KINALI KUZUM ALTYAPIDA

Kınalı kuzum fenomen olmuş.

Ne biliyim bize gelen telefonlarda telefonun ucundakiler öyle söylüyorlar…

Halbuki daha kimse fenomen olmadan kınalı kuzum fenomendi.

Bakmayın siz kınalı kuzuma, bir süreliğine elini ayağını çekmişti bu işlerden … Daha doğrusu yorulmuştu, buraları terki diyar etmiş, kırlarına, yaylalarına, dağlarına ve ovalarına gitmişti.

Sonunda baktık ki, kınalı kuzum olmadan çarkımız dönmüyor, yine kendisini çalışma alanımıza davet ettik.

Sağ olsun güzel kuzum da beni kırmayarak, bu kez o çok sevdiği yaylaları, kırları bizler için terki diyar etti ve aramıza dönüverdi.

Kına kuzum sahalara öyle bir dönüş yaptı ki, tozu dumana mı kattı desek, birilerinin nasırına mı dokundu desek… Vallahi ne dersek diyelim kınalımız freni patlamış kamyon gibi bayır aşağıya doğru gidiyor.

Hani deriz ya, ‘saldım çayıra Mevla’m kayıra’ kuzumun durumu da aynen bu sözdeki gibi…

 Güzel kuzumun hali böyle olunca önüne ne çıkarsa, hiç acımadan yıkıp geçiyor!

Hoş geldin güzel kuzum…

-Hoş gördük, hoş bulduk ve sefa getirdik…

Güzel kuzum bugün çok keyiflisin…

-Yo aslında çok da keyifli değilim, daha doğrusu keyifli olmaya çalışıyorum, piyasa kötü üstat piyasa…

Hayırdır kınalı kuzum hangi piyasadan bahsediyorsun sen?

-Hangi piyasa olacak üstadım? Yazıp çizip gündeme getirdiğimiz piyasalardan bahsediyorum.

Bakıyorum da millet fırıldak olmuş… Yüze karşı başka arkadan başka konuşuyorlar…

Olsun be kınalı kuzum biz bunlara alışığız, hiç lafı uzatmadan şu Trabzonspor’un altyapısına geçiş yapalım…

-Doğru diyorsun üstadım iki hafta yazacağız dedik pas geçtik, gerçi diğer konularda önemliydi…

Anlat benim güzel kuzum nedir bu altyapının durumu? Baksana Rize’de mağlup olmuşlar, gitmişler Samsun’da yenilmişler, Danimarka’da minderde tuş olup gelmişler…

-Aynen öyle üstadım sen işin özetini yaptın, altyapıda en büyük sıkıntı benim izlediğim kadarıyla, otoritenin olmamasıdır.

Hamit Cihan’ın altında çalışan hocalar ikiye bölünmüş, ‘hocaya yakın ve hocaya uzak hocalar’ diye… Bu önemli bir sorun. Hamit Cihan kendine yakın hocalara toz kondurmuyor, onlara ayrıcalık yapıyor, bu da açık-seçik belli oluyor…ve de büyük rahatsızlık yaratıyor hocalar arasında…

Kınalı kuzum altyapıdaki bütün hocaları Hamit Cihan tercih etmedi mi?

-Çoğunluğunu o etti… İşin ilginç tarafı o etmesine rağmen yine de onlar arasında birkaç ismi özel olarak tutuyor. Zira bunu da belli ediyor.

Güzel kuzum olaya ön yargılı bakma, objektif ol…

-Ey gidi benim üstadım, ben hangi olaya ön yargılı bakmışım? Yönetim kurulu altyapıda olan biteni bilmiyor mu? Hani altyapının başarısı? Hani altyapıdan üst yapıya bir tane adam? Bak biraz ağır kaçacak ama altyapı adeta iş bulma yeri olmuş.

