Sincan’da cami yıkıp Hilton Oteli kurmak!..

Amerika oteller zinciri Hilton, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesinde yıkılan bir caminin yerine otel inşaatı başlatmayı planlıyor. Durumun vahametine bakar mısınız? Buna karşın ABD’nin en büyük Müslüman Sivil Halklar Örgütü, Hilton yetkililerine çağrı yaparak projenin durdurulmasını istedi. Yapılan açıklamada “Komünist Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin kültürlerini, tarihlerini ve özellikle de İslami kimliklerini yok etmeye çalıştığı buldozerlerle yıkılan caminin yerine Hilton’un otel inşa etmesi demek, Çin’in bu yok etme politikasına destek vermek anlamı taşıyor.” denildi. Açıklamada ayrıca Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün verilerinden hareketle son 4 yılda Sincan’da 16 bin caminin yıkıldığı kaydedildi. Ortada bir soykırımın varlığından bahisle “Hilton soykırıma yardım etmesin” denildi.

Haberi okuyunca aklımıza Türkiye’de ve Trabzon’daki Hilton otelleri geldi. Sonra da tabi ki kendimizi sorgulamak… Amerika’daki Müslümanlar Sincan Özerk Bölgesinde yıkılan caminin yerine otel yapmak isteyen Hilton yetkililerine seslenmek için Hilton’un önünde toplandılar da İstanbul’da Ankara’da Samsun ve Trabzon’da neden kimsenin kılı kıpırdamadı? Neden buralardaki Hilton otellerinin önünde demokratik gösteri yapılarak Amerika’ya ses ulaştırılmadı? Neden biliyor musunuz? Kimsenin böyle bir meselesi kalmadı… AK Parti iktidarı kendisini iktidara taşıyan nüvelerin ruhunu perişan etti. Ya makam verdi ya para… Dolayısıyla hepsinin ilkelerini önemsizleştirdi. Alın Trabzon’daki STK’ları her biri bir makamda. Makam ve mevkiler onlardan soruluyor. Ekonomileri de hayli iyi olduğuna göre Sincan’daki yıkımı duymadılar bile. Sincan için ABD’li Müslümanlar tepki göstersin!.. Unuttukları bir şey var. Bu bir imtihan ve bedelini inşallah hepimiz çok ağır ödemeyiz. ABD’deki Sincan eylemini okuyunca bunları düşündük.

***

Şenol Güneş ve sosyoloji

Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş, kaybedilen iki milli maç sonrası ‘sorumluluk benim’ demiş. Bu sözler bize Şenol Güneş’in hocalık yaptığı ve Trabzonspor’un şampiyonluktan olduğu 2010-2011 sezonunu hatırlatıyor. Sezon ortasında takım iyi gittiğinde hiç kimseyi etrafına yanaştırmayan ve her şeyi tek başına yürüten Şenol Güneş, şampiyonluk kaçınca ‘Bunun tek sorumlusu benim’ deyip karşıya geçiverdi!.. Önceki gün de aynı beyanatı verdi. Belki bu sözler kendisini rahatlattı. Ya da rahatlatıyor olabilir. Ancak Trabzonspor şampiyonluğu kaybettiğinde hangi hayallerin nasıl yıkıldığını insanların nasıl perişan olduğunu bilmiyoruz hiç düşündü mü? Aradan bir süre zaman geçti. Şike ortaya çıkınca gazeteci dostumuz sevgili Hasan şikenin kitabını yazdı. Kapağına da başlık olarak ‘Kupa Başbakanda’ dedi. Şenol Güneş, gazeteciler cemiyetine giderek o kitabı basının önünde kaldırdı. Hâlbuki 1 yıl önce kaçan şampiyonluk için ‘sorumlusu benim’ demişti.

Şimdi Milli Takım olayına dönünce Türkiye ne kadar da umutlandı. Umutlandıran da yine aynı Şenol Güneş.. İki müsabakada sıfır çeken teknik adam ‘sorumlusu benim’ deyip karşıya geçiverdi. Böyle bir tabloyu ya da böyle bir yaklaşımı gazeteci olarak yorumlamakta zorlanıyoruz. Konuyu sosyologlara havale ediyoruz. Zira inanıyoruz ki bu sosyolojinin konusu. Milyonların psikolojisinin bozulmasının karşısında bir kişinin ‘tamam sorumlusu benim’ deyip rahat rahat karşıya geçmesi ve bunu alışkanlık haline getirmesi acaba nasıl bir şey?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.