Kim ne der?

Kimler ne söylerler bilemem?

Seversiniz ya da sevmezsiniz ona da bir şey diyemem.

Kabul edersiniz veya etmezsiniz ona da racon kesemem!

Ancak 38 yıl sonra gelen şampiyonluğun bana göre asıl kahramanı sayın Berat Albayrak’tır.

Evet beyler bu vurguma itirazı olan var mıdır?

Siyaseti bir tarafa koyalım.

Tarafsız gözle kitabın ortasından yazalım.

Sayın Albayrak olmasaydı, sayın Albayrak gövdesini taşın altına koymasaydı, sayın Albayrak her konuda Trabzonspor’un önünü açmasaydı, bugün Trabzonspor geldiği noktaya gelebilir miydi?

HEP BERABER HAK TESLİM EDELİM-1

Veya koyduğu hedeflere ulaşabilir miydi?

Allah aşkına bu sorularıma lütfen vicdanen ve samimi cevap veriniz…

Bakanın şampiyonluğa giden bu meşakkatli ve çileli yolda kulübe yapmış olduğu katkıları ben, siz, onlar değil, en yakınen bilen kişiler başkan Ağaoğlu ve asbaşkan Ertuğrul Doğan’dır…

Peki Ağaoğlu ve Doğan bakan Albayrak’ın kulüp için yaptıklarını inkar etme şansları olabilir mi?

Asla…

Hadi çıkıp ‘her şeyi biz yaptık’ deseler ya!

Evet yaşanan şampiyonluğun görünmeyen ama hissedilen kahramanıdır Berat Albayrak.

Yaptıklarından dolayı ve yıllar sonra gelen şampiyonluktaki payı için tüm Trabzonsporluların bakan Albayrak’a teşekkür etmesi bana göre bir borçtur…

Neden görünmeyen ama hissedilen kahramanıdır Berat Albayrak şampiyonluğun diye yazıyorum biliyor musunuz?

Bildiğim kadarıyla sayın Albayrak, Trabzonspor’un bütün maçlarını Medical Park Stadı’ndaki locasında izledi…

Yine bildiğim kadarıyla hiçbir maçını kaçırmadı…

Soralım bakalım zira sormamızın da tam vakti ve zamanıdır!

Sayın Albayrak’ı, Medical Park Stadı’nda izlediği maçlarda gören oldu mu?

Ya da geldiğini duyan oldu mu?

Hayır diyenlerinizi duyar gibiyim…

Ha yanında bulunan üç-beş gözü ayrı tutuyorum!

Sayın Albayrak’ın neden stada geldiğini duyan olmamıştır biliyor musunuz? Albayrak o süreci o kadar mütevazi bir şekilde taşıdı ki, her defasında maça geleceğini kimselere haber vermeden, Trabzon Havalimanı’na indi, havalimanında çocuklarıyla birlikte kendisini bekleyen araca bindi, oradan stadın otoparkına giriş yaptı, otoparktan  asansörle locasına çıktı, maçları öyle seyredip, tekrar geldiği gibi geri döndü…

Düşünebiliyor musunuz Trabzonspor’u sarmalayan sorunlar yumağından kurtaracaksınız, ekonomik anlamda oluşan borçları öteleyip yeni kaynaklar yaratacaksınız, buna mukabil istenilen transferlerin yapılmasının önünü açacaksınız ama medyanın ve taraftarların karşısına çıkıp işin havasını, çakasını atmayacaksınız.

Olacak şey mi?

Kim yapar sayın Albayrak’ın yaptığını?

Yemin billah bu tabiatın doğasına aykırı bir durumdur…

Bu egonun yerle bir olduğu anlardır…

Bu siyasetin sporun içerisine müdahil olmadığının göstergesidir?

Yukarıda yazdıklarımı hayata geçiren kim olursa olsun sayın Berat Albayrak’ın gösterdiği vakur duruşu gösterebilir miydi?

