Sanat kenti Trabzon’un belki de mahsun kaldığı ender isimlerden biridir Haydar Durmuş. Resim sanatçısı müstesna bir isim. Kayda alabildiği kadar bugün 270 resmi var.

Sanat Haydar hocanın hayatının bir parçası değil, doğrudan kendisi. Onun için adeta bir gün ışığı. Zaten suni ışıkları hiç sevmiyor, hep gün ışığına hasret. Ufkunu öyle belirliyor. Trabzon Arsin’deki bahçeli küçücük evini, isterseniz resim atölyesi, isterseniz müze deyin… Sanata tahsis etmiş.

f1a4df4d-a7bc-409b-85c0-28e938701668

Söz müzeden açılmışken müze çalışması olup olmadığını sorduk. Belli ki müze yüreğinin derinliğinde bir yara olmuş. İmkansız görerek bu fikirden vazgeçmiş. Haydar Durmuş’la yaptığımız röportaj farklı bir söyleşi oldu. Klasik bir röportajın dışında ulu orta sohbete daldık. Haydar Hoca’yı konuşturmaktan endişe ettiğimiz izin nezaketine sığındık. Röportaja belki de zor sorulardan başlayıp, en başta soracaklarımızı sona bıraktık. Ama keyifle okuyacağınız ve gelecek nesillerin de değerlendireceğine inandığımız güzel bir söyleşi yaptık.

bc4bb27f-2ec4-4381-86e4-0df41743d06c

Niyetimiz sadece yazmakla kalmak değil. Sanat üstadı Haydar Bey’i yazmakla geçmek istemiyoruz. Bir şeyler yapabilmek için en azından bir ateş yakmak istiyoruz. Bakarız üstüne belki birileri odun taşır. Bir şeyler yapar, bir şey parıldar, bir şeyler olur mu? Olması lazım. Ama en azından biz bu mekanı görmek ve bu aşkı gözlemlemek için geldik. Tekrar teşekkür ediyoruz. 

 

Ben her zaman ressamım ama sanatçı olmak zor. Sanatçı olmak için bir kere senden önce yapılan bütün çalışmalardan farklı bir ürün ortaya koyman lazım. Eğer bir başkasını yaptığı çalışmaya benziyorsa taklitçisin, kopyacısın. Sanatçı, çağının önünde yaşar. Yani arkadan takip etmez. Arkadan takip edenler taklitçilerdir. 

 

61 Medya: Ressam arkadaşlarınızdan resimleri niye topladınız, müze için mi aldınız?

 

Haydar Durmuş: Müze yapmak için aldım. Niyetim o. Ancak olmayacağını anlayınca vazgeçtim.

61 Medya: Niye olmuyor müze, tek başına sizin yapacağınız bir iş değil miydi?

 

Haydar Durmuş: Değil... Bir de Türkiye şartlarında müze ihtiyaç değil... Resim müzesi  lüks!... Ne zaman ki resim Türk basınında amatör kümeye verilen kıymet kadar kıymet görürse, radyoda, televizyonda, basında yer alırsa o zaman ihtiyaç olacak.

Bakın 1.Lig demiyorum. Amatör Ligdeki takımlara verilen değer kadar resme, sanata değer verilirse o zaman müze bana göre ihtiyaç olacak, şimdi ihtiyaç değil. Çok lüks bir şey.

c2e40eb7-e7d7-4c94-9689-90c65127b04e

 

61 Medya: Şu anda burada sanat evi gibi bir şey mi düşündünüz mü?

 

Haydar Durmuş:En son kararım burayı sanat evi olarak devam ettirmek.

 

61 Medya: Müze olursa köyün terk edilen okulunu mu düşünmüştünüz?

 

Haydar Durmuş: Okulu düşünmedim. Çünkü okul 1932 yılında yapılmış, önünde iki tane sakoya ağacı var. 5 sene sonra o sakoya ağacı okulun duvarını yıkar. Zaten okul yapılırken çevredeki medreselerin malzemesiyle yapılmış. Yani medreseler yıkılmış onların eski malzemeleriyle okul yapılmış. Hemen hemen 90 yıllık bir geçmişi var. Birkaç defa tadilat gördü ama o bina müze olacak bir bina değil.

61 Medya: Restore edilse de olmaz mı?

 

Haydar Durmuş:Restore edilse o zaman öndeki sekoyanın kesilmesi lazım.

