Trabzon'da Özkan Sümer ve A. Suat Özyazıcı çekişmesi var mıydı?

Sümer, Trabzonspor camiasında teknik adam olarak hep Ahmet Suat Özyazıcı ile mukayese edildi. Zaman zaman ufak atışmaları olmadı değil… Ama bilinenin...

+8
Haber albümü için resme tıklayın

Sümer, Trabzonspor camiasında teknik adam olarak hep Ahmet Suat Özyazıcı ile mukayese edildi. Zaman zaman ufak atışmaları olmadı değil… Ama bilinenin aksine her zaman dost kaldılar! Sümer’e Trabzonspor’da profesyonel teknik adam olarak ilk kez Özyazıcı yardımcılık teklif etti ve o da bunu kabul etti. Biri görevde iken öbürünün varlığı çalışmalarını daha da verimli hale getiriyordu.

Ahmet Suat Özyazıcı’yı yüceltmek konusunda çabam yok

Trabzonspor’un 6 kez kazandığı lig şampiyonluğunun arkasında yatan en önemli etkenlerden biri de belki budur! Yani, farkında olmadan veya bilerek denetim!!! Sümer, belki de bu nedenle eski dostuna vefasını her daim dile getirmekten çekinmemiştir. İşte Özkan Sümer’in Ahmet Suat Özyazıcı’ya ayırdığı özel bölüm ve söyledikleri: “Ahmet Suat Özyazıcı’yı yüceltmek konusunda çabam yok. Gerçek değerini anlatmak istiyorum. O bunları fazlasıyla hak ediyor. Elbette eksiklerinin olduğunu da düşünüyorum. İyi bir teknik adam olacağı amatör futbolcuğundan belli idi.

Hem futbolculuğu, hem antrenörlüğü vardı. Çok birlikteliğimiz oldu. İlk profesyonel olayında da beraberdik. Necati Funda ile antrenörlük kursuna gittiklerinde bana da önerdiler. Ama futbolculuğum devam ediyordu. Özyazıcı benimle beraber olma arzusunu duydu. Altan Santepe ile teknik sorumlu oldu. O yıllar içinde Ahmet Suat ilk akla gelen isimdi. Birinci Lig’de ilk şampiyon olduğumuz dönemde Türkiye Futbol Antrenörleri ve Monitörleri Derneği’nde yönetim kurulu üyesi idim. Sahir Gürkan, Metin Türel, Gündüz Tekin Onay, Yılmaz Gökdel gibi önemli arkadaşlar vardı. Antrenörlük üzerinde daha tutarlı, daha saygın bir yön belirlemeye çalıştık. O günlerde Trabzonspor’un başında Şükrü Ersoy vardı. İlk yılda beraber görev yaptık.

Trabzonspor’un çok deneyimli bir yönetim kurulu vardı

Şükrü Ersoy’la Trabzonspor inanılmaz güzel bir başlangıç yaptı. Daha sonra ise takım düşüşe geçti. Şükrü Ersoy da benimle birlikte çalışmak istedi. Kabul etmedim. Bir süre sonra Şükrü Ersoy’un görevine son verildi. Burada Trabzonspor adına çok önemli bir olay yaşandı. Çünkü gerçek yönetici böyle olaylar sonuca varıp da, ondan sonra karar vermez! Öngörü ile hareket eder. Trabzonspor’un çok deneyimli bir yönetim kurulu vardı. İşin gidişini anlamıştı. Ve Şükrü Ersoy’un görevine son verildi. Şükrü Ersoy’a benim çabamla tazminat ödendi. Sanırım bu Türkiye’de bir ilkti.

Ahmet Suat Hoca’nın da “O yıl için görev yapmayacağım” diye meşhur bir lafı vardı. Ersoy’un ayrılışından sonra ilk teklif için Suat Hoca’ya gittiler. Aynı gerekçeyi öne sürdü. Yeni yıla gireceğiz. “Özkan Sümer de benimle olursa çalışırım.” şartını koydu. Kabul ettik. Bazıları Suat Hoca’ya “Hani sen bu sene görev almayacaktın.” diye takıldılar ama cevap olarak “Sene bitti. Yeni yıla girdik.