Soruyorum sizlere gösterebilir miydiler?

En son Antalyaspor maçında tribünde döktüğü sevinç göz yaşları bana göre Bakan Albayrak’ın nasıl bir Trabzonsporlu olduğunun en önemli göstergesidir…

Sayın Albayrak’ın döktüğü o gözyaşları inanın sözün bittiği yerdir…

Sayın Albayrak ile ilgili Trabzonspor konusunda yazacak o kadar şey var ama onları bir başka zamana bırakalım…

Son söz;

Verdiğin katkıdan…

Verdiğin destekten …

Şampiyonluğa giden yolda kattığın itici güçten dolayı, size sonsuz teşekkürler ediyoruz sayın bakan Berat Albayrak…

Bugün bu koca camia dünya çapında bu sevinci yaşayıp, yaşatıyorsa, bunda lami-cimi yok en büyük pay sizindir…

NE KARIN AĞRILARI

EŞİ BENZERİ YOKTUR

Maç yazımda yazdım…

Tekrar yineliyorum…

Dünyayı yüz kere değil bin kere dolaşın, takımıyla bütünleşen...

Futbol ile yatıp kalkan bir başka şehir göremezsiniz…

Yok Barcelona’ymış…

Yok Napoli’ymiş…

Yok falan filanmış...

Yok arkadaş yok, Trabzon ve Trabzonspor gibisini mümkün değil göremezsiniz…

Akyazı ağzına kadar dolu…

Millet Bahçesi ikinci bir Medical Park Stadı gibiydi.

Hakeza Meydan Parkı’nda ayakta dikilecek yer kalmamıştı.

Bu kadar yoğun şampiyonluk kutlamalarına rağmen…

Stada ve meydanlara yığılan on binlerce taraftarlara rağmen…

Bir tane olay, bir kişiye taciz, bir taşkınlık, bir kırma-dökme, bir kavga duyan oldu mu?

Trabzonspor taraftarı şampiyonluğun nasıl kutlanması gerektiğini bütün dünyaya göstermiştir.

Hani diyorlar ya ‘bu henüz fragman, asıl kutlamalar bundan sonra’ diye…

Bekleyip görelim bakalım nasıl görsellikte kutlamalar yapılacak?

NE KARIN AĞRILARI VARMIŞ?

Ulan bir söz vardır, “Dinime küfreden bari Müslüman olsa” diye.

Fenerbahçe’nin yaptığı da aynen Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benziyor.

Ali Koç konuşuyor sonra Uğur Dündar Bey lafı güzaf ediyor!

Ulan adamlarda ne karın ağrısı varmış?

Trabzonspor’u yeseler doymayacaklar!

Yuh olsun be…

Bakınız Ali Koç Bey ve Uğur Dündar Bey, Trabzonspor nasıl bir kadim şehrin takımıdır biliyor musunuz?

Belki unutmuşsunuzdur, ben size hatırlatayım…

“Fatih’in fethettiği, Yavuz’un yönettiği, Kanuni’nin doğduğu efsane bir şehirdir”

O nedenle Trabzon ve Trabzonspor için laf edecekseniz, biraz değil epeyce desturda durmalısınız…

Koç bey daha düne kadar, “Şampiyonluk Trabzonspor’un hakkıdır” diyordu...

Ne oldu şimdi ki Koç gibi vurup tutuyor!

Öyle zannediyorum ki dünyada hiçbir takıma nasip olmayan veya hiçbir takımın yapamadığı şampiyonluk kutlamalarını kıskanıp maalesef içine sindiremiyor!

Ne diyelim; çalış, hakça kazan bir gün senin de olur sen de yaparsın sevgili Ali Koç, Trabzonsporluların yaptıklarını…

İÇİM CIZ ETTİ

İÇİM ACIDI, İÇİM CIZ ETTİ

Ahmet Ağaoğlu’nu Antalyaspor maçı sonrası yanında Teknik Direktör Abdullah Avcı’yla yapılan basın toplantısında izlerken, inanın içim acıdı!