61 Medya:O da istenmiyor değil mi?

 

Haydar Durmuş:Bilmiyorum. İstenir mi istenmez mi, sakoya o kadar eski değil daha yeni. 45-50 yaşında ama çok hızlı büyüyen bir ağaç çeşidi. Bunlar deneme amaçlı Kanada’da yetiştirilen bir ağaç. Türkiye’ye de deneme amaçlı getirildi.

61 Medya: Tek bir sakoya ağacı mı var orada?

 

Haydar Durmuş: Hayır, burada 4 tane var. Bir tanesinin çapı 2 metreye yaklaştı neredeyse. Ve yanında perde duvar vardı, o sekoya perde duvarı yıktı. Şimdi aşağı-yukarı okula 4-5 metre var. 5-10 sene sonra ya sekoya kesilecek ya okul yıkılacak. Yani öyle bir şey var. Çünkü sekoya ağacı çok hızlı büyüyen bir ağaç. Hızlı büyüdüğü için de kökleri her tarafı kaldırıyor.

61 Medya: Okul muhtarlığın mı, milli eğitimin mi yoksa özel idarenin mi, tapu kime ait?

 

Haydar Durmuş: Tapusu var mı bilmiyorum. Sanıyorum üç sene önce Arsin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne söyledik, ‘Milli eğitim bunu vermez’ dediler. ‘Niye vermesin’ diye sordum. ‘Trabzon’da okul arsaları çok pahalı onun için vermem’ dedi. Yani, ‘Veremeyiz’ dedi. Demek ki milli eğitimin bünyesinde ki ‘Veremeyiz’ dedi.

ab7ce3f3-6297-41da-91a6-e5091c5504ee

61 Medya:Fotoğrafların tamamı size mi ait, burada emanet fotoğraf var mı?

 

Haydar Durmuş: Abdulkadir Yıldırım, TRT’de uzun yıllar çalışan Gençağa arkadaşımızın. İzmir’de Ege Üniversitesi’nde çalışan bir sanatçı arkadaşımızın eseri var. Hacettepe Güzel Sanatlar Akademisi’nin uzun yıllar dekanlığını yapan Prof. Dr. Zafer Gençaydın, Gazi Eğitim Enstitüsü’nde yüksek lisans yapan bir hocamızın resmi var.

83250769-6ee6-4814-b10f-a92af53814bf

61 Medya: Bunları siz mi beğenip aldınız, onlar mı hediye etti?

 

Haydar Durmuş: Resim hediye edilecek bir şey değil, ya parasıyla alırsınız, yakarşılığında bir şey verir alırsınız. Veyahut çok ileri boyutta bir dostluğunuz varsa hediye edilebilir. Şimdi şu kadar bir resmin değeri 1000  lira, 2000 lira, 4000 lira. Kimse onu göze alamaz. Çünkü en ucuz boya 30 liradan, 50 liradan başlıyor. Bazen kalitesine göre 300-500 liraya kadar bazen daha fiyatlı da olabiliyor. Onun için konuyu bilmeyenler çok rahat resim isteyebiliyor. ‘Bana bir resim verir misin?’ diyor.

61 Medya: Mesela şu tabloyu siz ne karşılığı aldınız?

 

Haydar Durmuş: Genelde takas, kendi resimlerimle takas yapıyorum.

 

61 Medya: Ama siz beğenip de takas ettiniz değil mi?

 

Haydar Durmuş: Trabzon Günlerinde sergideydi. Bir resmi atölyesinden aldım, bir resmi İzmir Buca Eğitim Fakültesinde bir öğretmen arkadaşla takas yaptım. Mesela bir resim Trabzonlu bir ressam arkadaşımız Rasim Çubukçu’nun, Mustafa Sağlam Aktuğ. Benim Trabzon Öğretmen Okulundan öğrencim. Şimdi de Hacettepe’de profesör. Mesela İstanbul’da yaşayan Adil Salih’in bir resmi, sınıf arkadaşım Umut Türker. Büyük bir tablo var mesela, Trabzonlu Serdar Yılmaz isimli genç bir arkadaşımızındır.

79506ada-750d-4530-af35-c2275b5a8761

61 Medya: Toplamda kaç tablonuz var?

 

Haydar Durmuş: Ben 2000 yılından sonra resimlerimi kayıt altına almaya başladım. Ondan önceki resimlerimin sayısını bilmiyorum. Çünkü o zamana kadar aşağı-yukarı 30 civarı sergi açtım Türkiye genelinde. Elimden çıkan resimlerin kaydı bende yok. 2000 yılından sonraki resimlerimin kayıtları var. Aşağı-yukarı arşivimde 2 bin 750 adet bana ait olan resim var.

