Halim Ağa Usta ile Trabzon ekonomisini konuştuk. TTSO, Trabzon ve iş dünyası için ne anlam ifade ediyor?

“Çalışmayı, üretmeyi, bir şeyler ortaya koymayı seviyorum.” diyerek kendini tanımlayan Usta, küçük yaşta başladığı iş yaşamı için eğitimini de yarım bıraktı.

Bir süre medya alanında çalışan Usta, sahip olduğu girişimci ruhun
verdiği cesaretle, gelişme potansiyeli gördüğü sigortacılık sektöründe
kendi işini kurdu.


İşine olan bağlılığı ve çalışma azmiyle belirlediği hedeflere kısa sü-
rede ulaşan ve Türkiye birinciliği kazanan Usta, sektördeki gelişme ve
yenilikleri takip etti, birçok yeniliğin de öncüsü oldu.
“Başka alanlarda da iş kurdum ama hiçbirinden sigortacılıktan aldığım tadı ve hazzı alamadım.” diyen Usta, güç birliği yaparak devam
ettiği sigortacılık sektöründe kendine yeni hedefler koydu ve bu hedefler doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor.


En büyük hedefini ‘bir sigorta şirketi kurmak’ olarak belirleyen
Halim Ağa Usta’yla genç girişimciler için örnek iş yaşamını, sigortacılık
sektörünü, Trabzon ekonomisini konuştuk.

halimusta
Halim Ağa Bey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?


1977 yılında Trabzon’da doğdum. İlk, orta ve lise tahsilimi Trabzon’da yaptım. Makine Resim Konstrüksiyon Bölümü’nü kazandım.
Bir süre sonra okuldan ayrılarak lise yıllarımda başladığım iş yaşamıma
ağırlık verdim.


1993 yılında Kuzey RTV’de kameraman olarak, 1994 yılında ise ana
kumanda sorumlusu olarak çalıştım ve bu görevimi 1997 yılına kadar
sürdürdüm. 1998 yılında ulusal Kanal 7 televizyonunun temsilciliğine
başladım. 1999 yılında bünyesinde bir radyo ve televizyonu barındıran
Karadeniz Medya Grubu Genel Müdürlüğü’ne atandım ve 2001 yılına
kadar bu görevi devam ettirdim.


2001-2002 yılları arasında askerliğimi yaptım. Askerlik dönüşü
2003 yılında Genç Sigorta’yı kurarak sigorta acenteliğine başladım ve
bugüne kadar da firmamızı büyüterek bu alanda çalışmaya devam ediyoruz.


BİR ŞEYLER ÜRETMEYİ ÇOK SEVİYORUM


Halim Ağa Bey, siz küçük yaşta ticarete başladınız, hattâ eğitiminizi
de ticaret için bıraktınız? Sizdeki bu ticaret aşkı nereden geliyor?
Ben çalışmayı, bir şeyler üretmeyi çok seviyorum. Çalışmak, yaptı-
ğım işi en iyi şekilde yapmak bana zevk veriyor. Girişimci de bir ruhum
da var tabii.

Medya alanında çalıştıktan sonra sigortacılık iş kolunda kendinize
iş kurdunuz. Neden sigortacılık?


Yaptığım çalışmada sigorta sektörünün gelişme eğiliminde olduğunu, önünün açık olduğunu gördüm ve bu yönde bir karar verdim.


2003’ten 2008’e kadar bilfiil bu işimizin başında durduk ve çok iyi
mesafeler de kat ettik. Türkiye birinciliklerimiz oldu. 2007’de acentelikler ofiste poliçe kesemezken, biz mobil acentelik sistemini kurduk.
20 kişilik bir ekiple çok başarılı çalışmalara imza attık ve bu çalışmamız
çok ses getirdi. Riski yerinde görerek, bilgilendirici bir çalışma yaptık
ve iyi işler çıkardık. Fakat bu iş için hizmet aldığımız firmadan kaynaklanan bir sıkıntı sebebiyle mobil çalışmamızı bitirmek durumunda
kaldık.