İnanın içim cız etti!

Yahu bu kadar mı güzel oynanır?

Yahu bu kadar mı işlevli sözler istemediğin adamın gözünün içerisine baka baka söylenir!

Helal olsun, seni dinlerken hepimize “hadi oradan be” dedirttin ya, ne maharetli adammışsın be?

Ağaoğlu ile Avcı birlikte yaptıkları basın toplantısında Ağaoğlu, Abdullah Avcı ile ilgili öyle sözler söyledi ki, Ağaoğlu’nun söylediği sözler, ekran karşısında bizlerin dudak uçuklamasına vesile oldu…

Kendi kendime ‘acaba konuşan Ağaoğlu’nun klonlanmış hali mi?’ diye de sormadım değil!

Sanki ikili arasında hiçbir şey yaşanmamış!

Ağaoğlu’nun verdiği görüntüde sanki Avcıyla arasında hiçbir olumsuzluk geçmemiş gibi bir hal vardı!

Ağaoğlu’nu dinlerken beynim şase yapıp, beynimin terazisi bozuldu!

Ve nereden nereye diyerek TV’yi kapatmak zorunda kaldım!

Diyeceksiniz ki şimdi sırası mı bu yazdıklarının?

Evet beyler sırası!!!

Önemli olan kişi güçlüyken, kişinin yaptığı hataları, yaptığı yanlışları yazıp dile getirmek değil midir?

Biz de bunu yapıyoruz…

Bu zamana kadar sineye çektik.

Yazmayalım dedik…

Giden tekere çomak sokmayalım…

Takımın dengesini bozmayalım …

Yılların şampiyonluk hasreti var...

Yüzdük yüzdük sonuna geldik dedik…

Dedik oğlu dedik

Bu gün ise Trabzonspor şampiyon oldu...

Yılların hasreti son buldu…

Var mı bunun daha ötesi?

Yok…

O zaman etekteki taşlar dökülsün… O zaman hesap kitap yapılıp sorulsun

Aman ha… Sakın ha… Diyecek hiçbir şey kalmadı… Üç kuruşa beş köfte kampanyası da bitti!

Geriye tek bir şey kalıyor gaza basmak!

Biz de şimdi gazlamaya başladık!

Daha önce ne demiştik?

Hayırlısı ile şu işi bitirip şampiyon olalım, ondan sonra zülfüyare dokunuruz demiştik…

İşte bugün zülfüyare dokunuyoruz!

Hem de ne dokunma yapıyoruz?

Başlayalım…

Abdullah Avcı’nın Abdülkadir’i Galatasaray maçından sonra kadro dışı bıraktığında Ağaoğlu’nun kendisi için yönetim kurulunda yaptırdığı oylamayı unutmadık!

Abdullah Avcı’yla Newton öncesi anlaşılmışken hatta el bile sıkışılmışken, Ağaoğlu’nun bir anda masayı yıkıp, ‘Newton ile devam edeceğiz’ demesini de unutmadık!

Ankaragücü maçında Ağaoğlu’nun Abdullah Avcı için söylediği lafları da unutmadık!

Sezon içerisinde yaşanacak olası başarısızlıkta Ağaoğlu’nun Avcı’nın kellesini koparmak için giyotinin başında beklediğini de unutmadık!

Ahmet Ağaoğlu’nun, Abdullah Avcı’yla çalışmak istemediğini de unutmadık!

Newton döneminde, Ağaoğlu’nun yaptığı transferleri de unutmadık!

Diabate’nin transferinin 500 bin dolar yerine 1 milyon 300 bin dolara yapıldığını da unutmadık!

Kısa ve öz, Ağaoğlu’nun yönetime danışmadan sadece Newton ile yaptığı transferleri de asla unutmadık, unutturmayacağız da!

Daha böyle neler var neler?

Biliniz ki o nelerin hepsini kaşıyacağız!