İlahi kuzum çok iddialı konuşuyorsun…

-Ne iddiası, altyapı orada gidin bakınız, gidin Hamit Cihan’a uzak hocaları konuşturun. Altyapı böyle devam etmesi halinde sıradanlaşması kaçınılmaz olacaktır. Hani ya ne oldu… Bir önceki dönemde Yomraspor’un altyapısına verdikleri çocuklar, bu sezon daha dün Rizespor forması altında Trabzonspor’u hazan yaprağı gibi dağıtmadılar mı? Düşünebiliyor musunuz o çocuklar Trabzonspor’un altyapısından gönderilmişlerdi. Neden gönderildiklerini de burada uzun uzun anlatmaya gerek yok. O olayla ilgili sadece şunu söyleyeyim; Hamit Cihan o krizi yönetemedi. Zira Cihan hangi krizi yönetti ki?

Kınalım benim mavzerle atıyorsun altyapıya!

-Ne yalan söyleyeyim bugüne kadar senin yüzünden sustum, hep susma hakkımı kullandım. Ama baktım ki olmuyor, size isyan bayrağı açarak, ‘ya bu konuyu irdeleriz ya da ben yokum’ dedim. Sağ olun sizler de bizim için sen önemlisin diyerek bugün altyapıyla ilgili sıkıntıları yazmaya başladık.

Doğru diyorsun kınalı kuzum, biz ‘altyapıya fazla girme’ dedik ama sen sürekli ısrar ederek, ‘bırakın girelim yoksa altyapı sizlere ömür olacak’ diyerek bizleri ikna ettin.

-Biz doğru olanı yaptık üstadım. Altyapının neresine el atsanız elinizde kalıyor ve samimiyetsiz bir ortam var orada. Sevgi, saygı Hamit hocanın dolabına kalkmış herhalde. Hani bir laf vardır, “İmam ne yaparsa cemaat onu yapar” diye… Durum aynen böyle…

Kınalı güzel kuzum sen anlatınca inan ağzım açık seni dinliyorum…

-İsterseniz dinlemeyin, çalışma yapılan tesisler orada gidin izleyin antrenmanları ve kendi gözlerinizle gözlemleyin. ‘İşi ehline vereceksiniz’ diye bir söz vardır ya, maalesef altyapıda iş ehline teslim edilmemiştir. Hocalarda liyakat yok, hadi liyakati bir tarafa attık, yahu altyapı hocalığı yapacak bilgi-birikime sahip değiller. Hemen belirteyim, bazı hocaları tenzih ediyorum…

Bu kez bel altı yaptın kınalı kuzum…

-Bu söylediklerimi hadi birisi çıksın yalanlasın, söz ben bu mesleği bırakacağım. Neler var neler! Adam kayırma mı, adam zıplatma mı ne ararsanız arayın işporta pazarı gibi hepsi var! Yahu bir oyuncu ameliyat geçirmiş, çocuğun ameliyat olduğundan hocasının haberi yok. Siz kalkın bu altyapıdan yukarı oyuncu bekleyin. Bakın buradan Trabzonspor yönetimine sesleniyorum. Eğer ki kısa sürede altyapıya neşter vurmayın, veliler çocuklarını yaşanan sorunlar dan dolayı Alt yapıdan alıp başka takımlara verecekler, haberiniz ola…

Bu da önemli bir iddia kınalı kuzum.

-Vallahi öyle billahi öyle…Araştırsınlar baksınlar, Ben konuşuyorum velilerle, o kadar haksızlık var ki, ya da oluyor ki bu yapılan haksızlıkları veliler de görüyor. Çocuklar artık kendilerini çalıştıran hocaların hakkaniyetle onları çalıştırdıklarına hakkaniyetle onlar için karar verdiklerine inanmıyorlar. Trabzonspor’un altyapısında durum bu hale gelmiş ve acayip bir hal almış ve çok büyük haksızlık yaşanıyor orada… Oynamayacak oyuncular oynatılıyor, şimdi bunların isimlerini verip de kimseyi üzmek istemiyorum. O çocuklar da bizim çocuklarımız ancak işin içerisinde hak, hakkaniyet olmadı mı, altyapıya da güven olmuyor, açıkçası altyapı veliler gözünde inandırıcılığını kaybetmiş vaziyette...

