Geçtiğimiz hafta Beşikdüzü’nde ilginç bir olay yaşandı. Uzun zamandır çalışanlarına maaş veremeyen ve belediyeyi yönetilemez hale gelen Beşikdüzü Belediye Başkanı Ramis Uzun’un tek umudu teleferiği Trabzon Büyükşehir Belediyesine devrederek ciddi bir para alıp rahatlamaktı. Ancak bu proje çok kolay hayat bulacak gibi değildi. Hem Büyükşehir Belediyesi bir büyük borcun altına girecek hem de CHP’li belediyeyi kurtardığı için parti içinde eleştirilecekti. Lakin diğer yandan Beşikdüzü Belediyesi de gittikçe daha perişan hale düşmüş, ödenmeyen personel maaşları üç ayı geçmişti. Huzursuzluk belediye binasının dışına taşmış ilçeye yayılmıştı. Artık teleferik devrini bekleyecek zaman kalmamıştı. İşte böyle bir ahval ve şerait içinde ve bize göre CHP Genel Merkezi olaya el attı. Aldığımız bilgilere göre yalnız Beşikdüzü belediyesi için değil yurt çapında Beşikdüzü gibi yönetilemez hale düşen diğer bazı belediyeler için de ortak bir karar alındığını öğreniyoruz. Beşikdüzü belediyesine eş başkan yetkileriyle gönderildiğini gözlemlediğimiz Murat Düzgün’ün anlattıklarından anlıyoruz ki konu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla mütalaa edilmiş. İlçelere gidecek isimleri doğal olarak İmamoğlu belirleyip sorumluluğu üstlenmiş. Hem ekonomik hem de teknik ve idari olarak söz konusu belediyeler artık İBB’nin gayri resmi himayesine girmiş oldu. Beşikdüzü’ne gönderilen isim ise gelir ve maliye alanında kendini iyi yetiştirmesiyle dikkat çeken Murat Düzgün.

Murat Bey göreve başladıktan sonra Başkan Ramis Uzun personeli toplayıp Murat Bey’i yanına alarak kısa bir sunum yaptıktan sonra sözü Murat Düzgün’e bırakıyor. Bakın şimdi Murat Düzgün olayı nasıl anlatıyor.

1-Ekim ayı içinde Beşikdüzü’ne gelerek bazı incelemeler yaptığını söylüyor. Ardından “Makro konular üzerinde sorunları talep ettikten sonra bizleri görevlendiren yöneticilerimizin takdiri ile Beşikdüzü Belediyesine atamamız yapıldı” diyor. Murat Düzgün kendisini görevlendiren yöneticilerin takdiri derken herhalde Belediye Başkanı Ramis Uzun’u kastetmiyor. Tabi bu arada bir başka şey daha yaşanıyor. Murat Düzgün personele konuşmadan önce üç aydır ödenmeyen maaşlar ödeniyor. Şayet maaşlar ödenmemiş olsaydı personel Murat Düzgün’e tepki koyabilirdi. Önce ödenen maaşlar ve ardından İstanbul’dan gelen bir adam. (Bu arada maaş miktarının bir bağışçı ismi altında yatırıldığını hatırlatalım)

2-Murat Düzgün sıradan bir eleman ya da danışman olsa bütün personel bir araya toplanarak onlara hitabına gerek olmazdı. Belediye Başkanının yanında duran ve üst perdeden konuşan Düzgün, Beşikdüzü Belediyesini kısa sürede kurumsal bir yapıya kavuşturacaklarını, zaman zaman İstanbul’dan bilgi işlem, gelir( para), saha personeli alacaklarını ifade ettikten sonra “Hazırladığımızı eylem planını uygulamaya sokacağız. Birim amirleri ve yöneticiler, belediye adına gelirler, benimle görüşülecek. Benim odam 1. Kattadır” diyor. Size göre Murat Düzgün sıradan bir memur ya da danışman olarak mı Beşikdüzü’ne geldi yada gönderildi. Biz bunun adına eş başkanlık dedik. Bu bir tespit elbette. Yoksa atama olamaz. Ancak CHP İl Başkanı da dahil Ramis Uzun’un çok rahatsız olduğunu gözlemledik. Bizi mahkemeye vermişler ya da verecekler. Bunun bir önemi yok. Biz biliyoruz ki mahkeme işi bir tehdit. Günebakış’ı korkutmak istiyorlar.

Günebakış’ı mahkemeyle tehdit eden Ramis Uzun basın toplantısından sonra gazetecilerle sohbet etmiş. Bu sohbet sırasında da Murat Düzgün’ün sıradan bir eleman olarak geldiğini, belediyeyi inceleyip kendilerine rapor sunacağını, bunun kabul edilebilirliğinin kendilerine ait olduğunu… Ve üzerlerinde herhangi bir yaptırım gücü olamayacağını iddia ediyor. Yani İBB para bulup yollayacak Ramis Bey de harcayacak!.. Böyle bir şey mümkün mü? İBB üretilen projelere para gönderirken elbette parayı da takip ediyor. Yani kendi adamını görevlendiriyor. Bir diğer ifadeyle doğru olanı yapıyor. Zaten o sohbetin bir bölümünde “Yarın hazırlanacak raporlar doğrultusunda Beşikdüzü Belediye Başkanı Ekrem Başkan’dan destek isterse tabi ki yardım edecektir” deniliyor. Yine o sohbetin son bölümünde ise bundan sonra önümüz açıldı, biz talep edeceğiz onlar da zevkle yardım edecekler” ifadeleri kullanılıyor. Yani Beşikdüzü Belediyesinde yaşanan gelişmenin adı “eş başkan” olmasa da Beşikdüzü Belediyesi yönetiminin artık İBB’nin kontrolü altına girdiği şeklindedir. Murat Düzgün Bey’de bu koordinasyonu sağlayacak isimdir. Adı ister kayyum ister eş başkan ister danışman olsun bize göre Beşikdüzü Belediyesi bundan böyle Murat Düzgün’ün idaresindedir.

Günebakış gazetesi Beşikdüzü Belediyesiyle ilgili yalnızca habercilik yapmıştır. Halkı aydınlatmış, neler yaşandığını anlatmıştır. CHP ise eş başkan ifadesinden rahatsızlık duymuştur. Duymakta da haklı. Seçtirdiği Başkan belediyeyi yönetemeyerek gayri resmi de olsa yönetimi dışarıdan gönderilen bir isme devretmek zorunda kalmıştır. Yani olayın siyaseten karşılığı “Beşikdüzü Belediyesini, Beşikdüzü halkının seçtiği isim değil İstanbul’dan gelen bir teknokratın yönetecek olmasıdır.”

Gerisini zaten mahkemede konuşacağız. Habercilik yaptığımız için yargılandığımız ilk dava da değil, son dava da olmayacak. Süreci siz okurlarımızla paylaşacağız.

Not:

Keşke CHP İl Başkanı Ömer Hacısalihoğlu, o basın toplantısında bu olayı ortaya çıkaran Meclis Üyesi ve bu gelişmeyle ilgili halkı aydınlatan günebakış gazetesinin hedef gösterilmesine izin vermeseydi. Ramis Uzun Önder Öztürk’ü ve günebakış’ı susturmak için elbette mahkemeye verebilir. Ancak İl Başkanı Ömer Hacısalihoğlu kendi katıldığı toplantıda bunu desteklemek anlamına gelen anti demokratik tavrı kabullenmeyebilirdi. Keşke dedik. Elbette ki takdir kendilerinindir.