Biliniz ki Ağaoğlu’nun başkanlık döneminde kulübü nasıl borç batağına soktuğunun defterini de karıştıracağız!

Biliniz ki Trabzonspor’un menfaatleri için ne sözümüzü ne yazımızı kimselerden esirgemeyeceğiz!

Unutmayınız bizim için asıl olan…

Unutmayınız bizim için önemli olan…

Unutmayınız bizim için olmazsa olmazımız olan…

Net bir şekilde kişiler değil Trabzonspor’dur.

Bugün Ağaoğlu var, yarın bir başkası olacaktır.

Ama Trabzonspor hep var, hep de var olacaktır...

ADRES YANLIŞLIĞI

ADRES YANLIŞLIĞI VARDIR

Abdullah Avcı’nın Trabzonspor’a geliş hikayesini en ince ayrıntısına kadar bilenlerdenim…

Avcı’nın Trabzonspor’a nasıl geldiğini önceki yazılarımda sizlere en ince ayrıntısına kadar yazmışımdır.

Demem o ki Abdullah Avcı’nın gelişinde ilk fişeği ne başkan Ağaoğlu ne de Asbaşkan Ertuğrul Doğan atmıştır.

Ama her nedense Abdullah Avcı, Trabzonspor’a gelmesini Doğan’a bağlayıp, teşekkürlerini Ertuğrul Doğan’a yapmaktadır.

Avcı bu yolu neden tercih ediyor bilmiyorum ancak bana göre Abdullah hoca burada eksik konuşuyor!

Ve ahde vefasızlık yapıyor!

Halbuki Abdullah Avcı çıktığı ekranlarda aslanlar gibi “Benim Trabzonspor’a gelmemde öncülük yapan benimle görüşen, gelmeme vesile olan şu isimdir” diyebilmeli… 

Neden diyemiyor onu bilemiyorum!

Belki de tepki gösterir diye Ağaoğlu’ndan mı çekiniyor acaba!.

Zira çekindiğine de pek ihtimal vermiyorum, çünkü yaptığı konuşmalarında Trabzonspor’a gelme yolculuğunda başkan Ağaoğlu’nun ismini hiç zikretmiyor!

Gerçi nasıl zikretsin ki, Ağaoğlu’nun kendisini istemediğini Avcı da adı gibi biliyor…

Belliki bu gibi hadiseleri düzeltmek yine bana düşecek. Vakti zamanı gelince Abdullah Avcı’nın Trabzonspor ile buluşma yolculuğunun nasıl olduğunu sizlere açık seçik bir şekilde yazacağım…

BU SORULAR CEVAP BULMALI...

BU SORULAR CEVAP BULMALIDIR

Soralım, cevap gelmez ise kınalı kuzuya havale edelim.

Stadının kapılarının açılması için kim ya da kimler talimat verdi?

Kapıların açılacağından yöneticinin, dolayısıyla yönetimin haberi var mıydı?

Taraftarların sahaya girmelerine neden engel olunmadı?

Güvenlik yetersiz mi kaldı?

Güvenlik kuvvetlerine taraftarın sahaya inmelerine müdahale etmeyin talimatı verildi mi?

Yöneticiler maç sonunda tribünlerin sahaya ineceğini ön görerek buna neden önlem almadılar?

Olayların yaşanmasında devreye bir başka el mi girdi?

Bu konularla ilgili burnumuza acayip pis kokular geliyor?

Öyle şeyler söylenip, öyle iddialar ortaya atılıyor ki, işin ucu taaaa yönetime kadar gidiyor!

O nedenle diyorum ki, bu sorulara cevap bulamaz isek işi kınalı kuzumuza havale edeceğiz….

Temennimiz söylenenlerin doğru çıkmamasıdır!

Temennimiz Altay maçının İstanbul’da değil de Trabzon’da oynanmasıdır.

Peşinen söyleyeyim, yönetim kurulu ne yapıp edip Altay maçını Trabzon’da oynatmalıdır.

