Sıcakmış, nemmiş, bunlar kınalı kuzumun hiç de umurunda değil…

Helal olsun kendisine…

KINALI ZUM 1kINALI KUZUM 2

Görev kutsaldır diyerek gece gündüz dağ bayır demeden koşuşturuyor, koşturuyor.

Dün yine hiç beklenmedik anda çıka geldi.

Kınalı kuzum hoş geldin…

-Hoş gördük üstadım.

Kuzum senden bir ricam var bugün detaylı değil de konuşacaklarımızı özet yapsak senin için uygun olur mu?

-Seninle her şeye varım ben üstadım.

O zaman başlayalım.

-Üstadım hani ya Mardin-Münih hattı vardı ya, bende Sağlık Müdürlüğü, Şoförler ve Otomobilciler Odası hattı yapıyorum..

Anladım kınalı kuzum senin hattında neler vardı?

-Üstadım geçen hafta  Şoförler ve Otomobilciler Odasında  kazan kaynıyor demiştim ya, uuuuuuu….uuuuuuuu…uuuuuuuu

Hayırdır  kınalı kuzum dilini mi yuttun..uuuuuuuuu ..uuu ne demek?

-Üstadım Şoförler Odası ve Otomobilciler Odasının içerisine girince, gördüklerim şahit olduklarım karşısında bendeniz evrim geçirip kurt oldum artık melemeyeceğim uluyacağım…

Kınalı kuzum aslına dön ne olur boş ver kurt olmayı, Şoförler Odasının kurtları oraya yeter!

-Üstadım, anlatayım mı kısa özet mi geçeyim?
Kuzum bu kez özet yapalım dedim, yerimiz dar uzun uzadıya yazamayız.

-Üstadım, Şoförler ve Otomobilciler Odasında kıyamet koptu kopacak gibi, haburiye yaz…

Kınalı güzel kuzum iş cidden bu kadar sıkıntılı mı?

-Üstadım kısa ve özet geçiyoruz dedin ya detayını sonraki yazılarımızda yazarız.

Haklısın kınalı kuzum devam ediyoruz.

-Üstadım bak bana söz verdin Şoförler Odasıyla ilgili hangi bilgiye belgeye ulaşıp sana getirmişsem hepsini yayınlayacağını söylemiştin değil mi, aynı yer demiyiz?

Kınalı kuzum hiç meraklanma, herkes işini yapacak bizde işimizi yapacağız…

-Eyvallah üstadım, söylediklerine imzamı atıyorum… Devam edeyim üstadım, o hatta gidip gelirken Sağlık Müdürlüğü kanalına girdim…Orası da koptu geliyor yukardan aşağıya..

Allah Allah orada neler oldu?

-Üstadım neler olmuyor ki, sosyal medyada gezinirken, iki doktorun yaptığı paylaşımları gördüm ikisini size getirdim bakın bakalım bu paylaşımlardan ne anlıyorsunuz?

Kınalım bu iki doktor kantarın topuzunu kaçırmışlar ne bu ya, nasıl mesaj vermektir?

-Üstadım Sağlık Müdürlüğü ile ilgili geniş yazımızı da bir dahaki yazımıza bırakıyoruz.

Tamam güzel kuzum, öyle yapalım istersen toparlayalım.

-Üstadım Trabzon’da bürokrasiden tutun, STK’lara kadar her şey arap saçına dönmüş vaziyette, nereye el atsanız elinizde kalıyor, yemin ediyorum vekiller ayrı havadan çalıyorlar, bürokratlar ayrı havadan, STK’lar he keza öyle. Bu nasıl bir şehir olmuş? İnan işimizi yapmazsak var ya, ben bile terki diyar ederim buraları..

Takma kafana güzel kuzum haftaya buluşmak dileğiyle…

-Ha deyin bana eyvallah…

 

 

 

ÇOK DAHA BEKLERSİNİZ YATIRIM YAPSINLAR DİYE

 Çok daha beklersiniz

İmperial Hastanesi yetkililerinin otogarın yeri için Büyükşehir Belediye Başkanıyla görüştükleri  doğrudur…

Zira kendileri de bunu inkar etmiyor.

Ne var ki kamuoyunda öyle bir algı yaratılmak isteniyor ki?

