Sıcaklar öyle bir bastırdı ki, bastıran sıcaklardan dolayı millet adım atamayacak halde…

Bölgemizin özelliklerindendir sıcak ve nemli hava…

O nedenle bırakın yürümeyi veya iş yapmayı, yazı yazmak bile sıcaklardan dolayı bir sorun…

Bu vesileyle çok ağır konulara girmeyeceğiz Kınalı Kuzum ile… Sadece lay lay lom yapacağız.

Çok ağır konuları bu sıcaklarda kim okur ki?

Kınalım önce hoş geldin diyelim zatıalinize…

-Hoş gördük üstadım...

Kınalım ne olur bugün lay lay lom ve abudik gubidik tarzda yazılar yazalım...

-Sen dedikten sonra üstadım, ne olmaz ki?

Kınalı Kuzum yemin billah bir şey anlatıyorsun, o anlattıklarını ben yazıyorum herkes ayağa kalkıyor; ne oluyor nedir bu diye?

-Üstadım bu benim sucum mu?

Öyle bir şey mi dedim Kınalı Kuzum

-Üstadım anlıyorum seni, hani İbrahim Tatlıses söylüyor ya…

Neyi güzel kuzum?

-Üstadım çok sabırsızsın…

Kınalı Kuzum ‘sabırsızlıkla’ ne alaka… Sen demek o kadar nokta atış yapıyorsun ki, millet rahatsız oluyor…

-Üstadım kim rahatsız olursa olsun benim hiç de umurumda değil… Ben doğruları söylüyorum sana...

Sıkıntı yok güzel kuzum yeter ki sen doğru bilgi ver…

-Neyse üstadım, İbrahim Tatlıses türküsünde ne diyor?

Bir taş attım pencereye tık dedi.

Anası çıktı kızım evde yok dedi vay vay.

İnanmazsan gel yukarı bak dedi

Armut dalda kız balkonda sallanır vay vay

Seker yemiş dudakları ballanır vay vay

Güzel kuzum bu türkü şimdi nereden çıktı?

-Üstadım Şoförler ve Otomobilciler Odası’na bir taş attık, kıyamet koptu diyorsun. Ya iki taş atsaydık ne olacaktı?

Aman Kınalı Kuzum sakın ha…

-Üstadım biz başladığımız işi asla yarım bırakmayız, ya beni bu iş için görevlendirmeyecektin ya da görevlendirdiğinde sonu nereye dayanırsa kabul edeceksin…

Eyvallah güzel kuzum, ben seni kırarmıyım…

-Üstadım, kuzu olmama rağmen asla yola çıktıklarımı yolda bulduklarımla değişmemişimdir. İlkem, kaybetsem de hep dik durmak olmuştur…

Kınalım sanki birilerine mesaj veriyorsun gibi geldi bana…

-Dinle üstadım kimseye bu güne kadar ihanet etmemişimdir, kimseyi satmamışımdır, kimsenin arkasından abudik gubidik yapmamışımdır. Neysem odur... Böyle yapanları da affetmediğimi sen bilirsin.

Burada sonuna kadar sana katılıyorum.

Kim ikili oynuyorsa, kim kime yalan konuşuyorsa, kim kimi beklenti içerisine sokuyorsa, kim kimi aldatıyorsa, onların tümünün peşine topunla tüfeğinle tankınla git güzel kuzum...

-Üstadım topun tüfeğin yanına tankımı da alıyorum… Şoförler ve Otomobilciler Odası’nın üzerine bu kez tankımla tüfeğimle gidiyorum…

Pencerelerine attığım bir taşla bu kadar kıyamet kopartıyorsalar ya tankımızla, topumuzla ve tüfeğimizle gitsek o zaman ne olur ki çok merak ediyorum?

Güzel kuzum sana ‘vur’ diyoruz ama sen öldürüyorsun, sen de hiç acıma duygusu yok mudur?

