Ulan ne yapacağımı şaşardım kaldım!

Demem o ki;

Yani bu kadarda değil!

Yani böyle yapacağını hiç mi hiç düşünmemiştim!

Yani kaşla göz arası kaçıp gideceğini ise aklımın ucuna getirmedim!

Yemin billah Kınalı kuzumu tutana aşk olsun…

KUZU

Kınalım dün sabah bir hışımla kuruma geldi, kuzumun genel vaziyetine baktığımızda hali pür perişan vaziyetteydi.

Belli ki sıcak ve nemden çok etkilenmişti.

Hoş geldin kınalı kuzum.

-Hoş gördük üstadım..

Hayırdır bugün beklemiyorduk seni, ne oldu? Böyle ansızın çıka geldin?

-Üstadım, anlatacağım önce bir soluklanayım.

Güzel kuzum soluklan da durumun hiç de pek açıcı değil. Baksana kan revan içerisinde kalmışsın!

-Üstadım, bu güzel kuzun taaa uzaklardan gelmiş. Sana neler neler getirmiş?

Kınalım ne o yaylalarında mıydın?

-Evet üstadım İstanbul yaylalarında!

Ne diyorsun güzel kuzum.. Ciddi misin yoksa kafa mı yapıyorsun bizimle?

-Üstadım pazartesi günü sizin yanınızdan ayrıldıktan sonra akşam uçağıyla İstanbul’a uçtum!

Kınalım uçağa da biniyorsun!

-Ne demek istiyorsun üstadım? Biz bütün araç gereçleri kullanıyoruz, neyse konuyu dağıtmayalım. İstanbul’a gidiş sebebim bir boğaz havası almaktı.

İşte buna inanmam kınalı kuzum, sen bir iş için gitmişsindir İstanbul’a.

-Üstadım, tabi ki işte var işin içerisinde, İstanbul’a gitmişken Turkuaz medyada yaşanan değişimin perde arkasını araştırayım dedim.

Allah Allah senin ne işin var Turkuaz Medyada, sonra ne değişiminden bahsediyorsun?

-Üstadım kuzu her yerde vardır, bunu sakın aklından çıkarma? Kuzu kulağıma gelen dedikoduyu yerinde araştırmak için Turkuaz medyaya gittim.

Neymiş gelen dedikodu?

-Üstadım biliyorsun A Spor’da Trabzonspor’u eski oyuncumuz Mehmet Yılmaz yorumluyordu. İşini de iyi yapıyordu. Trabzon’u ve Trabzonspor’u güzelde temsil ediyordu.

Eee ne var bunda, tamam işte ne güzel?

-Üstadım, bir dur. Mehmet Yılmaz aynı zamanda gazetemizin de yazarıdır. Yazıları da ilgiyle takip ediliyor.

Tamamda güzel kuzum nereye gelmek istiyorsun onu söyle?

-Üstadım 3 yıldır A Spor’da yorumculuk yapan Mehmet Yılmaz bir anda sürekli konuk olduğu programda kadro dışı kaldı!

Nasıl yani güzel kuzum. Bu sezon yok mu ekranlarda Yılmaz?

-Hayır Üstadım, Yerine Ulaş Özdemir’i getirmişler.

Oh ne güzel işte bir Trabzonsporlu gitti, bir Trabzonsporlu geldi. Ne var bunda?

-Ey gidi üstadım sen habule mi düşünüyorsun? Mehmet Yılmaz’ı A Spor başka bir platformda düşünmüş ve bu fikirlerini kendisine söylemişler. Mehmet Yılmaz da kendisine gelen yeni teklif için ASpor yetkililerine” Ben yıllarıdır bu programı yapıyorum. Burası yoksa benim burada olmama gerek yok” demiş.

 Yani Mehmet kardeşimiz restini çekmiş A Spor’a diyorsun kınalı kuzum.

-Aynen öyle üstadım. Biliyorsun Mehmet Yılmaz üç yıldır Trabzonspor’un maçlarından sonra ve diğer günlerde A sporda program yapıyordu. Ancak bundan sonra yok A sporun ekranlarında.

Kınalı kuzum yani Mehmet’in ayrılmasında Ulaş Özdemir’in parmağımı var demeye mi getiriyorsun işi!

_Üstadım ben olayın içeriğini anlattım, yaşanan değişimi kim ne tarafa çekerse çeksin?

Kınalı kuzum Ulaş’a da haksızlık yapmayalım, sen şimdi burada bize kelime oyunu yapmaya çalışıyorsun. Kandıramazsın bizi, durduramazsın bizi. Biz Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim edeceğiz.

-Vay be üstadım Yıldız Tilbe’den takılıyorsun he!

