Bizim mahalle aşağı ki mahalle,

Sizin mahalle yukarı ki mahalle,

Bizim mahalle goygoycu mahalle,

Sizin mahalle yapıştır mahalle,

Hadi gidelim karakola, merkeze,

Canım istiyor her gece her gece

Usta priva naşti kovala,

Okatukalama naşti priva.

Tavşanı kovaladım tepeden,

Akşama içeceğin şişeden

Civciv çıkacak kuş çıkacak

Dur bakalım bu akşam neler olacak

Annem beni bakkala yolladı,

Bakkal bana elini salladı,

Usta priva naşti kovala,

Okatukalama naşti priva.

Alo Kınalı Kuzum, hayırdır ne oluyor?

-Ne bileyim üstadım içimden öyle geldi. Hani sen sizin mahalle için bir görev vermiştin ya… Mahalleden açılmışken ben de bu roman havasıyla başlayalım dedim günümüze!

Kınalı Kuzum sana helal olsun be, roman havasındaki şarkının sözleri de çok anlamlı!

-Üstadım, aşağı ki mahalle, yukarı ki mahalle diyoruz…sonunda Goygoycu mahalle deyip oradan çıkıyoruz...

Ne mahalleler varmış güzel kuzum… Sonra karakol ve merkezden dem vuruyorsun, tavşanı kovalamaktan ve sonrasında akşama şişeden içmekten bahsediyorsun... Ne yalan söyleyeyim ben bir şey anlamadım bu sözlerden?

-Sen anlamazsan da olur be üstadım, mutlaka anlayan çıkar ve çıkmıştır, bana sorsan türküdeki sözler çok manidar!

Kınalı Kuzum bakkal elini salladı diyorsun, aman ha ben seni bakkala ,makkala yollamıyorum, bak gidersen bakkal amca seni şeker ile kandırmaya çalışabilir, sonrası senin ecelin olabilir. Bakmışsın ki el sallayan bakkal amca senin celladın oluvermiş!

-Üstadım ben bunları hiç yutar mıyım, beni sizin mahallede iyi tanırlar. Bizler ne bakkal amcalar ne kasap dayılar gördük?

Neyse kınalım bizim mahallenin arka sokaklarını gezip bir şeyler toplayabildin mi? Nedir kamuoyun önünde bu kadar kopartılan kızılca kıyametin sebebi?

-Üstadım, Belediye Başkanları seçim öncesi vaatlerinde ne demiştiler? Kimse Belediye’nin dışında ikinci bir iş yapmayacak, ya da yapamaz!

Evet doğru söylüyorsun güzel kuzum, iyi hatırlattın bunu biz atlamıştık.

-İşte üstadım işin bam teli de yani nasır yeri de burası.

Kuralı uygulayan belediye var mı? Yok… Kurala uyan personel var mı? O da yok...

Eeee buradan nereye varacaksın?

-Üstadım, Belediyelerde kimler çalışıyor, o çalışanlar bir başka kurumda işlerine devam ediyor mu? Bunu bilip görmeyen var mıdır, bu güzel kadim şehrimizde?

Kınalım bu genellikle basın sektöründe daha çok oluyor ve göze batıyor…

-Aynen doğru diyorsun üstadım, Belediyede çalışıp basın sektöründe cirit atan kaç kişi biliyoruz?

Şu an hepsini bir bir sayarım sana. Bakıyorum da ne Belediye Başkanları söyledikleri sözleri yerine getirebildiler, ne de çalışan personel ‘aman böyle bir söz söylenmişti, frene basayım’ dedi…

Yani kuzum ‘böyle başa böyle tarak mı’ diyorsun!

-Orasını ben bilemem üstadım, baş mıdır tarak mıdır nedir anlamam… Şu an cemiyetle alakalı kıyamette bundan dolayı koptu!  Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan hanım bir kızımız var, o hanım kızımıza cemiyet plaket vermemişte falan filan…

Ne plaketi kınalı kuzum?

-Üstadım hani Gazeteciler Cemiyeti meslekte 20 yılını dolduranlara plaket veriyor ya, bu hanım kızımız 20 yılını doldurmasına rağmen her nedense pas geçilmiş, yani kendisine plaket verilmemiş.

Vay ‘siz bizim mensubumuza nasıl plaket vermediniz’ diye, cemiyete salvo atışlar yapmaya başlamışlar.

Sebep sadece bu mu kınalı kuzum? Sonra plaket almayan hanım kızımız Büyükşehir Belediyesi’nin mensubu değil midir?

