Eynesil’de Çökelek yüzünden çıkan kavgada ağabey kardeşini öldürdü.

Giresun’un Eynesil ilçesine bağlı İshaklı köyünde kardeşi Rabia Sofu’yu vuran İbrahim S.’nin Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlandı.

KORKUTMAK İÇİN ATEŞ ETTİĞİNİ SAVUNDU

Kasten adam öldürmek suçundan yargılanan İbrahim S., kendisine çökelek fırlatan Sevim Sofu ile kardeşinin müşterek kullanılan evde bulunmasına sinirlendiğini ifade ederek, yeğeniyle arasında başlayan kavganın büyümesi üzerine korkutmak için tavana ateş etmek isterken eşinin silaha davranması üzerine kardeşini kazayla vurduğunu ve ölümüne sebebiyet verdiğini savundu.

Bölgemizde feci kaza! 19 kişi yaralandı 1 kişi hayatını kaybetti Bölgemizde feci kaza! 19 kişi yaralandı 1 kişi hayatını kaybetti

Rabia-sofu

MAKTULÜN KIZI HUSUMET OLDUĞUNU SÖYLEDİ

Öldürülen Rabia Sofu’nun kızı Hülya Yağmur ise, dayısı İbrahim S.’nin annesini dedelerinin evinde istemediğini ve bu yüzden zaman zaman husumet yaşandığını öne sürdü. Olay günü dayısı İbrahim S.’nin çökelek fırlatan akrabalarını bahane etmesi sonucu başlayan kavganın sonucunda annesinin bilinçli bir şekilde vurulduğunu söyleyen Hülya Yağmur, “Anneme bugün çay toplamaya gitmeyelim dedim. O da gülerek, ‘ Ne olacak? Beni mi öldürecek?’ dedi. 4 saat sonra kardeşi  vurdu.” dedi.

Giresun’un Eynesil ilçesine bağlı İshaklı köyünde 22 Eylül 2021 tarihinde kardeşi Rabia Sofu’yu vuran İbrahim S.’nin yargılanmasına Giresun 2. Ağır Ceza başlandı. Hakim karşısına çıkan İbrahim S. “Sabah namazından sonra amcamızın Kızı Sevim Sofu, kurutmak için verdiğimiz çökeleği üzerime attı. Yanında biri olmadığında bizimle iyi yanında biri olduğunda bizimle kötü bir insandı. Eve gelince kardeşime yaptığını anlattım. Onu görmek istemediğimi söyledim. Kahvaltı yaptıktan sonra çay toplamaya gittik. Kardeşimle çay bahçelerimiz yan yana. Öğleye doğru yemek yapmak için kardeşim eve gitti. Eşimle biz Sevim Sofu’yu görmek istemediğimizden yarım saat sonra ya da bir saat sonra yemeğe git. Gittiğimizde yemeklerini yemiş çay içiyorlardı. Gittiğimde kardeşimin kızı Hülya’ya, ‘Ben bu kızı burada istemiyorum, çıkar. Ben onun olduğu yerde yemek yemek istemiyorum.’ dedim. ‘Sen kim oluyorsun ki... İstediğimizle yemek yeriz.’ dedi. Ben de onu ittim. ‘Senin gibi dayının Allah belasını versin.’  dedi. Sevim bu arada tabureyi bana doğru atmaya çalıştı. Bu arada eşim arkadan geldi. Kardeşim de müdahil oldu. Tabureye eşimin eli kırıldı. Eşime küfür ettiler. Hakaretin biri bin paraydı. Eşim beni alıp odaya götürdü. Oda da silah duruyordu. Elime aldım. Amacım havaya sıkıp onları korkutup odamızın kapısından uzaklaştırmaktı. Eşim, ‘Ne yapıyorsun?’ dedi. Havaya ateş ederken elime davrandı. Kapı kapalıydı. Hülya, ‘Annem vuruldu.’ dedi.  63 senelik ablamı vurdum. Kahroldum. Eşim silahı elimden alıp üzerine oturdu. Yoksa kendimi vuracaktım. Jandarma gelene kadar eşim silahın üzerinde kaldı.  Silah babamdan kalma bir silahtı. Bahçeye domuz girmesin diye gece bahçeyi beklediğimden sandıkta değildi.  Ben silahı tavana doğru tuttum. Eşim onlar ateş edeceğimi sandı. Korkutmak anacımla yukarı ateş edecektim. Olaydan sonra amcamın oğlu Naci Sofu geldi. ‘Korkma yarası hafif. Bir şey olmayacak.’ dedi. Kesinlikle öldürme kastım yoktur.” savunmasında bulundu.

kardeş 55

“ANNEM REZİL OLACAĞIZ DİYE JANDARMAYI ARAMAMI İSTEMEMİŞTİ”

