Kamu Başdenetçisi ve eski Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, 61medya’nın sorularını cevapladı.  Malkoç, ombudsmanlık hakkında merak edilenleri ve görev süresince yaşadıklarını anlattı. Malkoç ile gerçekleştirdiğimiz röportaj şu şekilde:

ÇOK ZEVKLİ BİR GÖREV

“Yıllarca siyasetin içerisinde bulundum. Milletvekilliği yaptım. Farklı görevlerde bulundum. Bana hangi görevi yapmak istersin diye sorup, tarif et deselerdi ancak bu görevi tarif edebilirdim. Gerçekten çok saygın bir görev. Öncellikle hakkının yendiğini düşünen insanlar geliyor. Mazlum ve mağdur olan, zayıf olanlar geliyor. Hani hadis var ya “İnsanların hayırlısı, insanlara faydası olandır.” diye... Onu yapmaya çalışıyoruz. Ama hak adalet deyince, herkes haktan adaletten yana. İnsanların kendi işine gelince iş değişiyor. Birkaç ay oldu. Burada yoğun toplantılarım vardı. Bir vatandaş geldi. Ama adam illa görüşeceğim dedi. Konunun ne olduğunu sordular özel dedi. Biz de tamam buyursun gelsin dedik. Adam geldi, “Benim çocukların ikisi ticarete girdi. Beceremedi, şimdi icra gelecek. Evde satılacak. Duydum ki Diyanet İşleri Başkanını tanıyormuşsun. Ona söylesen de bu Cuma Türkiye genelinde benim çocuklar için yardım toplasa.” Böyle şeylerle de karşılıyoruz. Yalan söylemek olmaz. İletirim dedim. Sonra başkanı aradım, bireysel olmayacağını söyledi. Ben de gelen vatandaşa söyledim. Çok saygın bir görev. Biraz da iş utmayla alakalı bir şey.

Malkoç 3

ALLAH RAZI OLSUN DESİNLER YETER

Bizi en çok yoran şey, görev alanımızın dışında gelen şeyler. Milletvekilliği yaptığımız dönemde her yere telefon açıp, bir şeyler istiyorduk. Ama şu an bu hukuken bize yasak. Bir de bu kurum zaten bazı haksızlıkları çözmek için var. Ondan dolayı en çok zorlandığım taraf orası oluyor. Yoksa hakikaten zevkli bir iş. Bir kere hukukun üstünlüğünü temin etmeye çalışıyorsun. Kamu kurumlarının kalitesinin artması ve demokrasinin güçlenmesine çalışıyorsun. On binlerce karar veriyoruz. Bir kişi Allah Razı olsun dese yetiyor. O duayı da alıyoruz.

HAKSIZ OLSALAR BİLE NEDENİNİ DÜZGÜN AÇIKLAYIN

Kırklareli’nden bir mektup geldi. Mektupta, “Ben hamalım ve 3 çocuğum var. Sizin kurumunuza müracaat ettim. Benim kararımı reddettiniz. Ama ben okudum kararı. Benim gibi insanın dilekçesini almışsınız bakanlıklara yazmışsınız. Gelen cevapları ve mahkeme kararlarını eklemişsiniz. Beni insan yerine koydunuz ya o yeter bana.” yazıyordu. Aslında bizim insanımızın da beklediği bu. Haksız olabilir, hukuka aykırı olabilir. Ama hakkı ve talebinin yerinde olmadığını ona düzgün anlatırsan oluyor. Bizim burada her gün çok adres soran oluyor. Her sabah girerken güvenlikteki arkadaşları topluyorum, “Sizin yüzünüz kurumun ve devletin yüzüdür. Buraya gelenleri tebessümle karşılayacaksınız” diyorum.

Trabzon'da palamuttan sonra bolluk sırası hamsiye geçti Trabzon'da palamuttan sonra bolluk sırası hamsiye geçti

Malkoç 2

PANDEMİ DÖNEMİNDE ÇEVRİMİÇİ DEVAM ETTİK

Çok şükür İslam Dünyası Ombudsmanlar Birliğini kurduk. Türkiye’de kurulduğu için dönem başkanlığı da bize verildi. Çok güzel gidiyor. Araya koronavirüs salgını girdi. Yüz yüze çalışmaları engellese bile çevrimiçi ortamda biz çalışmalarımızı yaptık. 18 Ekim’de Bakü’de İslam Ülkeleri Ombudsmanlar Birliği’nin kongresini yapacağız. (Röportaj 10 Ekimde yapıldı.) Gayet iyi gidiyoruz. Çok neşeliyiz. Ama şunu belirtmem gerekiyor. İslam dünyasında, hukukun üstünlüğü ve insan hakları konusunda yeterince kültür yerleşmemiş. Yeterince mesafe alınmamış. Bunun zaman içerisinde düzeleceğini düşünüyorum. Bizim geçmişimiz, Kuran’a, sünnete, hakkaniyete dayalıdır. Bu yanlışlıkları ombudsmanlık çapında düzeltmeye çalışıyoruz. Bunun için de İslam ülkelerinde sürekli eğitim yapıyoruz.

TÜRKİYE ÇOK GÜÇLÜ BİR ÜLKE

Yıllarca siyasetin içinde oldum. Erbakan Hoca başbakan olduğu zaman ona danışmanlık yaptım. Cumhurbaşkanımıza başdanışmanlık yaptım. Böyle olunca atacağım adımları ona göre ayarlıyorum. Türkiye çok güçlü bir ülke oldu. Bu görevde de onun bilinci ve özgüveniyle hareket ettim. Bizim hemen her önemli alanda raporumuz var. Bu raporları toplantıda ortaya koyduğumuz zaman hakikaten bunlar çalışıyor diyorlar. İstanbul’da Avrupa Ombudsmanlık Enstitüsü’nün Kongresi yapılacaktı. Biz yönetimde yokuz. Ancak genel sekreteri beni aradı ve biz bu kongreyi İstanbul’da yapmak istiyoruz, dedi. Biz de kabul ettik. Bu Türkiye’nin ve Türk milletinin gücü. Bir de organizasyon kabiliyetimizin çok yüksek olduğunu biliyorlar. Bu tarihte de hep böyle olmuştur. Zaten Türkleri tarihten çıkarın, tarih diye bir şey kalmaz. Eksik kalır. Bizim medeniyetimizin temelinde, sevgi ve hoşgörü vardır. Bütün insanlığa böyle bakınca, işler kolaylaşıyor. Karşıdaki insanlarda bizim pozitifliğimizi görünce onlar da rahatlıyor. Bunun rahatlığını yaşıyoruz.”