Pandemiden dolayı yapılamayan STK genel kurulları, şu sıralar yapılmaya başlandı.

Birkaç STK’da yapılan genel kurullarda başkanlar ve yönetimler değişirken.

Kimilerinde ise mevcut olanlar yeniden seçilerek görevlerine devam etmektedirler.

Önemli STK’lardan Şoförler ve Otomobilciler Odası ise genel kurulunu bu ay sonu yapacak.

Kınalı kuzum ile birlikte konuyla ilgili Şoförler ve Otomobilciler Odasının yapacak olduğu genel kurulunun perde arkasını ve önünü araştırdık…

Araştırmalarımız sonucu mevcut başkan Ömer Hakan Usta ve ekibi için genel kurulun bir önceki genel kuruldan daha kolay geçeceği yönünde çıktı.

Hatta seçimi Usta’nın büyük bir farkla kazanacağını da söylüyor Oda delegeleri…

Ve şunu da vurguluyorlar “Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı

Kınalı kuzum derin kulüslerde 2

Doğru söze ne denir ki?

Belli ki şoför ve otomobilciler esnafı kararlarını mevcut başkanları Ömer Hakan Usta tarafına vermişler…

Ancak diğer taraftan kınalı kuzum ile yaptığımız gözlemlerimizde, başkan Ömer Hakan Ustanın işi sıkı tuttuğunu, gece gündüz demeden üstelik koşarak, tek tek oda üyeleriyle buluşup,  görüş alışverişinde bulunduğunu ve arda kalan zamanında ise durakları ziyaret ederek ziyaret ettiği, duraklarda üyelerle istişareler yaptığını gördük.

Şoförler ve Otomobilciler Odasının genel kurulu ile ilgili kuzum ile birlikte yaptığımız araştırmayı önümüzdeki hafta çok daha geniş bir şekilde sizlerle paylaşacağız.

O nedenle sizlerden biraz sabır göstermenizi rica ediyoruz…

Gelelim bir başka konuya…

Bu konu da çok çok önemli ve çok çok hassas bir konudur…

kınalı kuzum derin kulüslerde

Kınalı kuzum ile gezintiye çıkmışken yolumuz Ticaret ve Sanayi Odasının binasıyla kesişti… Ticaret ve Sanayi Odasının ön kapısından girişimizi yaptık, binayı baştan aşağıya dolaştıktan sonra arka kapısından dışarı çıktık.

Ben bina içerisinde birkaç dostumuzu ziyaret etmeyi düşünürken, kınalı kuzum o esnada benden izin alarak yanımdan ayrıldı…

Bir-iki saat sonra kınalı kuzum geri döndü… Bıraktığımın tam aksine bambaşka bir kınalı kuzu gördüm karşımda!!!

Hayırdır kınalı kuzum yanımdan ayrılırken pek neşeliydin, dönünce pek gergin gördüm seni ne oldu?

-Ah benim üstadım ahhhh…. Şu kısacık Ticaret ve Sanayi Odası gezintimde şu kuzu kulaklarım neler duydu?

Allah Allah meraklandırma bizi anlat bakalım neler duymuş kuzukulakların güzel kuzum…

-Üstadım ne yalan söyleyeyim duyduklarımın neresinden başlayacağıma inan bende şaşırdım kaldım…

Durum çok mu vahim kınalı kuzum?

-Üstadım ben anlatayım sizler dinleyin… Yapılan kulislerde öyle şeyler söylenip konuşuluyor ki, şuan ki Meclis Başkanı Şadan Eren sekiz-dokuz ay sonra yapılması düşünülen Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde oda başkanlığına aday olacak Erkut Çelebi’ye oğlu Sırrı Eren’i önerdiği, Çelebi’nin oğul Eren’i listesine alması halinde Şadan beyin Erkut beyi destekleyeceği kulislerde konuşuluyor…

Hayda kınalı kuzum nereden bunu duydun ya da bu bilgiye nereden ulaştın?

-Üstadım, ben ne söylüyorsam sen ona bak, seçim için ne sıkı pazarlıklar yapılıyor. Şadan Eren’in pazarlığı da gayet normal, kendisi yoksa oğlunun devam etmesini istiyor. Hani ya babalar ve oğullar filmi var ya, öyle zannediyorum ki bu seçimde o filmi vizyona sokmak istiyorlar…

Kınalı kuzum iş böyleyse Şadan Bey meclis başkanlığında olmayacak yani…

-Aynen öyle üstadım, Bir önceki seçimin, ilk tur seçimlerinde istediği delege sayısına ulaşmayınca, Şadan Bey, etrafına “Bundan sonra aday olmayacağım” demişti ve şimdi ise sessizliğe büründü… Gerçi sessiz oluşu da manidar… Ama aday olmayacak gibi duruyor…

Ne biliyim güzel kuzum biliyorsun bu işler belli olmuyor, bir bakmışsın ki aday olmuş!

