Gündem yoğun olunca zaman zaman kınalı kuzum ile rötar yapmak zorunda kalıyoruz.

Bu hafta da maalesef öyle oldu.

O nedenle siz okuyucu ve takipçilerimizden özür diliyoruz.

Hani ya yapılan programlarda elinizde olmayan nedenlerden dolayı “evdeki hesap çarşıya uymuyor” ya bizimkisi de o misal…

Ne demiştik?

Gazeteciler Cemiyeti ve kayıp olan buldog köpeğimle ilgili kınalı kuzumun yaptığı araştırmalar sonucu getirdiği bilgileri sizlerle paylaşacağız demiştik.

Evet kınalı kuzum hoş geldin sefa getirdin…

-Hoş gördük sefa bulduk

Güzel kuzum ne var heybende, dağarcığında?

-Neler yok ki üstadım, önce sizin Gazeteciler Cemiyetinden başlayalım. Sizlerle birkaç fotoğraf paylaşacağım cemiyet başkanıyla ilgili, benim tuhafıma gitti, sizin de tuhafınıza gidebilir belki.

Ne o fotoğraflar kınalı kuzum belge mi?

-Belge gibi üstadım, işte fotoğraflar…Cemiyet başkanı bakan ziyaretleri yapıyor, yanında fotoğrafta olanlara bakar mısınız? Kim bunlar? Neden cemiyet başkanıyla bakan ziyareti yaparlar? Hadi cemiyetin yönetim kurulu üyeleri olur o fotoğrafta olanlar, o zaman derim ki Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri ne güzel birlikte bakan ziyaretleri yapıyorlar, haliyle biz de bu yapılan ziyaretlere alkış tutarız. Ancak fotoğraf bize öyle demiyor!

Kınalı kuzum sen de bayılıyorsun öküzün altında buzağı aramaya!

-Allaha aşkına ne buzağı arayacağım üstadım, ekibe bakar mısın? Bu ekibin bakanlara ziyaret maksatları nedir? Bakanlarla fotoğraf çektirmeye mi gitmişler? Cemiyetin kapı arkalarında projelerden bahsediliyor. Geçtiğimiz günlerde bu projeler için yazmıştık, ‘ne oldu?’ diye. Bir cevap gelmedi başkan ve avanesinden?

Acele etme gelir be kınalı kuzum?

-Benim hiç mi hiç acelem yok üstadım, cemiyet başkanınızın ayakları yerden kesilmiş, havadan gidiyor, gerçi normaldir, hiç ummadığı anda gazeteciler cemiyeti başkanı oldu. Bugün ise koltuğunu bırakmamak için herkesin ağzına bir kaşık bal çalıyor. Kimilerini projelere dahil ediyor, kimilerini ise şehir şehir gezdiriyor, kimilerinin de film işlerine sponsor bulmak için o kapı senin bu kapı benim dolaşıyor.

Güzel kuzum helal olsun başkana, işini götürüyor ya, ne yapsın? Ayakta kalmak ve koltuğu korumak için atraksiyon yapması normal!

-Ey gidi benim üstadım, doğru diyorsun işini iyi biliyor, baksana bakan makamına gitmeyi o kadar kolaylaştırdı ki, eline geçirdiğini o bakan senin bu bakan benim gezdiriyor. Ha bunları da sosyal medyasından paylaşıp havasını cakasını atıyor. Ben buradan bütün bakanlara sesleniyorum bilakis Süleyman Soylu bakanıma. Aman sayın bakanım sakın gelen projelere onay vermeyiniz o projeleri kabul etmeyiniz, Trabzon’da onaylanan projeler için neler neler konuşuluyor? İşin içerisine akçeli işler karışıyor.  Başkan ve avanesini görüyormusunuz, neyin peşindeler? Soylu bakan ülkenin bu kadar sorunuyla uğraşırken, bir de başkan ve avanesinin getirdiği projelerle(!) uğraşmak zorunda kalıyor.

Kınalı kuzum İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ne yapsın?

-Ne yapması mı var üstadım, bakanımıza proje götürüp “Bunu yapacağız, biz böyle film çevireceğiz, filimin konusu polisiye olacak” deniyor. Arkasından ise başka hesaplar yapılıyor. Ben hepsini biliyorum… Bu konularla ilgili çok şey var yazacak ama zamanını bekliyorum.