61 Medya: Peki bu nasıl bir müze olacak, tasarladığınız şey nasıl?

 

Haydar Durmuş : Müze değil, artık müze olayını unuttum.

331f7fa6-9ab5-4eee-aaa2-b6c53e28614c

61 Medya: Varsayalım birileri sizinle ilgili resim müzesi yapmaya kalktı?

 

Haydar Durmuş : Çalışmalarımı birisi takdir edecek de diyecek ki, “Tamam ben  değerinde veyahut değerinin altında satın almak istiyorum. Ben müze yapacağım”. O zaman olur ama “Sen bu resimleri bize ver, biz müze yapalım” derse ben onlara razı olamam. Çünkü burada 55 yıllık bir emek var.

 

61 Medya: Bir müzede, sadece size ait bir resim müzesinde ortalama kaç tane resim bulunması gerekiyor? Ben bir belediye başkanıyım. Faraza Arsin Belediye başkanıyım, dedim ki, “Ben Haydar Bey’in adını resim sanatçısı olarak yaşatmak istiyorum. Bunun için de Arsin’de bir müze oluşturmak istiyorum” dedi. Sponsorunu da ayarladı. Ortalama bu müzede kaç resim sergilenmeli?

 

Haydar Durmuş : En az 100-200 arası. Çünkü benim şu binada çok sıkışık asılan resimler olduğu halde 250 civarında resim teşhir ediliyor. Ama müze olsa bu kadar sıkışık asılmaz resimler. Daha ferah olması lazım. Ferah olduğu zaman 100-150 resim. Bir de binanın büyüklüğüne göre. Yani öyle bir bina olur ki içerisinde bin tane resim olabilir.

4ca40d35-5f28-4d78-bdaf-31b438b1535f

61 Medya:Teşekkür ediyorum.

 

Haydar Durmuş : Bir ayrıntı daha ilave edeyim. 1992-93’lü yıllarda Ruslar Trabzon’a çok geliyorlardı. O dönemde aldığım resimler var. Trabzon’daki Rus pazarına getirdikleri resimlerden bahsediyorum.

61 Medya: Şu anda resim yapmaya zaman ayırabiliyor musunuz?

Haydar Durmuş: Gün yetmiyor.

61 Medya: Peki buna rağmen çalışabiliyor musunuz?

 

Haydar Durmuş: Benim işim resim. Dinlenmek için bahçeye çıkıyorum.

61 Medya: Bu nasıl bir aşk?

 

Haydar Durmuş: Aşk değil, tiryakilik... Daha doğrusu aşkın ötesi...

61 Medya: Tiryaki  aşktan mı kopar, aşık mı tiryakilikten kopar?

 

Haydar Durmuş: Şöyle düşünün; bir sigara tiryakisi sigara içmediği zaman huysuzlaşır. Ben de resim yapmadığım zaman aynı duyguları yaşıyorum. Veyahut alkol alan birisi alkol almadığı zaman nasıl huzursuz olursa ben de resim yapmadığım zaman aynı huzursuzluğu duyuyorum.

4cff9657-7a12-4377-b69f-5d514997b278

61 Medya: Ne kadar aralıklarla çalışıyorsunuz?

 

Haydar Durmuş: Benim çalışmam şöyle… Bir resmin üzerinde sürekli çalışamam. Belirli bir müddet çalışır, onu bir kenara kaldırırım. Bir resmi biraz çalışıyorum, onu kaldırıyorum. Ondan sonra ikinci bir resim, üçüncü bir resim, dördüncü bir resim. Bazen bir resim üç seansa bazen dört bazen 5 seansa bitiyor bazen de bitmiyor.

 

61 Medya: Hiç bitmeyebiliyor da...

Haydar Durmuş: Tabi... Bazı resimlerin üzerine fazla çalıştığım zaman yoruluyor insan. O beni de yoruyor, resim de yoruluyor. O tür resimler üzerine kapatıyorum tekrar yeni bir konu ile resme başlıyorum.

61 Medya: Hayatınızın ne kadarı ressamlıkla alakalı?

Haydar Durmuş: Tamamı.

61 Medya: 24 saatlik bir gününüzün ne kadarı alakalı?

Haydar Durmuş:Yok yok öyle bir şey... Şöyle düşünün. Kışın Trabzon’da kalıyorum. Trabzon’da atölyem yok, atölyem olmadığı için kış boyu resim yapamıyorum. Ama yazın köye çıkınca burası gördüğünüz gibi ışık durumu son derece güzel. Ben suni ışıkta çalışamıyorum. Gün ışığı olunca ancak çalışmaya başlıyorum. Örneğin saat 5’te hava kararıyor. Saat 5 olunca ben tezgahımı kapatıyorum.