Öldürülen Rabia Sofu’nun kızı Hülya Yağmur ise, dayısı İbrahim S.’nin annesini baba evinde istemediğini ve bu yüzden zaman zaman husumet yaşandığını öne sürerek, “O gün biz çay toplamak için toplandık. Neriman Sofu, Fadime Şahin, Sevim Sofu annem ve ben hep beraber çay toplamaya gidecektik. Anneme, ‘Sevim çökeleği suratıma fırlattı gitti. Onu bu evde istemiyorum.’’ dedi. Annem de, ‘Biz yokken kankaydınız ya şimdi ne oldu?’ dedi. Anneme bugün çay toplamaya gitmeyelim dedim. O da gülerek, ‘ Ne olacak? Beni mi öldürecek?’ dedi. Çay topladık. 12.00’ye doğru dayıma seslendi. Saati sordu. Sonrasında eve yemek hazırlamaya gitti. Biz de yemek yemeye gittik. Dayım yağmurlukla çizmeyle içe girdi. ‘O........ evimden çıksın.’ dedi. Dayımı sakinleştirmeye çalıştım. Bana da sinkaflı konuştu. 5-6 kere Sevim Halamın kafasına vurdu. Annem namazdan geldi. ‘Ne yapmaya çalışıyorsun?’ dedi. Koridorda ne oldu bilmiyorum. Neriman yengem jandarmayı aramamı söyledi. Annem, ‘Hülya jandarmayı arama, rezil olacağız.’ dedi. Dayıma da, ‘Sen bunu bize niye yapıyorsun? İki cihanda da sana hakkımı helal etmiyorum.’ dedi. Koridorda annem yavaşça yere yığıldı. Neriman yengem, ‘Annen kalp krizi geçiriyor, ambulansı ara.’ dedi. İki keleş mermisi annemin vücuduna geldiğinden biz ilk iki kurşunun sesini duymadık. İlk kalp krizi sandık. Sonra kurşunları ve kanı gördük. Annem, ‘Başımı yere bırakın.’ dedi. Tampon yapmak istediğimde elime parçalar geliyordu. Ben annemin kan katılaştı, annem kan sulandırıcılarını içmedi sandım. Jandarma aradı. Şahsın Dayım olduğunu söyleyince odanın kapısına yaklaşmamamız söylendi. 112’deki kadın da yaranın üzerine tampon yapmamızı söyledi. Naci Sofu sonradan içeri girdi. 112’yi arayıp aramadığını sormuş, cevap vermemişim. Yengem hala, ‘Yozgatlı kocanla yuvamı yıktın.’ diyordu. Ben annem yere düştükten sonra 3-4 el ateş edildiğini duydum. Bu olaylar sırasında annem kesinlikle hakaret etmedi.  Sadece Sebahat yengeme, ‘Bu aileyi yıktın. İki dünyada da hakkım sana helal değil.’ dedi. Kollukta ve savcılıkta verdiğim ifadeler doğrudur. Davaya katılmak istiyorum.” ifadelerini verdi.

ÖLDÜRÜLEN KADIN ARAYA GİRİP AYIRMAYA ÇALIŞMIŞ

Sağır ve dilsiz olan ve işaret dili tercümanı aracılığıyla ifade veren Sevim Sofu ise, “Sabahleyin çay topladık. Öğle yemeğe gittik. Yemek yiyorlarken, İbrahim geldi. Duymadığım için neler konuşulduğunu anlamadım. Benim başıma vurdu. Biz boğuşurken Rabia Sofu araya girerek ayırmaya çalıştı. Başıma vurdu, burnumdan kan geldi. Odaya geçtikten sonra tekrar odadan çıkmasın diye kapının kolunu tuttum. Attığı iki kurşun eteğimin içinden geçti. Rabia’nın öldüğünü gördüm. Çok korktum. Ağlamaya başladım. İbrahim S.’ye ben saldırmadım. Ben çay toplamak için gitmiştim. Öğle arasında yemek yiyorduk. Suçsuzum.” şeklinde ifade verdi.

“TAMPON YAPILIRKEN DE SİLAH SESİ GELİYORDU”

