Geçtiğimiz haftanın gündem maddelerinden biri Trabzon’da 650 okula yalnızca 250 temizlik personeli kontenjanı verilmesi olayıydı. Her okulda asgari 2 ya da 3 temizlik personeli çalıştırıldığı düşünüldüğünde 2000 (iki bin) personel yerine 250 personel verilmesi bir anlamda eğitimde hijyene verilen önemi de gösterdi. Rize’de 300 okula 500 hizmetli personeli verilmesi konusuna girmiyoruz. Bu taksimi kimse kabul edemez. Mazeret olarak ortaya atılan afet hususu da hiç inandırıcı değil. Haksızlığın afeti olmaz. Burada esas husus pandemi sürecinde okullardaki hijyen konusudur. Şayet okullarda hijyen bu kadar önemsiz tutulacaksa ve ciddiye alınmayacaksa ve okullara Başınızın çaresine bakın” denilecekse pandemi ile nasıl mücadele edilecek. Günebakış gazetesi yaşanan bu durumu “Kontenjan ayıbı” başlığı ile verdi.

                                    ***

Geçtiğimiz haftanın bir diğer gündem maddesi muhalefeti oluşturan siyasi parti il başkanlarının dere yatağında yapılmasına başlanan terminal için bir araya gelmesiydi. Saadet Partisi İl Başkanı Cevat Kurt’un sürdürdüğü STK ve siyaset ziyaretlerinin ardından bir araya gelen il başkanları, Büyükşehir belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’na yeniden çağrı yaptı. Ancak Zorluoğlu’nun bu sesi duyması beklenmiyor. Zira Zorluoğlu’nun bir vali anlayışı ile yönettiği Trabzon’da ortak akıl işlemiyor. Üstüne üstlük, Başkan Zorluoğlu STK eleştiri ve önerilerini 'Baskı' olarak nitelendiriyor. Eleştiri ve önerilere öylesine kapalı ve öylesine tuhaf bir bakış açısı varki, "Belediyeyi kimselere yönettirmem.Kararları ben veririm." diyor. Ortak akılla yürütülecek bir idare biçimini iradesizlik olarak nitelendiriyor.

Şehir bir yana, Büyükşehir Belediyesi diğer yana… Bütün bir şehrin karşı olmasına rağmen Zorluoğlu dere yatağına terminal konusunda acaba neden bu kadar ısrarcı oldu? Bu hususta sokakta iki iddia konuşuluyor. Birincisi; Zorluoğlu eski terminal yerini Trabzonspor eski başkanlarından biriyle görüştüğü hususunda. Diğer iddia ise; belediyenin kendi içindeki skandal kararından kaynaklanıyor. İddiaya göre önceki ihaleyi kazanan ve daha sonra iflas ettiği ortaya çıkan Naif Yapı, dosyaya sahte belge sunmuş. Daha önemlisi ilk ihalenin ikincisi olan ve bugün ihaleyi alan Fen Mühendislik buna itiraz etmiş. Fakat buna rağmen iddiaya göre, Büyükşehir yönetimi ihaleyi iptal etmemiş. Şayet ihaleyi iptal edip, ikinci olan Fen Mühendislik’e o zaman vermiş olsaydı Trabzon 32 milyon zarar etmeyecekti. Şimdi sorular şu noktada düğümleniyor. Acaba Murat Zorluoğlu, birinci ihalede mağdur ettiği Fen Mühendisliği yeniden mağdur etmemek adına mı terminal ihalesini iptal edemiyor. Bütün bu iddialarla ilgili bilgi ve belgelere ulaşmaya çalışıyoruz ama hepsinden daha önemlisi Sayıştay’ın vicdanına sesleniyoruz. Ey Sayıştay yetkilileri, bu ülkede yetimin hakkını korumayacaksanız belki mevcut hükümet sizden hesap sormaz ancak Allah bunun hesabını sizden mutlaka soracaktır. Trabzon’da sokağın konuştuğu 32 milyon liralık zararı lütfen sorgulayınız.

                                  ***

Geçtiğimiz haftanın bir diğer gündem maddesi hiç şüphesiz TİSKİ’nin icraatlarıydı. Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’nun Elazığ’dan Van’a taşıdığı Van’dan alıp Trabzon’a getirdiği TİSKİ Genel Müdürü Ali Tekataş, Zorluoğlu için çok iyi bir sırdaş olabilir. Ancak Trabzon’u tanımadığı için, yapısını bilmediği için asla TİSKİ’nin başına getirilmemeliydi. Hele hele eski Başkan Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu tarafından mevcut yönetime bırakılan parası hazır (Parası hazır bir işi bile yönetemediler)  altyapı işinin başında Tekataş olmamalıydı. Bize göre Ali Tekataş iyi bir teknik yönetici değil. Trabzon’da değil 40 binayı 4 binayı bile hidrofor sistem koyma zorunda bırakan TİSKİ Genel Müdürü bize göre iyi bir teknik adam da değil. Bütün bunların ötesinde Tekataş, Trabzon cahili bir adam. Trabzon sosyolojisini ve psikolojisini hiç bilmiyor. Kırsalda deli dumrul rolü oynuyor. Şehir merkezinde mülteciye su bağlamıyor. Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı Çayırlar Mahallesi’nde vatandaş TİSKİ’nin deli dumrul vari icraatını günebakış’a anlattı. Bu sıkıntı yalnız Maçka’nın Çayırlar köyüyle sınırlı değil. Aynı sıkıntı bütün kırsalda yaşanıyor ancak nedendir bilinmez en çok şikayet edilen TİSKİ'nin başındaki adama kimseler müdahale edemiyor.

Her şeyi bir kenara bırakalım. Mülteciye su bağlamayan Ali Tekataş o makamda bir gün bile oturmamalıydı. 5 çocuklu bir aileyi Trabzon’un göbeğinde 3 aydır susuz bırakan bir TİSKİ Genel Müdürü ve onu o makamda bırakan Büyükşehir Belediye Başkanı AK Parti’ye en büyük kötülüğü yaptıklarının acaba farkındalarmı? Bu vahim hataları ve günahları yazdığı için  AK Partiye günebakış zarar vermiyor, bilakis bu hataların ve günahların sahipleri zarar veriyor.  Günebakış esas yazmasa vebal altında kalır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.