Gündem o kadar hızlı değişiyor ki, yemin billah çoğu zaman kınalı kuzuma ayak uydurmakta çok zorluk çekiyorum.

Bir bakmışsınız kınalı kuzum bir gün başka bir gündemle gelmiş

Bir bakmışsınız ki bir başka gün bu kez bambaşka bir gündemle huzurlarımıza arzı endam etmiş!

Yine de kınalı kuzumun hızlı ve değişken gündeminden dolayı hepimiz ekip olarak oldukça mutluyuz.

Bir gün bir şey yazmazsak inanın telefonlarımız kilitleniyor.

O nedenle kınalı kuzum ile bizim haftayı boş geçme şansımız asla olmuyor olamazda…

Okuyucularımız Salı ve Cuma günlerini iple çekiyor.

Neyse gamedi fazla uzatmadan geçen haftadan kaldığımız yerden devam edelim.

Hoş gelmiş benim kınalı güzel kuzum…

-Hoş bulduk, hoş gördük.

Kınalı kuzum sana bir şey itiraf edeceğim, ara sıra hakkında gıybet yapıyoruz…

-Ne gıybeti üstadım? Benim günahımı boş yere neden alırsınız?

Güzel kuzum arkadaşlarla yaptığımız sohbette, senin için ‘Bu kadar bilgiye nereden ulaşıyor, hiç mi dur durağı yoktur’ diye zaman zaman konuştuğumuz anlar oluyor…

-Üstadım ben her zaman şunu ilke edinmişimdir, görev benim için kutsaldır, verilen her görevi en ince ayrıntısına kadar araştırıp öyle size getirmekteyim, asla aslı astarı olmayan bilgileri belgeleri sizlere getirmemişimdir, getirmem de…

Eyvallah sağ olasın güzel kuzum ne bileyim işte insanlık hali ara sıra öyle konuşmalarımız da oluyor.

-Üstadım boş verin boş işleri biz dolu işlere bakalım…

Doğru diyorsun güzel kuzum heybende ne var ne yok?

-Sıkı dur sana süper bomba gibi malzemeler getirdim…

Hadi heyecanlandırma bizi fazla, yine buldog köpeğimden veya gazeteciler cemiyetinden ya da Trabzonspor’un altyapısından mı bilgiler geldi?

-Üstadım ne acele ediyorsun sindire sinire söyleyeceğim.

Bak kınalı kuzum, acele etmiyorum, sen bir şey paylaşmadan ben senle önemli bir şey paylaşayım, hani ya sen buldog köpeğimle ilgili bilgiler getirip, yazıp çiziyorduk ya, buldog köpeğimle telefon görüşmem oldu.

-Eeee üstadım bana bunu neden söylemedin?

Ne bileyim güzel kuzum, biliyorum sana söylesem ortada ne buldog bırakırsın ne de başka bir şey…

-Eeeee ne söyledi buldoğun sana telefonda?

Kınalı güzel kuzum, okumuş yazdığımız, okuyunca aklınca bir şeyler söyledi, ben de ona söyledim. Sonrasında buldoğum bana ‘Benim için yazmazsan şerefsizsin, delikanlı değilsin’ dedi. Artık bundan sonra buldogla ilgili yazmamız bize farz oldu, zevatı kurtarmak için….

-Meraklanma üstadım, biz ne köpekler gördük? Biz ne köpeklerle uğraştık, senin buldoğun da sesini keseriz.

Hiç önemli değil kınalı kuzum, bizi bilen bilir biz kimselere haklı olduğumuz davada pabuç bırakmayız, sen anlat bakalım ne var ne yok?

-Sıkı dur üstadım, iki gün önce sen gazetede yokken sizin gazetenin arşivine girdim, meeee… meeeee… meeeeee… neler neler gördüm?

Hayırdır neden meliyorsun kınalı kuzum?

-Keyif boğay beni üstadım. Atlayıver çekirge zıplayıver çekirge, bıdı bıdı bıdı çekirgem.

Allah Allah ne oldu sana?

-Bak üstadım yazının başlığına bak, işportada bulamasın böyle başlıklar?

“AK Partiye hakaret etti daire başkanlığın kaptı.”

Devam ediyoruz.

“Zorluoğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yumurta atanın evini mi kiraladı.”

Devam ediyoruz.

“Zorluoğlu yarın AK parti saflarında olmayacak.”

Devam ediyoruz.

“Sayın başkan insanları parayla terbiye etmeye çalışıyor”

Devam ediyoruz.

“Cemiyetten istifa etmekle ne kadar haklıymışım.”

Bunların gerisi de var ama şimdilik bu kadar yeter.

Bunlar ne güzel kuzum, ben bu işten bir şey anlamadım, başlıklar tamam da altı dolu mu bu başlıkların, sonra kim atmış bu başlıkları?

-Ey gidi üstadım, ey hiçbir şey gizli kalmaz, şak diye önüne koyarlar bu başlıkları. Altları bende saklıdır, zamanı gelince ayar vereceğim, sen keyfine bak.

Kınalı kuzum yine derin işlere daldın, bu başlıkların anlamını en kısa sürede bizlere izah etmek zorundasın.

-Üstadım, ben yavaş yavaş sindire sindire, hazmede hazmede insanların önüne bunları koyarım. Öyle Lee Van Cleef’cilik yapmak yok. Malkoçoğlu olsa tamam bir şey demeyeceğim. Bu piyasada herkes herkesin ciğerini bilir. Biz ne ciğerler gördük ciğerciye götürsen bir kuruş vermez o.

Kınalı kuzum yaktın yıktın gidiyorsun iyi ki bir arşive girdin!

-İyi ki girmişim üstadım başlıkların altlarını okusan var ya, miden bulanır kusarsın. Daha önce senle sözleşmiştik ‘Abudik-gubidik yapanların ipliğini pazara çıkaracağız’ diye. Evet iplik pazarını açtık, gün ola hayrola…

Kınalı kuzum benim kafam buldoga takıldı, hani demiştin ya makamdan çıkarken gördüm onu diye…

-Ah üstadım hiç sorma bu kadar mı alçalır bir köpek, sırf makama girmek için kıyafetlerini değiştirmiş!  Buldog ne giyinirse giyinsin, o yine buldogdur. Hani ya eşek misali var ya…

Kınalı kuzum konu o kadar uzadı ki herhalde altyapı olayını pas geçeceğiz!

-Üstadım altyapıyla ilgili çok malzeme var elimde ama yerimiz kısıtlı olduğu için bir iki notla bugünü geçiştirelim. Malumunuz geçen hafta U17 maçında Rizespor Trabzonspor’u kendi evinde 3-0 mağlup etmişti. O hafta alt yapı koordinatörü Hamit Cihan maça kadar U17 takımla bizzat kendi ilgilendi. Antrenmanlarını yaptırdı, fitneslerini yaptırdı, yaptırdı da yaptırdı…Sonuç 3-0… Hamit Cihan ne yaparsa yapsın altyapı iflas etmiştir, orada değişim şarttır. Bakın bundan sonra yabancı oyuncu transferi hayal olmuştur, bütün takımlar alt yapılarına dönmek zorundadırlar…

Söylediklerine aynen katılıyorum kınalı kuzum. Biz de değişimin şart olduğunu söylüyoruz, peki cemiyetle ilgili bir şey var mı?

-Cemiyette biliyorsun saz ekibini, bildiklerini okumaya devam ediyorlar. ‘Proje’ diyoruz ses yok. ‘Cemiyetin kiradan kalan eski borcu’ diyoruz, yine ses yok. Daha önce üyelikten atılanların tekrar neden alındıklarını soruyoruz, yine ses yok. ‘Bakanlara ziyaret yönetim kurulu üyeleriyle neden yapılmıyor, neden başka birileriyle gidiliyor’ soruyoruz yine tık yok. “Kömürün tonunun ne kadar olduğunu “soruyoruz, yine ses yok, Unun çuvalının kaç para olduğunu” diyoruz aha aha yine ses yok. buna mukabil odun işlerinin nasıl gittiğini soruyoruz orada da ses çıkmıyor. Biz sormaya devam edeceğiz.

Eyvallah kınalı kuzum, istersen sohbetimizi noktalayalım, çok uzun oldu yazımız.

