Trabzon’da dilenmeye itilen 142 çocuğun tüm gerçekliği gün yüzüne çıktı!

Trabzon Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Seha Sağlam ile sokakta dilenmeye itilen çocukları ve ailelerini konuştuk.

Belkıs Yılmaz
Belkıs Yılmaz Tüm Haberleri
+1
Haber albümü için resme tıklayın

Elif Nur GÜMÜŞ- Trabzon Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Seha Sağlam ile sokakta dilenmeye itilen çocukları ve ailelerini konuştuk. Dilendirilmeye itilen çocukların ailelerine uygulanan yaptırımlar, kolluk kuvvetlerinin görevleri ve en önemlisi vatandaşın üstüne düşen görevleri değerlendirdiğimiz söyleşide: Çocukların dilenmeyi oyun olarak gördüğünü ve ailelerin geleceğe yönelik bilinçsizliğini, ‘dilencilik’ kavramının artık ‘çalışmak’ kavramıyla nasıl yer değiştirdiğine şahit olacağız.

İl Müdürü Seha Sağlam, birçok orta düzeyde gelirli ailenin dahi üstünde kazanç sağlayan dilencilerin, toplumumuzun en hassas noktalarından biri olan ‘çocukları’ nasıl kullandığını ve bu çocukların hayatlarının, geleceklerinin hiçe sayıldığı bu düzende, vatandaşların üzerine düşen en mühim görevin ‘para vermemek’ olduğunu anlattı…

Tüm gerçekleriyle dilenen-dilenmeye itilen çocuklar…

“SOKAK ÇOCUĞU TABİRİ YOK… SOKAĞIN ÇOCUĞU OLMAZ”

Trabzon’da dilenmeye itilen 142 çocuğun tüm bilgilerine ulaşıldığını belirten Sağlam, “Sokak çocuğu tabiri yok… Sokağın çocuğu olmaz. Risk altındaki çocuklar ikiye ayrılır: Sokakta çalışan ve sokakta yaşayan çocuk. Biz Trabzon’da bu sayıyı isim isim biliyoruz. Uyruklarına kadar… Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olarak biz Büyükşehir Zabıtası ve Emniyet Genel Müdürlüğünün ilgili birimleriyle, Jandarma bölgesinde Jandarma ile birlikte çalışarak onlara ulaşıyoruz. Şuanda Trabzon’da sokakta çalıştırılan çocuk var, sokakta yaşayan çocuk yok. Trabzon’da sokakta çalışan-dilendirilen çocukların 53’ü Türk, 77’si Suriye uyruklu ve 12’si ise Afgan uyruklu olmak üzere toplamda 142 çocuk sokakta çalıştırılıyor. Biz bu çocukların tamamına ulaştık, ekip arkadaşlarımız hepsini tanıyor. Sokakta çalıştırılan çocuklarla ilgili bir ekibimiz var. Emniyet, Jandarma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve Zabıta ile birlikte sürekli iş birliği halindeyiz. Tespit ettiğimiz tüm çocukların ailelerine ulaştık. Çocuk sokağa mı terk edilmiş yoksa aile tarafından mı yönlendiriliyor bunun tespiti yapmak gerek. Sokağa terk edilmiş varsa zaten devlet o çocuğu koruma altına alıyor.” açıklamalarında bulundu.

TESPİT EDİLEN ÇOCUKLARDA SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?

Dilencilik işiyle uğraşan ailelerin sık sık şehir değiştirdiklerini söyleyen İl Müdürü Seha Sağlam, “Işıklarda gördüğümüz çocukların maalesef Trabzon’da ki ölçeği şu: çocuklar tamamen aileleri tarafından yönlendiriliyor ve bu işi meslek edinen aileler var. Ailecek bu işi yapıyorlar, sürekli bir şehirde ikamet etmiyorlar, sık sık yer değiştiriyorlar ve bir süre sonra o şehirden verim alamayınca başka şehre gidiyorlar. Bu işi büyükler organize ediyor, çocuklar ise istismar ediliyor.Dilenen çocuklar tespit edildiğinde süreç şöyle işliyor: Çocuğun devlet koruması altına alınması en son alternatifidir. Risk altında bir çocuk tespit edildiğinde kolluk vasıtasıyla bize gelir. İl Müdürlüğü olarak bizlerin tutuklama, müdahale etme yetkisi yok. Bu konuda ki görevli ve yetkili kurum kolluk kuvvetleridir (Emniyet, Jandarma, Zabıta). Onlar tarafından bulunan-yakalanan çocuk bize getirilir. Çocuğu önce Çocuk İlk Kabul Birimimizde misafir ederiz hemen çocuk yuvasına almayız. Çocuk Koruma İlk Müdahale Değerlendirme Birimi (ÇOKİM) birimimizde çocukla çalışırız. Nasıl çalışırız… Önce ailesine gideriz ve deriz ki ‘senin çocuğun risk altında, çocuğun sağlık durumu yerinde değil. Sen çocuğuna sahip çıkacak mısın devlet korumasına mı alalım?’ bu aşamada ailelerin tamamı çocuğuna sahip çıkar. ‘Kesinlikle biz çocuğumuzu vermeyiz, çocuğumuzu seviyoruz’ der. Çocuğun isteği de burada önemlidir. Çocuğun görüşüne de başvurulur. Fakat dilendirilme veya çalıştırılma dışında farklı bir istismar söz konusuysa ailenin veya çocuğun beyanına bakılmaz.” dedi.

