Sağlıklı iletişimin temelinde duyguların doğu şekilde ifade edilmesi yer almaktadır. Her insan farklıdır. Farklılıklar çoğu zaman iletişimde kopukluklara neden olur. İnsanların birbirini yanlış anlaması çok kolaydır. Herkes cümlelere farklı anlam yükler. Çünkü herkesin bakış açısı farklıdır. Benzer ifadeler bile farklı yorumlara açık olabilir. İletişimdeki sorunlar bu yüzden yaşanır.

Duyguları ifade edebilmek en önemli kısımdır aslında. Örneğin bir kadın; “Beni hiç anlamıyorsun” dediğinde bu cümleye “hiç” kelimesinin asıl anlamıyla bakmamak gerekir.  Kadının “hiç” sözcüğünü kullanmasının asıl amacı; erkeğe öfkesinin şiddetidir. Kadın sadece o an yaşadığı öfkeyi vurgulamak için bu cümleyi kurmuştur. Yani burada kadının kesin düşüncesinin “beni hiç anlamıyorsun.” olduğu türünden bir anlam çıkartılmamalıdır. Erkek ise kadının söylemek istediğini gerçek anlamıyla algıladığı için ters tepki verebilir. Kadının yakınmaları erkek tarafından yanlış anlaşıldığı için iletişimde sorunlar meydana gelmektedir. Kadınlar genellikle yüksek sesle düşünür. Erkek ise sessiz kaldığında “ne söyleyeceğimi bilmiyorum, yine de bu konuda düşünüyorum” demek ister. Kadının bu sessizlikten çıkarttığı anlam “seni önemsemiyorum, bu yüzden söylediklerine cevap vermiyorum” şeklindedir.

Kadınlar üzüntülü olduklarında daha çok konuşup anlatmak ister. Erkekler ise susar. Sessizliğini korur. Bu durum her ilişki için böyle değildir elbette. Yine de çoğunlukla böyledir. Hayatın içinde böyle bir akış da bulunmaktadır.

Çiftler birbirinin yalnız kalma isteğini olgunlukla kabul etmelidir. İletişim kurmak için karşı tarafa baskı yapmak sonuç vermez. Böyle durumlarda beklemek en iyisidir.

Dinlemenin Önemi:

Sağlıklı olan suçlamadan dinlemektir. Suçlamak iletişimin önündeki en büyük engeldir. Suçlandığını hisseden eş, karşı tarafı suçlayacaktır. Çiftler birbirini dinlemeyi birbirinin duygularını anlamayı öğrendikçe iletişim sağlıklı hale gelir. İfade edileni doğru anlamak karşı tarafın daha açık olmasının önünü açar. Dinlemek, üzerinde alıştırma yapılmasını gerektiren bir beceridir. Farklılıkları kabullenip birbirinin ihtiyaçlarına saygılı olan çiftler ilişkilerini ileri götürür.

Kendinize sorun: İlişkimdeki sorunlara çözüm odaklı yaklaşıyor muyum? Tartışma anlarında her iki tarafın da soğukkanlı kalabilmesi ne yazık ki çoğunlukla mümkün olmuyor. Bu yüzden tartışma daha da alevleniyor. Böyle zamanlarda çiftlerin birbirini anlamaya açık olması büyük önem taşır. Tartışma sırasında yapıcı olmak, doğru tartışabilmeyi öğrenmek ilişkiyi güçlendirir.

Çiftlerin birbirine karşı açık ve dürüst olduğu ilişkiler gelişime açıktır. O an partnerinizle aynı fikirde olmasanız bile söylediğiniz şeyin saygıyla karşılanacağına dair bir güven duymanız gerekir.

Affetmeyi keşfedin. İlişkide tartışma kaçınılmazdır. Dolayısıyla yaşadığınız tartışmaları çözdükten sonra ilişkiye devam edebilmeyi öğrenmelisiniz. Birbirinizi koşulsuz kabullenip ve destekleme amacıyla birlikte olduğunuzu kendinize hatırlatın. Sorunlar hayatta karşımıza çıkan ve aşılması gerekli olan engellerdir. İlişkinizi güçlü hale getirmek istiyorsanız çözüm odaklı olmalısınız. Önemli olan sorunların üstesinden gelme becerilerinizi ne kadar geliştirebildiğinizdir. Sevgiyle kalın…