Bugün aklımda başka bir konu vardı ama geçen pazartesi akşamı Gurbetçi Gençler’in kuruluş yıldönümü kutlamasına gidince Türkiye’nin en büyük deplasman taraftar grubu hakkında ne kadar yazılıp çizilse az olduğunu hatırladık.

Gecede bir konuşma yapan kurucu atalardan Yavuz Güngen ağabey, kuruluş hikâyesini özetle anlatırken birkaç arkadaş bir araya gelerek grubu kurduklarını söyledi. Kuvvetle muhtemel o zaman ne kadar büyük bir işe imza attıklarının farkında değillerdi ağabeylerimiz.

Trabzonspor taraftarının çoğunluğu şehir dışında yaşadığı için gurbetteki taraftarın örgütlenmesi, organize olması zamanın akışı içinde normal bir gelişmedir.

Grubun kuruluş tarihi, daha önce başka takım tutmamış çocukların kendi başlarına tribüne çıkma yaşlarına rastlar. Yani ilk defa şampiyon olduğu 1976’da takım tutma yaşına gelmiş çocuklar Trabzonspor’u tercih etmiş, 1980’lerin başında yanlarında bir büyükleri olmadan tribüne çıkacak çağa gelmişlerdir.

Kurucu kadroda sadece Trabzonlular yoktur, hatta belki de diğer memleketlere mensup çocuklar daha fazladır. Bu da demek oluyor ki camianın son zamanlarda yeni yeni fark ettiği ve define bulmuş gibi sevindiği Trabzonlu olmayan Trabzonsporlular gerçeği ta o zamanlardan Gurbetçi Gençler’in genetik kodlarına yerleşmiştir.

Grubun bir başka ve çok önemli bir özelliği daha vardır, o da son derece güçlü bir aidiyete sahip olması ve bu aidiyetin asla insanların sosyal hayatta sahip olduğu diğer önemli aidiyetlerin gerisinde kalmaması. Mesela son 10 yılda Türkiye’nin yaşadığı ciddi sosyal-siyasal çalkantılar ülke genelinde olduğu gibi Trabzonspor camiasında da kopmalara ve kırılmalara sebep olmuşken, farklı siyasi görüşlerden grup mensuplarının aralarındaki bağ zayıflamamıştır. 

Gurbetçi Gençler, ligdeki iddiası ve sıralaması ne olursa olsun takımı deplasmanlarda asla yalnız bırakmamayı kendine şiar edinmiş, bu şiara da hep sadık kalmıştır. Grubu tribünde ve sokaklarda şiddete başvurduğu için zaman zaman eleştirenler olmuşsa da, onlar tribün ikliminin ne kadar sert olduğundan bihaber kimselerdir. Söz konusu şiddeti onaylamak, tasvip ve teşvik etmek gibi bir kastımız yok ve olamaz. Fakat her olguyu kendi bağlam ve şartlarında değerlendirmek gerekir.

Gurbetçi Gençler, başta üniversiteler olmak üzere yurt içi ve yurt dışında da ciddi bir örgütlenme çabasına girmiş, büyük ölçüde de tamamlamıştır. Başkan Hüseyin Zabun gecede yaptığı konuşmada bu başarıya “örgütlenmemiz halen birçok siyasi partiden bile daha ileri seviyededir” anlamında bir cümleyle vurgu yaptı.

Biz de gecede UniGG Marmara mensubu genç kardeşlerimizle tanışıp ayak üstü de olsa verimli bir sohbet yaptık. Anlattıklarından duyduğum sevinç ve heyecanı ifade edebilmem çok zor. En kısa zamanda bir araya gelip fikir alışverişinde bulunmak için sözleştik.

Benim zihin dünyamda Gurbetçi Gençler’in yeri, şampiyonluğu o zamana kadar en çok isteyip de büyük bir hayal kırıklığı yaşadığım ve neredeyse hayata küstüğüm 1989-90 sezonu sonlarına doğru bir maçta açtıkları “Terk etmedi sevdan bizi” yazılı afişin ruhumdaki etkisidir. Yerimden doğruldum ve bir daha asla çökmedim.

Rahmetli babaannemin duasıyla bitiriyorum: Sevgili Gurbetçi Gençler. Kalbimden geçen sana yeter.