KINALI KUZUM BU KEZ ZENGİN DÖNDÜ!

Kapıdan gönderdik, bacadan geldi.

Gerçi yapacak bir şey de yok!

Çünkü Kuzu bizim kuzumuz.

Kınalıma Hoş gelmiş sefalar getirmiş demekten başka ne yapabilirim ki?

Kuzum için benim kaygım yaklaşan kurban bayramıyla ilgiliydi.

Önceki yazımızda da belirtmiştik, Kurban bayramı yaklaşıyor, Kınalı Kuzumu kurban bayramında “kurban” vermemek için şeker bayramında kendisini bu vesileyle dağlarına, kırlarına, yaylalarına uğurlamıştım.

Hatta kınalımdan ayrılırken kendisine sıkı sıkı tembihleyerek, “aman ha  düşmanlarının elinde kasap bıçakları her yerde harıl harıl seni arıyorlar. Kimseye bilakis Ahmet Ağaoğlu ve ekibine gözükmeden, çabucak buraları terki diyar eyle”   dedim….

O da üç ay sonra görüşmek üzere diyerek  bizlerle öyle  vedalaşmıştı.

O nedenle diyorum ki, kınalımın ansızın gelmesi bizler için sürpriz oldu!

Neyse hoş geldin benim güzeller güzeli Kınalı Kuzum.

-Hoş bulduk, bayram sonrası sürpriz yapayım dedim sizlere.

Olsun be güzel Kuzum, neler yaptın bayramda?

-Hiçbir şey yapmadım, bolca dinlendim, dışarı çıkma yasağı olduğu için ben de kurallara uydum dışarı pek çıkmadım. Sadece ara sıra Mehmet Ali Yılmaz tesislerine gittim geldim

Hayırdır ne işin var tesislerde?

-Şu an bir şey yok ama orayı da başı boş bırakmak istemiyorum, çünkü orada küçük bir lunapark kurulmuş, son model bir dönme dolabı koymuşlar lunaparka. Ben de zaman zaman biniyorum o dolaba!

Vay benim güzel kuzum sende mi dönme dolapçı oldun?

-Allah Allah ne var dönme dolapta? Siz beni karıştırdınız, bu dönme dolap sizlerin kafasından beyninden geçirdiği dönme dolap değil. O dolabı biliyoruz, o dönme dolaba kimlerin bindiğini de iyi biliyoruz.

Biz mi yanlış anladık Kınalı Kuzum, anlamışsak özür dileriz senden.

-Yo yanlış anlaşılma yok. Ancak bahsettiğiniz dönme dolap da tesislerde var ama o dönme dolabın müşterileri başka

Bırakalım bu dönme dolap işlerini, korkum o ki yine bizleri başka alanlara götüreceğin.

-Kimden korkuyorsunuz, kimden çekiniyorsunuz? Yanlış dolaplara binen varsa onları da yazacağız, bu Trabzonspor.

Haklısın neyse konuyu dağıtmayalım.

-Ben giderayak sizlerle bir şeyler paylaşmak istedim,  o nedenle zamansız geldim!

Hayırdır Kınalı Kuzum?

-Hani iki-üç hafta önce genel müdür Sinan Zengin ile ilgili bir yazı kaleme almış ve o yazının dibine şöyle bir not düşmüştük, “Zengin ile ilgili dağarcığımızda daha neler neler var onları da zamanı gelince yazacağız diye. Ahan birisinin zamanı geldi de geçiyor onu anlatayım sizlere.

Ah benim Kınalı Kuzum hiç sır tutamıyorsun, bir de taktın Sinan Zengin’e. Adam işini yapıyor.

-Vay be sizlerde mi Sinan Zengin’ci oldunuz?

Ne alaka Kınalı Kuzum bizler Trabzonspor’cuyuz.

-O zaman sizlere helal diyorum, anlatacaklarımı iyi dinleyin. İki sezon önce olacak, Eskişehirspor’dan Trabzonspor’un yanılmıyorsam bir miktar alacağı vardı. O sezon Trabzonspor alacağından ötürü Eskişehirspor’un transfer tahtasını kapatmıştı, hemen belirteyim Trabzonspor gibi birkaç takım daha vardı tahtanın kapanmasına vesile olan! Eskişehirspor transfer tahtasını açmak için diğer takımlarla alacak-verecek işini hallederek imzalarını almıştı, sadece imza atması gereken Trabzonspor kalmıştı. Trabzonspor da  alacağının karşılığında Eskişehirspor’dan üç oyuncu istiyordu, Eskişehirspor’a “O üç oyuncuyu alacağımız karşılığında verirseniz biz de imzamızı seve seve atarız” teklifini götürdüler.

