Ne diyeyim abi?

Ne yazayım?

Yazsam bir türlü yazmazsam bir başka türlü!

Habu kaldığımız işe bakın!

Metni okuyunca siz olun da metin hakkında hadi gelin bir şey yazmayın!

Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Metin Kara yaptığı açıklamayla adeta kendisini tekzip eder duruma düştü!

Önce karanın açıklamasını güzel bir okuyalım sonra altına yorumumuzu yapalım.

“Değerli esnaf ve sanatkâr kardeşlerim;

Esnaf ve sanatkarlarımızın daha iyi şartlarda yaşamını sürdürebilmesi için Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonumuzun seçimli genel kurulunda Konya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanımız Sayın Muharrem KARABACAK ile birlikte yola çıktık.

Mevcut sorunları görmezden gelen, yeni projeler üretemeyen, esnaf ve sanatkarlarımızın haklarından daha çok kendi çıkar ve menfaatlerini ön planda tutan bir yapının sürdürülebilir olması imkansızdır.

Bu yapının günümüz koşullarında daha nitelikli ve kurumsal bir şekilde oluşturulması kaçınılmazdır.

Mevcut durumda konfederasyonumuzun esnaf ve sanatkarlarımızın çıkar ve menfaatlerini korumak ve kollamak gibi bir anlayışla çalışmadığını üzülerek bildirmek istiyorum.

Bu zamana kadar doğru bildiğim hiçbir şeyden asla ama asla sapmadım. Muharrem Başkanımızla birlikte bu yola çıkmamızın nedeni; güven, samimiyet, inanç ve azimden kaynaklanmaktadır.

Bu süreçte bütün Türkiye'yi, 81 ilimizi dolaşarak yaptığımız görüşmelerde; esnaf ve sanatkar teşkilatımızın çoğunluğunun bizlerle aynı şekilde düşündüğünü görmekteyiz. Yapmış olduğumuz istişareler sonucunda her geçen gün gücümüzü daha da arttırdığımızın farkındayız. Esnaf ve sanatkarımız kadirşinastır; paradan, puldan, zorlamadan ve oynak bir zeminden çok ama çok uzaktır.

Projelerimizle konfederasyonumuza yeni bir ivme kazandırarak ülkemizde teşkilatımızın hak ettiği gerçek değere kavuşması konusunda elimizden gelenin daha da fazlasını sunacağız.

Allah’ım yolumuzu açık eylesin, esnaf ve sanatkarlarımız için vermiş olduğumuz bu mücadelede bizleri utandırmasın inşallah.”

Evet açıklaması sayın Kara’nın böyle…

Açıklamayı okuyunca ne yalan söyleyeyim akıl tutulması yaşadım hatta kendi kendime “Güler misin ağlar mısın” diye de iç geçirdim!

Öncelikle Kara’nın kendisine hayırlı olsun dileklerimizi sunalım sonrada sorularımızı soralım.

Sayın Kara, Esnaf ve Sanatkarlarınızın daha iyi şartlarda yaşamını sürdürebilmesi için yola çıktığınızı söylüyorsunuz… Güzel bir söylem buna elbette ‘eyvallah’ diyorum amma iki yıla yakın pandemiyle boğuşan Trabzon esnaf ve sanatkarlarının bırakınız iyi yaşamalarını normal yaşamaları ya da ayakta kalabilmeleri için siz bu süreçte onlar için  ne yaptınız?

Sayın Kara siz konfederasyonun yeni proje üretmediğini söylüyorsunuz… Doğru bir söylem olabilir söylediğiniz. Peki zatıalinizin başkan olduğu kurum, Trabzon’da esnaf ve sanatkarlar için ne gibi projeler üretti?

Sayın Kara mektubunda, pardon açıklamanda diyorsun ki “Bu zamana kadar doğru bildiğim hiç bir şeyden asla ama asla sapmadım. Muharrem Başkanımızla birlikte bu yola çıkmamızın nedeni; güven, samimiyet, inanç ve azimden kaynaklanmaktadır.” Bu söyleminiz doğru ve anlamlı bir söylem ve bundan dolayı sizi ayakta alkışlıyorum! Ancak burada yeri gelmişken size şunu sormak istiyorum… Siz Trabzon’da diğer oda başkanlarına karşı ne kadar samimisiniz? Oda başkanlarıyla ilişkileriniz  nedir, nasıldır? Cevabı sizde saklıdır!

