Doğu Karadeniz’de izine rastladığımız Kalandar yaklaşıyor. Rumi takvime göre yılın ilk günü olarak kabul edilen, Miladi takvime göre ise 13 Ocak akşamı kutlanan Kalandar, günümüzde yalnızca Trabzon’un Maçka ilçesinde şenlik havasında kutlanmaktadır. Kalandar’da çeşitli kostüm giyen kişiler, evlere boş çanta bırakıp daha sonra dolu olarak geri alırken, bir araya gelinen evlerde çeşitli oyunlar sergilenmektedir. Kalandar etkinliklerini izledikten sonra oyunların ne anlama geldiğini merak eden Eğitimci-Yazar Gültekin Yücesan ise Pontus Halk Tiyatrosu kitabını okuduğunu ve öğrendikleri karşısında çok etkilendiğini söyledi. Yaklaşan 2022 Kalandar öncesi 61 Medya olarak Yücesan’la, Kalandar’ı konuştuk.

livera-kalandar-festivali-2020-047737000-1579078981-6

Kalandar ne zaman

Kalandar geleneğiyle ilgili bilgi ve birikiminiz var. Kalandar örneklerini canlı olarak gördünüz. Kalandar’ı nasıl anlatırsınız?

Yüsecan: Bu topraklarda Türklerden başka milletler de yaşadı. Rumlar, Ermeniler, Lazlar, Gürcüler... Ancak çeşitli sebeplerden dolayı bu topraklardan ayrıldılar. Geçmişte Rumların yaşadığı dönemde 13 Ocak’ı 14’üne bağlayan akşam Rumi olarak yılbaşı gecesiydi. Bu gelenek zamanla sürdürülmeye başlandı. Hatta oyunlar içerisinde sadece 13 Ocak akşamı evlerin kapısından çanta atmak şeklindeki oyun kalmıştı. Ben de Eğitim-Sen ve İnsan Hakları Derneği Başkanı olduğum dönemlerde kaybolmakta olan halk kültürlerini açığa çıkarmak konusuna ilgi duydum. Maçka’da Süleyman Çil adında bir arkadaşım var. Bir sohbet sırasında Kalandar geleneğinin yaşadığı yerde canlı olarak sürdürüldüğünü söyleyince çok etkilendim.

yunanli-turistler-kalandari-kutladi_8622_dhaphoto11

13 Ocak akşamı arkadaşımın evine gittik. Bir müddet sonra kapıda kemençeyle beraber zil seslerini duyduk ve dışarı çıktık. Oyunun gereği ilk gördükleri yabancıyı alıp çamura sokarlarmış. Dolayısıyla bizi de yerlere çamura bandırdılar. Daha sonra evde devam ettik. Kalandar kültürünün yansımalarını çok iyi bilen bir kadın vardı. Önce Rumi takvimin aylarını saydı. Bu ekip 7 kişiden oluşuyor. Tabi tümü yüzü kömür ve kınayla boyatmışlar. Kadınların hepsi erkek biçiminde kılığa girmişti. Gelip sarılıyorlar ya da dizlerinin üstüne oturuyorlar. Ben de öyle bir köşede sergiledikleri oyunu izledim. Kalandar’da 5 çeşit oyun sergileniyor. Gelin alma oyunu var, namazı ters kılma, ölüyü diriltme gibi. Gelin alma oyununda yüzü kapalı bir gelin ve gelini boğazından iple tutan momoyer yardımcısı var. Gelini iple ortaya getiriyor. ‘Yüzünü açalım mı?’ diye soruyor. ‘hayır’ diyorlar. O sırada hediye veriliyor geline. Yüzünü açıyorlar. Sonra yere düşüp bayılıyor. Ölüyü diriltme motifi diye bir oyun sergileniyor. Doktor kişi geliyor. ‘Yarası nerede?’ diye soruyor. Onlar da ‘yarası poposunda’ şeklinde güldürü yapıyorlar. Ters namaz kıldırma oyununda ise namazda güneye değil kuzeye dönüyorlar. Oyun olarak tabi ki…

D

Oyunları sergileyen 7 kişi ise şu şekilde. En önemli oyuncu karakteri momoyer oluyor. Yanında momoyer yardımcısı var. Momoyerin başındaysa o yöre de hangi hayvan öne çıkıyorsa ayıysa ayı, tilkiyse tilki onun kalpağı konulup o hayvanın simgesi oluyor. Gelin var, gelinin koruyucusu, kemençeci, doktor var. Çok hoş bir kültür. Bellerinde ziller ve kemençeyle ayrı bir seremoni oluşturuyorlar. 

Bu anlattığım oyunların hiçbir anlamını halk bilmiyor. Oynayanlar babadan dededen gördüklerini orada sergiliyorlar. Bunların anlamını öğrenebilmek için 2 bin sayfaya yakın Pontus Halk Tiyatrosu kitabını okumak zorunda kaldım. Oyunlarda anlatılmak isteneni merak ettim. Ters namaz oyununda sonradan Müslümanlaştırıldıkları için bu durumu dramatize ediyorlar. İsyandan ziyade dramatikleştirmedir. Ölüyü diriltme motifinde ise ölümden sonra da bir hayat vardır işleniyor. En sonda evlerden topladıkları tüm yiyecekleri birleştiriyorlar. Eşit olarak bölüp eşitlik kavramına vurgu yapıyorlar. Neden hepsinin kadın olup erkek kılığına girdiğini sordum. Yılda bir kez kadın erkek ayrımının ortadan kalkıp eşit cinsiyet haline gelmeyi, kimsenin kimseye cinsiyet olarak bakmamasını istediklerini söylediler. Bunun Heraklitos’a dayandığını düşündüm.

D

Daha sonra bu konuyla ilgili yazılar yazdım. Dağıttım da... Yıllarca arkadaşlarımı da o oyunların sergilendiği programlara götürdüm. Biz bunları yaptıkça daha kalabalıklaşmaya başladı. Sonunda bu gelenek turizm cazibesi haline geldi. Maçka Kaymakamlığı ve oradaki dernekler daha sonra Trabzon Valiliği bu geleneği sahiplenerek şimdi büyük alanda geniş olarak Kalandar Şenliği kutlamaları yapılıyor. Benim anlattığım oyunları ise görmek mümkün olmuyor. Karanlık olmuş oluyor. Hava yağmurlu olabiliyor. Oyunları ayrıntılı seyredebilmeniz mümkün olmuyor.

Sadece bu bölgede mi devam eden bir gelenek?

Yücesan: Rumlardan kalma bir kültür olduğu için Yunanistan’da buradan gidenlerin yaşattığı bir kültür.  Buradan gidenler de Yunanistan’da muhacir olarak görülür. Asli vatandaşı olarak görülmüyor. Azerbaycan kültürünün yansımalarının devamı olduğu söyleniyor. Bu topraklarda gitmiş olmalarından daha önemlisi kültürlerinin gitmiş olması. Bizim hoş sohbet olarak anlattığımız şeyler yüzlerce binlerce aileler tarafından yaşanıyordu. Bu topraklardan insanlar gidince kültürleri de gitti. Sadece yansımaları kaldı. O da bu kadar. Yalnızca bu bölgede ve Maçka Livera’da…