2008 yılından sonra da farklı sektörlere girdik. Yine 2003’te Sü-
zer Turizm firmasının yöneticiliğini yapmaya başladım ve hâlen devam
ediyorum. Bunun haricinde farklı sektörlerde 5-6 firma daha kurup
farklı işler yaptık ama diğer işlerde, sigortacılıktan aldığım tadı almadığım için bıraktım ve bu işe döndüm. Zaten büyük bir potansiyelimiz
vardı.


İşimizi daha da büyüterek Türkiye genelinde iş yapmak ve adımızı
duyurmak için önemli bir adım attık ve 3 acente olarak birleştik. Türkiye’deki 16 bin 300 acentenin ilk 90’ındayız. Bunu ilk 10’a çıkarma
gayretinde olacağız.


Çalışmalarınız sadece Trabzon’da mı?


Hayır, ülke genelinde çalışmalar yapıyoruz. Şu andaki lokasyonlarımız ağırlıklı olarak bölgesel bazda gidiyor. Şubelerimiz var. 16 şirketin yetkili bayiliğini yapıyoruz. Türkiye’de bizden fazla şirketle çalışan çok az acentelik vardır. Farklı projelerimiz var, bunları kademe kademe gerçekleştiriyoruz. Trabzon’daki müşterilerimize ekstra hizmetler
sunmak adına AR-GE ve projeler yapıyoruz. Bunları inşallah ilerleyen
günlerde hayata geçireceğiz.


Mesela bunlardan biri şu; müşteriler, trafik sigorta fiyatlarının
farklılığı nedeniyle çok zaman kaybediyorlar. Biz sistemimizi, 90 saniyede on-line olarak fiyat verip poliçe kesecek hâle getirdik. Bu çok gerekli bir çalışmaydı ve bunu başardık. Çünkü bütün acenteler, şirketler hizmetlerini çağın gerekliliğine uygun hâle getiremezlerse ayakta kalamazlar. Bizde de girişimcilik ruhu var ve bu öne çıkıyor.


Diğer sektörlerdeki işleriniz devam ediyor mu?


Bıraktıklarımız var, bir kısmını sürdürüyoruz ama bunları da bırakarak sadece sigortacılık işine devam etmeye karar verdik.

YAPTIĞIM İŞE KENDİMİ VERİR, ELİMDEN GELEN GAYRETİ GÖSTERİRİM


Yaşınız henüz genç ama iş yaşamınıza başlarken belirlediğiniz hedeflere bugün itibarıyla hangi oranda ulaştınız?


Biz 2003 yılında işe başlarken 2010 yılı için Türkiye birinciliği hedefi koymuştuk. Bu hedefimize 2008 yılında ulaştık. Hedefinize ula-
şınca bir doygunluk oluyor tabii.
Ben 16 yaşında kameraman olarak çalışmaya başladığımda ‘kırarsın’ diyerek bana kamerayı korkarak verdiler ama ben azmettim ve bir
yıl sonra ana kumandaya geçtim. Bu biraz heves, merak ve işini sevmekle ilgili. Ben yaptığım işe kendimi verir, elimden gelen gayreti gösterirdim, hâlen de öyleyim. Bunlar da başarıyı getiriyor.


Sigortacılık gelişen bir sektör, bu alanda yeniliklerin ve hedeflerin sonu gelmiyor. Farklı poliçeler üreten bazı firmalar bizi geçti. Şimdi
amacımız yeni politikalarımızla sektörde tekrar yukarılarda yerimizi
almak. Bizi mutlu eden de bu hedefe giden yolda yapılan çalışmalar
oluyor.


Peki, sizin elde ettiğiniz başarı başka hangi ilkeler üzerinde yükseliyor?
Biz aslında acenteler olarak sigorta şirketi ile müşterilerimizin arasını bulan, bu hizmeti veren kişileriz. Burada bizim hizmet olarak en uygun fiyatı, en iyi hizmeti vererek sunmak ilk amacımız. Düzgün,dürüst, şeffaf hizmet vermek çok önemli. Olmayacak şeyleri aktarıp da
yarın ihtiyaç ortaya çıkınca; ‘Bu, poliçede yer almıyor.’ dememek çok
önemli. Sektörü kötüleyecek şeylerden özenle kaçınıyoruz.