Neymiş efendim otogarın yerini Büyükşehir Belediyesi İmperial hastanesine paslamış!

Neymiş efendim İmperial hastanesi doktoru ayrıca Ak Parti İl Başkanı olan Sezgin Mumcu siyasi ağırlığını ortaya koyarak otogarın yerini hastane bünyesine katmış!

Neymiş efendim iş bitmiş!

Neymiş efendim otogar peşkeş çekilmiş!

İnanın bu söylenenlerin hepsi külliyen yalandır…

Bizim bildiğimiz kadarıyla İmperial hastanesi yetkilileri ile başkan Zorluoğlu arasında geçen 45 dakikalık görüşmede, İmperial hastanesi yetkilileri Vip hastane yapmak için başkandan 19 dönüm olan Otogarın arazisinden 5 dönümünü istediler, Başkan Zorluoğlu ise 19 dönümlük alanı total olarak satmak istediklerini söyleyince, İmperial hastanesinin yetkilileri 5 dönümlük arazi alma konusunu kapatmış oldular.

Olay sadece bundan ibarettir.

Birde hadiseye şöyle bakalım, hani ya bölge ve bölge dışında ,hatta yurt dışında Trabzon sağlık merkezi olarak tanıtılmıyormu?

Babalar gibi Trabzon’un öyle reklamı yapılıyor.

O zaman Otogarın olduğu alana bir tane Vip hastane yapılsa, o yapılacak hastaneyle birlikte o bölgeye gelecek, getirilecek canlılığı ekonomik anlamda ve iş konusunda , açıkçası  her alanda ne olursa olsun düşünebiliyor musunuz?

O bölge her anlamda uçar beyler uçar…

Yaşayıp görüyoruz, Hastane’nin olduğu bölgelerde küçük esnafından tutun, büyük esnafına kadar nasiplenmeyen hiç bir kimse oluyor mu?

Şunu da rahatlıkla söyleyebilirim, hastanenin yapılması halinde o bölgenin büyük ölçekte katma değeri artar…

Şunu da unutmadan belirteyim, İmperial hastanesi otogar yerinden talep ettikleri 5 dönümlük alanı bedava almak istemediler, değeri neyse onun üzerinden satın almalarını talep ettiler.

Bakıyorum da birileri yalandan yere “Havanda su dövmeye” çalışıyorlar…

Ondan sonrada Trabzon’a yatırım neden yapılmıyormuş!.

İş insanları neden kaçıyormuş?

Selvi ağacının altında çok daha beklersiniz birisi çıksa da şu Trabzon’a yatırım yapsa!

 

 

 

 

 

HEMDE DOP DOLU BİR İŞ HAYATI

 

 

Kısa bir biyografi sizlerle paylaşacağım..

Ahmet Kazaz

15 Temmuz 1968 doğumlu.

5 yıl amatör, 20 yıl profesyonel iş hayatında çalıştı. Tekofaks, Biofarma ve Evyap AŞ’de 5 yıl çalıştıktan sonra 1998 yılında Turkcell’de Karadeniz Bölgesinde satış yöneticisi olarak görev yaptı. 2002 yılında değişik bölgelerde Bölge Müdürlükleri yaptıktan sonra, 2010 ve 2013 yılları arasında Turkcell Türkiye Perakende satış müdürü olarak İstanbul’da görev yaptı. Birçok organizasyon ve yapısal değişim sürecin de görev aldı.

2013 yılında Trabzon’a geri geldi. Maraş Caddesi ve Kunduracılar’da olmak üzere iki Turkcell mağazası var. Ayrıca sınav koleji kurucu ortağıdır.  TTSO’da meclis üyesidir. 50’yı aşkın ülkeye gitti.

Birçok üniversite de ve etkinlikte seminerler verdi. 

Evet Ahmet Kazaz çok değer verdiğim bir kardeşimdir…

Biyografisini sizlere arzı endam ettim nasıl?

Ben Ahmet’in biyografisini okuyunca nasıl dolu dolu bir iş hayatı yaşadığını, yaşadığı bu iş hayatında nasıl bir tecrübe kazandığını ve bilgi birikim olarak nerelere geldiğini çok rahat anladım ve gördüm…

Önceki gün kendisini ziyaret ettim.