Yapma kınalı kuzum, filim işlerine takılma…

-Ah benim üstadım çok safsın, sen herkese iyi niyetle yaklaşıyorsun. Son aldığın buldog köpeğin için de neler neler yapmıştın? Sen desteklediğin adam ve tutuğun kişi için hiçbir şeyine bakmadan zamanı gelince kelleni veriyorsun ama o adamlar senin için kılını hiç kıpırtatmışlar mıdır?

Ne yapalım kınalı kuzum? Bu bizim kaderimiz, Biz de insanların içerisine girince ne olduklarını öğreniyoruz. Olsun biz sabırlı insanlarız. Kim ne ekerse bir gün gelir ektiğini biçiyordur, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

-Aynen öyle üstadım, yeri zamanı geldi mi acımasız ol, sana mı kalmış insanları korumak sen işini yap. Bak millet işini nasıl görüyor. Mühür kimdeyse onlar için padişah da o oluyor sultan da…

KINALI KUZUM FOTOĞRAFLARI-1

Güzel kuzum iyi söylüyorsun da diyorum ya sana biz sabırlı insanlarız. Bizim lugatımızda acımasız diye bir kelime olmaz, her şeyden önce insanız, biz işin bu tarafına bakarız, Bugüne kadar horonu dik oynadık, Allah müsaade ederse bundan sonrada dik oynamaya da devam edeceğiz. Bu güne değin Kimseye kılınmadık, bundan sonra da kılınacak değiliz…

-Neyse konuyu dağıtmayalım üstadım. Cemiyet başkanından devam edelim, tekrar soruyorum, başkan bakanları ziyarete giderken, yanında fotoğraftaki kişileri neden götürüyor? Şu paylaştığım fotoları birileri yorumlasın bizlere. Belki Nevzat Yılmaz yorumlar he ne dersin? Nevzat Yılmaz’dan açılmışken, hani geçen ki yazımızda çağrı yapmıştık, Yılmaz’ın başkanlığı etrafında yeni bir oluşum yapılsın diye. Kimseden çıt çıkmadı… Nevzat Yılmaz başkanlığı adam gibi yapar ama istemez ağır abiler ve ağalar!

KINALI KUZUM FOTOĞRAFLARI-2

Doğru diyorsun kınalı kuzum, benim adayım da Nevzat Yılmaz’dır. Ha aday olur mu onu bilemem, ama olmalı dır…

-Vallahi üstadım olmalı da… Mevcut yönetim demeyeyim başkan, başkanın danışmanları veya avaneleri her neyse onlar Yılmaz’ın aday olmasını asla istemezler. Çünkü onlar cemiyet adı altında atlarını uçsuz bucaksız yeşil cimler üzerinde koşturmak isterler. Nevzat Yılmaz başkan olursa atlarını koşturabilirler mi?

Kınalı güzel kuzum, buradan itiraf ediyorum zamanında Tekin Atay’a çok büyük haksızlık yapmışız. O haksızlığı bizlere yaptıranları buradan şimdilik deşifre etmek istemiyorum. Amma velakin o haksızlığı yapmamızı bizden isteyenler, önümüzdeki seçimde  mevcut başkanın yanında saf tutarsalar, o dönemde yaşananları bir bir buradan kamuoyuyla paylaşacağım… Hodri meydan diyorum…

-Sonuna kadar seninleyim üstadım, benim frenim patladı, senin freninin patlamasını bir kenara koyalım, sen arabayı uçurumdan aşağıya atmışsın!

Doğru diyorsun kınalı kuzum, hiçbir şeyi karanlıkta bırakmamalıyız!

-Neyse üstadım geçelim senin buldog köpeğinin hikâyesine, ulan bu nasıl bir köpekmiş? yalamadığı, eğilip bükülmediği, el etek öpmediği kimseyi bırakmıyor. O köpek diliyle öyle bir yalama yapıyor ki? Sen bu buldog köpeğini nasıl eğitmişsin? Büyükşehir Belediyesini daha dün bir, bugün iki illallah dedirtti… Senin buldogu hayvan barınağında da kimse istemiyor!

Güzel kınalı kuzum ne biliyim ben buldogumu iyi yetiştirdiğimi zannediyordum, demek ki iyi eğitememişiz, iyi terbiye edememişiz! Benim suçum….

