizisine doğru gidiyor herhalde…

-Üstadım Dallas’a mı yoksa Şahin Tepesine mi döndü onu yazının sonunda karar vereceğiz… Nitekim Seçim sathına girildi, Seçim sathında kendisine uzatılan ele iyi niyetle karşılık veren Ekrem Çapkınoğlu, Erkut Çelebi’nin liste çıkardığı guruplardaki arkadaşlarını ya geri çekti ya da o listelerle birleştirdi. Çapkınoğlu ayrıca kendisini destekleyen arkadaşlarından Erkut Çelebi’yi desteklemelerini istedi. Daha ileri gidersek Çapkınoğlu’nun kendisi bile Erkut Çelebi’nin girdiği guruplarda bire bir Erkut Bey için çalıştı ve kazanmasını önemli katkı sağladı…

Kuzum ben bu filmin sonunu çok merak ediyorum, buraya kadar bir sıkıntı görünmedi ancak…

-Üstadım biraz sabır, Ekrem Çapkınoğlu bunu yaparken sayın Çelebi ise gizliden gizliye Ekrem Çapkınoğlu’nun guruplarında Çapkınoğlu’nun aleyhine çalışarak Ekrem beyin arkadaşlarının guruplardan çıkmamalarının uğraşını veriyordu.. O gruplardan kendi delegelerini çıkarıp elini daha çok güçlü hale getirmek için hamleler yaptı.

Vay anasını kınalı kuzum bu anlattıkların doğrumu bak Erkut beyin cevap hakkı var!

-Ya üstadım vay anasına he. Erkut Bey tabi ki cevap hakkını kullanabilir, ne diyebiliriz ki kullanmak isterse? Devam ediyorum, burada sıkı dur, Erkut Çelebi, bu ara diğer başkan adayı Ahmet Sarı adına çalışmadı. Çalışmayınca da Sarı gurubundan çıkarmayarak saf dışı kalmasını sağladı. Böylelikle Sayın Çelebi ilk zaferini kazanmış oldu!  Ahmet Sarı’nın guruptan çıkamamasından sonra Sayın Çelebi’nin tek hedefi kalmıştı oda Ekrem Çapkınoğlu’ydu….

Kınalı kuzum aklım karıştı Allah’a aşkına ne diyorsun, ne anlatıyorsun?

-Üstadım bu yaşananları dinlerken benim de aklım kısa devre yaptı, sonuç olarak iki tarafın listeleri guruplarında çoğunlukla çıkınca, Ekrem Çapkınoğlu gruplardan güçlü çıkan yol arkadaşlarına jest yaparak yemek verir. Ekrem başkan yemekte bulunan gurupların başkan adayı olduğunu düşünerek çok güzel birliktelik konuşması yapar. Sayın Çapkınoğlu’nun ardından mikrofonu Erkut Çelebi alır. Sayın Çelebi öyle bir konuşma yapar ki, Erkut beyin ağzından dökülen sözler âdeta salonda Sibirya havası estirir! Sayın Çapkınoğlu ve Çapkınoğlu’yla birlikte hareket eden arkadaşları o an hayatlarının şokunu yaşarlar!

Güzel kuzum, ben de merak ediyorum, neler söyledi konuşmasında Erkut Çelebi?

-Üstadım öyle zannediyorum ki, yazımız uzun oldu, arkası yarın diyerek Erkut Çelebi’nin konuşmasının devamını sonraki yazımıza bırakalım. Okuyucularımızdan reyting almak için biraz onları merakta bırakalım!

Doğru söylüyorsun kınalı kuzum evet arkası yarın diyoruz… Ve  kuzum ile bizi izlemeye devam ediniz….

***************

SEN YALINDA YAN YATIP KEYİF YAPARKEN!

Ey gidi Koç Ali Bey!

Ey gidi Koçların beyi!

“Trabzonsporlular köprüye bayrak asmamalıymış” diyorsun güzel de…

O köprüde bayrak asmamasını istediğin camianın 15 Temmuz’da o hain kalkışmada, sen yalında otururken ne şehitler verdiğini biliyor musun?