-O zaman bana eyvallah…

 

*****

ÖZAK’TAN SONRA CORA

Eski Bakan Faruk Özak’ın spora, sporcuya, sanata, sanatçıya verdiği değeri, verdiği kıymeti bilmeyen yoktur.

Bu konularda çok hassastır.

Özak Trabzon’daki her sporcuya ve sanatçıya bir şekilde dokunmuştur, bunu kimse inkar edemez.

Faruk Özak için spor ve sanat olunca, siyasi görüşüne bakmadan ve herhangi bir siyasi mülahaza gözetmeden her türlü katkıyı sunmuştur onlara….

Trabzon Müzesinin ve Trabzon Tarih Müzesinin şehrimize kazandırılmasında emeği büyüktür.

Ayrıca davet edilen her türlü sanatsal etkinliğe katılmayı ihmal etmez.

Geçtiğimiz günlerde Kızlar Manastırında Bükreş, Doğu-Osmanlı kalıbındaki resim kolaj sergisi açılışında Faruk Özak da oradaydı.

Romanya Fahri Konsolosu Mustafa Beyazlı, TBMM Türkiye Romanya Parlamentolar arası dostluk grubu başkanı AK Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora ve Trabzon Büyükşehir Belediyesinin himayelerinde düzenlenen sergi, Trabzon’daki sanat severleri bir araya getirdi.

Romanya heyetinin, tarihi Kızlar Manastırı hayranlığı ise gözlerinden okunuyordu.

Sergi açılışından önce Trabzon Milletvekili Salih Cora Romanya heyeti ile Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu’nu, Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’nu ziyaret ettikten sonra kısa bir şehir turu yaptılar.

Milletvekili Cora’nın bu organizasyonu Trabzon’da planlaması, sanat severleri bir araya getirmesi takdir edilirken akıllara “Cora, Özak’ın yolundan mı gidiyor?” sorusunu da getirmedi değil.

Milletvekili Cora da tıpkı Faruk Özak gibi spora sporcuya sanata ve sanatçıya değer veriyor.

Cora spora o kadar değer veriyor ki, beklide hiçbir milletvekilinin yapmadığın yapmıştır. Düşünebiliyor musunuz olimpiyatlara katılacak Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezini ziyaret edip, olimpiyata hazırlanan sporcularla sohbet ediyor.

Trabzon’a gelince, zamanın bir bölümünü Trabzon’da profesyonel ve amatör spor kulüplerine ayırıp onları dinliyor, hatta maçlarını da izlemeyi ihmal etmiyor.

Sporla ilgili ziyaretlerini tamamladıktan sonra , sanat evini ziyaret ediyor, sanatçıların her türlü talepleri ile yakından ilgileniyor.

Dedik ya Salih Ccora için spor ve sanat her daim öncelikleri arasında olmuştur.

Bunu siyasetçi olarak en iyi başaranlardan biri Bakan Faruk Özak’tı.

Özak’tan sonra Milletvekili Salih Cora da aynı yolda devam ediyor.

 

************

BAŞKAN USTA ŞÖFÖR ESNAFINA ÖYLE DOKUNDU Kİ!

Yaparım ederimle bu iş olmuyor.

Bağırmayla çığırmayla hiç olmuyor.

Hele ‘Asarım keserim, ben buyum’ demekle hiç mi hiç olmuyor.

Neyle oluyor biliyor musunuz? Yaptığınız lobi faaliyetleriyle, uyguladığınız icraatlarla bitirdiğiniz işlerle sorun olan meseleler çözülüyor.

Bakın size öyle bir hikaye anlatacağım ki, anlatacağım hikaye öyle böyle değil. Yaşanacak büyük bir sorunun şoförler odası başkanı Ömer hakan Usta tarafından nasıl çözüldüğüne sizlerde şahit olacaksınız.

Hani ya dolmuş araçlarında değişim yaşanıyor, yani eski araçların yerine yeni araçlar trafiğe sokuluyor ya…  Geçtiğimiz günlerde 47 şoför esnafı araçlarını değiştirmek için Ford bayisine 30 bin TL kapora yatırıp 300 bin TL’lik araç almak için müracaat edip Ford yetkilileri ile sözleşme yapıyorlar.