Yeni yılda çalışmayacağım demedim ki!” gibi anlamlı karşılıklar verdi. Şükrü Ersoy’dan sonra göreve geldiğimiz yıl şampiyonluk yaşadık. Bu çıkış hem Suat Hoca’nın hem Trabzonspor’un damgası olarak Türk Futbolu’na vuruldu. Türk Futbolu’nda yeni bir dönem başladı ve 3 büyükler ifadesi yerini artık “4 büyükler”e terk etti. Suat’la dostluğumuzu hep sürdürdük. “Suatçı/ Özkancı” söylemleri çok kullanılır olmasına rağmen, dostluğumuza zarar vermedi. Toplumun o etkisine kapılmadık. Aramızda “Ben haklıyım, sen haksızsın” çatışması yaşanmadı. 1978-79’da ilk kez çatışma oldu. Suat Hoca geldi bana göreve etmem yönünde ısrarcı oldu. Ben alt yapıda görevimi sürdürüyordum.

Trabzonspor da Özyazıcı ile şampiyon olmuştu

Yeni bir anlaşma hazırlığı içinde idiler. Ahmet Celal Ataman dönemi idi ve bir kısım anlaşmazlıklar çıktı. Olayın teknik boyutu yok da ekonomik boyutu vardı. Yetersiz bir taleple onun karşısına çıktılar. O da bunu kendisine değer vermeme şeklinde algılamış olacak ki ayrıldı. İlk akla gelen yine ben oldum. Kenan İskender’le Suat hoca’ya gittik. Kenan İskender Suat’ın görev yapmasını ve kabul etmesini istiyor. Ama Suat Hoca’yı ikna edemedik. Yönetim kurulu bizden cevap bekliyor. Kenan bu konuda akıllı ve becerikli biri idi. “İş yarına kadar sarksın” dedi. Doğrusu bu idi. Sabahleyin bir daha gittik. Kenan ısrar etti ama Suat Hoca kararlığını sürdürdü. Sonunda benim anlaşma yapıldı.”

Trabzonspor’a üstelik gönüllü başkan da olmadım!

2001 yılında kulüp başkanı oldum. Başkan ve yönetici olan herkesin kendi işi vardır. Ayrıldığı zaman kendini işini yine devam ettirebilirdi. Ama mesleği sadece teknik adamlık olan bir kişinin başkanlık yaptıktan sonra eski işine dönme şansı olur mu? Ben kendi işimi feda ettim. Trabzonspor’a üstelik gönüllü başkan da olmadım! İşimi, yani teknik adamlığı çok seven bir kişiyim. Bir kısım insanının teşviki ile başkanlığa aday oldum ve teknik adamlık kariyerimi kapatmış oldum. Görev süresi biten biri avukatlık, tüccarlık, doktorluk gibi kendi işini yitiriyor mu? Bu nasıl bir iş? Tek bir işim var: Teknik adamlık. Ben bunu Trabzonspor’a hizmet için feda ediyorum. Geldiğimiz noktada bir profesyonel çalıştırıcılık yapmıyorum.

Trabzonspor’a tekrar alt yapıya katılmam

Alt yapıda Türkiye’de en yetkin ve etkin bir insan olarak Trabzonspor’a tekrar alt yapıya katılmam, inanılmaz bir şekilde rahatsız edici boyutlara varacak şekilde suçlandım. Bir kez daha söylüyorum! Kulüp başkanı oldum. Tek işim teknik adamlığı feda ettim. Biri çıksın bu derece fedakarlık yaptığının örneğini göstersin! “Ben futbol için işimi terkettim” desin. Ben de bu konuda özür dileyeyim! “Benim yaptığım çok önemli bir şey değilmiş” diyeyim!!! Ne kadar haksızlığa uğradığımı, o tarihten sonra da profesyonel antrenörlük yapmama gibi bir etik anlayışı da devam ettirdim. Hatta iki yurt dışı teklifi var, ona bile katılmadım.