-Büyükşehir Belediyesi’nin mensubu tabi ki… Sebep sadece bu değil üstadım, cemiyet yönetimi de hanım kızımızı üst makama ‘Siz bu hanım kızımıza tolerans tanıyorsunuz ama hanım kızımızın yazıp çizdiği gazete sizin partinize veryansın ediyor. Hani ya siz de seçim çalışmalarında bundan böyle belediyede çalışan kişi bir başka kurumda çalışmayacak diye de söz vermiştiniz’ diye şikâyet etmişler…

Vahooooo iş büyümüş kınalım…sonra ceme, cemiyet yönetimine ne, cemiyet yönetimine mi kalmış gazetenin yayın politikasından dolayı gazeteyi şikâyet etmek! Evet sorarım sana gazeteciler cemiyeti üyesini şikayet etme merciimi? Bana göre burada cemiyet yönetimine dolayısıyla başkanına gazetenin tepki göstermesi gayet normal, hatta az bile yapmışlar…

-Üstadım bitmedi dinle… Bu hanım kızımız yazıp çizdiği gazetedeki bir arkadaşını da Büyükşehir Belediyesi’nin medya birimine taşımak için uğraş veriyormuş, hatta kendisinin bağlı olduğu makama. ‘Ben artık yoruldum, bir kişi daha alalım o da şu isim olsun” diye de telkinlerde bulunuyormuş.

Oha o kadarda değil kınalı kuzum…Ulan ne kadar yetenekli ve iş bitiriciymiş bu hanım kızımız, hanım kızımızı kutluyorum, helal olsun kendisine. şu zamanda elini taşın altına koyabiliyor arkadaşı için !

-Üstadım yarayı kaşıdıkça, yaranın altından neler çıkıyor? Sizin yüzünüzden yarayı da fazla kaşımak istemiyorum, Herkesin malumudur, hanım kızımızın nasıl korunup kollandığını da bilmeyen yoktur sizin mahallede, Üstadım keyfim yerinde devam ediyorum…

Sabahlara dayanamam Osman Ağa

Yalancısın inanamam Osman Ağa

Naylon çorap ister Osman Ağa

Yalancısın inanamam Osman Ağa

Vallahi ne mahalleymiş şu bizim mahalle? Bizim mahallemi, karşı mahallemi, goygoycu mahallemi, sahi hangi mahalleye mensup bizim mahalle güzel kuzum?

-Üstadım şu söyleyeceklerimden sakın alınma. Sizin mahallenin çocuklarının öyle esip gürlemesine bakma, çoğu klavye kabadayısıdır. Kısacası goy goycu mahalleye daha çok benziyor sizin mahalle…

Soruyorum sana… 

Ülkemizin dirliğine, birliğine göz diken FETÖ terör örgütü ile ilgili bir-iki kelam eden, yazan bir tane yazar gösterebilir misin bana…

Ulan kınalı kuzum nereden nereye geldin şimdi Allah aşkına?

-Üstadım dost acı söyler ama doğru söyler… Hadi bir tane yazar çizer göster bana…

Kınalı Kuzum bizim bu konuda abdestimizden şüphemizin olmadığını en iyi bilenlerdensin, peki sen bu konuda araştırma yapabildin mi?

-Üstadım araştırma yaptım ki sana soruyorum. Benim yaptığım araştırmada kimseyi bulamadım. Bütün arşivleri taradım, aradım ve yazılan bir yazı göremedim…

Bir iki istisna hariç…

Güzel kuzum yazı uzadıkça uzuyor, kesmemiz lazım. Var mı bizim mahalleyle ilgili söyleyeceğin başka bir şey?
-Üstadım olmaz mı? Tamam burada yazımızı keselim sonrasında devam ederiz. Son sözüm mahallenizle ilgili, mahalleniz adeta yerlerde sürünüyor…

Hele cemiyetiniz… Orayla ilgili de çalışma yapıyorum… Gözüm kulağım orada, ben sana söylemiştim, ‘benim tarafım olmaz’ diye. Kusura kalma Cemiyet seçimlerinde sen mevcut yönetimi destekledin diye de onların olumlu veya olumsuz yaptığı işleri de asla pas geçemem… Net söylüyorum onlar da “sütten çıkmış ak kaşık” değiller… Elbette zamanı gelince cemiyet için söyleyip yazacaklarımız var.