Tabii kaliteli hizmet vermek olmazsa olmazımız. Bu kaliteli hizmetin altında da birçok bileşen vardır. Temel amacımız riskleri doğru tanımlayarak gerekli teminatları vermek ve doğru çözüm ortağı olmaktır.


TÜRKİYE’DE SİGORTACILIK, TRAFİK SİGORTASI HARİCİNDE
GELİŞMEMİŞ DURUMDA


Sigortacılık sektörünü değerlendirir misiniz?


Trabzon dışında da kökeni Trabzonlu olan çok sayıda müşterimiz
var. Burada 24-25 kişi istihdam ediyoruz.


Türkiye’de sigortacılık, trafik sigortası haricinde gelişmemiş durumda. Bunu tabana yayamadık. Acenteler artık bilinçli çalışıyor. Şirketler de sadece trafik sigortası ile sektörün ayakta duramayacağını biliyor ve görüyor. Yeni çalışmalar yapılıyor. Benim de bu konuda bir
teklifim oldu, DASK kurumu ile tapu verilerinin birleştirilmesini ve
böylece konut sigortalarında kolaylıklar sağlanmasını teklif ettik. Tıpkı
TRAMER’de olduğu gibi. Konutta da bize bu imkânın sağlanması lazım. Bunu yapmadığımız sürece acente bu poliçeleri tanzim ederken operasyonel yorgunluğundan dolayı çekiniyor. Müşteri de fiyatı bilemediği için konut sigortalarının çok yüksek olacağını düşünüyor. Hâlbuki bir konutun senelik maliyeti 150 TL civarında. Aslında bu riski
almamak en büyük risk.


Diğer illerle kıyaslama yaparsak Trabzon’daki durum nedir?
Trabzon’da taşıma sayımızın üzerinde bir acente sayısı var. Böyle
olunca da Türkiye’de sigortalanma oranı en yüksek il Trabzon oluyor.
Bu acente sayısının fazlalığı ilimizi birinci yapıyor.


Sektör hızlı aksiyon alabiliyor. 7-8 yıl önce elle kestiğimiz poliçeleri
artık 30 saniyede keser hâle geldik. Böylece mükerrer evraklar ve usulsüzlükler büyük ölçüde ortadan kalktı. Sigortacılık sektörü şu anda en
güvenilir sektörlerden birisi hâline geldi.


Sektörde kalitenin artması için hem acenteliklere hem de çalışanlara dair belli kriterler var. Biz bunlardan memnun oluyoruz. Acentenin gücü de yaptığı işle doğru orantılı. Biz de bu anlamda gücümüze güç katmak için müşterilerimize yönelik yeni hizmetlerle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Sektörde veya iş hayatında kendinize örnek aldığınız kişiler var mıdır?


Benim bir idolüm yok ama herkesten alacağım bir şeyler mutlaka
vardır. 15 yaşındaki çocuktan bile fikir alır, uygularım. Buna açık bir
kişiliğim var. Ben de küçük yaşta ticarete girdiğim için genç yaşta bu
yönde epey bir tecrübe sahibi oldum.
Ama şuna çok önem veririm; işini doğru dürüst yapan, işine kendisinden bir şeyler katan kişiye aşığım ben. Pazarda limon satan kişi eğer
işine kendini veriyor, becerisini sergiliyorsa onu izlemekten bile büyük
haz alırım.


Siz genç yaşta, sıfırdan başlayarak önemli başarılar elde eden bir
girişimcisiniz. Bu anlamda bilhassa girişimci gençlere tavsiyeleriniz
nelerdir?


Farklı düşünmelerini, fırsatları iyi görmelerini ve bunları değerlendirmelerini öneririm. Yaptıkları işi yeni piyasa şartlarına ve teknolojik değişimlere göre entegre etmeyi başarmalılar. Girişimcilik de budur.


İŞSİZLİK DEĞİL, İŞ BEĞENMEMEK VAR


Ben işsizlik olduğuna katılmıyorum. Ben 37 yaşındayım, 10 yaşından beri çalışıyorum. Tam 27 yıldır çalışma hayatının içindeyim. Bir gün bile işsiz kalmadım, 7-8 mesleğim var. Kişi kendini geliştirmezse iş bulamaz; bu çok doğal. İş beğenmemeyi de anlamıyorum. İş ilanı yayınlıyoruz, işsiz gençler gelmiyorlar. ‘Yetiştirilmek üzere’ diyoruz ama
yine de gelmiyorlar. Masabaşı, bilgisayarlı iş arıyorlar. Unutmayalım,
herkese iş imkânı var, yeter ki çalışmak istesinler.