-Üstadım senin buldog aynen el pençe divan gibi biat ediyor…Hani ya senin yanında atar gider yapıyordu, millete kafasına göre havlayıp korku salıyordu ya, bakıyorum şimdi benim gibi süt dökmüş kuzuya dönüvermiş. Hayvan barınağında sesi soluğu çıkmıyor. En iyisi sen bu buldog köpeğini aramaktan vazgeç, ne güzel kurtardın ondan, bundan sonra yanına alırsan daha çok bela olur sana, ayrıca sıkıntı da verir.

Aman kınalı kuzum kurtarana kadar akla karayı seçmiştim.  Hani ya yanıma alıp arkadaşlarımın yanına getiriyordum ya onu, onlar bile buldogdan bıkmıştılar. Bu yüzden de bana sürekli olarak “Şu köpeğini bir yere ver” diye tembih ediyordular… Ulan adamlar haklıymış, Allah bana yardım etti de, buldoğum, kendi kendine kaçıp gitti…

-Aman ha üstadım, ben yerinde olsam buldogdan kurtardığın için mevlût okuturdum! Senin buldoğun için kırk dereden su getir yine düzelmez, üstelik arınamaz da. Buldogunun günahı çok, kimlerin bedduasını almıştır, o nedenle asla iki yakası bir araya gelmez. Acayip nankör bir köpek, hadi nankörlüğünü bir kenara bıraktık, çok da şerefsiz ve omurgasız, kim önüne kemik atıyorsa peşine takılıp atılan kemiği yalamaya başlıyor. Nerede tüfek atılırsa oraya koşuyor, nasıl onursuz bir mahlûk. Geçenlerde bir makamdan çıkarken gördüm onu, el pençe eğilip makamdan çıkıyordu. Onun da hikâyesini bir dahaki yazımızda yazarız. Yine de buldogunu uzaktan gözetlemekte fayda görüyorum ne zaman ne yapacağı belli olmuyor senin bu köpeğinin….

Sağ ol kınalı kuzum, ancak köpeğin ne işi olur makamda? Neyse sohbetimizi burada keselim, çok uzadı.

-O zaman hadi bana eyvallah….

Hadi güle güle kınalı kuzum…

BU BİR İSYANDIR

BU BİR HAYKIRIŞDIR!

Bir babanın isyanı!

Bir babanın feryat figanı!

Bir babanın hak arayışı!

Bir babanın sisteme baş kaldırışı!

Bir babanın haksızlıklara karşı savaşı!

Bir babanın hak hukuk arayışı!

Bir babanın haykırışı!

Bir babanın baskı zulme karşı mücadelesi!

Bir babanın inancı sonunda kazandığı zaferi!

Öncelikle bu babayı tebrik ediyorum.

Kendisine ‘Helal olsun’ diyorum…

Trabzonspor altyapısında kanayan yaraya öyle bir parmak bastı ki Ergun Birinci, yemin billah sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla adeta kapak yaptı.

Birinci yapmış olduğu paylaşımla bütün velilerin duygularına tercüman oldu…

Çok daha gamedi uzatmadan Ergun Birinci’nin sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımı sizlere arzı endam edeyim….

“1.5 yıldır Türkiye’de başta Galatasaray olmak üzere sayısız kulüp ve Avrupa’dan menajerler çocukları izletiyor” derken… “Çocuklar milli takıma gidecek bakın sonra pişman olacaksınız” derken… “Çocukların ismini öğrenmeye ve haber yapmaya çalışan ulusal basın mensupları var” derken… Bana yüzüme gülüp arkamdan “Çok abartıyor olmaz öyle şeyler” diyenler, “he he” diyenler, şimdi suçlu biz gözükmeyelim diye köşe kapmaca oynuyorlar kulüpte…

Bir de sakın ha!

Kimse benimle Trabzonsporculuk oynamasın!

Hayatımı adadığım renkler için bu kulübe yanlış yapanlara ve adaletsizlik yapanlara karşı, beni çocuğumla tehdit edenlere karşı, bak sus çok konuşuyorsun, tek başına onlarla uğraşamazsın!

Bak gördün mü senin yüzünden çocuğuna bedel ödettiler denmesine rağmen susmadım… Yaptıkları her yanlışı yüzlerine söyledim.