Kazaz ile yaptığımız sohbette, Kahramanmaraş caddesinden girdik, Uzun Sokak ve kunduracılardan çıktık.

Bakınız neler söyledi Ahmet kardeşim bu sohbetinde bizlere…

“Maraş Caddesi bir süreçtir şehrin gündemini oluşturuyor. Herkes bir değerlendirme yapıyor. Ve herkes de kendince haklı bir sonuca varıyor. Aslında bu duruma sadece Maraş Caddesi olarak bakmak çok anlamlı durmuyor.

Olaya Meydan parkı ile üç paralel cadde (Uzunsokak, Maraş, Kunduracılar) ve çevresi gerçeğiyle bakmak gerekiyor.

Trabzon insanının sosyolojisi ve sosyo ekonomik yapısı ile bakmak gerekiyor.

Bu alanda neyin ön plana çıkarılması gerekir, buralar da neler olmalı bakış açısı ile koordine edilmesi gerekiyor .

Bunun yanında Maraş caddesinin trafiğe kapatılmasıyla o bölgeyi ilgilendiren yeni sorunlar yaratıyor mu diye bakmak gerekiyor.

Şehirde mevcutta zaten otopark problemi varken dikey bağlantı yolları problemi varken ve bunlara yönelik yeterli çözümler ortada yokken Maraş caddesinde trafiğe kapatıldığın da nasıl sorunlar ortaya çıkabilir ve çözümleri nelerdir diye bakmak gerekiyor.

İşin ilginç yanı ticaret yapanları bu kadar ilgilendiren bir konu da ticaretin temsili olan hiç bir kurum kuruluş, meslek odaları, TTSO ya da sivil toplum örgütünden ne olumlu ne olumsuz hiç bir şey söylenmiyor. Bu çok düşündürücü bir durum değil midir?

Maraş Caddesi bir anda şehrin gündemine pat diye pandemi dönemin de düştü.

Ne seçim sürecin de konu olarak vardı, ne de yapılmasına karar verildiğin de Büyükşehir Belediyesi strateji planın da vardı. Birden ortaya çıktı ve yapıldı. Şehri bu kadar ilgilendiren ve stratejik önemi olan bir bölge ve o bölgedeki caddenin değişiminin şehire etkilerinin ne olacağı bu kadar zamana sığar mıydı. Bu da üzerine düşünülmesi gereken bir durum değil midir?

Dediğim gibi Maraş caddesini tek başına yorumlamak doğru değildir.

Meydan ve üç paralel cadde olarak hatta çevrelerini dikkate alarak değerlendirmek gereklidir.

Bu alan şehrin en değerli alanıdır. Bu alanda doğru işler yapılmadığın da şehire etkisi çok yüksek olacaktır. Şehrin ulaşım master planı gibi meydan, üç paralel cadde ve onların çevresi olan bu bölge için de bir master plan yapılmalı ve buna göre çözümler üretilmelidir. O zaman herkes kafasına göre yorum yapmaz,  kendine göre olmasını istediğini anlatmaktan vaz geçer. Amaca hizmet eden yorumlar yapar. 

Maraş Caddesi ile ilgili en sihirli kelime çekim merkezi olması kavramdır. Bu haliyle çekim merkezi olma olasılığı yoktur. Yine bir çekim merkezi konuşacaksak bu meydan bölgesi çevresi ve Uzun sokak, Maraş caddesi, Kunduracılar ve çevresi dikkate alınıp bir bütün olarak öngörülüp ona göre planlanmalıdır.

 

Şehrin ulaşım master planın da Maraş caddesinden şehir hastanesi bölgesine uzanan raylı sistem görülmektedir . Bu bölge konuşulurken bu detay atlanmamalıdır.  Bizler zeminlerdeki sorunlardan daha çok bunları gündeme taşımalı ve çözüm konuşmalıyız Bu bölgeye bir bütün olarak bakmayı kesinlikle kaçırmamalıyız.

Bu bölge de yüksek gelirli insanlara harcama yaptıracak planlamalar yapılmalıdır. Bu Turizm de ve bölge insanını da buralara çekecek nitelikteki işleri kapsamalıdır. 

