Gazi Yüksel Sakaltaş, 1966 yılında Trabzon’un Of ilçesinde dünyaya geldi. Evli ve 2 çocuk babası olan Sakaltaş, 15 Temmuz darbe girişiminde kritik noktalarından birisi olan Genelkurmay Karargâhını korumak için harekete geçti. Yüzlerce insan gibi o da Genelkurmay Karargâhına akın etti. 12 vatandaşın Genekurmay’da şehit düştüğü gecede yaralanan 42 gazinin arasında yer aldı.

15 Temmuz gecesi bir darbe girişimi olduğunu ilk nasıl öğrendiniz?

Yüksel SAKALTAŞ: Yaz günüydü. O gün yine çalışıyordum. Batıkent tarafında bir arkadaşın evini tadilat ediyordum. Akşam 21.00 gibi eve geldim. 21.30 sularıydı. Televizyon kanallarına bakıyordum. Boğaziçi Köprüsü’nde askeri bir hareketlilik olduğundan söz ettiler. Köprünün kapatıldığı söyleniyordu. İlk etapta bir şey anlamadık. Terör saldırısı olabileceğini düşündük. Gece saat 23.00 gibi telefonuma mesajlar gelmeye başladı. Başbakanımız Binali Yıldırım’ın açıklamalarını duyduk. Ondan sonra dışarı çıktık. Bir girişim olduğunu öğrendiniz.

İlk nereye gittiniz?

Yüksel SAKALTAŞ: Gece saat 01.00’e geliyordu. İlk Kızılay’a gittik. Tankların önüne çıktık. Bugün ortalama 60 tonluk bir demir yığının önünde durmak, pek de kolay değil. Görüntülerde izledik. Tank, polis aracını ucuna takmış kaldırmıştı. Biz o zaman oradaydık. Allah’tan içinde kimse yoktu… Yaklaşık alanda bin kişi vardı. Bir kısmımız Genelkurmaya gitti. Bir kısmımız Külliye’ye gitti. Hepimiz bir tarafa dağıldık. İçimizde bizi yönlendiren insanlar vardı. Kimdiler bilmiyorum. Sivil polis mi, partili mi, vatandaş mı? … Bir kısım insanla birlikte Genelkurmaya gittim. 15-20 kişi vardık. Genelkurmayın kapısına dayandık. Bakır bir kapısı var. Hatta kapıyı kırdık, içeri girdik. O sıra bize yukarıdan ateş açıldı. Orada şöyle bir olay yaşadım. Rütbelinin biri askere, “Ateş aç!” diye emir verdi. Asker de, “Komutanım ben sivillere ateş edemem.” diyerek yanıt verdi. O rütbeli silahını çekip, askeri vurdu. Sonra bize de ateş etmeye başlayınca geri çekildik. Fakat arkamızda bir sürü insan vardı. Çıkamıyorduk.

Siz nasıl yaralandınız?

Yüksel SAKALTAŞ: Genelkurmayın içinde, o rütbeli ateş açınca yaralandım. Bana direkt isabet etmedi. Kurşun sekti geldi. Ama kalbimin 3-4 cm soluna isabet etti. İlk etapta anlamadım. Üzerimde beyaz bir gömlek vardı. Baktım, yukarıdan aşağıya kanlar akıyor. Yanımdaki arkadaşlara vurulduğumu söyledim. İki arkadaş beni tutup, hemen dışarı çıkardı. Araçları vardı. Beni Akay Hastanesine götürdüler. Şimdi hastanenin adı Lokman Hekim oldu. Helikopterler o ara sivillerin üzerine daha ateş açmamıştı. Ben hastaneye kaldırıldım, aradan 10 dakika geçti geçmedi, hastaneye yaralıları getirmeye başladılar. Gelenler çok kötüydü. Kiminin ayağı kopmuş, kiminin kolları, kiminin de bütün vücudu kan revan içerisindeydi. Orası yaralılarla doldu. Başhekim “Dolduk, almayın artık, başka hastanelere sevk edin.” dedi. Hatta acilin kapısını kapattılar. Çünkü yer kalmadı. Beni ameliyata aldılar. O parça mı kurşun mu neyse onu çıkardılar. Bir yarım saat beklettiler. Sonra tekrar mr çektiler. Vücudumun başka yerlerinde de şarapnel parçası var mı diye baktılar. O geceyi orada geçirdim. Yoğunluktan dolayı beni iki gün sonra taburcu ettiler. Üç günde bir pansumana gittim… Sol kolumdaki damarlar hasar görmüş. Elimde bir his kaybı olmuştu. Belli bir süre fizik tedavi gördüm. Şükür, şimdi pek bir sıkıntım yok. Bu işgal girişimini bu şekilde atlattık diyelim. O gece dışarı çıktınız.

