Geçtiğimiz haftanın önemli gündem maddelerinden biri, hiç şüphesiz İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde başlattığı teftiş konusuydu. Trabzonlu iki siyasetçinin Türkiye gündemine yansıyan yaklaşıkları hiç şüphesiz Trabzon’un ve özellikle Trabzon siyasetinin en çok konuştuğu konu oldu. Biri Türk siyaset tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı İçişleri Bakanı, diğeri ise İstanbul kentini AK Partiden alma başarısı gösteren bir isimdi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 40 yıldır devam eden PKK terörüne tarihinin en ağır darbesini vuran bir İçişleri Bakanı. Bırakın Türkiye topraklarında dolaşabilmeyi PKK teröristleri artık Kandil’deki mağaralardan bile başlarını dışarı çıkaramıyorlar. Ağrı’da, Tendürek’te, Cilo’da ve Munzur’da artık teröristler değil çobanlar dolaşıyor.

HDP’nin desteğiyle İBB Başkanlığını kazanan Ekrem İmamoğlu ise HDP ile sıcak temasını sürekli korudu. Trabzon sosyolojisiyle örtüşmeyen yakın ve içli dışlı ilişkiler kurdu. Trabzon kamuoyu, STK’lar ve şehit aileleri Diyarbakır annelerini defalarca ziyaret edip destek verirken İmamoğlu hep HDP’lilerin yanında ve annelerin karşısında durdu. Diyarbakır’a iki kez gitmesine rağmen Diyarbakır annelerini ziyaret etmedi. İmamoğlu ve HDP ilişkisinin evrildiği nokta bir süre önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun önündeydi. Bakan Soylu, İBB’ye alınan personeller arasında 557 civarında terörle bağlantılı isim olduğunu ve bunların soruşturulmasını istedi. Başkan İmamoğlu ise bir yandan Bakan Soylu’nun bu çıkışına “İçişleri bakanısın terörist varsa gel kulağından tut hapse at” biçiminde meydan okurken, diğer yandan ilgisiz ve alakasız bir biçimde Bakanlığa “Bize terörist dediklerinizin isim listesini gönder” yazısı yazdı. Bakan Soylu bunun üzerine tam da İBB Başkanı İmamoğlu’nun dediği gibi kulağından tutup hapse değil ama hakimin karşısına çıkarmak üzere İBB’de teftiş başlattı.

İçişleri Bakanlığının teftişi halen devam ederken ortaya Apo’nun talimatıyla kurulan DİAYDER denen ‘PKK’nın diyaneti’ denen bir teşkilat çıktı. İBB’de işe giren ve İBB’nin yüzlerce yardım kolisini alarak PKK sempatizanı mağdur ailelere dağıtan bu imamlar İBB’de iyice palazlandı. PKK’ya yardım toplayan ve PKK’lı imamların faaliyetleri adli rakamlara ulaştı. Edinilen bilgilere göre teftiş devam ederken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı DİAYDER ile ilgili iddianameyi de hazırladı. Buna göre İBB’de görev yapan PKK’lı 5 imam DİAYDER davasında yargılananlar arasına girdi. Teftiş sonucunda terör örgütleriyle kaç kişinin daha ilişkili çıkacağı bilinmiyor. Ancak bilinen o ki teftiş olayı sonunda epey tartışma daha yaşanacak.

***

Geçtiğimiz haftanın bir diğer gündem maddesi Yargıtay’ın şike kararıyla ilgili verdiği aklama kararıydı. Bir diğer ifadeyle 2010-11 sezonunda şike yaparak şampiyonluk kupasını Trabzonspor’un elinden alan dönemin Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın aklanmasıydı.