Ey gidim Koç Ali Bey…

Bir söz vardır “Bekâra karı boşamak kolaydır”

Sen de bekâr gibisin boşa atıp tutuyorsun!

Köprüye bayrak asılmamalıymış!

Trabzonsporlular köprüyü bir tarafa bıraktılar, Paris’te koç Ali Bey “Eyfel Kulesini” bordo-mavi yaptılar.

Bundan haberin var mıdır?

Belki Eyfel Kulesini neden bordo-mavi renklere bürüdüler diye de Fransa’ya racon kesersin!

Ey gidim Koç Ali Bey!

Dua et ki bu millet senin Ford arabalarını… Senin Beko, Arçelik ürünlerine boykot çağrısı yapmıyorlar.

Böyle devam etmen halinde onu da yapacaklar haberin ola…

KİM YAPACAK?

Zannedersem Büyükşehir Belediyesi üzerine düşen görevi yaptı.

Acaba bundan sonrasını kim yapacak?

Ya da kim yapmalı?

Aylardır Kadir Özcan Tesislerindeki saha kaderine terkedilmiş öylesine duruyor!

Neden duruyor?

Neden yapılmıyor?

Bunları bilen var mı?

Yazık günahtır, koskoca tesis atıl vaziyete getirilmiş, birilerinin el atmasını bekliyor.

Eğer ki Trabzonspor yapmıyorsa.

Eğer ki Trabzonspor yapımını üstlenmiyorsa, şu an kime ya da hangi kuruma gidilse, seve seve yapacaklarına inanıyorum…

Dünya kadar kulüp saha bulup antrenman yapamıyor.

Trabzonspor ise olan sahayı yapmamak için adeta direnç gösteriyor.

Evet beyler, milyon Eurolar ve Dolarların bir çırpıda harcandığı bir sektörde hava su kadar gerekli olan bir tesise el atan bulanamıyor.

Altyapı altyapı diyoruz ama sonunu getiremiyoruz.

KÖRÜN İSTEDİĞİ BİR GÖZ ALLAH VERDİ İKİ GÖZ

 

Demet Akalın gelecekmiş kutlamalara…

Oh Ne güzel…

Oh ne ala…

“Körün istediği bir göz Allah verdi iki göz” misali, Akalın için…

Sizler Bedava PR’ını reklamını yapın.

Üstelik üstüne bir de kutlamalara getirmek için Demet Hanıma çuvallar dolusu para verin.

Nasılsa paramız bol ya…

Nasılsa gelene gidene para dağıtılıyor ya…

Demet Akalın’a da verilse ne olacak ki?

************

NEDEN CEVAP VERİLMEZ?

Ali Koç konuşuyor, Koç’a cevap veren bir Allah’ın kulu olmuyor.

Nedendir?

Ne başkan?

Ne bir yönetici?

Ne bir STK ?

Kimseden koca’a karşı bir ses duyamadık.

Kimseden çıt çıkmadı!

Neydi bu Ali Koç be, adam boş saha buldu, esip gürlüyor!

Gerçi gürlemesi de Kibar Feyzo’nunki gibi!

OLMAK İÇİN KILI KIRK YARARLAR

Başkan Ağaoğlu verdi…

Asbaşkan Ertuğrul Doğan verdi.

Bir iki yönetici daha verdi...

Diğer yöneticiler ne yaptı?

İşin bam teli de burası…

Yönetici olmak için herkes kuyruğa giriyor!

Yönetici olmak için hatırı sayılı kişiler devreye sokuluyor.

Yönetici olmak için siyaset devre giriyor.

Yönetici olmak için ahbap çavuş ilişkisi ön saflarda yer alıyor.

Ancak yönetici olunduktan sonra para deyince herkes sırra kadar basıyor…

Hadi gelin de söylemeyin!

Oy benum sevduceğum, oy
Olur mi böyle keder
Oy benum sevduceğum, oy
Olur mi böyle keder

Of Sürmene yaylası
On beş doktora bedel
Of Sürmene yaylası da
On beş doktora bedel