Şimdilik bu kadar yeter he kınalı kuzum. Diğerlerini bir başka zaman seslendirelim, bak hafta sonu genel kurul var.

-Neyse üstadım öyle dediniz öyle olsun ama şunu kesin olarak belirteyim; altyapının durumu içler acısı… Temennim yeni seçilecek yönetim kurulunun oraya acilen neşter vurmasıdır.

Neşteri vururlar kınalı kuzum, baksana dolar kaça çıkmış, mecbur altyapıya dönmek zorunda kulüpler...

-Elbette işini severek ve layıkı ile yapanlara bir şey demiyoruz. Onların yolu açık olsun, bizim isyanımız yapılan akıl almaz işleredir. Az daha unutuyordum alt yapıda görevli psikolog ne yapar?

Neyse kınalı kuzum şu benim Buldog köpeğimin izine en son nerede rastlamıştın?

-Dedim ya üstadım Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hayvan barınağında rastladım.

Ulan düşe düşe oralara mı düştü? Nereden nereye… El bebek, gül bebek bakıyordum Buldog köpeğimi.

-Hayat bu üstadım. “Ne oldum demeyecek ne olacağım diyeceksin?” Gerçi senin Buldog Büyükşehir Belediyesi’nin de dengesini bozdu.

Hayırdır kınalı kuzum!

-Hayvan barınağındaki görevliler senin Buldog köpeğinden şikâyetçiymiş. Adamlar, “Nereden çıktı bu? Bütün şirazemizi bozdu. Sahibi hiç ehilleştirmedimi bunu, saldırgan bir ruhu var. Kimseyi bulamazsa kendisine zarar veriyor” diyorlar. Yani anlayacağın uğraşamıyorlarmış senin Buldog ile… Ne yapacaklarını kara kara düşünüyorlarmış.

Vay benim kınalı kuzum, şimdi üzüldüm Buldog köpeğimin düştüğü duruma. Sen yine sahip çık ona…

-Üstadım çıkacağımda o barınakta parçalanmaktan korkuyorum. Senin Buldog köpeğinin işi belli mi olur? Bakarsın bu kez bana saldırır. Tek yapacağım şey Buldog köpeğini uzaktan takip etmektir.

Var mı başka bir notun kınalı kuzum?

-Sanmasınlar ki senin gazeteciler cemiyetini atladım? Sorduğum sorularıma cevap bekliyorum, hani dedim ya koskoca gazeteciler cemiyetinin başkanı film-milim işleri için Ankara’da işi ne? Kimler için hangi projeler takip ediliyor? Kimlere imtiyaz sağlanıyor?  Kimlere yeni yönetim için söz veriliyor? Kimlerin dümen suyunda gidiliyor? Falan filan, bir sürü sorulacak soru daha var!!!

Acele etme benim güzel kuzum mutlaka bir cevap gelir gelmezse sormaya devam edersin.

-Aynen öyle, tekrar buluşmak dileğiyle hadi bana eyvallah…

SALİH CORA FARKI

Siyaset yapmasının bedelini inanın ailesi ödüyor!

Yani eşi ve çocukları…

Öyle ki, çocukları babalarının yüzünü görmeye hasret kaldılar dersek herhalde fazla abartmamış oluruz.

Baba bir bakmışsınız Ankara’da meclis çalışmalarında….