İbrahim (Hacıosmanoğlu) Bey’le baş başa geçen haſt a konuştuk. Dedi ki “Hocam yeni bir yapılanma içindeyiz.” Dedim ki “Hiçbir sorun yok. Ben bir basın toplantısı ile istifa ederim. Rahatsızlık da vermem. Olay kapanır!” Konuşmamım bir bölümünde şunu söyledim. Alt yapıya fazla dokunmayın. O insanlar çok iyi bir ilişki içinde, alt yapıyı kavramış yönde üretken olabilecek bir yapıları var. Devamını sağlayın.” dedim. Başkan da bunu olumlu karşıladı. Ve “İyi çalışıyorlarsa, dediğiniz gibi dokunmayız” ifadesini kullandı. Konuşmamdan etkilenmiş olacak ki basın toplantısını kulüpte yapmamı istedi ve plaket de vereceklerini söyledi. Bunu kabul etmedim. Bir kısım gelişmeler oldu. O zamanki basın sorumlusu Altuğ Atalay aradı. Plaket vermek istediklerini söyledi. Kendisine gerek olmadığını, yakışık olmayacağını, basın toplantısını da iptal edeceğimi söyledim. Bu ifademe dayanarak zannediyorum ki o gün kulübün internet sitesinden görevime son verildiğini duyurdular. Mesele budur.

Trabzonspor teknik direktörü oldum

Geçmişten hatırlatma yapayım: 38 yaşında Trabzonspor teknik direktörü oldum ve şampiyon olduk. 40 yaşında milli takımı, 41 yaşında Galatasaray’ı çalıştırdım. Deneyim yetersizliği önyargısı yanlıştır. Alt yapı antrenörleri kulübü tanıyor ve değerlerini iyi biliyorlar. Yalnız arkadaşların iyi iş çıkarması için yalnızca oyuncuların iyi olması yetmiyor. Bunlara gerekli desteğin ve gerekli ortamın sağlanması da gerekiyor. Alt yapıyı, antrenörleri, oyuncuları desteklemeyi bilmeliyiz. Pat diye gelip de Trabzonspor’u uçurmalarını beklemeyelim. 2006 yılında göreve geldiğim zaman kulüp, çalışma şartları bakımından kendi şartlarıma yakın düşüncelerle geldiler bana… Yetkiyi de verdiler. 750 bin lira da bedel biçtiler. “Diğer şartların her biri tamam ama, ücret almam” dedim. 29 ay ücret almadım. Şimdi Trabzonspor’dan çıkar sağlayan bir Özkan Sümer olarak tanıtılıyorum!!! Bir gününü para almadan yapmayanlara karşılık ben 29 ay para almadan söz ediyorum ve başka işim de yok. Toplum buna karar versin. Böyle bir özverinin, böyle bir suçlamaya dönüşmesi utandırıcı bir durumdur. “Bir vefasızlık mıdır?” tanımlamasını ben yapamam. Birbirimizin aykırılıklarını ortaya çıkarmak değil, o aykırılıkları tolere etmek, yakınlıklarımızla kucaklaşmayı bilmemiz lazım. “Birbirimize nasıl yardımcı olabiliriz?”i tartışmamız ve çalışmamız gerek. 1999 yılında bir ifadem var. Bana karşı kullanıldı bu… “Başkanlığa aday olur musun?” diye sormuştu biri. “Trabzonspor’un bana ihtiyaç duyduğu her yerde varım!” demiştim. Her yerde oldum. Çıkara değil, hizmete dönük. Şimdi parçalandım ama, emin olun o parçalarımı toplarım daha etkin, daha yetkin Özkan Sümer oluştururum. Bu kulüple ilgili elbette ki imkan bulursam hizmete varım, gerekirse göğüs göğüse de savaşırım!

ŞİKE: OSCARLIK SENARYO

Sümer, teknik adamlık veya alt yapı sorumluluğundan ayrılışının sonunda düzenlediği basın toplantısında şike konusundaki sorulara da cevaplar verdi. Bu konuda önemli sözler söyledi. İşte o görüşler: Şike süreci; siyasetin, futbol Federasyonu’nun, Kulüpler Birliği’nin, Tahkim Kurulu’nun büyük bir oyunu ile mükemmel bir film, oscarlık bir film haline gelmiştir. Geldiğimiz noktada UEFA’nın yeni çıkışını görüyorsunuz. Yalnız UEFA Fenerbahçe’yi mahküm etmesi Türk Futbolu’nun sorunlarını çözmemesine yetmiyor: Siyaset, Futbol Federasyonu, Kulüpler Birliği, Tahkim Kurulu nasıl aklanacak

21 Ara 2022 - 15:24 - Trabzonspor Haber


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 61Medya Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 61Medya hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler 61Medya editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 61Medya değil haberi geçen ajanstır.