-Üstadım görev kutsaldır, birilerinde kıble kaçığı olduğu zaman ben dayanamıyorum… Yeter ki doğru verilere, bilgilere ulaşalım.

Yine de sen bilirsin Kınalı Kuzum, benim başımı sıkıntıya sokma da…

-Üstadım, havayı biraz yumuşatalım…

Senin godoş varya… O mübarek godoş adeta delirmiş! Duyduğum kadarıyla zincirlerini kırmış, kimse eğleyemiyormuş onu… O godoşun sinirlerini almak için çalışıyorum.

Ne de güzel kaşların var.

Ne de güzel kaşların var.

Rastık sürmek ister Osman Ağa.

Rastık sürmek ister Osman Ağa.

Sabah olsun çarsıya giderim.

Sabah olsun çarsıya giderim.

Sabahlara dayanamam Osman Ağa.

Yalancısın inanamam Osman Ağa.

Güzel kuzum godoş da kim? Nereden çıktı?

-Üstadım godoşun kim olduğunu ben mi söyleyeceğim sana?

İlahi Kınalı Kuzum şimdi anladım godoşu…

Desene bizim meşhur godoştan bahsediyorsun…

Bir an anlayamadım, kafamın dalgın oluşuna bağışla… Aslında Osman Ağa yerine Godoş Ağa deseydin ya…

-Onunda sırası gelince deriz be üstadım, şu havalar bir soğumaya geçsin bakalım… Neler neler diyeceğiz?

Kınalım daha uzatmayalım ne dersin?

-Üstadım, ayrılırken şunu vurgulamak istiyorum Sağlık İl Müdürlüğü’nde çok sorunlar olduğu kulağıma geldi. Hastane başhekimleri, İl Müdürü’nden pek hoşnut değilmişler, açıkçası istemiyorlarmış onu…

Ulan Kınalı Kuzum giderayak attın pimi çekilmiş bombayı kucağımıza bakalım bombayı patlatabilir miyiz?

-Üstadım ben bir şey diyorsam inan… Gizliden gizliye çalışmalar yapıyorum o çalışmalarımın sonucunu sana getiririm...

Hadi sana güle güle güzel kuzum…

 

 

 

ESKİ MODEL DEVAM EDİYOR!

 

“Aynı tas aynı hamam” devam ediyor.

Yani demem o ki Trabzonspor’da oyun mantalitesi olarak değişen çok şey yok.

Bunu sadece ben söylemiyorum, futboldan anlayan kim varsa hepsi söylüyor.

Haa değişen bir şeyde mi yok derseniz?

Evet var…

Mesela Nwakaeme’nin yerine Trezeguet’in alınıp oynatılması…

Mesela Larsen’in sağ kenarda forma bulması.

Mesela Eren’in sol kulvarda o boşluğu doldurması olumlu hamleler.

Ama ne var ki ortaya konulan futbol yine eski model.

Zira sıkıntıda burada.

Oyun olarak Trabzonspor’un böyle devam etmesi halinde Abdullah hocanın işi cidden zor.

Avcı hoca ne yapıp edip, oyun mantalitesini değiştirmelidir.

Zaman olur ki elde ettiği şampiyonluk bile onu kurtarmayabilir.

Benden söylemesi…

 

 

 

HANGİ ÇAĞDAYIZ?

 

Ahmetcan ve Denswil… Bunlara bir de Hugo’yu eklerseniz alın size sol ayaklı üç stoper oyuncu.

Peki sağ ayaklı stoper nerede?

O hepimize ömür, maalesef bulundurulmuyor!

Bir Hüseyin var elimizde o da sakat...

Gerçi sakat olmasa da oynama ihtimali şüpheli!

Yazılan çizilenlere bakıldığında sağ ayaklı stoper alınacakmış!

Ben olayın burasında değilim.

Ben günümüz futbolunda ‘yok efendim sağ ayaklı stopermiş, yok sol ayaklıymış, sağ tarafta oynamazmış’ söylemlerine veya onlara kafayı takanlara ben kafa takıyorum.