Mağazaların küçültülmesine izin verilmemeli ( belediyeler ruhsat vermemeli) ve bu bölgeye markaların getirilmesi sağlanmalıdır.

Özellikle Maraş Caddesi Uzun Sokak, Kunduracılar gibi alanlar da teras, çatı gibi üst katlara Cafe, pub, restoran gibi alanlara izin verilmeli planlamalar yapılmalı ve ruhsat süreçleri kolaylaştırılmalıdır.

Bu örnekler sadece bir öneridir. Bu konular sadece belediyelerin de konusu değildir. Trabzon Ticaret ve sanayi odası, Esnaf Sanatkarlar Odası, Mimarlar Odası, gibi sayabileceğimiz  kurumlar ve STK’larında konularıdır. 

Buralar etliye sütlüye karışmayıp hiçbir şeye ses çıkartmazlarsa ne yazık ki şehir kötü bir kadere teslim edilir.  Buralar kendilerinin bu şehrin sadece bir parçası değil önemli bir gücü olduklarını ortaya koymalılar. Kimse kaçak güreşmemeli bu şehir hepimizin.

Dile getirilecek çok şey var aslında, Hepsini bir kere de anlatmaya da çalışmamak lazım. Yoksa konular dağılıyor…

Nokta…

 

 

 

 

 

AĞAMLA BİRLİKTE EĞLENİYORUZ!

 

 

Ağam bizle eğleniyor!

Hemi de ne eğleniyor?

Bizde ağamla eğlenelim!

Ne olacak ki, Hayat kısa…

Sonra iki günlük dünya eğlenmeyip te ne yapalım?

Diyordu ki, Ağam, ben onu seviyorum…

Diyorum ki Ağaya, Ben seni sevduğumi da dünyalara bildirdum

Endirdun kaşlaruni, babani, babani mi eldurdum?

Diyordu ki, Ağam belediye koridorlarında onu konuşuyorlar.

Diyorum ki, Ağaya ne konuşuyorlar? Ve devam ediyorum artık sevmeyeceğim, bütün kabahat benim…Sen ne söylersen söyle, bu hayat geçmez böyle…

Diyordu ki Ağam, gittiğin yerlere beni neden getirmiyorsun?

Diyorum ki, Ağaya, İnadına yenilmeden, âşık olmadan gel

Bu gidişin sonu kötü, kalbi kaybetme, gel

Siyahını bırak da gel, derdi sil yeter…

Diyordu ki Ağam, yedim ama doymadım!

Diyorum ki Ağaya, Doymadım doyamadım sevmelere seni ben

Kimseyi koyamadım yerine yeniden

Saymadım sayamadım sensiz geçen yılları

Ne inkâr, ne itiraf bu yalnızca sitem

Diyordu ki Ağam, ne olur beni onunla tanıştır…

Diyorum ki Ağaya… Gitme sana muhtacım

Gözümde nursun başımda tacım muhtacım

Beni öldür öyle git

Yaşamak için senin sevgine muhtacım

Diyordu ki Ağam, şu doktor ile konuşsan…

Diyordum ki Ağaya, Çaresiz derdimin sebebi belli.

Dermanı yaramda arama doktor.

Şifa bulmaz gönlüm senin elinde.

Boşuna benimle uğraşma doktor.

Sizleri uyarmak istiyorum, Sakın bizden ayrılmayınız, her köşe yazımızda, ağamızla eğlenmeye devam edeceğiz!

 

NEDE OLSA MAHALLEMİN ÇOCUĞUDUR

 

 

Geçenlerde mahallemizin bir büyüğüyle karşılaştık…

Mahallemizin büyüğü ile el sıkıştıktan sonra henüz daha bir birimize hal hatır sormadan “Enis ile aran yok mu” diye bir soru yöneltti bana…

İlk anda gelen bu soru karşısında şaşırmadım desem yalan olur ve büyüğümüze “Hayırdır abi neden böyle bir soru yönelttin bana” dedim.

Cevabı  “Ben öyle anlıyorum” oldu.

Bu kez mahalle büyüğümüze cevabım “hayır abi, Enis benim kardeşim ve Küçüğümdür neden aramızda sorun olsun! Sonra neyi paylaşamayacağız ki onunla?” dedim…
Ve sözlerime devam ettim…

Enis mahallemizin çocuğudur!