Günebakış Gazetesi olarak en başından beri bir hakikati hep savuna geldik. ‘Ergenekon bir gerçekti, ancak FETÖ iğfal etti. Aynı şekilde şike bir gerçekti ve FETÖ şikeyi de iğfal etti.’ FETÖ, Ergenekon üzerinden orduyu ele geçirmek isteyerek davayı saptırdı. Aynı şekilde şike üzerinden Fenerbahçe’yi ele geçirmek isteyerek şike davasını da amacının dışına çıkardı. Şike davası bir anlamda taşların bağlanıp köpeklerin serbest bırakıldığı hazin bir tablo arz eder. Şike davası tapelerin yasaklanıp meydanın şike yapanlara bırakıldığı bir tablodur. Aziz Yıldırım işte bu tabloda beraat etmiştir. Şike davası Trabzon ve Trabzonspor için bir ömür unutulmayacak ve gelecek nesiller tarafından da sürekli irdelenerek gündemde tutulacak bir davadır. Şike davası Trabzon ve Trabzonspor için dik durmak, ayakta kalmak ve ahlakı savunmak ve faziletli olmak davasıdır. Bugün kaybetmiş gibi görünsek dahi bütün Trabzon ve Trabzonspor camiası biliyor ki bu mücadelenin gerçek kazananı Trabzon ve Trabzonspor’dur. Zira bu konuda çok sayıda kitap ve belge tarihe mal olmuştur. Her ne kadar bugün tarih, siyaset tarafından esir alınmış olsa bile bir gün tarih siyaseti, mahkum ederek haklının hakkını teslim edecektir. Zira haklılık o kadar muazzam o kadar büyük keyfiyettir ki üzerinden asırlar da geçse özelliğinden hiçbir şey kaybetmez. Haksızlık ise hep gücün arkasına saklanarak başarılı görünür. Ama tarih önünde haksızlığın sonu mutlaka ve mutlaka ölümdür. Trabzon ve Trabzonspor camiası şike davasına böyle bakmakta ve hep aynı şeyleri dile getirmektedir. Nitekim Yargıtay’ın kararının ardından açıklama yapan AK Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora “Şike davasında her şeyden evvel ikrar vardır. İkrarın hukuka uygun şekilde dile getirilmediğine karar vermek abesle iştigaldir.” dedi. Aynı konuda Trabzonspor Divan Kurulu Başkanı Ali Sürmen, “43 yıldır hakim ve avukat olarak bu mesleğe hizmet vermiş bir hukukçu olarak diyorum ki; Yazık. FB’yi temizlemeye çalışırken yargı dünyası ve hukuk devleti anlayışı alt üst edildi.” diye konuştu.

Ortahisar Belediye Başkanı Av. Ahmet Metin Genç ise “2010/2011 Şampiyonu kıyamete kadar bileğinin hakkıyla Trabzonspor’umuzdur. Şikeci Fenerbahçe, FETÖ’nün şefaatine sığınmaya kalkma. Yargıtay şike yapılmadı demiyor. Siz de kıyamete kadar ŞİKE ile anılmaya devam edeceksiniz.8. Şampiyonluk da bizim İnşallah” dedi.

***

Geçtiğimiz haftanın bir diğer gündem maddesi Trabzon’un bir yıllık yatırım özetini ortaya koydu. Gazetemizin “2021’de hayal oldular 2022’de gerçek olsunlar” başlığıyla verdiği haberde başta Güney Çevre Yolu ve Yatırım adası olmak üzere Trabzon’un alamadığı yatırımlar sıralandı. Haberde “Trabzon’da Güney Çevre Yolu, Yatırım Adası, ikinci havalimanı, hafif raylı sistem, demir yolu gibi mega projelere duyulan özlem yıllardır olduğu gibi 2021 yılında da son bulmadı. Trabzonlular 2022’de de trafik keşmekeşine mahkum edilirken, Tekstil Kent gibi istihdam sağlayacak projelerin de temeli atılmadı. Önemli projelerin yapılmamasının yanı sıra tüm şehrin karşı duruşuna rağmen dere yatağına terminal yapılması kentteki huzursuzluğu arttırdı. STK’lar da seslerinin duyulmamasından yakındı.” İfadelerine yer verilerek kentin kaybolan bir yılı hatırlatıldı.

***

Geçtiğimiz haftanın gündem maddelerinden bir diğeri Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkan Vekili Ahmet Hamdi Gürdoğan’ın Trabzon’un yeterince yatırım alamamasına ilişkin şikâyetiydi. Günebakış Gazetesinin “Muhalefet nerde” başlığıyla okurlarına duyurduğu haberde Gürdoğan, aylardır mücadelesini verdiği ‘TEKSTİLKENT ve Kafes Balıkçılığı’ yatırımlarında hiçbir mesafe alınamamasından yakındı. Her iki konuda ciddi istihdam oluşabileceğini ancak buna rağmen özellikle muhalefetin duyarsız kaldığını kaydeden Gürdoğan, “Ne yazık ki muhalefet bu konularda duyarsız. Biz STK’lar olarak bu konuları gündeme getirirken muhalefet sessiz kalıyor. Hâlbuki muhalefet partileri şehrin menfaatine olan talepleri gündeme getirmelidirler. TEKSTİLKENT’i talep ederken 5 bin kişinin çalışabileceği bir işten bahsediyoruz. Kimseden para pul istemiyoruz. ‘Bize para verin de yatırım yapalım’ da demiyoruz. Sadece düzenleme istiyoruz. Malatya, Giresun için yapılanın Trabzon için de yapılmasını istiyoruz. Üstelik yatırımcıyı bulup getiriyoruz. Daha ne yapalım.” şeklinde konuştu.