Kınalı Kuzum bak Ulaş kardeşimiz işini iyi yapanlardan birisidir. Kendisini kısa sürede geliştirip yetiştirmiştir, ahan da iddia ediyorum Ulaş şu anki bilgi becerisiyle bir futbol takımına teknik adamlık yapacak kıvama getirmiştir kendisini. Belki yakın zamanda futbolun kitabını da yazabilir. Sonra neden olmasın? Yazanlar ondan iyimi yazıyor? Kim ne derse desin bizler Ulaş’a destek olmalıyız.

-Üstadım Ulaş’ı sevmende sıkıntı yok. Söylediklerine de katılıyorum. Geliştirmiş kendisini ama benim kafamın takıldığı yer ortada fol ve yumurta yokken neden Mehmet Yılmaz’ın yerine o, ne oldu?

Neyse kınalım olan olmuş biten bitmiş. Şimdi kalkıp da “öküzün altında buzağı” aramaya da gerek yok. Biz başka konuya dönelim.

-Dönelim Üstadım, Turkuaz medyadan çıkıp, yayıncı kuruluş BeINSPORT’a gittim. Geçen sezon yoktu, bu sezon da başladı. Ama yayınlarda bir tane Trabzonspor orjinli yorumcu yok. Şampiyon olan bir takımı yine İstanbul medyasından birileri yorumluyor.

Güzel kuzum bu konuları biliyorsundur. Biz de adettir, kolay kolay kimse kimsenin bir yere gelmesini istemez.

-Doğru diyorsun üstadım, sıkıntı zaten orada…Yayıncı kuruluş isim arıyor bulamıyor, içerde olanlara soruyorlar bize isim önerin diye ne yazık ki onlarda bir isim öneremiyor. Düşülen durumu görüyor musun? Bunun üzerine daha önce yorumları ile renk katan Tolga Zengin’i yayına bir yıl sonra geri getiriyorlar.

Güzel kuzum, perde arkasında birbirleri için Hacivat karagöz oyunu oynattıkları sürece Trabzonspor’u yayıncı kuruluşta çok daha İstanbul menşeili yorumcular yorumlar.

-Üstadım, bana göre bu duruma Trabzonspor yönetim kurulu el atmalıdır. Mutlaka bir isim vermelidir diye düşünüyorum..

Hayırlısı kınalı kuzum, diğer konuları haftaya bırakalım ne dersin?

-Bırakalım üstadım zaten ama bir şey söyleyip öyle vedalaşalım.

Nedir kınalı kuzum söylemek istediğin?

-Üstadım bizim tarlaya ayıya benzer ‘Ayı mı diyeyim Ayu mu?’ diyeyim bir hayvan dadandı.

Nereden çıktı bu şehirde Ayımı diyorsun, Ayumu diyorsun ne arar?

-Üstadım ne Ayılar ne Ayular var, neyse ne yapayım bu Ayu’yu?

Kınalım bana sorsan o Ayucuk yolunu kaybedip sizin tarlaya düşmüştür. Yine de sen işini bilirsin,incitmeden bir tarafını kanatmadan sizin tarladan göndermeye çalış O ayucuğu..

-Tamam Üstadım, ama şu da var. Elimizde bulunan Angutları ne yapacağız?

Ona da bi çare buluruz kınalı kuzum. Hadi sana güle güle…

 

 

 

TEK YUMRUK OLUNMALI

 TEK YUMRUK OLUNMALI

Arkadaşlar kitabın ortasından konuşalım…

Konuşmamızın da gerekli olduğunu düşünüyorum.

Peşin söyleyeyim, yarın çok geç olabilir.

Sonrasında da ağlayıp sızlamanın kimseye bir faydası olmayacağının da bilinmesini isterim.

Son açıklanan borçta Trabzonspor’un borç hanesinde tamı tamına 2.4 milyar lira yazıyor.

Eski parayla 2,5 katrilyon.

Rakama bakar mısınız?

Dudak uçuklatmayı bir tarafa bırakın, insanın aklını başından alıyor!

Üstelik transfer sezonu da devam ediyor, belli ki bir-iki oyuncu daha kadroya katılacak.

İşin içerisinden nasıl çıkılacak?

Bu borcu kim ödeyecek?

Hepsi muamma!

Ve… Her şey papatya falına kalmış!

Tek çözüm; Kopenhag’ı geçip Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktır.

Bunun dışında gelişecek her şey Trabzonspor’u çok büyük sıkıntıya sokacaktır.

O nedenle bütün camia, bir bütün olarak kenetlenip Kopenhag maçında Trabzonspor’un arkasında olmadır.

Şu an kimseden hiçbir konuda çatlak ses çıkmamalıdır.

Hesap, kitap işleri dere geçilsin ondan sonra sorulsun diyorum…

 

 

 

KLAVUZU ALİ DAYI OLUNCA

 klavuzu (1)

“Kılavuzu karga olanın burnu …. çıkmazmış” öyle derler…

Bizim Erdoğan’ında burnu bir türlü o malum yerden çıkmıyor!