Enis ile az bir süre olsa da yol arkadaşlığı yapmışızdır!

Enis ile yeri geldi bir dilim ekmeği değil iki tane ekmeği paylaşıp yemişliğimiz vardır!

Enis Ah de vefa bilendir!

Enis kadir kıymet bilenlerdendir!

Enis sözünün eridir, ne demişse arkasında dimdik duranlardandır!

Enis sevgide ve saygıda kimseye asla kusur etmez etmemiştir!

Enis nerede duracağını bilenlerdendir!

Enis adamlığında da, mesleğinde de omurgalı ve dik duran bir küçüğümüzdür!

Enis, aslan parçasıdır!

Enis cesur ve yüreklidir.

Mahalle büyüğüme dedim ve yine devam ettim.

Herkes her kes için bir şeyler söylüyor

Mutlaka bizler içinde söyleyenler oluyordur.

Hatta yazanlarda…

Elin ağzı torba değil ki büzesin!

Kim ne derse desin?

Kim ne yazarsa yazsın? Hiç de önemli değil…

Çünkü bizim abdestimizden şüphemiz olmaz.

Ya ben bildiklerimi söyleyip yazsam o zaman ne olur ki?

Bu söylediklerime mahalle büyüğümüzde başını sallayarak onay veriyordu…

Enis’in bir internet sitesi varmışta Büyükşehir Belediyesini dolayısıyla başkan Zorluoğlu’nu o internet sitesinden deliler gibi savunuyormuş!

Ne yapacaktı savunmayıp?

Siz Enisin yerine olsanız savunmamışınız?

Sonuçta internet sitesini ayakta tutmaya çalışacak, başkaları gibi van dan gelen kervanımı var Enis’in?. Enis internet sitesine belki de Büyükşehir Belediyesi’ne fatura kesiyordur reklam karşılığı… Hemen söyleyeyim kesmesi  kadar  doğal ne olabilir ki?

Bu işler zordur arkadaşlar, düşünebiliyor musunuz fazla tıklanmayan bir internet siteniz olacak, siz onu yaşatma gayreti içerisinde olacaksınız…Sorarım sizlere o fazla tıklanmayan internet sitesine  reklam yada sponsor faturucuğu kesmek için kim eline faturacuk defterini alır kapı kapı dolaşır?

Büyükşehir Belediyeleri sponsor ve reklamlar konusunda önemli kaynak yaratan kurumlardır.

Haliyle Enis kardeşimizde o kaynaktan faydalanıyor veya faydalanmak istiyor ve kimsenin tavuğuna kış etmeden tavuğu dürtmeden, kendi ayakları üzerine yürümeye çalışıyor…

Ne var bunda canım. Bunu konu yapıp dillendirmeye çalışıyorsunuz?

Hani meslekte olanlar Enis gibi çalışıp faturacuk defteri elinde faturacuğunu kesip sonra vergisini verebilse…

Bakınız bizim mesleğin çoğu yan gelip yatıp maaş alayım derdinde…

KAFAYI TAKTI SONUNU BİLEMEM

Bizim mahalle koptu geliyi…

Öyle bir geliyki ne benzer hamidiye gemisinin gelmesine?

Mahallemizdekiler kınalı kuzumun salvo atışlarıyla, hep bir ağızdan “atma kınalı  kuzu atma şapkada takacağuz, vergide vereceğüz” diyiler.

Yemin billah kınalı kuzum bizim mahalleye bir girdi pir girdi!

Adeta pas tutan mahallemizin paslarını döktü.

Bu günlerde ise cilasını yapıp boyasını atacak.

Ne bileyim öyle diyi kınalı kuzum!

Konuyla ilgili kınalı kuzumu aradığımda “Sizin mahallenin esas oğlanı var ya livanklıv gibi, ona öyle kafayı  taktım ki, kendisini adım adım izliyorum, nefesim ensesindedir” dedi.

Kınalı kuzumun sesinden ve nefesinden anladığım kadarıyla Esasoğlana çok öfkeli olduğunu hissettim.

Ne diyeyim Allah mahallenin esas oğlanının yardımcısı olsun…

Ben kendisini buradan uyarıyorum….