Sayın Kara, “Esnaf ve sanatkarımız kadirşinastır; paradan, puldan, zorlamadan ve oynak bir zeminden çok ama çok uzaktır” diyorsunuz, acaba sizin başkanlığını yaptığınız  Esnaf ve Sanatkarlar Odası bu saydığınız özellikleri bünyesinde taşıyor mu? Mesela siz kadirşinas mısınız? Mesela siz paradan puldan hoşlanmaz mısınız. Yani Allah çok versin de dolgunca maaşlar almaz mısınız?

Sayın Kara sizin pencereden Trabzon Esnaf ve Sanatkarlar Odası güllük gülistanlık görünüyor olabilir? Ne var ki esnafın ya da oda başkanlarının baktığı pencereden hiç de öyle güllük gülistanlık görünmüyor odanız.

Size ulaşabilmeleri için ne çileler çekiyorlar?

Telefonunuz çalar ama telefonlara bakıvermezsiniz.

Kooperatiften kredi çekmek için size ulaşmak isteyenler seyahatlerinizden dolayı sizi o ihtişamlı makamda bulamazlar!

Size bakıyoruz siz Trabzon esnafının dertlerini bir kenara bırakıp, Türkiye’de bütün esnaflarının dertlerini dert edinmeye çalışıyorsunuz?

O ki böyle bir potansiyeliniz var, neden Trabzon esnaf ve sanatkarlarının dertleriyle dertlenmezsiniz?

Ben pek bilmem acaba konfederasyondaki koltuk Trabzon’daki koltuğunuzdan daha mı ihtişamlı daha mı güçlüdür ki oradaki koltuğun peşine düştünüz?

Sayın Kara başkan, söylemleriniz eylemlerinizle ne yazık ki örtüşmüyor.

Ve samimi değilsiniz!

Kusura kalma ama bunu söylemek zorundayım, kindarsınız!

Hadi… ‘Yalan yazıyorsunuz ben böyle değilim’ de!

 

 

 

BÖYLE Mİ ÇAĞ ATLADIK?

 

Sağlıkta çağ atladık!

Öyle söyleniyor?

Yanlış anlaşılmasın hendek atlanmadı çağ atlandı!

Atlanan çağdan dolayı hastanelerimizde her şey güllük gülistanlık olmuştu..

Hasta kuyrukları kalkmış.

İsteyen istediği doktoru seçebiliyordu.

Ya hastanelerdeki temizlik dolayısıyla hijyen ortama not versek verilecek not takdirlik olurdu...

Bu görüntüler…

Bu uygulamalar…

Maalesef yakın zamanda sizlere ömür oldu!

Buna örnek çağ atlayan hastanelerimizden birisinden bahsedeceğim sizlere…

Haçkalı Baba Hastanesi…

Haçkalı Baba Hastanesi sadece Akçaabat’a hizmet vermemektedir,  Haçkalı Baba Hastanesi; Düzköy, Tonya Şalpazarı, Vakfıkebir, Beşikdüzü ve Çarşıbaşı ilçelerine hizmet eden bir hastanedir.

Dolasıyla Trabzon’un batısı için önemli bir hastanedir.

Bu hastanemiz fiziki olarak şu an oldukça yetersiz kalmaktadır!

Düşünebiliyor musunuz bu çağda, bu yaz sıcağında hastanesinin klimaları çalışmıyor…

Yanlış okumadınız koskoca hastanenin klimaları hastaneye ve vatandaşa hizmet vermiyor.

Klimanın çalışmamasından dolayı yaşanan sıcaklardan hasta yakınları feryat figan eder duruma geldiler.

Hastanenin acil servisini tadilata almışlar. İşi yapan müteahhit ‘zarar ediyorum’ diye işi bırakıp gitmiş. Koca hastanenin acili kapalı. Hastane yönetimi acilin önünde çadır kurarak gelen hastalara bakmaya çalışıyor. Yemin ediyorum gidin bakın böyle bir manzarayı Afrika ülkelerinde göremezsiniz...