Koskoca Trabzonspor camiasında benden başka ağzını açıp tek kelime etmeye cesaret edemedi kimse…

Onlara göre bin gün önce ben kaybetmiş, çocuklarım kulüpten kovulmuş, oradaki zatlar da rahat etmişti!

Bin gündür onların bu işi bilmediğini ispat etmek için ölüm pahasına uyumadan gözümü dahi kırpmadan çalıştım.

Çocuklarıma inandım çünkü onların hepsi olağanüstü yetenekleri olan, sezgileri, oyun zekaları ve teknikleri üst düzey oyunculardı.

Kiminin babası inşaatlarda çalışan, kiminin işsiz, kiminin emekli, kiminin memurdu..

Onlar için kendimi ateşe atmasaydım çocuklarımın mazlum efendi aileleri kaderlerine razı gelecekti.

Demek ki onlar olmaz diyorsa, öyledir diyeceklerdi.

Bunlara yaptıkları hatayı yüzlerine vuracak, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı ses çıkaracak biri olmalı bu hayatta.

Bunu başardım ben…

Allah’ıma şükürler olsun ölsem gam yemem onlarca çocuğun kalbini, güvenini gönül bağını kazandım ya.

Onlara düştükleri yerden kalkmayı, hayatta kötü insanlarla mücadele etmeyi öğrettim.

Artık hayattan başka bir beklentim yok, rahatım yani.

İstediğiniz her numarayı çevirebilir, her yalanı konuşabilirsiniz.

Arkamdan her türlü dalga-dümen dedikoduyu yapabilirsiniz…

Yazdığım konuştuğum her şeyin hesabını, belgesini, şahidini her ortamda, her şartta vermeye hazırım.

 Söylediklerimin arkasındayım.

Aksini iddia edenler varsa yönetim toplantısında konuşmak, basın karşısına çıkmak dahil her şeye açığım.

Herkes hesabını verecek!”

Evet Ergun Birinci söylenmesi gereken her şeyi söyledi…

Söylediklerini de ispatlamaya hazır olduğunu belirtti.

Top şimdi Trabzonspor yönetim kurulunda…

Eğer ki yönetim kurulu Birinci’nin bu açıklamalarına duyarsız ve kayıtsız kalırsa, o zaman ‘İşin içerisinde ya da perde arkasında başka şeyler var ve oynanıyor’ algısı içerisine gireriz ki, bu da Trabzonspor’a zarar verir!

KEŞKE YAPILMIŞ OLSAYDI

KEŞKE YAPILMIŞ OLSAYDI

Her zaman savundum.

Hala da savunmaya devam ediyorum.

Neyi mi savundum?

Nwakaeme’nin Trabzonspor’un kaptanı olmasını….

Neden mi?

O kaptanlık bazupandı Nwakaeme’ye verildiğinde sahada çok daha  sorumluluk alır dolayısıyla Trabzonspor’a çok daha katkı yapar…

Ama bunu kimseye anlatamadık!

Ama bunu kimseye dinletemedik!

Ahan şimdi ne oldu?

Sözleşmesi bitiyor…

Öyle zannediyorum ki kendisiyle sözleşme yapılması için iş yokuşa sürülüyor.

Eğer ki Nwakaeme’ye kaptanlık verilseydi, benim fikrim, Nwakaeme imza için masaya ön koşulsuz ve ön şartsız çoktan oturup sözleşmesini uzatmış olurdu…

Alın kucağınıza şimdi şampiyonluğa giderken Nwakaeme sorun.

Nwakaeme için telaffuz edilen rakamlar doğru ise o zaman da iş tamamen farklı bir boyuta gider ki, takımda bütün dengeler bozulur.

Bu da Trabzonspor’a büyük zarar verir.

Hani diyoruz ya, tecrübeli yönetici!

Hani diyoruz ya işi ehline vereceksiniz!

Hani diyoruz ya işi bilenler yönetecek diye!

Bunun için güzel örnektir, Olcay Şahan’ın alacağından o zamanın parasıyla on milyonu silmek, sildirmek.

Bu büyük yöneticilik başarısıydı…

Peki bugün bu yapılır mı?

Ne bileyim ki yapılır?

Bakıp göreceğiz Nwakaeme’nin sözleşme uzatmasında yapılıyor mu yapılmıyor mu?

Ya da nasıl yapılıyor?