Kınalı Kuzum merak ediyoruz nereye geleceğine?

-Biraz sabredin geliyoruz. Eskişehirspor o üç oyuncuyu vermemek için diretiyordu. Buna mukabil Trabzonspor da imzayı vermiyordu. Yani Trabzonspor imza vermedikten sonra Eskişehirspor’un transfer yapması mümkün değildi. Olay tam böyle kilitlenmişken, TV ekranlarında,  Eskişehirspor transferde şu oyuncuyu aldı, bunu verdi gibi yazılar peşi sıra geçiyordu.

Eeee kınalım sonra!

-Sıkı durun işin bam teli tam da burası.

Ne bam teli kınalım? Demek ki yönetim imza verdi ki Eskişehirspor’un transfer tahtası açıldı, ya da alçak ödendi iş rayına girdi!

-Güldürmeyin beni kim imza verdi, kim ne ödedi?  Dedim  ya bam teli diye. Burada Sinan Zengin devreye giriyor, yöneticilerin haberi olmadan Eskişehirspor’a imza veriyor.

Hade ya inanmam buna kınalı kuzum.

-İster inanın ister inanmayın. Ahan kulüp orada, ö dönemin yöneticilerine sorun, atılan imzaya bakın.

Sinan Zengin kimseye sormadan imza veriyor, nasıl bir güç bu? Nasıl bir sorumluluk? Nasıl bir cesaret? Daha ne diyelim Kınalı Kuzum?

-Ya Zengin’de böyle bir güç var, yönetime rağmen istediğini yapıyor.

Sinan Bey yaptığı bu hamlesine rağmen hala kulüpte görev yapıyor he?

-Yine güleceğim geldi, arkadaşlar adam her dönemde aslanlar gibi işini görüyor, hiçbir yönetim “Git” diyemedi kendisine. İbrahim Hacıosmanoğlu yönetimi Zengin Bey’i gönderdi. Altı ay sonra geri çağırdı. Zengin Bey’in aylık geliri primlerle birlikte Trabzonspor’da yüz milyara yakındır. İnanmayan varsa kulübün envanterleri orada, gitsin incelesinler.

Vay anasını be, aldığı paraya bakıverin! Hayırdır Sinan Zengin Bey holding sahibi olmuş da bizlerin mi haberi olmamış?

-Ben onu bunu bilmem, Zengin Bey soyadı gibi Trabzonspor sayesinde servetine servet katıyor. Holding ve fabrika sahipleri Sinan Zengin bey kadar kazanıyorlar mı?  Buna mukabil, Ahmet Ağaoğlu da Zengin Bey’i yaptığı her işte ayrıca ödüllendiriyor. Mübarek yer Ali babanın çiftliği gibi…

Ah kınalı kuzum ah, nereden anlattın bunları bizlere, giderayak kafamızı karmakarışık ettin.

-Ya benim kafam darmadağın olmuş! Adamdaki gücü görüyor musunuz, yönetimi yok sayarak imza veriyor, üstelik verdiği imza karşılığında kimseler Zengin Bey’e bir şey diyemiyor.

Kınalı Kuzum Sinan Zengin aldığı para karşılığında belki de Trabzon’da vergi rekortmenidir he ne dersin?

-Siz kafa yapın, Zengin Bey’e verilmeyen sadece kulübün anahtarı kalmış, böyle giderse yakında onu da alır! Vergi konusuna gelince onu da araştıracağım. Dedim ya Sinan Zengin’in yaptığı her işi attığı her adımı takip edip araştıracağım. Trabzonspor’u Zengin Bey’in çiftliği olmaktan yöneticiler değil ama ben kurtaracağım. Birde aldığım son duyum, Sinan Zengin bey, yeni sezon formalarını tanıtım için ünlü modacı Cemil İpekçiyle görüyormuş! Her gün görüştükleri bilgisi geldi bana, şimdi bunu araştırıyorum.

Küçük at Kınalı Kuzum civcivler de yesin!

-Siz benim atmalarımın küçük mü büyük mü olduğunu iyi takip edin, küçük attığımı civcivler mi yer, danalar mı yer bunu hep birlikte izleyip göreceğiz, beni iyi takip edin, bundan sonra daha neler neler atacağım!

Evet Kınalı Kuzum bu kadar yeter, seni duygusal bir vedayla uğurlayalım.