-Sevgili üstadım, şu an başkan adaylarından Suat Hacısalihoğlu, Ekrem Çapkınoğlu ve Erkut Celebi’nin Meclis başkan adaylarını açıklamamalarının nedeni Şadan Eren’in henüz karar vermemesinden dolayıdır.

Kınalı kuzum bir öyle diyorsun bir böyle, Şadan Eren aday mı aday değil mi?

-Üstadım ne kızıyorsun, biliyorsun Şadan Eren Bey’in TOBB’a ait hastanede görevi var. O öyle diyor, şu böyle diyor ama bana göre meclis başkanlığına aday olması için TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun kararını bekliyordur… Biliyorsun Şadan Bey’in kararı çok önemli, Şadan Eren’in vereceği karar veya oğlunun devam kararında ne tarafta duracağı da merak konusu

Kınalı kuzum, şu an senin verdiğin bilgiler tamamen kulis bilgileri…

-Öylede üstadım, hepsi konuşulan bilgiler yani hayata geçmesi muhtemelen bilgiler. Haa şunu da söyleyeyim, Oda’yı iyi tanıyanların bir kısmı ise Şadan Eren seçime girse dahi kimselerden oy istemez. Oğlu listede olsa da çok katkı koyamayacaktır. Ancak her ne olursa olsun Şadan Eren yine de Trabzon’da bir güçtür… Bana göre Şadan Eren bir an önce kararını vermelidir.

Kınalı kuzum bu iş tam Arap saçına dönmüş…

-Sen öyle zannet üstadım, Şadan Eren’in kararının gecikmesinin en büyük zararı başkan adaylarından Suat Hacısalihoğlu’na olacaktır. Şadan Bey net olmayınca Suat Bey de net bir yol haritası çizemiyor, o nedenle eli kolu bağlı duruyor. Neyin ne olacağını şimdiden kestirmek zor…

Kınalı kuzum tamam da ne zaman çözümlenir iş?

-Üstadım Ticaret ve Sanayi Odası’nda her şey Şadan Bey’in verecek olduğu karara endekslenmiş. Şadan Bey’in kararsızlığı üç başkan adayının yol haritasını çizmesine çok büyük sekte vuruyor. Durumun böyle olmasına karşın, ben kısa süre içerisinde yine de çok şeylerin olacağını ve değişeceğini sana söyleyebilirim. Elimde yine sağlam bilgiler var…

Desene kınalı kuzum mahalle şenlenecek…

-Hem de ne şenlik olacak üstadım? Yeter ki Şadan Bey kararını versin. Sen ondan sonrasını seyret. Birde ben Şadan Bey’in Suat Hacısalihoğlu’na yanlış yapacağına hiç ihtimal vermiyorum. Yıllardır beraber yol arkadaşlığı yapıyorlar ama şu da var, ‘Ateş olmayan yerden duman çıkmaz’                                                                            Neyse kınalı kuzum, bugünlük bu kadar yeter, bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle sana veda ediyoruz…

-Hadi bana eyvallah           

‘ELİMDEN GELEN BUDUR’ HİKAYESİ

Elimden gelen budur hikayesi

Değişen hiçbir şey yok Yusuf Erdoğan’da…

Yine bildiğimiz gibi!

Yine aynı teraneden sazı çalmaya çalışıyor!

Süper Lig’de yıllarca top koşturmasına rağmen Yusuf Erdoğan’ın Trabzonspor’dan ayrıldığı dönemdeki özelliklerinden ne eksilen ne de artan bir şey oldu?

Yusuf Erdoğan bildiğimiz Yusuf Erdoğan gibi dönüş yaptı Trabzonspor ’ a…

Ne adam eksiltebiliyor?

Ne çizgiye inip orta yapabiliyor?

Ne gol vuruşu yapabiliyor?

Ne gerektiği gibi asist yapabiliyor?

Ama Allah’ı var Yusuf’un… Burada hakkını teslim edelim, hırsından, mücadelesinden, hızından bir şey kaybetmemiş.

Yusuf’un hikayesi böyle olunca aklıma şöyle bir anekdot geldi…

Rahmetli Özkan hoca zamanında, Trabzonspor’un amatör takımında ve sora Trabzonspor’un A takımında çok nadir forma şansı bulan eski futbolculardan Mehmet Ekşi’nin kardeşi Hıdır vardı..

Hoca antrenmanlarda Hıdır’ı uyarmak için kenardan avazı çıktığı kadar “Hıdırrrrrrrrrrrr” diye bağırırdı…

Bir böyle, iki böyle derken en sonunda hoca bir antrenmanda “Hıdırrrrrrrr” diye bağırdı.  Hıdır’dan gelen cevap ise “Elimden gelen budur” şeklinde oldu. 

Demek ki Yusuf’un hikayesi de Hıdır’ın ki gibi olacaktır Trabzonspor’da.

O zaman Yusuf Erdoğan’dan çok beklenti içerisinde olunmamalıdır.

