Son yıllarda insanların doğaya olan sevgisi o kadar çok arttı ki insanlar kedi ve köpek bakmaya yöneldiler desem hafif bir tebessüm göstereceğinizden eminim.

Ormanlar yok edilirken, ses yok!

Orman hayvanları yurtlarını değiştirmek zorunda kalırlar, ses yok!

Dereler borulara, tünellere hapsedilirken, ses yok!

Bir kırlangıcın içeceği kadar su kalmaz dere yataklarında, ses yok!

Boşanma oranları katlanarak artar, sevgi yok…

Kardeşler çıkar kavgalarıyla düşman olurlar, sevgi yok…

Komşu komşuyu tanımaz, gitmez gelmez, sevgi yok…

Bir anda görürsün ki evler kedi ve köpeklerle dolmuş. Bir sevgi bir sevgi ki sorma!

Sevmekten kim usanır/ tadına doyum olmaz şarkısını mırıldanırsın.

Hayatı açıklama ve değiştirme derdinde olanlar düşeriz bu sevdanın peşine.

Kedi-köpek sevenler içerisinde şüphesiz ki insan sevenler de vardır. Ancak bu yığınsal sevgiyi açıklamaya yetmez.

İnsan insana sevgi gösterdiğinde karşılık bulamıyor!

İnsan insana sevgi gösterdiğinde onu yönetemiyor!

İnsan insanı sevdiğinde ihanete uğrayabiliyor!

Çünkü bütün sevmeler karşılık görmeye dayalı. Seven sevdiğini mülkü olarak görüyor. Sonuçta insan insanlardan kaçarak sevgiye karşılık veren, sevginin yönetilebildiği bir pozisyon tutmak istiyor. Böylece psikosomatik dengesini sağlayarak kimliğine ulaşıyor.

Kedi ve köpekleri çok seviyoruz da gözleri sürekli kapı tokmağında olan bu hayvanları doğal hayatın içinde yaşamalarını seviyor muyuz? Çok az.

Sokakları dolaşarak kedi ve köpekleri doyuran, veterinere getiren gerçekten sevmeler de görüyoruz. Çok az.

Bahçeli evlerde kedi ve köpek besleyenler onların doğal hayat içinde kalmasını sağlayarak gerçek sevgi numuneleri oluşturuyorlar. Çok az.

Bu arada söyleyeyim. Kedi-köpek karşılaştırmasında ben kedinin yanındayım. Ne kadar ilgi gösterilse de kedi kimliğinden uzaklaşmadığı için.

Bu arada diğer bir canlı türü olan çiçekler güme gidiyor.

Gül, açelya, papatya ve menekşe sevginin neresinde. Hani kaktüsümüz açardı, sabahın seherinde.

Sardunyanın yaz-kış yaşamam direncini unuttuk mu.

Gel dediğinde gelen git dediğinde giden canlılara ihtiyaç var galiba.

İnsan da insana minnet etmeyince geriye kedi ve köpeklerimiz kalıyor sonuçta. Olsun o da sevgidir.

En azından Kemal Burkay’ın şiirinde dediği gibi “Bir kedim bile yok” demeyiz. Hiç olmazsa.