Seha Sağlam

“ÇOCUKLA YAPILAN HER ALIŞVERİŞ ÇOCUĞA VERİLEN BİR CEZADIR”

Çocuğunu dilendiren ve dilenmesi için okula dahi göndermeyen ailelere uygulanan yaptırımların yetersizliğini söyleyen İl Müdürü, “Ailelere yaptırım adli bir süreçtir. Adli bir süreçte verilen mali para cezası düşük ve yetersiz kaldığı için aileler çocuğun akşama kadar dilenip topladığı parayla o cezayı ödeyip ertesi gün tekrar çocuğu dilendirmeye gönderebiliyor. Toplumda karşılığı olmayan yasal ve idari düzenlemeler asla istenen başarıyı veremez. Siz istediğiniz kadar kamu olarak uğraşın, yasal düzenleme yapın, idari para cezaları uygulayın, kırmızı ışıklarda dilenen bir çocuğa para vermek ya da alışveriş yapmak o aileye ‘çocuktan bir tane daha gönderin’ demektir. Biz o toplumsal bilince ulaşmadığımız sürece çocuğa verdiğimiz her kuruş ona atılan bir tokattır… Çocuğa ışıklarda verilen her para, çocukla yapılan her alışveriş çocuğa verilen bir cezadır. Çocuğa iyilik değil kötülük yapıyoruz biz ne zaman toplum olarak bu bilince ulaşırsak, ne zaman dilenen bir çocuğu gördüğümüzde ‘istismar edilen bir çocuk’ olarak değerlendirirsek, para vermenin aslında çocuğa yapılan bir kötülük olduğunu ne zaman anlarsak o zaman dilenen çocuklar olmaz… Trabzon halkı olarak 10 gün sokakta dilenen bir çocuğa para vermesek hiç kimse o çocuğu 11’inci gün oraya göndermez.” değerlendirmelerinde bulundu.

“AİLELER BU DURUMU İSTİSMAR OLARAK GÖRMÜYOR”

Ailelerin bu durumun çocuklara zarar verdiğini düşünmediğini ve aksine meslek kazandırmak olarak gördüğünü bildiren Sağlam, “Sokakta dilenen çocukların neredeyse hepsi farklı uyruklu… Türk çocuklar ya mendil satıyorlar ya da ayakkabı boyuyorlar. Bu çocukların hemen hemen hepsi Ağrı’nın bir ilçesinden gelen ailelerin çocukları. Onların aileleri de bu durumu çocuklarına kazandırdıkları bir tecrübe olarak görüyor, meslek edinme ve hayatı öğrenmek olarak bakıyorlar. Dilenmek ve çocuklarını dilendirmek bazı ailelerin işi ve geleneği olmuş durumda ve bunun çocuğuna zarar verdiğini düşünmüyor, bu durumu istismar olarak görmüyor. Bunu yaşam tarzı olarak görüyorlar. ‘Bu durumdan kurtulalım’ gibi bir düşünceleri yok. Çocuklar azda kazansa çok da kazansa dilenecek, onlara göre çocukların işi o… Bu 142 çocuğun içinde zorunlu eğitim çağı olup da okula gitmeyen de var. Bunu tespit ettiğimizde bakım tedbir kararı alınır. Eğer eğitimine gitmiyorsa aile mahkemesi bu çocuk hakkında eğitim tedbir kararı verir yani eğitime devam etmesini zorunlu hale getirir ve milli eğitime yazı gönderilir. Ama çocuk yine okula gitmezse ne yazık ki aileye hapis veya para cezası uygulanmıyor. Toplumda karşılığı bulunmayan hiçbir yasal düzenleme istenilen başarıyı elde ettirmiyor.” ifadelerine yer verdi.