Bir bakmışsınız Trabzon’da gece gündüz teşkilat mensuplarıyla birlikte çalışma içerisinde…

Bir bakmışsınız vatandaşın arasında, vatandaşların dertleriyle dertleniyor…

Bir bakmışsınız partinin programlarına katılmış…

Bir bakmışsınız vatandaştan gelen talep ve beklentileri dinliyor…

Bir bakmışsınız ülkenin bir başka yerinde düğün ya da cenazede…

Bir bakmışsınız partisi ile ilgili bir programada…

Yani demem o ki baba Salih Cora ailesine, ailesi Coray’a hasret bir yaşam sürdürüyorlar...

Haa Cora bundan şikayetçimi derseniz? Asla …

Salih Cora milletvekilliğini seve seve ve hissede hissede icra ediyor.

Bunun da mükafatını da halktan aldığı destek ve seçmenleriyle kurduğu gönül bağı ile alıyor.

Belki de mecliste Salih Cora’nın gösterdiği tempoyu yapan bir başka milletvekili de yoktur.

Bakınız Salih Cora’nın son yaptığı programı sizlerle paylaşmak istiyorum ki Cora için yazdıklarım havada kalmasın ya da abartılı bulunmasın diye…

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yoğun bir maratonu geride bırakan AK Parti Trabzon Milletvekili Salih CORA, Ankara’daki teri soğumadan soluğu Trabzon’da aldı.

Milletvekili CORA, başkentteki çalışmalarından dolayı bir süredir bir araya gelemediği vatandaşlarla halk gününde buluştu.

AK Parti Ortahisar İlçe Başkanlığı’nda gerçekleşen halk günü buluşması gündüz saat 11.00’da başlarken akşam saat 18.00’a kadar devam etti.

Mahalle başkanları, muhtarlar, teşkilat mensupları ve vatandaşlarla bir araya gelen Milletvekili Cora, ilçe başkanı Selahaddin Çebi ile birlikte programa katılım sağlayan herkesle tek tek görüşerek talep ve beklentileri dinledi.

Kendisiyle kısa bir sohbet etme imkanı bulduğumuz Salih Cora bakın neler söyledi bizlere; “Nasıl ki vatandaşımızın sevinci sevincimiz ise derdi de bizim derdimizdir”

Cora, “Hizmet eden izzet bulur anlayışıyla göreve geldiğimiz günden beri milletimizin emrindeyiz. Tüm gücümüzle milletimize hizmet etmek onların gönüllerine dokunmak için çalışıyoruz. İnsanlarımızın derdiyle dertleneceğiz, yaşadıkları sorunlara birlikte çözüm arayacağız. Şehrimize güzel hizmetler kazandırmaya devam edeceğiz. Bizim kapımız sadece halk gününde değil, her gün vatandaşlarımıza açıktır. Hemşehrilerimiz her şeyin en iyisine layıktır. Onlara hizmet etmek bizim için şereftir” anlayışını Salih Cora kendilerine yaşam biçimi olarak ilke edindiklerinin de altını çiziyor.

Neden Salih Cora’nın teveccüh edildiğini?

Neden Salih Cora’nın seçmen karşısında karşılık bulduğunu?

Neden Salih Cora’nın bu kadar sevildiğini?

Neden Salih Cora’ya her gittiği yerde kapıların ardına kadar açıldığını?

Her halde Anlamışsınızdır değil mi?

YAZILACAK HİKAYEDE HERKES OLMALI!

Bana göre ahde vefasızlık yapıldı!

Hem de babası yapıldı!

Eğer ki kendi insiyatifleriyle bırakmamışsalar!

Belli ki Trabzonspor bu sezon şampiyonluk hikâyesi yazacak.

Sorarım herkese, yazılacak bu anlamlı, bu güzel hikâyenin içerisinde kim olmak istemez?

‘Ben olmam’ diyen olur mu?

Cevabı net “ olmaz”

Buradan nereye varacağım?

Hafta sonu yapılacak genel kurulla birlikte, yeni bir yönetim kurulu Trabzonspor’da göreve gelecek…

Dün sabah divan kuruluna teslim edilen yeni yönetim  listesine baktığımızda mevcut yönetimden epeyce ismin kenara çekildiğini yada çektirildiğini gördük.