Birde Abdullah Avcı, Dorukhan’ı sağ stoper olarak oynattığında, güya yönetime mesaj veriyormuş.

Yaa gardaşım hangi çağda yaşıyoruz?

Adam her gün yöneticilerle birlikte.

Adam her gün Ertuğrul Doğan, dolayısıyla Başkan Ağaoğlu ile beraber fikir alışverişinde bulunup istişareler yapıyor. Hal böyle olmasına rağmen Avcı onlara eksik olan tarafı söyleyemiyor da, Dorukhan’ı oynatarak mı Ağaoğlu ve Doğan’a mesaj vermeye çalışıyor!

Yuh be!

Ulan nasıl bir kafa yapısıdır bu?

Ulan ne içer bunlar ki böyle saçma şeyler söylerler!

Niye bir adım ileriye gidemediğimizi buradan anlayın işte!

 

 

 

NEDEN TERCİH EDER?

 

O ki konuyu sağ stoperden açmışız. Yine oradan devam edelim.

Ligin ilk müsabakası İstanbulspor maçı.

Hocanın maç kadrosundaki sağ stoper tercihine bakıyoruz Dorukhan...

Dolayısıyla Dorukhan sahada olunca diğer sol stoperler de kulübede hocanın yanında oturmaktalar...

Müsabakanın ilerleyen dakikalarında oyuna sol stoper olan Denswil giriyor. Denswil oyuna girince Dorukhan sağ kenara çekiliyor. Denswil ise sağ stoper olarak maça devam ediyor.

Gelelim sadede…

Denswil sağ stoperde sırıtmayıp oynayabiliyorsa, neden hoca maça Denswil ile başlamaz.

Neden hoca boş yere macera aramaya çalışır?

Kardeşim elindeki stoperler bunlar, faydalansana hepsinden...

İlle de Dorukhan’ı oynatacağım diyorsan…Üç stoperi elinde tutmanın manası, anlamı nedir?

Öyle ya;

Yazık günah değil mi o çocuklara!

 

 

 

 

SÖYLENMEK İSTENENLERİ SÖYLEDİ

 

Duruşu nettir.

Asla birisinin adamı olmamıştır.

Birilerinin güdümüne de girmemiştir.

Trabzonspor onun için vazgeçilmezidir.

Ve… Trabzonspor konusunda hassas olduğunu bilmeyen yoktur.

Eğri olan bir şey var ise aynen yazar.

Doğru yapılana da payesini fazlasıyla verir.

Zaman zaman yaptığı paylaşımları ben de köşeme taşırım…

Yener Durmuşoğlu’nun yaptığı o paylaşımlardan birisini daha noktasına virgülüne dokunmadan aynen sizlerle paylaşıyorum.

“Şimdi her şey has güzel, yıllar sonra şampiyonda olduk, şampiyonlukta  emeği geçenlerden başta Abdullah AVCI olmak üzere Allah razı olsun, olsun da Diabate, Flavio, Plaza, Mallı, Altınordu’dan, Bursa’dan, Balıkesir’den, Pendik’ten, oradan buradan Yurt dışından vb. gelenlere de hadi tamam deyip hepsini bir kenara koyalım. Şu sakat olduğunu bile bile Kasımpaşa’da üç kuruşa yedekten oynayan, Trabzonspor’a Kasımpaşa’da oynadığının beş altı katına alınan KOİTA’nın hesabını kim veya kimler verecek? Yoksa bu düzen hep böyle mi gidecek? Her kim bilerek, isteyerek Trabzonspor’un parasını birilerine yedirmiş, yemişse zehir zıkkım olsun İnşallah.”
Bunları ben demiyorum, çok iyi Trabzonsporlu olan Yener Durmuş diyor.

Kötü bir şey mi söyledi sevgili Durmuş?

Asla hayır... Herkesin söylemek isteyip de söyleyemediği yaraya parmak bastı.

Üzerine alan alır…