Sokağın nabzı nasıldı? Gözlem yapabildiniz mi?

Yüksel SAKALTAŞ: Ben başımdan geçen bir olayı anlatayım. O gece hep selâlar okundu. Ben de haberi alınca abdestimi alıp, dışarı çıktım. O esnada üst komşum, “Ya bu saatte niye milleti rahatsız ediyorlar?” dedi. Ben o esnada tepki gösterdim. “Ne biçim konuşuyorsun, nasıl bir insansın?” dedim. Sonra içeri girdi… Hatta o gün oğlum, eşim hepsi Trabzon’daydı. Yaz tatiliydi. Oğlumu aradım, “Bana bir şey olursa, aileye sahip çıkarsın.” dedim… Sigara kullandığım için markete uğradım, sigara alacaktım. Marketçi, “Ağabey sigara kalmadı ki!” dedi. “Niye?” dedim. İnsanların talan ettiğini söyledi. Meğerse o sıra televizyonda sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş… O gece ATM’lerin önündeki kuyrukları gördüm, marketlerdeki kuyrukları gördüm. Bazı insanlar oralara gitti. Bazı insanlar da vatana sahip çıkmaya gitti. Sokağın nabzı böyleydi. Tabii biz sokağa çıkarken döner miyiz, dönmez miyiz, bu Allah’ın bileceği bir işti. Bize gazilik nasip oldu.

15 Temmuz gecesi vatandaş milli bir irade ortaya koydu. Bunun sebebi geçmişte yaşanan darbeler miydi? Komşu ülkelerde olup bitenin farkında olmak mıydı? İnsanları sokağa çıkaran neydi?

Yüksel SAKALTAŞ: Vatansever olan bir kişinin o gece evde durmak gibi bir şansı yoktu. Vatan sevdası için, bayrak sevdası için, çocuklarımızın geleceğini için o gece dışarı çıktık. İlk darbe girişimini öğrenince içimi bir sıkıntı kapladı. Evde duramazdım. Bizim başka gidecek yerimiz mi var? Görüyoruz Suriyelileri. Görüyoruz Irak’ta yaşananları. Onların gidecek yerleri yoktu, buraya geldiler. Hadi onlar buraya geldi. Biz nereye gideceğiz! Bizi kimse almaz. Ben işte bunları düşündüm. Yani bayrağımız, toprağımız için çıktık. Öleceksek de vatan için ölecektik.

15 Temmuz'da yaşadıklarını anlattı! 15 Temmuz'da yaşadıklarını anlattı!

O gecenin seyrini değiştiren size göre ne oldu?

Yüksel SAKALTAŞ: Ben Cumhurbaşkanın açıklamalarını duyamadım. Çünkü dışarıdaydım. Tabii haberler bize geliyordu. “Cumhurbaşkanı açıklama yaptı. Herkes sokağa çıktı” diye. Vatanını seven bir kişinin o gece evde durması mümkün değildi. Benim görüşüm böyle…

O gece bir darbe girişimi olduğunu öğrendiğinizde ne hissettiniz?

Yüksel SAKALTAŞ: Böyle bir şey olacağı aklımızın ucundan geçmedi. Tıpkı dışarı çıktığımızda vatandaşa ateş açılacağı aklımızın ucundan geçmediği gibi… İnsanlar böyle bir şey yaşanacağını bilse, belki de hazırlıklı gidecekti. Mesela helikopter atışları benden sonra başlamış. Ben onları görmedim. İlk vurulanlardan birisi de bendim. Meclis’e ilk bomba atıldığında oradaydım. İşte ondan sonra helikopterler taramış, insanlar yaralanmış. Ben o insanların nasıl bağırdığını, nasıl acılar çektiğini hastanede gördüm... Bu bir darbe değil, işgaldi. Dış güçlerin destek vermesiyle yapılan bir işgaldi. Amaç aynı Suriye de olduğu gibi Türkiye’yi bölmek ve parçalamaktı. O gece insanlar tankların üzerine yürüdü. Göğsünü kurşunlara siper etti.