-Gidiyorum bütün aşklar yüreğimde … Gidiyorum kokun hala üzerimde…

Güle güle sana yolun açık olsun, güle güle sana seni Tanrım korusun…

YEL KAYADAN BİR ŞEY ALMAZ

Her şey bitti, bir kenara bırakıldı, şimdi sıra Ali Faik Hacıoğlu’na geldi, he öylemi?

Ne yapmış Ali Faik Hacıoğlu?

Hangi kirli işlerin içerisinde olmuş?

Kimin tavuğuna ‘kışt’ demiş?

Vatanına, millete ne gibi zararı olmuş?

Birilerine ihale mi vermiş!

İhaleye fesat mı karıştırmış!

Devlet bankasını mı dolandırmış!

İmtiyaz kullanarak kendisine dokunulmazlık mı sağlamış!

Devletine karşın hainlik mi yapmış!

Sahi Ali Faik Hacıoğlu ne yapmış?

Ortada fol ve yumurta yokken, bir anda ismi gündeme getirilerek hedef tahtasına koyulmaya çalışılıyor!

Ah kahpeler ah!

Dede Korkut’un güzel bir sözü  “Kahpe içeride olunca, kapı kilit tutmaz oğul”

Maalesef içerideki kahpeler Ali Faik Hacıoğlu’nu karşı tarafa jurnalleyip yemeye çalışıyorlar!

Veya hedef şaşırtıyorlar!

Bir gerçek var, o da herkes herkesin ciğerparesini iyi biliyor!

Ali Faik Hacıoğlu’nu da iyi tanıyor, iyi biliyorlar.

O nedenle diyorum ki, “Yel kayadan bir şey almaz!”

Yapılan söylemlerde kaya gibi duran Ali Faik Hacıoğlu’ndan bir şey almayacaktır.

SIKINTI NEREDE?

Neden durdu?

Ya da durduruldu?

Benim gibi herkes merak ediyor!

Eğer ki, neden durdurulduğu konusunda bana ulaşan bir bilgi olursa bu bilgiyi mutlaka  sizlerle paylaşacağım.

Akçaabat-Akyazı arasında yapılması düşünülen yürüyüş ve bisiklet yolundan bahsediyorum.

Hatırladığım kadarıyla üç ay önce yolun altyapısına başlanılmıştı.

Altyapının başlanıldığı o zamanlar bizler de yapılacak yola destek babında yazılar yazmıştık.

Güzel bir proje diye de, yapılacak projeden övgüyle söz etmiştik.

Ancak üç ay geçmesine rağmen, yol güzergâhında çalışmalar durdu veya durduruldu.

Neden durdurulduğunu bir türlü öğrenemedik.

Buradan Akçaabat Belediyesi yetkililerine sesleniyorum; Akçaabat-Akyazı arası yapılması düşünülen hatta projelendirilip çalışmalarına başlanılan proje neden durdu?

Tekrar yazıyorum o hatta düşünülen proje müthiş olup, bütün Trabzonluların nefes alıp soluklanacağı bir proje olacaktır.

Kimse meraklanmasın, yapılacak bu projenin her daim sonuna kadar takipçisi olacağız.

NE YAPSIN GÜNEŞ?

Ayıp ya!

Yazık!

Nedir derdiniz Şenol Güneş ile?

Söylenenleri ısrarla neden kıçından anlamaya çalışıyorsunuz!

Vay efendim Şenol Güneş basın toplantısında ”Beşiktaş için ölürüm” demiş.

Aklı evvellere soruyorum, hoca sizin anladığınız gibi mi söylemiş?

Şenol Güneş Trabzonsporlu olduğunu her defasında, her yerde bağıra bağıra, çağıra çağıra söylüyor.

Bunu söyleyen hocayla sizlerin sorunu nedir?

Ne yapmak istersiniz?

Aklınızca Şenol Hoca’yı hedefe koyup itibarsızlaştırmak istiyorsunuz!

Yuh olsun sizlere!

Hemide milyon kez kere!

Ne yapsın hoca?

Birilerinin yaptığı gibi ahde vefasızlık mı yapsın?

Şenol hoca kendisine yapılanlara karşın Ahde vefa göstermesin mi?

Kendisine sahip çıkanların hakkını vermeyip söylemesin mi?

Yaşadığı güzellikleri saklayıp paylaşmasın mı?

Bir de aklı evvellere sesleniyorum, var mıdır dünyada bir kulüp için canını verecek birisi?

Hadi varsa bize de söyleyin, biz de bilelim!