Girişimcilikle ilgili şunu da söylemek isterim; benim yanımda çalışan bütün çalışma arkadaşlarım girişimci olabilir. Ekiptekilerin bazıları eğer kapasitesinin üzerinde bir çalışma gösterebiliyorsa emin olun kendi işimin önemine bakmam onun istikbali için önünü açarım.

Bunu yaptım da... Benim yanımdan ayrılarak acentelik yapan arkadaşlarımız
var, önlerini kapatmıyoruz. Aksine destek veriyoruz kendilerine.
Bunu emin olun Allah rızası için yapıyoruz. Birilerinin böyle ba-
şarılı olması, bir arkadaşımın iyi yerlerde olması bana inanın haz verir.
Bunun bana ne zararı olabilir ki?


İŞİMİZİ LAYIKIYLA YAPMANIN PEŞİNDEYİZ


Meslektaşlar olarak da bir arada olmalıyız. Trabzon’un bütün iş-
lerini biz yapsak; bir meslektaşımızla sohbet edemedikten, çayını içemedikten, insanlar bize iyi bir gözle bakmadıktan sonra ne anlamı var?
İşimizi düzgün yapalım, herkesin rızkını Allah veriyor. Biz işimizi layıkıyla yapmanın peşindeyiz.

Burada şunu söylemek isterim; girişimcilikle ilgili benim bir projem var. Girişimcilik ruhunu eğitim sisteminin, üniversitelerin öldürdüğünü düşünüyorum. Eskilerimiz iş yaşamına genç yaşta başlıyordu.


Böyle hareket edenler başarılı oluyordu. Şimdiki gençler bunu yapamıyor. 24-25 yaşında mezun olan bir genç her şeyden soğuyor.
Benim tavsiyem lise mezunlarından girişimci olmak isteyen kişi,
belli bir yaş aralığında TTSO’ya gidip, ‘Ben girişimci olacağım, iş yapmak istiyorum.’ diyerek kayıt yaptırırsa, bu gençlere sınavsız işletme
bölümünün açılması gerekir. Böylece hem genç yaşta iş yaşamının
içinde olur hem de iyi bir işletmecilik eğitimi alır. Her şeyi yaşayarak
tecrübe etmek durumunda kalmaz. Bu anlamda TTSO veya TOBB,
Millî Eğitim Bakanlığı gibi kurum ve kuruluşlar buna destek vermeli.


TTSO’ya gelelim. Meclis üyesi olmaya nasıl karar verdiniz?


Yolcu taşımacılığı yapan firmaları temsilen ilk olarak 2009-2013
döneminde, sektörümüzün sıkıntılarını dile getirmek, çözüm aramak
üzere aynı sektördeki ağabeylerimizin, büyüklerimizin teşvikiyle bu
yola girdik ve meclis üyesi olduk. Taşımacılık sektörü bildiğiniz gibi kan
ağlıyor. Yakıtta ÖTV indirimi yapılmaması, gemilere, uçaklara tanınan
hakların bize tanınmaması dolayısıyla rekabet eder durumda değiliz.
Devletin hava yolu şirketlerine yaptığı teşvik bir sektörü desteklerken
bir diğerini öldürüyorsa bu doğru değildir; bunu dile getirdik.


Sizce TTSO, Trabzon ve iş dünyası için ne anlam ifade ediyor?


Ben TTSO’nun çok önemli bir STK olduğunu düşünüyorum. Çalışmaları da gayet başarılı. Fakat bizim esnafımız, tüccarımız TTSO’yu
sadece aidat alan bir kurum gibi görüyor. Oysa orada bütün sektörler
temsil ediliyor. Her sektör kendi temsilcisini seçiyor. Aylık toplantılarımız oluyor. Komite toplantıları yapılıyor. Esnafımızın, tüccarımızın
sıkıntıları dile getiriliyor, üst mercilere iletiliyor, muhataplarından çö-
züm bulunmaya çalışılıyor.


