Geçtiğimiz hafta ABD Merkez Bankası faiz oranlarını 75 puan artırdı. Ardından İngiltere Üstelik 5. Kez faiz oranlarını 25 puan artırdı. İsviçre Merkez Bankası da onlara eşlik ederek faiz oranını 50 puan artırdı.

Okuma, yazma ve özellikle ‘düşünce üretme yoksulluğu’ yaşanan ülkemizde, ekonomik yoksullaşmanın nedenini araştırma konusunda da ayrıca yoksulluk yaşanıyor.

Amerikan finans kuruluşlarının merkezi olan Wall Stret’deki borsalar % 5,8 değer kaybetti. Böylece bu yılın başından itibaren geçekleşen düşüşler  % 20’yi buldu. Piyasanın bu haline ‘ayı piyasası’ deniyor. Esasında ormanda hayatını sürdüren ayı’nın yaşadığı alanların giderek daraltılmasıyla doymak bilmeyen şirketler ‘ayı’nın piyasasını’ daraltıyor. Sorun ayı’da değil piyasacı zihniyette. Ayı’ya bir özür borçlular.

Konumuza dönersek, 1987 yılında Wall Stret’de dolar bir günde %22,6 değer kaybettiğinde, Amerikan Merkez Bankası (FED) faizleri indirerek piyasaya dolar pompalamış ve borsalardaki ‘kupon yalayıcılarının’ imdadına yetişmişti. Ancak bu kez böyle olmadığı gibi piyasadaki dolar likiditesinin geri çağrılması hedefleniyor. Bu uygulama ile hükümetlere, şirketlere ve tüketicilere düşük faizli kredi verme uygulaması da son buluyor. Kolayca borçlanarak ev alabilmek tarihe karışırken, devlet desteğiyle ayakta durabilen zombi şirketler can çekişecek. Bu gelişmeler kripto para piyasası aracılığı ile ‘21. Yüzyılın altınını bulduklarını düşünen genç kuşaklar’ için tam bir yıkıma dönüşüyor. Daha şimdiden 3,2 Trilyon dolar olan bu piyasa 1 trilyon doların altına düşmüş durumda.

Batılı kapitalist ülkelerde enflasyon oranının ABD’de %8,6 İngiltere’de %7,8 EURO bölgesinde %8,1 olmasının nedeni olarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonucunda enerji ve temel gıda maddelerindeki artış gerekçe gösteriliyor. Ancak Trump döneminde ABD’li şirketlerine korumacılık adı altında kaynak aktarılması, ABD’deki üretimin yakın coğrafyalara taşınması ve küresel iklim değişikliğine karşı gerekli adımların atılmaması görmezlikten geliniyor. Ayrıca piyasacı zihniyetin alt yapı yatırımlarına ve AR-GE faaliyetlerine yatırım yapmaması ile birlikte COVİT pandemisini özellikle Çin’de tedarik zincirinde oluşturduğu aksamalarda enflasyona neden olmuş durumda.

Enflasyon ve hayat pahalılığına karşı mücadelede özellikle ABD’de işsizliğin %3,6’ya düşmesi sonucunda işçi ücretlerinin artması ve işçinin pazarlık gücünün artması ABD sermayesi için sorun görünüyor.

Marksist görüşe göre enflasyonun nedeni piyasadaki para bolluğu nedeniyle arz ve talebin artmasıdır. Ancak kapitalist dünyada son 40 yıldır enflasyonun düşük tutulabilir olması bu bakışı ana dinamik olmaktan çıkarmış durumda. Marksist bakışa göre zayıf olan üretime ve üretken olan yatırımlara kaynak sağlamak önemini koruyor. Aksi halde hisse senedi ve kripto paraya yönelim artarak, ABD ve çevresindeki kapitalist dünya enflasyonla boğuşmaya devam edecek.

Keynes’çi yaklaşım arz ve talep dengesinin enflasyonu oluşturduğu söylerken, ABD’deki Keynes’çi okulun en yetin temsilcileri mevcut enflasyonun kalıcı olduğunu iddia ederken, özellikle COVİD döneminde hükümetlerin yaptığı harcamaları gerekçe gösteriyor. Çözüm olarak da arz ve talebin dizginlenerek kemer sıkma politikalarının uygulanmasını öneriyorlar.

Sonuç olarak dünya ekonomisi staglasyon adı verilen durgunluk dönemine girmiş durumda. Kalıcı enflasyon özellikle Türkiye gibi ülkelere demir atacak gibi görülüyor. Bizim gibi ülkelerin yüksek borçluluk düzeyi, küresel büyümenin kaynak aktaramaması, 1970’lerdeki gibi arz ve talebin azalması ile genişlemeci para politikaları enflasyonu daha da körükleyecek.

Küresel tedarik zincirindeki yaygınlığın aksaması, küresel emtia fiyatlarının yükselmesi, küresel emek talebinin azalması, kaynakların tarımdan sanayiye aktarılmasının sağladığı üretim artışının yavaşlaması ve teknolojik ilerlemedeki yavaşlama enflasyonun düşmesini engelliyor.

Mal-mülk sahiplerinin sömürüsü anlamına gelen kapitalizm ‘kriz olmadan’ düzenini sürdüremiyor. Krizin faturası da her defasında emekçilere yükleniyor.

 Sömürülenler kapitalizme karşı yeni bir dünya için mücadele ederek kendilerini koruma dışında seçenekleri yok.

Kaynak: Hayri Kozanoğlu (Sol Parti PM Üyesi)