61 Medya: Neden

Haydar Durmuş: Çünkü suni ışık beni tasvir etmiyor. Gün ışığı renklerin daha güzel görünmesini sağlıyor. Bazen öyle kış döneminde şehirde küçük çalışmalar yapıyorum. Gün ışığı ile suni ışıkla yapılan resimler arasında epeyce renk farklılığı oluyor.

90a3f29a-07a3-491e-b3f7-fffa58c85b0e

61 Medya: Renk farklılığı resmi yaparken size ayrı bir ilham mı veriyor?

 

Haydar Durmuş: Yok. Şöyle düşünün; seçtiğiniz konuya göre veya resmin gidişine göre renk seçiyorsunuz. Bu seçtiğiniz renk bazen sizin istediğiniz gibi bazen resim sizi değişik renk kullanmaya sevk ediyor. Yani ‘Ben şunu yapacağım’ diye başlıyorsun ama bazen, resmi çalışırken çok daha farklı yönlere gidebiliyorsun. Bazen çok iyi şeyler bekliyorsun, olmuyor, kapatıyorsun, siliyorsun resimleri. Bazen hiç ummadığın şekilde güzel bir şey ortaya çıkabiliyor. Hani bir sanatçının meşhur bir sözü var. “Resim tesadüfen ortaya çıkar ama sanatçı tesadüfleri çoğaltan kişidir” diyor.

61 Medya: Yeniden dünyaya gelseniz ressam olmayı düşünür müydünüz?

 

Haydar Durmuş: Vallahi hiç bilemiyorum ki... Çünkü resmi çok sevdim. Benim lise son sınıfta bütün derslerim zayıftı, resmim dışında. Bu resme olan sevgimdendi. Bütün arkadaşlarım matematik, fizik, kimya çalışırken ben resim yapıyordum. Resim yüzünden lise son sınıfta bir yılım gitti. 8 dersten ikmale kaldım. İkmal imtihanlarında 7 tanesini verdim, beden eğitimi ve astronomi derslerinden bütünlemeye kaldım.

9fbe6606-b702-4c6c-a0f5-987f2340909c

61 Medya: Bu bir aşk değil mi hala... Israrcı mısınız?

 

Haydar Durmuş: Ne derseniz deyin...Tiryakilikte ısrarcı değilim.

61 Medya: Bir aşk, üstelik bitmeyen bir aşk...

 

Haydar Durmuş: Cenab-ı Allah herkese farklı yetenekler vermiş. Bazı yetenekler toprağın içindeki maden gibi. İşlendiği zaman ortaya çıkıyor. Ben buradaki köy okulunda okudum. Renkli kalemim bile yoktu. Bir tane bir tarafı kırmızı, bir tarafı mavi olan renkli kalemim vardı. Trabzon Lisesi’ne 1955 öğretim yılında başladım. Benim 1.karnede resmim zayıf geldi. Çünkü burada ufkum açılmadı. Çiziyordum ama ne çizdiğimden habersiz lisede çok iyi resim öğretmenlerim vardı. Onlar beni yönlendirdiler.

61 Medya: Siz istediniz de yönlendirdiler değil mi?

 

Haydar Durmuş: Evet... Ne diyorum bakın, lise son sınıfta bir senemi resim dersi yüzünden heba ettim. Bir senem gitti. Resmi sevdiğim için zaten bir senem gitti. Ben İstanbul’a bu tür imtihanlar için gittim. İstanbul’da o dönem her fakültenin imtihan için ayrı bir günü vardı. Siz gidip kayıt yaptırıyordunuz ve imtihan günü geldiği zaman gidip sınava giriyordunuz. Ben Güzel Sanatlar Akademisi’nin Mimarlık bölümüne kayıt yaptırdım. Yüksek Denizcilik Fakültesi’ne kayıt yaptırdım. O arada Yüksek Mimarlık bölümünün sınavına girdim kazanamadım. Ancak kazanıp kazanamadığımı bilemeden ‘Ankara’da Gazi’nin imtihanları var’ dediler. Ben apar-topar Ankara’ya gittim. Gazi’nin imtihanlarını kazanınca daha hiçbir fakültenin imtihanlarına girmedim. Ama ben resmi sevdiğim için Gazi Eğitim’e girdim. Sonunda baktım öğretmen olmuşum. Öğretmenliği zerre kadar düşünmüyordum. Fakat işin içerisine girince öğretmenliği de sevdim, öğrencilerimi de sevdim. Bilmiyorum herhalde onlar da beni sevmiştir.

