Dedi: Ortalık kasıp kavruluyor. Ekonomi altüst olmuş. 1 kg Ayçiçek yağı 12 TL’den 25TL’ye, tereyağı 55TL’den 85 TL’ye, peynir 30 TL’den 50 TL’ye, bir çuval un 190 TL’den 400TL’ye çıktı. Tam 22 yıldır gazete çıkarıyorsunuz. Biraz kendinizden, gazetenin ahvalinden bahseder misiniz?

Dedim: Öyle görünüyor ki bu tablo ile birlikte epeyi sektör kepenk indirecek. Bunlardan bir kısmı da yerel basın olacak gibi görünüyor. Şayet Basın İlan Kurumu kurtarıcı anlayışla hareket etmezse yerel basın tarihinin en büyük çöküşünü yaşayacak.

Dedi: Yerel basın ile ilgili tam bir felaket tablosu çizdiniz. Diğer sektörlerden daha fazla mı etkilendiniz? Diğer sektörlerden farkınız nedir?

Dedim: Evet… Diğer sektörlerden çok daha fazla… Mukayese edilemeyecek kadar fazla etkilendik. Ekonomideki çarpma iki eksenli geldi. Birincisi doların yükselişi… İkincisi asgari ücretin işveren açısından yüksek orandaki artışı… Tam da ikisiyle iç içe yaşayan bir sektörüz. Kağıt ithal… Dolara bağlı… Kalıp ithal… Dolara bağlı… Matbaa işçisi asgari ücrete tabi… Gazetede 18 çalışan asgari ücrete tabi. Hal böyle olunca bir çalışanın maaşından tam 1400 TL etkilendik. Buna kişi başına 500 TL de SGK primi ilave edebilirsiniz. Gelelim doların getirdiği yüke… Doların 12 liralarda tutulduğunu varsayarsak %50 artış demek. Yani gazetenin maliyeti %50 daha artacak demektir.

Diğer sektörlerden çok farklı olduğumuzu söylemiştik. Birincisi, ürettiği malın mutlaka alıcısı olan bir sektör değiliz. Ne temel gıda maddesi, ne ihtiyaç maddesi, ne de dolmuş gibi mecburi ulaşım ya da zaruri iletişim hizmeti vermiyoruz. İnsanların ne yazık ki çok kolay vazgeçebileceği bir kültür hizmeti sunuyoruz. Gazete satın alırken, almayıverir.

Dedi: Öyle bakmamalısınız. Gazete okuru çok özgün ve farklı bir kitle. Onlar gazeteden kolay vazgeçmez. Gazeteye ve habere hayatlarının bir parçası gibi bakarlar.

Dedim: Buna katılıyoruz. Zaten bu okuru tutmak için uğraşıyoruz. Bugün gazetecilik para kazanma aracı değil, yatırımcısını ekonomik iflasa sürükleyen bir tutkuya dönüştü. Bu bağlamda gazeteler büyük oranda sermayenin eline geçti. Yeri ve önemi sosyal medyadan farklı olan bu sektör ne hazindir ki var olabilme/yaşayabilme mücadelesi vermektedir. Ama biz olayın bahse konu manevi boyutuna girmeyeceğiz. Biz bugün ahvalimizi anlatacağız.

Dedi: Az önce diğer sektörlerden farklı derken ve ürettiğiniz mamulün satışını ‘isteğe bağlı’ olarak nitelerken gazetenin diğer sektörlerden çok farklı olduğunu söylediniz. Bu giderlerin bir kısmını karşılayacak gelir kaleminiz yok mu?

Dedim: Tam da bu noktaya geldik. Gazetenin gelirleri 3 koldan sağlanmaktadır. 1- Satıştan gelenler, 2- Reklamlar, 3- Resmi ilanlar.

Temel gıda maddesi gibi veya ulaşımdaki-iletişimdeki mecburiyet gibi bir keyfiyet olmadığından ürettiğiniz mamule zam yapamazsınız. Zam yapmış olsanız bile bu giderler karşısında fazla önemi olmaz.

Ekonomik kriz tüm sektörleri vurduğundan ve bizdeki reklam anlayışı ‘zor zamanda reklam verme’ olmadığından piyasadan reklam toplama şansınız da zayıf. Geriye resmi ilan tarifesindeki artış kalıyor. O artış da bir yere kadar etkili olacaktır.

Dedi: Anadolu Basınını biraz olsun rahatlatacak başka çözüm yok mudur?

Dedim: Var gibi… Basın İlan Kurum Genel Kurulunun elindeki yetkiden geçen bir destek yöntemi daha var. Buna kurtarıcı hamle diyoruz. Basın İlan Kurumu, yerel gazetelerin sayfa azaltabilmesinin önünü açmalıdır. Sayfa azaltılırken resmi ilan kaybı yaşanmamalıdır. Bunun için de gazeteler açısından mecburi olan 3 metrekare yüz ölçüm şartını (Her ile ve bölgeye göre değişebilir. Biz Trabzon yerel basın için yazıyoruz) 2 metrekareye indirmelidir. Böylece yerel gazeteler resmi ilan kaybına uğramadan 12 sayfaya inebilmeli, doların yükselişinden doğan yüksek fark bu yolla giderilmelidir.

Dedi: Trabzon gazeteleri için dediniz. 16 sayfadan 12 sayfaya inince kalitede fark olur mu?

Dedim: Bilakis kalite artar diye düşünüyoruz. Daha az ajans haberi… Daha çok özel haber olacaktır. 12 sayfalık bir gazete okurun 1.5 lira verebilecek özgünlükte bir gazetecilik yapacaktır. Yapılmak zorunda kalınacaktır.

Dedi: Siz, bütün umudu BİK Kurulundan bu yönde çıkacak bir karara bağladınız. Umutlu musunuz?

Dedim: Evet umutluyum. Zira pandemi döneminde Anadolu basınını koruyan ve her türlü tedbiri alan bir yönetim görevde. Aynı yönetim, tabloyu biliyor ve takip ediyor. Dolayısıyla yerel basını kurtarıcı bir adımı bekliyoruz. Zaten başka da çare yok.