Çağ atladık ya!

Atlanan çağda verilen hizmete bakar mısınız!

Bu olumsuzluklar hastanenin fiziki durumunda yaşanmaktadır.

‘Ya hastalara hizmet veren doktorların durumu nedir?’ diye sorarsınız.

Orada da facia yaşanmaktadır.

İzin dönemi bahane edilerek, tüm doktorlara izin verilmiş. Koskoca hastanede üç-beş doktor kalmış… Haliyle hastanede yaşanan bu durum hizmeti de olumsuz yönden müthiş etkilemektedir.

Açıkçası insanlar mağdur olmaktadırlar.

Peki Haçkalı Baba Hastanesi’nde yaşanan bu olumsuzlukları, bu sorunları kim çözecek?

Sağlık İl Müdürü Hakan Usta başta olmak üzere tüm siyasilere seslenmek istiyorum.

Sizler için ulaşımı çok uzak olan bir yer değil hemen oracıkta Haçkalı Baba Hastanesi.

Ne olur bu hastanemize bir el atın…

Ne olur bu hastanemize bir göz atın…

Mutlaka bizim gördüklerimizi.

Mutlaka vatandaşın yaşadıklarını sizler de yaşayıp görün.

Vatandaş bu sıcakta bu nemde perişan olmuş.

Unutmayınız, Haçkalı Baba Hastanesi’nde yaşananların mutlaka yaklaşan seçimde bir karşılığı olacaktır.

Benden söylemesi…

Yine de sizler bilirsiniz…

 

 

 

BU İDDİALAR CEVAP BEKLİYOR

 

Gazetemizin yazarı Fikret Çolak önceki gün yazdığı köşe yazısında yine Büyükşehir Belediyesi’yle ilgili önemli iddialar ortaya koyup bu iddialara cevap aradı…

Çolak, tasarruf tedbirlerinde bahsederken, Büyükşehir Belediyesi’nin bu tasarruf tedbirlerine uymadığını belirtti.

Çolak’ın dikkat çektiği bir konuda yapılan festivaller için.

Burada Fikret Çolak’ın yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum.

Millet bir dilim ekmek bulabilmek için kırk takla atarken…

Millet bir tencere çorbasını kaynatmak için kılı kırk yararken…

Büyükşehir Belediyesi, kim ne der?

Kim ne düşünür dercesine “Goydum o havaya” diyerek, bir festivali bitirirken bir diğerini başlatıyordu.

Festivaller milletin karnını doyuracak ya!

Yeri gelmişken yazayım.

Merak ediyorum Büyükşehir Belediyesi neden vatandaşa dokunmuyor? Veya dokunmak istemiyor?

Bir halk ekmek fabrikası açamaz mı?

Ekmek almakta sıkıntı çeken vatandaşa bu konuda katkı koyamaz mı?

Ya da sosyal belediyecilikten hareket edip, garip gurebaya dokunamaz mı?

Ben bu zamana kadar Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir aktivitenin içerisinde olduğunu hiç görmedim ve hiç duymadım.

Ne dersiniz… Yapıyor da ben mi duyamıyorum!

Aynı partiye mensup Ortahisar Belediyesi’nin dolayısıyla Başkan Ahmet Metin Genç’in fakir fukaranın, garip gurebanın hep yanında olduğunu her daim onlara dokunduğunu inkar eden olabilir mi?

Ama Büyükşehir Belediyesi için önemli olan festival değil mi?

Büyükşehir Belediyesi’ne mi kalmış garip gurebanın derdi?

Bakınız ne diyor Fikret Çolak, “Allah aşkına; şu iki gün önce düzenlendiğiniz “motor yarışları” adlı organizasyona kaç milyon para harcadınız?”

Daha 15 gün önce bu şehrin 2 milyon lirasını “Horon Festivaline” harcamıştınız.

Nedir sizin bu festival aşkınız?

Bu organizasyonları kimler hazırlayıp size pazarlıyor?

Hadi bu sorulara cevap veriniz, adam aslanlar gibi sorularını soruyor…

Çolak’ın sorduğu sorulara cevap vermezseniz, bizler de kanaat getireceğiz ki bu işin içerisinde bir kıble kaçı var! Ondan bu sorular cevap bulmuyor diyeceğiz!

