İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 15 gün önce terörle bağlantılı isimleri işe aldığı için uyardığı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bahse konu personellerinden ötürü bu kez teftiş başlattı. Bakan Soylu, “Bizim belediye ile işimiz yok. Terörle mücadele ediyoruz” diyerek Büyükşehirde çalışanlar arasında 557 kişinin terörle iltisaklı olduğunu söyledi. İmamoğlu’nun işe aldığı 455 kişinin PKK ve KCK kaydı var. İmamoğlu’nun adli sicil belgesi ile geçiştirdiği kişilerin 80’inin DHKP-C iltisakı var. 20’sinin MLKP, 2’sinin MKP kaydı var.

Önce Bakan Soylu’nun bu konuda ortaya koyduklarını okuyalım.

1- “Şırnak'ta adliyenin altına bomba koyanların orada çalışanlar olduğunu biliyoruz. En son Cizre'de Cihan Güven katledildi. PKK ve KCK'nın YPS olarak nitelendirdiği, HDP'nin de kendi gençlik kolları olarak gördüğü, PKK/KCK'nın talimat vererek, yani siyaset içerisinde meşru bir kılıfa büründürerek sağladığı bir kaplamayla birlikte katlettiler. Yarın yapılacak bir eylem, bu kişiler tarafından gerçekleştirilirse bu sefer bize kalkıp şunu sormazlar mı; Arkadaş siz ne iş yapıyorsunuz? Sizin göreviniz nedir?”

2- “7-8 ay evvel arkadaşlarımız geldiler. DİYADER (Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) diye bir derneğin İstanbul’da faaliyet gösterdiğini söylediler. Bu DİYADER denen dernek tamamen örgüt elebaşı Apo tarafından talimatla kurdurulmuş, bizatihi kendi talimatıyla kurdurulmuş, dini istismar etmek üzere niteliklendirilmiş bir dernek. Bununla ilgili bir çalışma yaparken bir şeye daha ulaştık. Buradan referansla İBB'ye insanların girdiğini ve burada da çalıştıklarını tespit ettik ve gördük. Bunun üzerine bunu biraz daha geliştirdik ve bu arada ihbarlar gelmeye başladı. PKK/KCK ile iltisaklı, hapse girmiş, özellikle dağda bulunmuş, yine başka terör örgütlerinde polisimizin öldürülmesi eylemlerine katılmış, katkı vermiş ve yargı tarafından da bu tescil edilmiş ve yine bütün bunların yanı sıra FETÖ'den ihraç ettiğimiz, TSK'dan ihraç edilen, ByLock kullanıcısı birçok kişinin yoğunlaştırılmış olarak buraya, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne işe alındığını gördük. Burada işe alınanlar sadece mahalleleri süpürmüyorlar. Bunların bir bölümü kamunun çok kritik yerlerinde çalışabilme kabiliyetine sahip kişilerdir. Tedbir almalıyız. Bizim kimsenin belediyesiyle işimiz yok. Bizim terörle mücadele ile işimiz var. Biz bunu yapmak zorundayız. Bunun için de Türkiye'yi alarmda tutmak zorundayız. Yüzlerce eylemi sadece bu yıl engelledik”

3- Bakan Soylu, DİYADER soruşturmasında, İBB'ye sözde imam olarak alınan ve bizzat PKK/KCK terör örgütü tarafından hatta maaşlarının bir bölümünün terör örgütüne nakledildiği konusunda anlayışların olduğu ve bu konuda bir organizasyon içerisinde bulunanların bir kısmının tutuklandığını belirterek, “Bunlar belediyede çalışıyorlardı. Bunun siyasi bir tarafı yok, bunun bir güvenlik tarafı var. Bu millet 'beni koru' diyor. Biz de milletimizi korumak zorundayız. Siz bir personelin alım kriterlerini bu ülkenin stratejik olarak güvenlik esasına dayandırmaz, FETÖ'den ihraç edilmişleri, polisin şehadetine karışmış olanları, Apo'nun serbest kalması için defalarca eyleme katılmış olanları ve nihayetinde sözde kendisini din görevlisi olarak tanımlayıp bu konuda dini istismar ederek PKK ve KCK tarafına evirmeye çalışanları bir kurumun içine alırsanız normal mi? Hangi biriniz iş arkadaşı olarak böyle biriyle yürümek istersiniz. Tutuklu olduğunu söylüyorum, hangi sicil kaydından bahsediyorsunuz?”

***

Bakan Soylu’nun bu noktada ortaya koydukları açık ve net. PKK başta olmak üzere bazı terör örgütü üyeleriyle iltisaklı teröristlerle ilgili teftişe başvurulduğunu, bazılarının ise tutuklandığını açıkladı. Bu tablo zaten Ekrem İmamoğlu’nun HDP ile kol kola yürüttüğü siyasetin tabi bir sonucudur. Trabzon’da kendilerine sorduğumuz ve “Yaptıklarınız Trabzon sosyolojisi ile örtüşmüyor.” dediğimiz işte bu tablodur.

Gelelim şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sözlerine…

1-“Ben 10 gün önce Sayın İçişleri Bakanı’na yazdım. Bizzat şahsına yazdım. Bu 500 küsur terörist dediği sayı kimdir? Bize yaz gönder, bizde bilelim. Bu insanlar devlet kurumlarından temiz kağıdı alıp işe başlıyor.”

2-“Sen Bakanlıksın. Terörist konusunda netsen tut kulağından götür at hapse.”

3-“İşe alımlarda adli sicil kayıtları vardır. O zaman İçişleri Bakanlığı yanlış yere soruşturma açıyor. Soruşturma açması gereken yer Adalet Bakanlığıdır.”

***

Ekrem Bey açıkça demagoji yapıyor. “547 terör iltisaklı kişileri bize yaz, gereğini yapalım.” diyor. Halbuki o süreçte bu teröristlerin resimleri gazetelerde boy boy yayınlandı. İmamoğlu, ihbar kabul edebilirdi. Ekrem Bey şimdi o gazetelere kızıyor.

“Terörist konusunda net isen tut kulağından götür hapse at.” diyor. İçişleri Bakanlığının ya da polisin hapse götürme yetkisi yok. Kulağından tutup hakimin önüne götürme yetkisi var. İşte şimdi tam da bunu yapıyor. Niçin kızıp bağırıyorsun?

İşe alımlarda adliyelerden alınan “Adli Sicil Kaydı” başka şeydir terör iltisaklı olmak başka şeydir. Orası-Trabzon-Samsun-Giresun değil. Orası İstanbul. Ekrem İmamoğlu, HDP’den gelen isimleri işe alırken Emniyete de sorsaydı ve terör iltisaklarını HDP’nin önüne koysaydı bugün böyle zor durumda kalmazdı. Ama belki o zaman HDP kendisine kızardı. Ekrem Bey işte bunu göze alamadı.  

İmamoğlu Trabzon’a son geldiğinde “Allah bana Trabzonlu olmakla örtüşmeyen bir şey yaptırmasın.’ diye dua ediyorum” demişti. Bu yaptıklarının Trabzon sosyolojisiyle örtüşmediğini tekrar hatırlatalım. Trabzonlu, PKK ve DHKP/C bağlantılı vatan hainlerine iş vermez. Bırakınınız iş vermeyi selam vermez…