Kupa Medical Park Stadı’nda alınmalıdır…

Yoksa iş başka bir vahamete doğru yol alacaktır.

Benden söylemesi…

YANDI KETEN HELVA

YANDI KETEN HELVA

Hani havalimanında kurgulanıp Başkan Ahmet Ağaoğlu ile Asbaşkan Ertuğrul Doğan’ın bank üzerinde uyurlarken çektirdikleri fotoğraf var ya…

O fotoğrafı kim büyütüp, O pankartı Medical Park Stadı’na astırmışsa! (Asılmasında yönetim kurulunun mutlaka haberi vardır) yanlış yapmışlardır.

Önceki yöneticilere haksızlık etmişlerdir ve etmeye de devam ediyorlar…

Sonra o fotoğrafı bu kadar anlamlandırıp büyütmenin manası nedir?

Üstüne basa basa diyoruz ki kurgu yapılıp çektirilen bir fotoğraftır o.

Yine de bunu kimselere anlatamıyoruz!

Neymiş efendim “Şampiyonluk adımlarının atıldığı yer ve fotoğrafmış” orası…

Güler misiniz ağlar mısınız?

Yani 7 yıldızlı otellerde yatıp kalkan Başkan Ağaoğlu ve Asbaşkan Doğan, uykularını gidermek için havalimanındaki o bankta yatacaklar öylemi!

Sizi bilmem ama buna kargalar bile inanmaz ve de inanmıyorlar da!

Realite şu, fotoyu verenler yazılan senaryoyu iyi oynamışlar.

Allahları var iyi de fotoğraf vermişler!

Yapılan mizansen ise süper olmuş!

Bunlara karşın, o meşhur otel bank pankartını stadyuma astırmaktan hiç mi hiç hicap duymadılar!

Yakaladılar ya gücü ellerinde hangi doküman varsa kullanmaktan asla imtina etmiyorlar!

Eveeeet bunları yazıyoruz ve Asbaşkan Doğan’ın ismini zikrediyoruz ya, “Yandı keten helva” misalidir durumumuz…

Malumunuz Asbaşkanımız görevini müthiş yapıyor!

Ekranları dolayısıyla kendisine uzatılan mikrofonları süper kullanıyor!

O nedenle kendisine laf gelmesini pek de kabul etmiyor, etmekte istemiyor!

Kendisine gelen eleştirileri kabul etmediği için de trollerini devreye sokup, hiç vakit kaybetmeden sosyal medya hesaplarından kendisine iki kelam laf edenlere ateş ettirmeye başlıyor…

Asbaşkanımızın trolleri tarafından hedefe koyulan bizlerin, ne Trabzonluluğu ne de Trabzonsporluluğu bırakılıyor?

Vallahi hiç de umurumuzda değil, asbaşkanımız ve trolleri ne yaparsalar yapsınlar? Biz bildiğimiz doğruları yazmaya devam edeceğiz…

O nedenle ateş etmelerine, bizlerin yapacak çok şeyi de yok!

Sonuçta biz hancıyız, akıbetlerinin ne olacağını yolcu olanlar düşünsün…

Bizlerin bir Allah’ı birde kalemi var…

Bizim gücümüz bu!

Bu böyle biline sevgili asbaşkanımız Ertuğrul Doğan…

Ha az daha unutuyordum, Trabzonspor’un şampiyonluğunda Asbaşkan Ertuğrul Doğan’ın rolünün, katkısının büyük olduğu yazılıp çizilip söyleniyor…

Acaba öylemi!!!!!

Asbaşkan Ertuğrul Doğan’ın, Trabzonspor’da yöneticilik serüveninin nasıl ve nerede başladığını, asbaşkanlığa kadar yükselmesinde yaşadığı süreçte nelerin olduğunu bir başka yazımda sizlere en küçük ayrıntısına kadar anlatacağım…

Biraz sabır diyorum…