Bunlar size ne hissettirdi?

Yüksel SAKALTAŞ: İşte o anda o vatanseverliği ve o kardeşliği hissettik. Hiç kimse o gece ölümden korkmadı ya da aklına gelmedi. Bir saatten sonra artık bizi hedef aldıklarını tabii ki anladık. Ama seçenek yoktu. Ya kalacaktınız ya ölecektiniz. Tabii bu başarı sadece bizim desteklerimiz ile olmadı. Askeriye içerisinden belki sadece yüzde 20’lik bir kısım bu kalkışmaya destek verdi… Meydanlardaydık ama gelen bilgileri hep duyuyorduk. “Genelkurmay kurtuldu. Köprü kurtuldu.” Bunları duydukça çok mutlu oluyorduk. Zafer kazanmış gibi hissediyorduk.

O gece hafızanızdan silemediğiniz bir görüntü var mı?

Yüksel SAKALTAŞ: Hastanede bir yaralıyı benim yanıma yatırmışlardı. Tam yanımdaydı. Dizlerinin altı yoktu. Bunu hiç unutamıyorum. Yine biri geldi vücudu komple şarapnel parçasıydı. Kan revan içindeydi. Yine doktorların müdahale konusunda yetersiz kalmaları… Darbe hafta sonu cuma gününe denk gelmişti. Zaten cuma akşamından sonra doktor pek olmuyor. Dışarıdan doktorlar geldi. Hastaların bazılarını başka hastanelere sevk ettiler… O gece amcaoğlunun bacanağı Kızılay’da göğsünden kurşunlanmış, şehit oldu… İlk etapta psikolojik sıkıntılar çok yaşadık. Sürekli rüyanızda görüyorsunuz. Uyumadan aklınıza o görüntüler geliyor. Ben o dönem psikolojik tedavi görmedim. Memlekete, Trabzon’a geldim. Demokrasi nöbetleri vardı. Vekillerle birlikte meydanlara çıktım. Ankara’ya döndüğümde de meydanlara çıkmaya devam ettim.

15 Temmuz davalarını takip ediyor musunuz?

Yüksel SAKALTAŞ: Ben o gecenin milletin, halkın zaferi olduğunu düşünüyorum. Ama 15 Temmuz davalarını takip ettiğimde darbecilerin bir tiyatro çevirdiğini görüyorum. Ben işimden fırsat buldukça takip etmeye çalışıyorum. Bir tanesi kalktı, çocukluğundan bu yana ne yaşadıysa anlatmaya kalkıştı. Bir arkadaşımız tepki gösterdi. Ortalık karışınca, hâkim bizi dışarı çıkardı. Yine başka bir davada hâkim sanığa, “Darbe girişimine katıldın mı?” diyor. Sanık katıldığını söylüyor. Hâkim silahı nereden bulduğunu sorunca da, “Yolda buldum.” diye karşılık veriyor. Ya da işte “Görüntülerdeki sen değil misin?” diye soruluyor. “Ben olabilirim de olmayabilirim de…” diye karşılık veriyor. Tamamen bir tiyatro oynuyorlar. Sonuna kadar inkâr ediyorlar. Kafaları o kadar dik ki, sanki yarın çıkacaklar gibi hareket ediyorlar… Bu ülke bir darbeyi daha kaldırmaz. Birçok insan gider. O geceki gibi olmaz.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Yüksel SAKALTAŞ: Biz onun, bunun, şunun askerleri değiliz. Vatanın askerleriyiz. Biz bu ülke için çalışan herkesin askeriyiz. Bu saatten sonra bu ülkede bir darbe yaşanacağını düşünmüyorum. Olmayacak inşallah. Biz sonuna kadar devletimizin yanındayız. Vatanımızın yanındayız. Elimizden gelen her şeyi de yaparız.