Koca bir sezonu önde götürmenin, takdir edilmenin, beğenilmenin, gizli kalabalıklarda gizli gizli örnek gösterilmenin hiç şüphesiz metal yorgunluğu da olur, olacaktır da.

Ancak bu arada dışarıdan beklenildiği gibi insafsızca, saygısızca ve kötü niyetli eleştirileri ciddiye almasa da, kendi içimizdeki küçücük toplu iğnelerin acısı daha büyük ne yazık ki.

İşte bu yüzden soruyorum?

Sezon başında yarım puanlı bir şampiyonluk ve Türkiye Kupası desek, ne derdi ellerinde ve dillerinde toplu iğne ile gezenler. Bu takım makine değil, futbolcularda kapı kolu, pencere, ayakkabı, lamba değil. Bunlar olur ama önemli olan bu takımın hakkıyla zafer limanına yaklaştırmaktır.

Bunu da Abdullah hoca ve talebeleri yapmıştır, gurur duyun.

İlk yarı git geller ile hafta sonunu da düşünerek gayet de kontrollü bir maç oldu. Sanki bir maç değil iki maç oynuyordu Trabzonspor. Rakip de arkada bekleyince sıkışık düzen, kilit paslara kalmıştı.

Bazı karamboller oldu ama gol olmadı.

İkinci yarı yapılan değişiklikler Kayserispor’u hem oyun oynamaya zorladı hem de Trabzonspor’un baskısı karşısında arkaya itti. İşte bunlar galibiyetin habercisiydi. Tek şey gole kalmıştı. Ve Nwaaeme arkaya müthiş kaldırdı, Cornelius’un golü de kupanın ışığını da Trabzon’a yaktı.

Bu takım ile keyfi yaşayacaklar beraber yürüsün diğerleri ise bu güzel takımdan uzak dursun. Telefonlarına, sosyal medyalarına yakın olabilirler. Orada kendi kendileri ile bu oyunu oynayabilirler. Çünkü bu oyun ya da gördüğünüz bu sofra kocaman kocaman emekler ile dolu. Öyle bir maçla, bir penaltı ile bir faul ile kurulmadı bu sofra.

O yüzden sofraya hak eden otursun ve şampiyona saygı duysun. Hepsi bu.