Kıymetli Okurlarım!

Aslında geçtiğimiz iki hafta önce, Sözcü Gazetesi’nin “AKP’nin milyonluk mega projesi tarla oldu” başlığıyla okurlarına servis ettiği haber ile alakalı düşüncelerimi paylaşmayı planlıyordum.

Ancak “Murat Zorluoğlu’na muhtarların sitemi konusu ve TRABİTAŞ’ta yaşananların arka planları konuları daha güncel olduğu için Gülcemal Projesi’ni bu haftaya bırakmıştım.

Esasında, yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen TRABİTAŞ Şirketi’nin Gülcemal Projesi’nden ‘Hafriyat Döküm Bedeli’ adı altında para kazanıyor olmasının da bu haftaki yazımızı daha bir anlamlı kılacağını düşünüyorum.

Bu kısa bilgilerin ardından yazımıza geçelim…

Sözcü Gazetesi’nin haberinin detayında 2009 yılında yaklaşık 35 milyon bedelle başlanan Gülcemal Projesi’nin bir türlü tamamlanamamasına atıfta bulunularak şehrimizdeki muhalefet partilerinin temsilcilerinden alıntılar paylaşılmış.

Muhalif kimliklerin Gülcemal ile alakalı muhalif söylemlerine haberde yer verilmesi gayet normal. Asıl ilgi çekici kısım; haberin bir bölümünde Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Murat Zorluoğlu’nun da proje ile alakalı eleştirilerine yer verilmiş olması.

Ne demiş Sayın Başkan?

“Bir türlü içime sindiremediğim bir projedir Gülcemal Projesi. Benim içime sinmediği gibi kimsenin içine de sinmedi. Ben bu projeyi başkan seçildiğimde adeta kucağımda buldum. Bir de proje, proje gibi değil. O kadar çalışmaya rağmen yapılan da gözükmüyor orada. Hala çirkin bir görüntü var. İçime siniyor mu? Hayır sinmiyor”

AK Parti’den seçilmiş kendinden önceki Belediye Başkanını, Gülcemal üzerinden hedef gösteren Zorluoğlu’nun bu çıkışına Sözcü Gazetesi’nin durduğu muhalif kimliği açısından haberinde yer vermemesi beklenmezdi ve gazete tam da bunu yaptı.

Ayrıca; Zorluoğlu’nun bu çıkışını cesaretli bir çıkış olarak değerlendirenlere katılmasam da saygı duyarım.

Ammma!..

Söylemleriyle eylemleri uyum içerisinde olmayan;

Çirkin dediği görüntüleri düzeltmek adına çaba sarf etmeyen;

“Proje değil” dediği Gülcemal’i Başkan seçildiği andan itibaren revize etmeyen veya durdurmayan;

Kendi makamını ve konforunu deniz canlılarının yaşam alanından çok düşünüp parayı makamına değil denize doğru akan hafriyatın önüne tahkimat için harcamayan;

Zorluoğlu’nu Gülcemal ile alakalı olumsuzluklardan soyutlamaya yönelik politikaya asla saygı duymam.

YASALAR KONU HAKKINDA NE DİYOR?

Gelin hep birlikte inceleyelim.

3621 Sayılı Kıyı Kanununun 7. Maddesine göre: Kamu yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma suretiyle denizden arazi elde edilebilir.

Ama bakın burada; kanun koyucu 3 önemli kriter belirlemiştir.

  1. Bu işlemde amaç arazi elde etmek olmalı. (Yani: Hafriyat dökmek değil.)
  2. İmar planı gerekli. (Yani: Onaylı plan dışına çıkılamaz)
  3. Ekolojik özellikler dikkate alınmalı… (Yani: olur olmaz, çöp ve tarım toprağıyla ve inşaat atığıyla dolgu yapılarak deniz canlılığı tehlikeye atılamaz)

Şimdi biz, kanunun bu üç kriterinin aynı zamanda Sayın Başkanın da kriteri olduklarını varsayarak Sözcü Gazetesinde haber olan söylemlerinde halef-selef çekişmesinden değil de bu kriterleri dikkate aldığını varsayalım.