Tanık olarak dinlenen Fadime Şahin ise, “Sabahleyin imece olarak çay toplamaya gitmiştim. Öğle yemeğine çıktıktan sonra Rabia Abla namazımı kılayım.’ dedi. İbrahim S. o sıra eve geldi. ‘Çabuk bunlar benim evimden çıksın.’ dedi. Önce sevime sonra bize sövdü. Yeğenine hakaret etti. Sevim’e vurmaya başladı. Ben yemek yediğimiz yerdeydim. Onlar holdeydi. Rabia Sofu, rahminden vuruldu. Kızı Hülya annesine tampon yapmaya başladı. ‘İbrahim Abi, Allah senin bin belanı versin. Rabia ablamı vurdun ya!’ dedim. Ben tartışma esnasında ne Hülya’nın ne de maktulün sanığa hakaret ettiğini duymadım. Sandalyeyle vurulmaya çalışıldığına da şahit olmadım. Sevim’e çok vurdu. Hülya’ya çok hakaret etti. Ben silah sesini duyunca hole gittim. Rabia vurulmuş haldeydi. Sevim de yanındaydı. Hülya ise çığlık çığlığa ‘Annemi vurdular!’ diye bağırıyordu. Tampon yapılırken de aralıklarla silah sesi duydum. Ancak ne aralıkla silah attığını hatırlamıyorum. Bu olaydan sonra beni tehdit etmeye başladılar. Bu olaydan sonra hakkımda olmadık dedikodular çıkarıyorlar.” ifadelerini kullandı.

5-6 YILDIR ELTİMİ EVDEN ÇIKARMAYA ÇALIŞIYORLARDI

Tanık olarak dinlenen Neriman Sofu ise, ifadesinde şunları kaydetti: “O gün çok yağmur vardı. Çaya gittik, sonra da yemeğe çıktık. İbrahim S. ve eşi geldi. ‘O….. evimizden çıksın.’ dedi. Hülya’ya vurmak istedi. Sevim Sofu’ya ise vurdu. Burnundan kan geldi. Hülya’yı çağırdım, jandarmayı çağırmasını söyledim. Eltim Rabia Sofu, kızına jandarmayı aramamasını söyledi. Kardeşine de, ‘Biz sana ne yaptık. Sana hakkımı helal etmiyorum.’ dedi. İbrahim ve eşi odaya girdi. Sevim odadan çıkmasınlar diye kapıyı tuttu. Bir süre sonra eltim yere düştü. 5-10 saniye aralığıyla yine ateş sesi geldi. Olayın olduğu ev, rahmetli amcalarımın eviydi. 5-6 yıldır eltimi evden çıkarmaya çalışıyorlardı. Ev ortak kullanılıyordu.”   

SANIĞIN AİLESİ VE BİR AKRABA MAHKEMEDE İFADE VERDİ

Duruşmada ifade veren İbrahim S.’nin eşi ise, “Ben 40 senedir Bursa’da oturuyordum. 5-6 senedir çay ve fındık zamanı geliyordu.  Sevim sabahleyin İbrahim’e çökelek torbasını atmış. Eve gelince İbrahim Rabia’ya, ‘Bacı Sevim bizimle takışıyor. Ben buradayken onu buraya koyma.’ dedi. Kahvaltıdan sonra çay toplamaya gittik. Öğlelerde İbrahim’i çaylıktan çıkarmak istemedim. ‘Sağır kız orada, çıkmayalım.’ dedim. Saat 13.00’e kadar bekledik. Eşim tansiyon ve şeker hastası. Şekeri düştü, namaz geçti diye İbrahim’e, ‘Eve gidelim.’ dedim. Ben ineğe giderken ot da koparmıştım. Ben önce ineğin yanına gittim. İbrahim de üstünü değiştirip, abdest almış. Eve geçince yeğenine, ‘Bunu buradan çıkar.’ demiş. ‘Sen kim oluyorsun? Bunu halama neden yapıyorsun?’ dedi. Hülya’nın bağırmalarını ben duydum. Üzerimde yağmurluk ayağımda çizme ile eve gittim. İbrahim’e sandalye atıyorlardı. Ben eşimi kullandığımız odaya attım. 5 kadın küfür ederek kapımıza geldiler. İbrahim’e en ağır küfürleri ettiler. Önceden domuz için İbrahim silahla tarlayı beklemişti. Bunlar kapıyı tekmeledi. İbrahim silahı eline aldı. Camdan dışarı atacaktı. İbrahim’in, ‘Ne yapıyorsun?’ diye elini tuttum. Elimizde silah patladı. Silahı durduramadık. Elinden silahı aldım, üzerine oturdum. Hülya kocasını aradı, ‘Dayım annemi vurdu.’ dedi. Eşim benden silahı almaya kalktı. Kendini vuracağını söyledi. Eşim hepsini vurmak isteseydi, kapıyı açıp hepsini vururdu. Eşime sandalye attılar, onun başı şişti. Benim de parmağımda kırık oldu.” şeklinde konuştu. Sanığın kızı Aysun S. de, “Benim halamla babam arasında bir husumet yoktu. Keleş rahmetli dedeme aitti. Babamın bu silahı kullandığını hiç görmedim.” ifadelerini kullandı. Naci Sofuoğlu da, “Aralarında husumet yoktu. Tartışma ve kavgalarına şahit olmadım. Ev ortak kullanım ama evdeki odaların kullanımına dair bilgim yok.” şeklinde ifade verdi. Diğer tanıkların dinlenmesi için bir sonraki duruşma Eylül ayına ertelendi.