Neden mi?

Erdoğan kendisine meslekte idol olarak Ali dayımı görmektedir.

Haliyle Erdoğan’ın da klavuzu Ali dayım olmaktadır.

Şimdi diyeceksiniz ki ne alaka Erdoğan ile Ali dayı…

Ben de sizlere diyeceğim ki ‘çok alaka!’

Bir kere Ali dayı hangi konuda fikir yürütüp bir şey yazarsa Erdoğan Bekar hiç vakit kaybetmeden yedek motor olarak Ali dayının peşine takılır.

Açın bakın yazılarını mutlaka bazı yazılarının içerisinde Ali dayıyı bulursunuz.

Erdoğan, Ali dayının kendisinin idolü olduğunu daha iyi anlaması için geçen günlerde köşesinde Ali dayıya öyle methiyeler dizdi ki, Hüsnü Özbak’ın beton helvası ve dondurmasının, bu yazının yanında esameleri okunmaz!

Neyse gelelim asıl konumuza.

Biz Ahmetcan’ı yazarken…

Biz Ahmetcan’a destek olurken...

Kendisini Ali dayıdan sonra futbolun küçük uleması olarak gören Erdoğan Bekar ise Ahmetcan için, “Bununla olmaz, ağır kalıyor, o yükü taşıyamaz…” falan, filan diyordu.

Erdoğan’ın ‘olmaz’ dediği Ahmetcan bugün Ajax’a gitti, hem de 19 yaşında kulübüne 10 milyon euro kazandırarak gitti.

Sorarım şimdi ulema Erdoğan kardeşimize; Ahmetcan aslanlar gibi Ajax’a gitti, Ali dayın ile sen nerelere gittiniz?

Erdoğan belki başarı dilemez ama ben Ahmet Can kardeşimize başarılar diliyorum.

Başarılı olacağına da inanıyorum, yeter ki ayakları yerden kesilmesin…

 

 

 

ALT YAPININ ÖNEMİ

 ALTYAPI

Trabzonspor için alt yapının ne kadar önemli olduğunu Ahmetcan’ın transferiyle hep birlikte bir kez daha anlamış olduk diye düşünüyorum…

Biraz geriye gidelim….

Önce Gökdeniz Karadeniz hatırladığım kadarıyla 8.7. milyon euroya Rubin Kazan’a gitti.

Sonra Fatih Tekke 7.4 milyon euroya Zenit’e transfer oldu.

Son giden Yusuf Yazıcı 18 milyon euro + Edgar karşılığında Lille transfer oldu.

Trabzonspor’un alt yapışandan yetişen bu üç oyuncunun yeşerip yetiştikleri takımlarına ekonomik anlamda dünyaları kazandırdıklarını görüyoruz.

Bugün yine alt yapıdan gelen Ahmetcan’dan 10 milyon euro kulübün kasasına girecek.

Uğurcan Çakır, Abdülkadir Ömür Avrupa’ya açılmaları için sırada bekliyorlar.

Bu iki oyuncunun gitmeleri halinde Trabzonspor’un kasası yine eurolarla buluşacak.

O zaman alt yapı Trabzonspor için vazgeçilmez olmalıdır.

O zaman alt yapı işinin ehli kişilere teslim edilmelidir.

O zaman alt yapıya üst yapı yüzünü yarım değil tam dönmelidir.

Peki bugün alt yapıdaki kadrolaşma yazdığımız gibi midir?

Bu sorumun cevabı maalesef velilerde saklıdır!

İyi güzel de!

Trabzonspor’da yeni sezon sorunsuz başladı…

Yönetim ve teknik ekip planlı bir şekilde hareket edip daha sezon başlamadan nokta transferlerini gerçekleştirdi. Sol beke Eren Elmalı, sağ beke Larsen, Nwakaeme’nin yerine Trezeguet, ön liberoya ve geleceğe yatırım olarak Doğucan alınırken, kiralık olarak forma giyen Denswil ile de 3 yıllık sözleşme imzalandı.

Trabzonspor bunları yaparken İstanbul ekipleri hala transfer arayışında. Tablo böyleyken bordo-mavili taraftarların yönetime sürekli transfer baskısı yapmasına bir anlam veremiyorum.

Kaldı ki Trabzonspor yönetimi üzerine düşeni her anlamda yaparken, bordo-mavili taraftarların takıma, dolayısıyla kulübe nasıl bir katkı koyduğu da önemli…

TS Club’larda ürünler rağbet görüyor mu?

Kombinelere ilgi nasıl?

Localarda durum nedir?

Evet… Vermeden almak Allah’a mahsustur.

Önce bizler görevimizi yapacağız, sonra da yönetimden isteyeceğiz.

Bu anlamda yönetimin ve kulübün yanında olmak öncelikli görevimizdir.