Öyle ya! Bu kriterler Kanunun emri.

O halde sorulması gerekmez mi?

  1. Gülcemal’e yapılan dolgu işlemini 3 yılı aşan başkanlığınız döneminde neden durdurmadınız?
  2. İmar planı kısmını geçtik. Denizin ekolojik özelliklerini dikkate almayarak neden denize tahkimatsız hafriyat toprağı döküyorsunuz?

Şimdi de yazımızın TRABİTAŞ Şirketi ile alakalı kısmına girerek olaya farklı bir boyut kazandıralım…

5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun 7. Maddesinin (i) bendine göre Büyükşehir Belediyeleri hafriyat toprağı depolama alanlarını belirlemek ve hafriyatın yeniden değerlendirilmesi, depolanması ve bertaraf edilmesine ilişkin hizmetleri yerine getirmek, bu amaçla tesisler kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmekle yetkilendirilmiştir.

Dolayısıyla; hafriyat döküm alanlarının Belediye iştiraki TRABİTAŞ şirketine işlettirilmesi yasal olabilir. Öyledir de…

Peki; Sayın Zorluoğlu ve başında bulunduğu ekibi!

Bu Kanunun işlerine gelen kısımlarını uygulamış da geri kalan kısımlarını neden göz ardı etmeyi tercih ettiler?

Hafriyat döküm alanı olarak belirlemedikleri ve yasal olarak belirleyemeyecekleri Gülcemal’e 3 yıl boyunca hafriyat döktürüp, bu işlemden kaynaklı TRABİTAŞ Şirketine nasıl ve hangi mevzuata göre hafriyat bedeli tahsil ettirdiler? Özetle Sayın Başkan! Gülcemal’in yasal olarak bir hafriyat sahası olamayacağını bildiğiniz halde bu bölgeyi yasal olmayan bir şekilde TRABİTAŞ’A devrettiniz ve bu şirketin kayıtsız olarak buradan milyonlar kazanmasını sağladınız. Peki TRABİTAŞ kazandığı bu parayı ne yaptı?..

Sayın Başkan; biz size tekrar hatırlatalım…

  1. Gülcemal doldurma suretiyle alan kazanılan bir projedir ve buraya dolgu niteliğine haiz malzeme dışında malzeme dökülemez. Fakat siz inşaat yıkıntısı dahil olmak üzere her çeşit atığı bu alana döküyorsunuz. Bu bir çevre katliamıdır.
  2. Projenin başlaması ve devamında projede değişiklik için onaylı imar planı yasal bir zorunluluktur. Siz bu yasal zorunlulukların hiçbirini yerine getirdiniz mi?
  3. Tahkimatsız dolgu; denizin ekolojik yapısına telafisi güç zararlar vermektedir. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu döneminde projenin 1. Etabının tahkimatı tamamlanmasına rağmen Sayın Başkan sizin döneminizde 1 metre dahi tahkimat imalatı yapılmamıştır.
  4. Gülcemal; bir hafriyat depolama ve bertaraf alanı değilken ve zaten Büyükşehir Belediyesince hafriyat alanı ilan edilmemişken buraya dökülen malzemeden Büyükşehir Belediyesi iştiraki şirketlerin hafriyat bedeli tahsil etmesi kanunsuz bir uygulamadır. Siz bu alanı Adnan Gül yönetimindeki TRABİTAŞ’a devrederek ve burada döküm yapan kamyonlardan para alarak kanunsuz bir iş yaptınız ve yapıyorsunuz.
  5. Başarısız olduğu her konuda “iktidar bize engel oluyor” söylemiyle başarısızlığını örtmek isteyen muhalefet partili belediye başkanlarını anladık da kendi partisini Trabzon kamuoyunun önüne atmayı tercih eden Murat Zorluoğlu’nun ne yapmak istediğini bir türlü anlayamadık!..