61 Medya: Esas nüveyi lisedeki yönlendirmede mi üniversite de oluşturdunuz? Özü nerde oluşturdunuz?

Haydar Durmuş: Ben Trabzon Lisesi’ndeyken arkadaşlarım bana hep ressam diyorlardı. Ben de onların ifadesine göre havaya giriyordum. Kendimi gerçekten ressam zannediyordum. O duygularla Gazi Eğitim’in resim bölümüne başladım. İkinci yılın sonunda resim yapamadığımı öğrendim. Ama ikinci yılda devlet resim sergisine resmim kabul edildi. İkinci yılda resmim devlet sergisine kabul edildiği halde resim yapamadığımı anladım. Yani resim dışardan bakıldığı kadar çok kolay görülüyor. Resim yapmak kolay ama sanatçı olmak zor.

61 Medya: Ne zaman ben ressamım’ dediniz?

Haydar Durmuş: Ben her zaman ressamım ama sanatçı olmak zor. Sanatçı olmak için bir kere senden önce yapılan bütün çalışmalardan farklı bir ürün ortaya koyman lazım. Eğer bir başkasını yaptığı çalışmaya benziyorsa taklitçisin, kopyacısın. Sanatçı, çağının önünde yaşar. Yani arkadan takip etmez. Arkadan takip edenler taklitçilerdir. Mesela Van Gogh devrinde bir veyahut iki tane resim yapmıştır. Ama yüzlerce tablosu var. Kardeşine yazdığı mektupta, “İki yol var resimde. Birincisi çağdaşlaşlarım gibi resim yapmak, herkesin beğendiği resimler yapmak. Ya da ileride yaşayan bir sanatçı olmak. Ben ikinci yolu seçtim. Yani o, zamanın önünde yaşadığından ilerde resminin değer kazanacağını kardeşine yazdığı mektupta ifade ediyor. Ama diğerleri herkesin alkışlarına göre hareket yapıyorlardı. Hiçbirinin ismi-cismi şimdi piyasada yok. Ama Van Gogh’un bugün kirli çorabı da olsa, ‘Bu Van Gogh’un’ diye herkes ona saygı duyuyor, hürmet gösteriyor. Çünkü yeni bir ufuk açtı.

61 Medya: Babanız ne iş yapıyordu?

 

Haydar Durmuş: Burada esnaftı.

61 Medya: Kaç kardeştiniz.

 

Haydar Durmuş: 5 kız, 2 erkek olmak üzere 7. Erkek kardeşim benden küçüktür. O, ortaokulu bitirdikten sonra daha okumadı. Kız kardeşlerimin bir tanesi benim yanımda öğretmen okulu 2.sınıftan 3.sınıfa geçti. Çevre O’nun okumasını istemedi. Aileden sadece ben okudum. Ama rahmetli babam bana hiçbir zaman, meslek seçimim konusunda yönlendirme yapmadı, baskı yapmadı. Beni tamamen kendi halime bıraktı. Ben kendi mesleğimi kendim seçtim.

61 Medya: Resim bölümüne gitmenize de bir şey demedi değil mi?

 

Haydar Durmuş: Yok, kesinlikle söylemedi.

61 Medya: Sizin kaç tane çocuğunuz var?

 

Haydar Durmuş: Benim üç tane çocuğum var. Kızım resim öğretmeni. İki oğlum da üniversite bitirdi. Fakat resme merakları yok. Kızım resim öğretmeni olduğu halde o da 3 tane çocuk olunca resimle ilgilenemiyor. Sadece öğretmenlik yapıyor.

61 Medya: Teşekkür ediyoruz, zaman ayırdınız.

 

Haydar Durmuş: Ben teşekkür ediyorum. Siz zaman ayırdınız.

61 Medya: Sadece yazmakla kalmayacağız. Haydar Bey’i sadece yazmakla geçmeyeceğiz. Bir şeyler yapabilmek için en azından bir ateş yakarız. Bakarız üstüne belki birileri odun taşır. Bir şeyler yapar, bir şey parıldar, bir şeyler olur mu? Olması lazım. Ama en azından ben burayı görmek, bunu yaşamak için geldim. Tekrar teşekkür ediyorum.

 

Haydar Durmuş: Ben teşekkür ediyorum.

 

1a01213e-c828-4872-b1c5-96911a39bfc6