“VİCDANINI RAHATLATMAK İÇİN VERİLEN 5-10 LİRAYI KESMEDİĞİMİZ SÜRECE DEVAM EDECEKLER”

Halka düşen en esas görevin dilencilik yapan çocuklara para vermemesi gerektiğinin altını çizen Müdür Sağlam, “Eğer ışıklarda mendil satan köşe başlarında dilenen çocuk görmek istemiyorsak özellikle soğuk havalarda bilinçli olarak üzerlerine doğru düzgün bir şey giydirilmeden sokakta görmek istemiyorsak çok değil 10 gün o çocuklara para vermezsek o çocukları oraya göndermezler. Bu sorunu kamu tek başına çözemez… Kamu istediği yaptırımı uygulasın. Siz dilendirilen çocuğa para verdiğiniz sürece o paralarla o çocuğun cezasını ödeyip ailesi yine oraya o çocuğu gönderecek. Çünkü ödediği cezadan çok daha fazlasını kazanıyor. İstediğiniz kadar kollukla, adli birimlerle müdahale edin bir yerde tıkanıyorsunuz. Halk dilenen çocuklara vicdanını rahatlatmak için verdiği 5-10 lirayı kesmediği sürece bu çocukları görmeye devam edeceğiz. Uzmanların incelemelerinden sonra çocuk hakkında gerçekten bir sorun görüyorsak tedbir kararına ihtiyaç olup olmadığını değerlendirdikten sonra hangi tedbir kararının ihtiyaç olduğu tespit ediliyor. Tedbir kararı dediğimiz şey mahkeme kararıdır. Bakım, danışmanlık, sağlık veya eğitim tedbir kararı alınır. Örneğin çocuğun eğitim alması gerekiyorsa mahkeme eğitim ile ilgili karar verir ve aile için zorunlu hale getirir. Fakat ailelerin çoğu ne yazık ki bu karara rağmen çocuğunu okula göndermiyor. Çocuklar zaten çok bilgisiz yaptıkları işi oyun olarak görüyorlar. Aile sürekli zaten çocuğu etkileyip yönlendiriyor. Çocuğa sorulduğunda gülerek yanıtlar veriyor çünkü öneminin farkında değil.” dedi.

temsili2

Ailelerin ciddi paralar kazandığını buna rağmen en asgari koşullarda yaşıyor olmalarının sebebini yaşam tarzı haline getirmelerini olduğunu bildiren Seha Sağlam, “Çocuk aile ortamında kalabilecek ise yuvaya almayız. Bizim şöyle bir klişemiz vardır: En kötü aile ortamın bile en iyi kuruluş bakımından iyidir… Bu klişeye göre aile yanına gidebilme ihtimali olan çocuğun anneye, anne yoksa babaya, baba yoksa amcaya, teyzeye, dayıya, dedeye veririz çocuğu. En son ihtimal çaresiz kalırsak hiç kimseye veremeyeceksek veya çevresinde alabilecek ama ona zarar verecekse mecburen çocuğu kuruluşa alırız ve yine de bir aileye vermeye çalışırız çocuğu. Koruyucu yuvada bunlardan bir tanesi. Çocuklar ve aileler bilinçli değiller. Ailelerin önemli bir kısmı söz konusu durumun çocuğun geleceğini düşünmüyorlar. Bunu yaşam tarzı olarak görmüşler ve kendi hayatlarındaki yaşam tarzını çocuğa egale ediyorlar. Ciddi paralar kazandıkları halde, ekonomik durumları çok iyi olduğu halde kimsenin oturmayacağı evde oturanları var bunların… Neden? Ondan rahatsız değiller, ekonomik durumla ilgisi yok bunun, yaşam tarzları öyle. Ekonomik anlamda oldukça iyi olan hatta ve hatta ortalama bir vatandaşın ekonomik durumunun üstünde olan aileler dahi çok da güzel paralar kazanmasına rağmen kazandığı parayla yatırımlar yapıp kendisi günlük yaşantısını çok asgari düzeyde ortamlarda yaşıyorlar. Hayat standardı o… Gerçekten yokluk için dilenen-isteyen yok. Trabzon’da bir fırına gidip ‘akşama ekmeğim yok’ deseniz size 4-5 tane ekmek verir. Trabzon’da kimse ‘ben ekmek bulamadım’ diyemez. Kazandıkları paraları değerlendiriyorlar. Evler alıyorlar, o paraya yatırım yapıyorlar ona rağmen asgari koşullarda yaşamaya devam ediyorlar. Gerçekten ihtiyacı olan, karnı aç olduğu için bugüne kadar hiçbir kişinin gerçekten ihtiyacı olduğundan dolayı veya karnını doyurmak için dilenen-isteyen kimseyi görmedik. Bu iş dünyanın her yerinde var. Aklınıza gelebilecek birçok ülkede dilencilik işi var.” şeklinde konuştu.

# , Trabzon

07 Ara 2022 - 14:12 - Yaşam

Muhabir  Belkıs Yılmaz


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 61 Medya Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 61 Medya hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler 61 Medya editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 61 Medya değil haberi geçen ajanstır.