Kınalı kuzum yeter ki doğru olsun getirdiklerin, yeter ki ön yargılı bakma kimseye… Ne getirirsen elbetteki yazacağız…Bundan da asla şüphe etmeyesin…

-Haydeyin bana eyvallah…Az daha unutuyordum Üstadım, haftaya TSYD ile ilgili bilgiler var elimde, kısmetse onları paylaşacağız…

İlahi kınalı kuzum, giderayak bile bombayı kucağımıza bırakıp gidiyorsun, güle güle…

KORKULAN OLDU, MARAŞ BOZULDU!

İyi ki var.

İyi ki konuşuyor.

İyi ki yazıyor.

İyi ki sosyal medyayı kullanıyor.

İyi ki Trabzon sevdalısı.

İyi ki bu kadar duyarlı.

Ya o da olmasaydı!
Ne olacaktı?

Öyle ya;

Trabzon’la ilgili sorunları kamuoyuna kim taşıyacaktı?

Kısacası Oktay Söğüt de olmasaydı, Trabzon’un hali “yandı keten helva” misali olması içten bile değildi!

Sakın Davut Çakıroğlu ve Teoman Yılmaz’ı es geçtiğimi zannetmeyiniz…

Onlarında yeri geldi mi haklarını sonuna kadar teslim ediyoruz.

Ancak bu sıralar ikisi de her nedense sessiz ve derinden gidiyorlar…

Ne diyeyim vardır bir bildikleri ya da düşündükleri…

Oktay Söğüt geçen hafta Kahramanmaraş Caddesi’yle ilgili sosyal medya hesabından bir yazı paylaşmıştı…

Söğüt’ün paylaştığı yazıya, başta internet siteleri olmak üzere bir iki yerel gazete de sayfalarında yer vermişti.

Bendeniz de Oktay Söğüt’e haksızlık yapmamak için yazısını bu günkü köşemde sizlerle paylaşıyorum.

İşte Ortahisar Belediyesi CHP Meclis Üyesi Oktay Söğüt’ün geçen haftaki Kahramanmaraş Caddesi ile ilgili paylaştığı yazı…

Kahramanmaraş Caddesi’nin trafiğe kapanmasından ötürü, Gazipaşa Caddesi’nde - Meydan civarında - Cumhuriyet Caddesi’nde ve Postane önünden batıya doğru devam eden yolda, oluşacak olan trafik sıkışıklığına kalıcı ve akılcı bir çözüm bulunmamış olsa da, Kahramanmaraş Caddesi’nin gürültü ve görüntü kirliliğinden kurtulmuş olması şehir adına olumlu bir gelişmedir dedik ve hemen her kesim gibi yayalaştırma projesini destekledik.

Dört ay süren yayalaştırılma çalışmaları sonrası, 25 Haziran tarihinde cadde törenle hizmete açıldı. Ama gelin görün ki, hizmete açılalı daha bir ay bile olmadan, caddenin zemini bozulmaya, tuz - buz gibi dağılmaya başladı.

Havai fişekler eşliğinde, resmi törenle ve Başkan Zorluoğlu’nun ‘Gururla’ diyerek hizmete açılan, öyle az - buz da değil, 13 milyona yaptırılan caddenin övündükleri zemininin, açılışından bir ay sonra bozulması üzücü, üzücü olduğu kadar da düşündürücüdür.

Caddenin zeminine yapılan kaplama, çok bildik bir kaplama olmadığı için, ‘Bu kaplama sağlam mı, kısa sürede bozulmasın, kaplamaya kefil misiniz’ türünden sorulan sorulara, ‘Olur mu öyle şey, bozulmaz, garantisi var’ türünden cevap verenler, hiç kuşkum yok bu bozulma karşısında da söyleyecek birçok bahane bulacaktır.

Ne bahane bulursa bulsunlar, ne söylerse söylesinler, cadde boncuk - boncuk sökülüyor. Sevinecek halimiz yok, fakat söyleyecek sözümüz var; Bir işinizde tam olsun!

Nokta...

Söğüt’ün yazısında dile getirdiği sorunlara Başkan Murat Zorluoğlu bir başka gazetede cevap verdi.

Başkanın dile getirdiği soruna verdiği cevabı Oktay Söğüt yine kendi sosyal medya hesabından yorumladı…

İşte Söğüt’ün o yorumu…

Maraş Caddesi'nin zemininde başlayan bozulma ile ilgili Başkan Zorluoğlu 'lokal bölgelerde yaşanan bir sıkıntı var, giderilecek' Belediye yetkilileri de 'bir bölgede sıkıntı var, yıkama - imalat - cila yapılacak, çalışmalar tamamlanacak' şeklinde konuşmuşlar.