İşte işin bam teli de burası!

İşte benimde zülfi yâre dokunmak istediğim yerde burası!

Eğer ki dedik mevcut yönetimden çıkan isimler, kendi insiyatifleriyle yeni oluşan yönetime girmek istememişseler, elbette buna kimsenin bir şey söyleme bir şey deme hakkı olamaz olmamalıdır.

Eğer ki liste dışı kalanlar, kendilerinin bilgisi ve isteği dışında listeye alınmamışlarsa, bunun lami cimi yok,o liste dışı kalanlara vefasızlığın daniskası ve babası yapılmıştır!

Çünkü o isimler de yeni yazılacak şampiyonluk hikâyesinde olmaları en doğal haklarıydı…

Hatta Abdullah Avcı’nın gelmesinde başrol oynayanlarda hikâyenin içerisine katılmalıydılar.

Bu benim görüşüm…

Siz ne düşünür ne dersiniz onu da ben bilemem…

YA NEWTON EFENDİ

İki sezon önce Başakşehir’e verilen şampiyonluk için zatıalim çok iddialı bir yazı kaleme almıştım ve o yazıda şöyle demiştim; “Trabzonspor un şampiyonluğu satıldı ve yabancı oyuncular bu işin içerisinde baş rol oynamışlardır”

Mutlaka benim gibi düşünen milyonlarca taraftar da vardır.

Ne yazık ki benim bu görüşümü haklı çıkaran bir gelişme yaşandı bu hafta.

Trabzonspor’da o dönem teknik direktör Hüseyin Çimşir’in yardımcılığını yapan ve Çimşir gittikten sonra takımın başında  teknik adam olarak devam eden Newton bu gün tekrar Başakşehirspor ile anlaşmaya vardı.

Ya efendiler Newton nerenin adamıymış?

Ya efendiler Newton ile birlikte yabancı oyuncular kime çalışmış?

Ya efendiler şampiyonluk iki sene önce altın tepsiyle Başak şehire nasıl verilirmiş?

Ya efendiler ne yazık ki bunu içeride göremediniz?

Ve en önemlisi Trabzonspor’u şu Newton’a teslim edip onunla birlikte transfer yaptınız!

Hadi gelin de isyan etmeyin!

GÜRDOĞAN’IN SİTEMİ!

Telefonun ucunda İhracatçılar Birliği Onursal Başkanı Ahmet Gürdoğan vardı.

Gürdoğan’a henüz nefes alıp bir ‘Alo’ demeden, Divan Kuruluna teslim edilen yeni yönetim kurulu listesinin yorumunu yapmaya başladı.

“Allaha aşkına yaşanan bu süreçte, yapılan bu liste neyin nesidir? Neye dayanılarak yapılmıştır? Bana göre liste baştan aşağıya yanlışlarla doludur. Ben kimsenin kişilik ve de özelini burada değerlendirmiyorum, ben Trabzonspor’un penceresinden olaya bakıyorum. Futbolun olmazsa olmazıdır masa, saha, kasa… Sorarım hepinize oluşturulan bu listeyle, hadi sahada başarı var diyelim, ya kasada, ya masada nasıl başarı sağlanacak? Açıklanan listede Trabzonspor’un geleceğini projelendirecek, Trabzonspor’un borçlarının azaltılması için uğraşacak bir tane isim gösterin bana!

Böyle bir süreçte ‘Çok daha iyi bir yönetim kurulu listesi yapılır’ diye bekliyorduk. Başkanın eli bu kadar güçlüyken, yaptığı yönetim kurulu listesiyle adeta ‘dağ fare doğurdu’ dedirtti bizlere. Yazık oldu… Yapılacak genel kurulun da benim için hiçbir anlamı kalmamıştır.”

Gürdoğan çok daha şeyler söyledi ama genel kurul öncesi ancak bu kadarını yazabildik.