TTSO’nun daha iyi çalışması, üyelerin bakış açısını değiştirmesine bağlı. Komiteleri çalıştıracak olan üyelerdir. Üyelerimiz bu yöndeki
haklarını da bilmeliler.

Trabzon'dan Koronavirüs uyarısı! Hala içimizde Trabzon'dan Koronavirüs uyarısı! Hala içimizde


Biraz da ortaklıkla ilgili konuşalım. Siz ortaklık suretiyle üç acente
güç birliği yaptınız. Sanırım yeni nesil ortaklığa daha sıcak bakıyor gibi.
Ne dersiniz?


Sermaye gücü ile iş gücünün birleşmesi çok önemli. Şirketin her
işini bir kişinin yürütmesi nerede, birkaç kişinin arasında bu yükün
bölünmesi nerede? Kasam cebim, muhasebe kafam anlayışıyla bu işlerin yürümeyeceği ortadadır. Şirketlerin kurumsallaşması ve mümkünse güç birliğine gitmeleri lazım. İyi bir kadroyla yapılamayacak iş yoktur. Birleşme kâr değil, yük paylaşımıdır. Bu mantıkla bakmalıyız. Sen
ortağını, ortağın da seni düşünürse bereket artar. İki kişi hakkaniyetle
ortaklık yaparsa üçüncü kişi Allah’tır, bunu unutmamak lazım.


TRABZON’DA ‘SPOR TURİZMİNİ’ DE ÖNE ÇIKARMALIYIZ


Halim Ağa Bey, sizce Trabzon’un daha gelişmiş ve kalkınmış bir
şehir olması için neler yapılmalı?
Turizm ve sağlık öne çıkıyor. Bunun yanında da KOBİ’ler olmalı
tabii. Sanayi kenti değiliz, bunu biliyoruz.
Trabzon’da ‘spor turizmi’ni de öne çıkarabiliriz. Çünkü şehrimizin
spor altyapısı gelişmiş, burada spor turizmine de ağırlık verilebilir.
Trabzon’da bir Rusya-Gürcistan rugby maçı yapıldı, o dönemde
benim Forum AVM’de mağazam vardı. İnanın bayramlardakinden çok
ciroyu o dönem yaptık. Çünkü maça gelen adam eğlenmeye, para harcamaya geliyordur. Bu anlayışla spor turizmine ağırlık vermeliyiz.


Bilinçli bir turizm yapılırsa bu sektörün önü açıktır. Ama bunu bilinçsiz yapmamalı, Ruslara yaptığımızı Araplara yapmamalıyız. Yoksa
yazık olur.


Gerçekleştirmek istediğiniz bir hayaliniz veya projeniz var mı?
Evet, var. Benim en büyük hayalim bir sigorta şirketi kurmak.
Dünya çapında bir şirket kurmak veya satın almak gibi bir hedefim var.
İş hayatınızda önemli kırılma noktaları yaşadınız mı?
Biz işlerimizi hep planlı ve programlı yaptık. Öyle büyük sarsıntılar
yaşamadık. Ama bir Card Finans olayı vardır ve bu bizim için bir kırılma ânı olmuştur diyebiliriz. Ünlü iş adamı Hüsnü Özyeğin, acentelere
kredi kartı ve kredi verebilme imkânını tanıdığı dönemde biz hemen
harekete geçtik ve 40 kişi istihdam ettik. Türkiye’deki bütün bankalardan daha fazla kredi kartını acente olarak sattık. Rekor kırdık. Bu başarının maddi anlamda da karşılığını aldık. Zeki insan fırsatları görüp hamlesini yapmalı. Bu bir kırılma ânı olmuştur bizim için.
İşinizden kendinize vakit ayırır mısınız?
Evet, bunu yapmaya özen gösteririm. Ailemle vakit geçirmeyi severim. Cumartesi-pazar günleri ailemle olurum. Akşam da arkadaş-
larımla oturup sohbet etmeyi severim. Sporu da severim. Bir dönem
salon sporlarıyla uğraştım.


Halim Ağa Bey teşekkür ederiz.


Ben teşekkür ederim.
 

2016