Dedi: İstanbul Sözleşmesi tartışması artık sosyal ve siyasal hayatımızın bir parçası haline geldi. AK Parti Hükümeti’nin önerisi olarak İstanbul’da imzaya açılan ve sessiz sedasız imzalanan bu sözleşme neyin nesidir?

Dedim: Önce İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı tarihe bakalım. 11 Mayıs 2011… FETÖ’nün AK Partiyi âdeta esir aldığı tarihler.. Sonra onay tarihine bakalım.. 14 Mart 2012..  Tarihlere baktığımızda FETÖ’nün savunduğu hiçbir eyleme AK Parti içinde karşı konulamayan bir dönemle karşılaşırız. Nitekim14 Mart 2012 tarihinde yapılan oylamada TBMM’de buna karşı hiçbir muhalefet yaşanmıyor. Bugün aslan kesilen o günlerin AK Partili vekilleri gıkları çıkmadan parmak kaldırdılar. Hele hele muhafazakâr vekiller bile sessizce onayladılar.

Dedi: Bugün okuyup anladıklarını o günlerde okuyunca anlayamadılar mı? Neden karşı çıkmadılar? Yoksa çıkamadılar mı?

Dedim: FETÖ’nün etkisi altında bir partiden bahsediyoruz. FETÖ’nün Türk toplumuna dayattığı bir sözleşmeye o dönemde karşı çıkılabilir mi? Karşı çıkan bir milletvekili o partide daha fazla yaşayabilir mi? Hatırlasanıza o süreci… AK Partiden milletvekilleri grup grup ABD’ye el öpmeye gidiyorlardı.

Dedi: Siz, bu sözleşmeyi FETÖ’nün getirdiğini ve AK Parti üzerinden yürürlüğe soktuğunu mu söylemek istiyorsunuz?..

Dedim: Aynen bunu söylüyoruz. Aksi halde bu sözleşmeyi AK Partiye ve o meclise hiçbir güç kabul ettiremezdi. Ne yazık ki muhafazakâr milletvekilleri bile FETÖ korkusundan bu büyük ihanete parmak kaldırdı. Bu düşüncemizi bugün bu sütunda kayıt altına alırken sonradan şuradan hareket ediyoruz. 15 Temmuz FETÖ Darbesinin en büyük hedefi İslam’dı. İslam’ı tahrif edip yeni bir İslam icat etmekti. Avrupa’nın da onay verdiği, Hristiyan ve Yahudileri de cennete yollayacak bir İslam. Ayrıntılarına girmiyoruz. İşte öylesi bir İslam’la örtüşen ve Kuran’ın lanetlediği LGBT tipi insana özgürlük tanıyan bir sözleşmeyi bunun için hayata geçirmek istediler. İslam’la birlikte Türk aile yapısını yıkıp geçmek… Allah’ın yarattığı kadın erkek cinsiyeti dışında 3. Bir cinsiyet üretmek… Bunu yaparken de ‘kadına şiddete karşı’ sloganların arkasına gizlenmek.. Lut Kavmi’nin helakına sebep olan LGBT sapkınlığını özgürleştirmek.. Evet ve kısaca.. İstanbul Sözleşmesi FETÖ’nün organizasyonuydu.

Dedi: Bu sözleşme tam olarak “Kadına şiddeti durdurma sözleşmesi” değil mi? Nedir altında yatan gerçek?

Dedim: Sadece öne çıkan adı “kadına şiddeti durdurma sözleşmesi..” Bunun dışında 5 yeni cinsiyetin daha tanınmasını istiyor. 1- Kadın, 2- Erkek, 3- Ne kadın ne erkek, 4- Kadına benzeyen erkek, 5- Erkeğe benzeyen kadın… Bu insanlar bu aidiyetleriyle  pasaport alacak. Nüfus kimliklerine neye benziyorlarsa onu yazdıracaklar.

Dedi: Velev ki öyle… Bana ne? Kim nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşasın.. Böyle bakamaz mıyız?

Dedim: Yok öyle kaçmak. Burada hiçbir Türk ailesinin ‘Bana ne’ deme şansı yok. Zira tüm aileler tehlikede… Bu tür insanların çoğalması için eğitim sistemi de gözden geçecek. Senin evindeki kızın da, oğlun da bu eğilimlerle birlikte eğitim alacak. Milli Eğitim Bakanlığı, birinci sınıftan itibaren çocuklara cinsellik eğitimi verecek. Böylece farklı cinsiyete yönelmek isteyen çocuğun önü açılacak. Çocuklar daha ilkokulun başında prezervatifle tanışacak. Yalnız kadın-erkek değil, farklı ilişki biçimleri de anlatılacak.

Dedi: Çok abartıyorsunuz sanki. Böyle bir şey olabilir mi?

Dedim: Abartı yok. Uygulayan iki ülkeden.. Kanada ve İngiltere’den örnekler var. Yeter ki kafaları kumdan çıkartalım. Eşcinsel evliliğe izin vermeyen her aile bireyini tutuklatan bir aile yapısı oluşuyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği… Yani LGBT ideolojisinin savunuculuğu… LGBT çevreleri toplum içinde kanun ve polis korumasında dilediği propagandayı yapacak. Okullarda özgürce yayılacak. Velhasıl Türk aile kurumunun köküne dinamit konulacak.

Dedi: İstanbul Sözleşmesi’ne karşı olanlar yüzde 26… Destekleyenler ise yüzde 45.. Demek ki toplumun büyük bir bölümü istiyor. Buna ne dersiniz?

Dedim: Toplumun büyük bölümü “LGBT serbest kalsın, çocuklarımız cinsiyet değiştirmede özgür olsun” deseler de sessiz mi kalacağız? Rakamlar önemli değil.. Siz yüzde 26’nın gücüne dikkat edin. Hakikatin gücüne yani..

Dedi: Bir iddianız vardı. “Millet İttifakı iktidara gelse bile İstanbul Sözleşmesi’ni hayata geçiremez. Buna güçleri yetmez.” diye… Aynı fikirde misiniz?

Dedim: Aynı fikirdeyiz. “İstanbul Sözleşmesi’ni geri getireceğiz” diyerek propaganda yapmaya devam etsinler. Sonra iktidara gelsinler. Onaylasınlar. Lakin, asla hayata geçiremezler. LGBT’lere bu ülkede kimlik veremezler. Aynı okullarda okutamaz, çocuklarımızı, torunlarımızı üçüncü cinsiyete yönlendiremezler. Buna ne Kemal Kılıçdaroğlu’nun ne Meral Hanım’ın gücü yetmez. Bu Millet belki gafletinden sessiz kalabilir, pratiğine inanmayıp öfkesinden oy da verebilir, lakin Türk aile yapısını yıkmaya kalkanlara izin vermez. Hep beraber göreceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.