Görünen köy kılavuz istemez. Bir bölgede, lokal bir alanda değil, Maraş Caddesi'nin birçok bölgesinde zemin boncuk boncuk sökülüyor. Bu bozulmaya benim gibi tüm Trabzon şahit. Malzeme veya ustalık veya böyle bir cadde için uygulanmaması gereken bir uygulamamı bilmiyoruz. Ama bildiğimiz, gördüğümüz; caddenin, açılalı daha bir ay olmadan deformasyona uğradığıdır.

Uzun Sokak'ta kolay kırılan, renksiz kaplama taşlarının kullanılması, Meydan civarında sökülen Arnavut Kaldırım taşlarının estetikten çok uzak serilmesi gibi şehircilik anlayışının çok uzağında uygulamalar yapan Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Maraş Caddesi imalatında da sınıfta kalmıştır.

Kim ne der bilemem?

Kim ne düşünür onu da bilemem?

Benim bildiğim o da şu, Oktay Söğüt’ün Trabzon’la ilgili göstermiş olduğu olağan duyarlılık.

Hani ya Oktay Söğüt’ün gösterdiği duyarlılığı gösterebilsek.

Hani ya hepimiz Oktay Söğüt gibi cesaretli olabilsek.

Acı ama gerçek!

Neredeeeee?

Acı ama gerçek!
Söğüt yaşanan soruları ve olumsuzlukları dile getirmese, inanın her şey “Yapanın yanına kar kalacak” ve bir şeyden haberimiz olmadan, Trabzon’umuz kendi kaderini yaşayacaktı!

Demek ki yürekli ve cesur siyasetçilerin Trabzon’da daha çok çoğalması gerekmektedir.

BUNLARI DA YAPMASAMIYDI

Bugün değişiklik yapıp sosyal medya hesaplarında paylaşılan yazılardan birkaçını köşeme taşıdım.     

Bir alıntı da meslektaşım Cevat Kol’un sosyal medya hesabından yapıp sizlerle paylaşmak istedim.

Bakın Kol ne demiş sosyal medya hesabında?

“Şimdi anladınız mı Sürmeneliler!

Sayın vekilimiz Salih Cora’yı önce tebrik ediyorum.

İlçesine, bölgesine çok iyi bakıyor.

Siz Sürmeneliler…

Vekilleriniz birer ikişer varken ilçenize ne yardım aldınız?

Vekil yakınları aile fertlerini müdür yaptı.

Çoluk çocuğunu terfi ettirdi.

Yayla yolunuz var mı?

Gidin Tonya’ya görün yolları.

Siz Sürmeneliler, Köprübaşılılar.

Şehitliğiniz Harmantepe mezbelelik.

Gidecek yüzünüz var mı?

Seçim zamanı sandıkları full doldurun.

Size her şey müstahaktır.

Bu ayrıntıyı gösterdiğiniz için teşekkürler Sn. vekilim Salih Cora”

Belli ki Cevat kardeşim yazısında ironi yapıp hem nalına vurmaya çalışmış hem de mıhına!

Anlarım Cora devletin arazisine konar, kendisi için tatil köyü yapar.

Anlarım Cora devletin arazilerini alıp kendisi, abisi, ailesi için o arazide villa ve ev inşa eder.

Anlarım Cora bölgede devletin arazilerin ya da kamu kuruluşlarını ahvaline peş keş çeker…

O zaman Cevat kardeşimin ironi yapmasını normal karşılar ‘eyvallah’ der kendisine destek olurum.

Cevat’ın gönderme yaptığı Vekil Salih Cora ne yapmış?

50 yıl sonra Ahmet Şener’den sonra Tonya’dan milletvekili olmuş.

Türkiye’de 223 tabiat parkından bir tanesi olan Kadralak Yaylası’nın yolunu yaptırmış.

İçeride kaldığı için yıllardır devlet hizmetinden mahrum kalan Tonya’ya, Bölge ve Tonya milletvekili olarak elinden geldiğince hizmet getirmeye çalışmış…

30 yıldır bitirilemeyen Beşikdüzü-İskenderli-Tonya yolunu bitirme aşamasına getirmiş.

30 yıl önce projelendirilen Çayırbağı-Tonya yolunu nihayetinde bitirtebilmiş.

Canikli Şelalesi yürüyüş yolunun yapılmasında gösterdiği cabalar sonucu Tonyalıların hizmetine sokmuş.

50 yıldır hizmet almayı bir tarafa bırakınız, bir çivi dahi çakılmayan Tonya dolayısıyla bölgeye çivi çakılmasını sağlamış.

Sahi bizim bilmediğimiz bir şey mi var, sonra ne yapmış Salih Cora sevgili Cevat?