Çolak’ın ortaya koyduğu iddialar öyle böyle değil. Hepsi cevap isteyen iddialar.

Devam ediyor Fikret Çolak iddialarına.

“Şu düzenlenen maç yayınları, festivaller, oyunlar, gösterilerin paraları nereden geliyor biliyor musunuz? Başta kamu ve özel bankalardan piyasa faizinin üzerinde borçlanarak alınan kredilerden…

Ayrıca belediyenin arsalarının ve taşınmazlarının satışından. Yüz yıllık arsalar bir bir satılıp festivallere harcanıyor.

Kısa bir zaman önce Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu tarafından yapılan katlı otopark ve işyeri satıldı. Parasını sormayın, festivallere harcamışlar.

Belediyede görevli, seçilmiş bazı kişiler arsa pazarlama işi yapıyor. Kendi arsalarını değil tabi. Belediyenin arsalarını. İş adamlarını arayıp şurada arsa var...

Yalansa çıkıp ‘yalan yazıyorsun’ desinler. Biz de kanıtını sunalım. Kimi aradıklarını nereyi teklif ettiklerini. Hangi seçilmişin aracıyla kimi gezdirdiklerini yazalım.”

Vallahi ben hesabı kitabı neredeyse yazıyı da karıştıracağım!

Mola vermekte fayda var!

Soruyor müdür bey, Cemalim 5x5 ne eder?

‘90 eder hocam!’

Müdür beyin cevabı, tombala Cemalim tombala olur...

Büyükşehir Belediyesi’nin hesabı kitabı da Çolak’ın iddia ettiği gibi tombaladaki 90 dönüvermiş!

Devam ediyoruz Fikret Çolak’ın iddialarına…

Diyor ki Çolak, “Şimdi de eski otogarın yerinin satışı gündem de. İki ciddi talipli var. Birincisi siyasi bir isminde ortaklığı olduğu bir kurum. Diğeri iş insanı. Yapılan ekspertizlerde bu alanın 25 milyon dolar gibi bir para edeceği yönünde. Bakalım kime ne kadara satılacak ve satıştan elde edilen para hangi festivallerde harcanacak. Ya da gerçek hakkı verilmeyince hezat-mezat bakalım kaça satılacak? Tıpkı katlı otopark gibi.”

Kim ne derse desin önemli bir iddia…

Elbette ki takipçisi olacağız.

Ve finali yapıyor Fikret Çolak.

“Başkan Zorluoğlu; satışlardan elde edilen gelirin projelerde kullanıldığını söylüyor. Sayın Zorluoğlu; yeni otogarın ihalesini alan firmanın batak çıkmasından doğan kamu zararı yaklaşık 40 milyon, Maraş Caddesi’nin trafiğe kapatılmasında kullanılan malzemenin ve uygulamanın hatasından kamu zararı yaklaşık 3 milyon.

Bize göre siz lütfen hiçbir şey yapmayın ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin de hiçbir şeyini satmayın. Çünkü; sattığınız, yaparken uğrattığınız kamu zararını karşılamıyor.

Sizin belediyecilikte tek tecrübeli olduğunuz alan festival alanı. İmar ve şehir yapıları size göre değil. Fakir fukaranın perişan olduğu bu süreçte yaptıklarınız etik değildir. Harcadığınız paralarda helal değildir.”

Vay vay vay …

Vay babu vay!

Harcanan paralara bakar mısınız?

Hadi bu paralar harcandı, ya boşa harcanıp birilerinin cebine inen paralara ne demeli?

Yapmayın ya, bu kadarda insanların aklıyla oynamayın!..

Ahan buradan yazıyorum, bu iddialardan dolayı gün gelir hesap kantarına çıkarsınız….

Peşinen söyleyeyim, kaçarı-göçeri yok kantara çıkacaksınız ,böyle iddialar cevap bulmadığı sürece.

Sonrasında hem size yazık olacak… Hem de şehrimize...

Son olarak da şunu vurgulayayım, ”Yapanın yanına hiçbir şey kalmaz kalmayacaktır da”

Nokta…