Kapitalizmin son yüzyılı…

Sermaye sahiplerinin fabrikalarda çalıştırdığı işçiler üzerinden elde ettiği kazançla, yeniden fabrikalar kurarak, yeniden kazanç elde edilmesine daya...

Sermaye sahiplerinin fabrikalarda çalıştırdığı işçiler üzerinden elde ettiği kazançla, yeniden fabrikalar kurarak, yeniden kazanç elde edilmesine dayalı olan kapitalist sistem can çekiyor.

Sermaye sahipleri, doğada bulunan tüm yeraltı ve yerüstü kaynakları kendilerine kazanç getirecek varlıklar olarak gördüklerinden, egemen oldukları devletler aracılığıyla bunlara el koyarak “sömürü alanlarını” genişletiyorlar.

Sermaye sahipleri bu kaynak edinme çabalarına öylesine yoğunlaştılar ki; rüzgara, güneşe, suya, ormanlara ve hatta Ay’da bulunan maden yataklarına göz dikmiş konumdalar.

Tüm bu kaynakların en yetişkin canlı olarak insanlara ait olduğu gerçeği bu çabaların normal olduğuna dair bakışı güçlendirse de edinilen kazancın “tüm insanlığa eşit dağıtılmadığı gerçeği” bu çabaların sadece sermaye sahiplerinin kazançlarına kazanç katmaktan başka bir işe yaramadığını gösteriyor.

Sermaye sahiplerinin bu girişimlerini sonucunda kendi hayatlarında olumlu bir gelişme göremeyen insanlar, mevcut doğal hayatlarını da kaybetmemek için “direnme” yollarına başvuruyorlar.

Yaşanan sosyalizmin yıkılmasının ardından kapitalizmi “dünyanın tek seçeneği” olarak görenler, halkın meşru direnişlerine saldırmaktan, direniş büyürse faşizme başvurmaktan çekinmiyorlar. Kapitalizmi dünya sermayesini paylaşma çabalarında krize girdiğinde “sömürü birikimlerinden feragat etme yerine krizlerini “halklara yüklemeyi” seçiyorlar.

Böyle olunca da kapitalizmin gelişerek emperyalist boyuta ulaştığı ülkelerde enflasyon en fazla yüzde 10’a ulaşırken, bizim gibi ülkelerde yüzde 200’e ulaşıyor. Ülkemizde yaşanan da budur.

Ülkemizi yönetenler, emekçi halkın yeniden desteğini kazanmak için bireysel yardımlara bel bağlamış durumdalar. Önce haklarını isteyenlere karşı zor kullanıyor, sonra da yardım ediyorlar. Sonra yeniden zor kullanıp, yardıma muhtaç ediyorlar.

Şair bu çelişki üzerine, “Yardım ve zor kardeştir/Yardımı ve zoru yok ediniz” diyor.

Önümüzdeki seçimlere yönelik olarak muhalefet 84 maddelik bir program açıkladı. Özellikle yargı bağımsızlığı konusunda olumlu önerileri içeren bu taslak, ekonomik anlamda henüz somut bir program sunmuyor. Yakın zamanda böylesi bir ekonomik programın açıklanacağı söyleniyor. Bekleyip göreceğiz. Kapitalist düzenin sömürüsünü sınırlandırmadan nelerin önerileceğini merak ediyoruz.

Amaçlanan “sömürenlerin sömürüsünü daha adaletli hale getirerek iktidarlarını kurumsallaştırmaksa” deyim yerindeyse “Dağ fare doğurmuş” olacak.

Devrimciler, sosyalistler olarak halkın ekonomik istemlerini, hayatın her alanda seslendirmeye çalışacağız. Bireysel yardımlar yerine toplumsal talepleri seslendireceğiz. Bu talepleri seslendirirken, baskının olmadığı demokratik taleplerimizi de haykıracağız.

Ülkemiz ve tüm dünya insanların kurtuluşu böylesi ekonomik ve demokratik taleplerin karşılanmasından geçmektedir.

Aksi halde “etnik ve dinsel çatışmaların yoğunlaştığı” seçenekle karşı karşıya bırakılacağız.

Ekonomik ve demokratik talepler yerine etnik ve dinsel çatışmaların tarafı olmaya yönlendirileceğiz. Bu seçeneği engelleyemezsek dünyanın ve ülkemizin sermaye sahipleri insanların acıları ve gözyaşları üzerinden kazançlarına kazanç ekleyecekler.

Kapitalizmin işi zor ama bizimki de…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gültekin Yücesan - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 61Medya Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 61Medya hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler 61Medya editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 61Medya değil haberi geçen ajanstır.