‘Yusuf’un da elinden gelen budur’ diyerek devam edilecektir…

DÜN ABDÜLKADİR BUGÜN HÜSEYİN

Şöyle bir sorgulama yapalım.

Ancak sorgulamayı vicdanen yapalım…

Giresunspor maçındaki Hüseyin Türkmen olayında kim kazandı, kim kaybetti?

Biliyorum, bazılarınız değil çoğunuz ‘Hüseyin Türkmen kaybetti’ diyeceksiniz!

Peki ne yapacaktı Hüseyin Türkmen kaybetmemek için?

Adam ilk onbirde sahaya çıkmış.

Maçta henüz ilk yarının ortaları…

Oyundan çıkana kadar Hüseyin bir-iki pas hatası yapmış!

Her yaptığı pas hatasında Hüseyin’e ön yargılı olan çoğu taraftar, Türkmen’i ya ıslık çalarak ya da bağırarak protesto edince kenar yönetimi Hüseyin’i 32. dakikada oyundan dışarı almak zorunda kaldı veya aldı.

İşin bam teli de burası…

Dün Abdülkedir bugün hüseyin

Kenar yönetiminin her ne olursa olsun Hüseyin’i o dakikada oyundan alması bana göre hatadır…

O dakikalarda oyundan alınmanın ne olduğunu futbolcu olmayan veya o dakikalarda oyundan alınanlardan başka kimse bilemez!

Trabzonspor da Nemi yapılmalıydı?

Ya Hüseyin ile oyuna başlanılmamalıydı!

Ya da Hüseyin değişikliği oyunun ikinci yarısı başlarken yapılmalıydı.

Hüseyin’in taraftarın önüne böylesine atmak kime ne kazandırır?

O nedenle diyorum ki sizin söylediğiniz gibi belki şu an kaybeden Hüseyin olmuştur ama bana göre kaybeden Trabzonspor olmuştur.

Dün aynı sendromu Abdulkadir Parmak yaşamıştı.

Bugün ise Hüseyin Türkmen yaşadı.

Yarın kimin yaşayacağı ise belli değil.

Ha unutmadan söyleyeyim, bu sendromu yaşayanların ikisi de Trabzon’un alt yapısından yetişip üst yapıya gelen ve Türk futboluna imza atan oyunculardır.

Türkmen ve Parmak’ın maliyetine bakın.

Bir de alınan oyuncuların maliyetine bakınız!

 

TRABZONSPOR DA TAKIM OYUNUNDAN DEM VURAN VAR MI?

Ne diyoruz… Nwakaeme olsaydı!

Ne diyoruz… Hamsik sakatlanmayıp oynamış olsaydı!

Giresunspor’u rahat geçerdik.

Sorarım sizlere Giresunspor maçından sonra bunları söylemedik mi?

Hadi söyleyin yalan mı?

Hadi birisi çıksın ‘yazdığınız yalan ben söylemedim’ desin!

Diyebilir mi?

Mümkün değil diyemez!

Benim beynim işte burada karışıyor!

Neden çıkıp söylenmez “hep bireysel oyuncuların yokluğundan bahsedip duruyoruz.”

Neden takım oyunundan bahsetmeyiz?

Neden bunu sorgulamıyoruz?

Neden o futbolcunun olmaması, bu futbolcunun sakatlığı Trabzonspor  için hiç önemli değildir.

Trabzonspor’un alternatifli ve derin bir kadrosu vardır.

Takım nasılsa bir sistem üzerinden oynuyor.

Önemli olan da sistemdir.

Demiyor, diyemiyoruz arkadaş….

Eğer ki Trabzonspor’un işi bireysel oyuncuların performanslarına, varlıklarına kalmışsa, çok daha o oyunculara milyon Eurolar verir, çok daha o bireysel oyuncuların egolarına teslim oluruz.

Takım oyunundan dem vuran varmı

‘Takım oyunu’ neden denir?

Kollektif oyundan neden dem vurulur?

Bunlara cevap verecek olan var mıdır?

Belki Abdullah Avcı hoca verir ne dersiniz?

TRABZONSPOR HABERLERİ İÇİN TIKLAYIN.

DÖNEK BULDOG!

Ulan ne şerefsiz bir köpekmişsin?

Ulan ne adi bir yaratıkmışsın?

Ulan ne karaktersiz bir Buldogmuşsun?

Ulan ne satılmış köpekmişsin?

Ulan sen ne omurgasız ne haysiyetsiz köpek olmuşsun?

Bak nasıl satmışsın camianı?

Bak nasıl satmışsın formanı?

Ulan kapımızda sana köpekliğin paşasını yaptırdık!

Ulan iyi köpeklik yapasın diye yeniden seni formatladık!

Ulan nasıl sıradanlaşıp başka kapılarda havlamaya başlamışsın!

Dönek buldok

Git Buldog git, dilediğin yerde köpeklik yapmaya git…

Nasılsa layık olduğun formanı sırtına geçirmişsin, artık bundan sonra o camia için havlamaya devam et….