İstanbul Sözleşmesinden çekilmek tarihi bir adımdır.Türk neslini korumaktır. Geleceğimizi kurtarmaktır. AK Parti iktidarının İstanbul Sözleşmesini hayata geçirmesi asla mümkün olamaz. Böyle birşey AK Parti için intihar olurdu. AK Parti içindeki AKP’liler her ne kadar AK Parti ruhunu kavrayamadan İstanbul Sözleşmesinden yana tavır alırsa alsın Cumhurbaşkanı Erdoğan Müslüman Türk neslini koruyacak o tarihi adımı atarak sözleşmeden çekilmiştir.

Ali Babacan gibi AK Parti içindeki eski AKP’lilerin LGBT ile zehirlemek istedikleri Türk halkı gerçekten büyük bir badire atlatmıştır. İstanbul Sözleşmesi FETÖ’nün Türke giydirmek istediği mor bir gömlekti ve buna izin verilmedi. Şimdi mor gömleği giymek isteyenler giyebilir ancak bu millete bir daha giydirmeyi deneyemezler.

***

Çok büyük önem verdiğimiz İstanbul Sözleşmesi bilgilendirme  sürecini biraz uzatacağız. Bugün ve yarın sizlerle Prof.Dr. Nevzat Tarhan’ın İstanbul Sözlemesi hakkındaki tespitlerini iki ayrı bölümde paylaşacağız.

Prof.Dr. Tarhan İstanbul Sözleşmesini yorumluyor; (1)

“Eğer toplumsal cinsiyet eşitliğini“kadın erkek biyolojik olarak eşittir” olarak anlıyorsanız yanlıştır.

Çünkü kadın ve erkek yasalar ve fırsatlar yönünden eşittir ve eşit olmalıdır.

Biyolojik olarak eşit değildir çünkü genleri farklıdır.

Psikolojik olarak eşit değildir çünkü duygu ifadeleri farklıdır.

Kadın ve erkek beyinleri farklı çalışır.

Kadın beyni dişildir, üstün tarafı şefkat kahramanı olmasıdır, empati yönünden erkekten üstündür, duygusal okuryazarlığı daha yüksektir, korkuya direnci azdır, bu nedenle anneliği daha iyi yapar, çocuğunu daha iyi korur, konuşma becerisi gelişmiştir, bunun için çocuğu daha iyi büyütür. Estetik algıları üstündür çünkü sosyal çeşitliliği kadın beynine borçluyuz. Müzik, sanat, resim yetenekleri daha öndedir. Sonuçtan çok süreci düşünür. Üzüntüsünü doğrudan ağlayarak daha kolay ifade eder. Aşk denildiğinde romantizmi görür.

Erkek beyni erildir, mantık, muhakeme, analiz ve hesaplama yönünden kadın beyninden bir adım öndedir. Bunun için daha atak ve atılgandır. Süreçten çok sonuca odaklı çalışır. Ben merkezci çalışmaya yatkındır, hemen çıkar hesabı yapar. Üzüntüsünü öfkelilik olarak ifade etmeye yatkındır, aşk denildiğinde erotizmi öncelikler.

Eril ve dişil beyinler yaş ilerledikçe ve kişiler istedikçe ön beynin güçlenmesi ile olgunlaşır. İki bakış birbirini tamamlamaya göre çalışır. Duygu ve mantık dengelenir, sonuç ve süreç algısı gelişir, kişiler biz bilinci geliştirirse iyi bir takım olurlar. Anne, baba, eş ve iş insanı rollerini öğrenirler.

Çünkü rol paylaşımı biyolojik değil sonradan öğrenilmedir.

Çünkü kimlik duygusu, etnik, sosyal, kültürel veya cinsel olsun kimlikler sonradan öğrenilir. Doğuştan ve içgüdü değil öğretidir, edimseldir.

Eşleşme biyolojik, evlilik kültüreldir.

Biyolojik cinsiyet doğuştan, cinsel kimlik kültüreldir.

Rekabetçilik ve tamamlayıcılık sonradan öğrenilir.

Eğer tarafların yetiştiği ortam kadın erkek ilişkisini rekabetçi bir ilişkiye çevirmişse bir arada yaşayamazlar. Kadın erkek ilişkisi kadın ve erkek savaşlarına dönmüştür.

Feminizm eğer kadının özgürleşme hareketi ise doğru ve faydalıdır, eğer kadın erkek rekabeti ise kapital sistemin rekabetçiliğinin aileye yansımasıdır ve aileye zarar vermesine neden olur.

Kadın erkek ilişkisinin tamamlayıcı ilişki olduğunu savunan kültürlerde mutlu aileler orta çıkar.”

(Devam edecek)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.