MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İYİ Parti Genel Başkanına “Türkiye İttifakı” çağrısı yaptıklarında bunun mümkün olamayacağını… Meral Hanım istese dahi yapamayacağını yazmıştık. Sebep olarak da MHP’den İYİ Parti’ye giden Milliyetçi kitlenin çok büyük oranda ulusalcı/milliyetçi kitle olduğunu ve geçen zamanla CHP milliyetçiliği ile daha yakınlaştığını analiz etmiştik. İYİ Parti içinde sadece %30 civarında muhafazakâr/milliyetçi bir kitlenin bu çağrıya sıcak bakabileceğini ve diğer İYİ Parti oylarının % 6-7 arasında CHP’ye gidebileceğini kaydetmiştik.

Bu analizimizi elbette onlarca somut örnekle destekleyebiliriz. İYİ Parti’nin Diyarbakır anneleri konusundaki tutumu… İYİ Parti’nin Libya konusundaki tutumu… İYİ Parti’nin İstanbul sözleşmesi konusundaki tutumu bunlardan ilk aklımıza gelenler. Bu hususlar kendini Türk milliyetçisi olarak nitelendirilen bir siyasi anlayışın ilkeleriyle nasıl çelişki yaşadığını ve Türkiye’nin yeni vizyonunun neresinde durduğunu gösteren keyfiyetlerdir.

Ancak bunların içinde bir husus daha var ki bize göre İYİ Parti’nin savrulduğu noktaya en acı örnek verilebilecek bir gelişmedir. Türkiye’nin kapılarını mazlum ve mağdur insanlığa açma keyfiyeti karşısındaki tutumu… İYİ Parti bu noktada ne yazık ki milliyetçilik değil, düpedüz ırkçı bir yaklaşım sergilemektedir.

Trabzon’daki İYİ Partililerin zaman zaman verdikleri beyanlarda da okuduk. Bir benzerini İYİ Parti’nin bölgedeki bir il başkanı da sergilemiş. İYİ Parti İl başkanı, hükümetin Çin’le bir mutabakat anlaşması yaptığı haberlerinden bahisle, Doğu Türkistan Türklerine sahip çıkılması konusunda MHP’yi eleştirmiş. Öncelikle belirtmeliyiz ki, “Doğu Türkistanlıların Çin’e suçlu gerekçesiyle teslim edilmesini öngörecek bir anlaşma asla mümkün değildir. Bunu TBMM’den geçirecek olan hiçbir hükümet yoktur ve olamaz. Bunu geçirecek bir anlayış, bir gün kendi akrabalarını ve namusunu da Çin’e teslim edecek demektir. Hele hele önümüzdeki süreçte dünya gündemlerinden birisi (başta ABD ve Avrupa) Doğu Türkistan mezalimi olacakken... Bu ana hususun altını çizdikten sonra gelelim İYİ Parti İl Başkanının  açıklamasına… Sayın başkan MHP’yi eleştirerek diyor ki; “Doğu Türkistan’da yaşanan Çin zulmü yalnızca soydaşlarımızın boynunda bir zincir ve bağrımızda açılmış bir yara değildir. Bu zulüm karşısında iktidarın ve kendinin milliyetçi olduğunu söyleyen ortağının sessizliğini anlamakta zorlanıyoruz. Şimdi de Çin’le yaptığımız anlaşma gereği esirlerin takası gündemde. Neymiş aşılara karşılık Çin zulmünden kaçıp bizlere sığınan Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi iade edip onları bile bile ölüme göndereceğiz. Yok, öyle bir şey, bizi yönetenler milyonlarca Suriyeliyi, binlerce Afganlı, Pakistanlıyı, Afrikalıyı, yurdumuzda barındırıp da soydaşlarımızı mı ölüme göndereceğiz?”

Henüz yasalaşmayan ve yasalaşması mümkün olmayan bir konu üzerinden yapılan bize göre milliyetçilik değil, ırkçılıktır. İYİ Parti içinde ulusalcı/milliyetçi kitlenin bu ülkede Suriyeli, Afganlı, Pakistanlı, Afrikalı istemediğini biliyoruz. Ancak bu istemezliğin Doğu Türkistan’da yaşanan zulüm için malzeme yapılması gerçekçi değildir. Zira Sayın İl başkanı da bilirler ki Kurtuluş Savaşı’nda Afganlı ve Pakistanlı kardeşlerimiz kendi ülkeleri işgal ediliyormuş gibi bir hissiyatla, kadınlar kollarındaki bilezikleri sıyırıp Türkiye’ye göndermiştir. Yine Çanakkale şehitliğine gidildiğinde Halepli, Rakkalı, Şamlı nice gencin Anadolu gençleriyle koyun koyuna yattığı görülecektir. Bu örnekleri İYİ Parti’nin Sayın il başkanı ve kendileri gibi düşünenlere örnek olsun diye verdik. Yoksa bizim ölçümüz bunlardan ibaret de değildir. Biz Türkiye’nin yeni bir vizyon belirlediğini düşünenlerdeniz.

1-Madden… Şayet bir dünya devleti olacaksınız… İddianız bir dünya devleti olarak yeni yüzyılda yeniden doğmaksa.. (Ki hükümetin hedefi budur) topraklarınızda değil 32 çeşit 132 çeşit milletin barınmasına izin vereceksiniz. Alacaksınız, eğitip ülkesine yollayacaksınız. Yerine göre açına, sefiline, zulme uğrayanına kucak açacaksınız. Şayet dünya devleti olma iddianız varsa…

2-Manevi olarak… Müslümanca bir anlayış içinde olma iddiasındaki bugünkü yönetim Suriyeli milyonlara kucak açmak zorundaydı. Onları Esat zulmüne terk etmek bir gün kendi tebaasının da zulme uğrayabileceğini görememek olurdu. Bu husus Allah’ın bir emri ve hoşnut olacağı keyfiyettir. Bu husus Müslüman bir yönetimin tüm dünyaya Müslümanca bakışını göstermektedir. Bu husus tüm dünyaya insanlığı öğretmektedir. Bu çerçevede… ‘Bir gün Allah Resulü şehitlerle aynı mertebede oturanları anlatırken… Irkçı, dini, dili, memleketi neresi olursa olsun göç eden insanlara… Kendisine sığınan insanlara kucak açan idareciler ve insanlardır’ diyor. Bu meselenin iki yönü de bize göre Yeni Türkiye vizyonunun ifadesidir. Böyle bir gurur meselesi ‘dışarıdan gelenlere neden destek veriyorsun’ denilerek Türk milliyetçilerinin eleştirileceği hususlar değildir. Yalnızca eski ulusalcı/milliyetçi bir kesimin hangi noktaya savrulduğunu göstermesi bakımından ibretliktir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.