Sonrasında esnaf kapora yatırıp alacağı araçlarını beklerken, geçtiğimiz Ford yetkililerinden Başkan Ustaya telefon geliyor.

Telefondaki ses, artan maliyetlerden dolayı 300 bin TL’ye alacak oldukları araçların fiyatının 460 bin TL’ye çıktığını söyler.

Başkan Usta, kendisine söylenen rakam karşısında adeta şok geçirir.

Öyle ya, zaten piyasa  allak bullak, diğer taraftan pandemi dalgası esnafın belini iyice bükmüş, esnaf nefes almakta zorlanırken, böyle bir durumda  Şoför esnafı araca  300 bin TL yerine nasıl 460 bin TLödeyecek?

Yada bu rakam artışını  başkan Ömer Hakan Usta esnafına nasıl izah edecek?

Sonrasında Usta  firmanın yetkilileri ile yaptığı  görüşmeler sonucu rakam 380 bin TL çekilse de, geri çekilen rakamın yine kabul görmeyeceğini firma yetkililerine söyleyip başka arayışlar içerisine girmek zorunda kaldı.

Usta gece yarılarına kadar aramadığı yer, çalmadığı kapı bırakmadı, en nihayetinde Ali Koç’a, araya soktuğu hatırlı kişiler sayesinde ulaşmayı başardı.

Ve gecenin sonunda kötü başlayan hikâyeyi mutlu sonla bitirmeyi başardı.

 Araçlar önceden konuşulduğu gibi yine konuşulan rakamlar üzerinden yani 300 bin TL üzerinden şoför esnafına verilecekti.

Başkan Ömer Hakan Usta esnafına nasıl dokunulacağının.

Esnafının sorunun nasıl çözüleceğinin mücadelesini verirken, esnafın cebinden çıkacak 4 milyonun (eski parayla 4 trilyon) esnafının cebinde kalmasını sağlayarak büyük bir başarıya imza atmıştır.

Hemi de doların dolayısıyla maliyetlerin uçtuğu bu zamanda.

Sizler ise hala, Ömer Hakan Usta bu sözünü yerine getirmedi!

Ömer hakan Usta bunu yapmadı!

Ömer Hakan Usta öyle yaptı!

Ömer hakan Usta şöyle yaptı masalları anlatmaya devam ediniz!

Ömer Hakan Usta yaptığı çalışmalarla, cemiyet ve şoför esnafına sağladığı katkılarla, yere düşen Şoförler ve Otomobilciler Odasının prestijini ve itibarını yukarlara çıkarmıştır.

Güzel bir deyimdir “Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır”

Sizler Hakan Usta’nın yapacaklarını takip edip izlemeye devam ediniz.

Bizden söylemesi…

***********

BU ATAMADA DA DAHLİ YOKSA, HANGİSİNDE OLACAK?

Bu kez vekillerin isteği kabul gördü.

Acaba Sezgin Mumcu yine mi gol yedi?

Her yapılan atamadan sonra her nedense kafalarda oluşan soru işaretlerine cevap bulunmaya çalışılır.

Bu kez cevabı aranan soru Mili Eğitim Müdürlüğüne yapılan atama.

Kimilerine göre AK Parti İl Yönetimi, Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Bektaş’ı istemişti il milli eğitim müdürü olarak.

Hatta Memur-Sen sendikası da Bektaş tarafından görüş bildirmişti.

Aslına bakarsanız liyakat ve mevzuata hakimiyet bakımından Ahmet Bektaş, Milli Eğitim Müdürlüğü için atanması halinde kabul görecek bir isimdi.

Neden atanmadı?

Niçin atanmadığı kafalarda soru işareti bıraktı.

Gençlik Spor İl Müdürü atanmasından sonra milli eğitim müdürü atanması da il başkanlığı bilgisi dışında olmuşsa, İl Başkanı Sezgin Mumcu’yu ne görev yaptığı hastanenin önüne karşılıklı iki taraflı yaptırdığı otopark kurtarır, ne de büyükşehir belediyesi zevatı…

Atananlara bir dahli olmayan bir il başkanı, olsan ne olur olmasan ne olur?

Bu vesileyle de,yeni atanan milli eğitim müdürümüze de başarılar diliyorum…