Vahap Munyar, Dünya gazetesindeki köşesinde birkaç gün evvel “Fındıkta verimliliği bize Ferrero öğretti” başlığıyla bir yazı kaleme aldı.

2017 yılı Şubat ayı başlarında Trabzon Sanayici ve İşadamları Derneği (TSİAD) Başkanı Hasan Kamil Hayali’nin daveti münasebetiyle Hakan Güldağ, Abdurrahman Yıldırım ve Şeref Oğuz’la birlikte Trabzon’a gitmişler. “Trabzon ekonomisi”ni konuştukları programda Çaykaralı hemşehrimiz Şeref Oğuz söze şöyle girmiş:

-Allah fındığı bize, aklı İtalyan Ferrero’ya vermiş. Fındık üretimimizle dünyada ilk sıralardayız ama sağladığımız gelir yıllık 2-2.5 milyar dolar dolayında geziniyor. Ferrero bizden aldığı fındıkla üretim yapıyor, 10-12 milyar Euro dolayında cirosu var.

Şeref Oğuz’un “Allah fındığı bize, aklı İtalyan Ferrero’ya vermiş” sözüne salondaki değerli hazirûn bozulmuş. E tabii, dünyanın en akıllı (!) insanlarına bu laf denir mi?. Tamam da dünyanın en fazla fındık üreten ülkesinin toplam geliri 2-2,5 milyar dolar olduğu halde yalnızca bir firmanın cirosunun 10-12 milyar Euro olmasını sorgulamak kimseciklerin aklına gelmiyor. O akla bir şey deyince de hakaret etmiş oluyorsunuz.

Yazının ilerleyen bölümlerinde Ferrero’nun çalışmaları sayesinde dönüm başına en fazla 100-120 kilo olan verimin 200 kilolara çıktığını öğreniyoruz. Bu kötü bir şey mi? Tabii ki hayır. Peki, bizim aklımız bunu neden zamanında yapmadı da Ferrero’nun gelişini bekledi? Makul ve mantıklı bir cevabı olan varsa buyursun.

Fındık hakkındaki ana fikrimiz bellidir: Ya ıslah edip maksimum verim, kalite ve geliri elde edeceğiz ya da olmuyorsa alternatif ürünlere yöneleceğiz. Sadece devlet fiyat açıklayacağı zaman yaygara koparmakla hiçbir yere varamayız. Bunu idrak edebilmek için dünyanın en akıllı insanları olmaya hacet yoktur.

Hilmi Türkmen’in teşekkürü neden gündem oldu?

Geçen hafta İstanbul Üsküdar’da İstavroz Atık Su Tüneli’nin açılış töreninde Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in konuşmasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na teşekkür etmesi tartışmalara yol açtı. Aslında siyaset ve sosyal hayatın normal seyrinde akıp gittiği bir ülkede sıradan bir hadise sayılabilecek bir teşekkür neden böyle gürültü kopardı? Ana sebep ülkedeki kutuplaşma iklimiydi ama buna bağlı başka önemli sebepler de vardı. İki başkan da Trabzonluydu, İBB’yi 25 yıl sonra AK Parti’den alan İmamoğlu’nun iktidar çevrelerinde adının asla hayırla anılmaması gerekiyordu. Ülke normali (!) bunu gerektiriyordu çünkü. Hilmi Türkmen de Üsküdar’da başarılı işlere imza atıyor, adı daha yüksek makamlar için geçiyor, tabiatıyla parti içinde o makamlara başkalarını düşününler tarafından da açığı aranıyordu. O açık da bulunmuştu, gösterilen tepkiyle “Bakın bakın. Bunların ikisi de Trabzonlu. Günün sonunda birbirlerine sahip çıkarlar. Yok aslında birbirlerinden farkları” mesajı verilmek isteniyor, Hilmi Türkmen yıpratılmaya çalışılıyordu.

Kendimce haklı gerekçelerden dolayı siyasi tartışmalara pek girmem, ancak burada siyasetten öte bir durum var ve son dönemlerde Trabzonluların ülke yönetiminde fazlaca görünür olmalarından kaynaklanan bir Trabzonlu alerjisinin istismar edilmesi çabası karşımıza çıkıyor, o zaman biz de iki satır kelâm ederiz.

Bir kere Trabzonlular ön plana çıktıysa, çıkıyorsa bu kimsenin lütfuyla olmuyor. Tırnaklarıyla kazıya kazıya o noktalara geliyorlar. Ekrem İmamoğlu İstanbul’un merkeze uzak bir ilçesinde gösterdiği performans neticesinde İBB başkan adayı gösterildi ve kazandı.

Hilmi Türkmen’e gelince. Üsküdar’da oturuyor olmam ve Hilmi Türkmen’in de benim gibi Şalpazarlı olması hasebiyle performansını çok daha yakından gözlemleme şansım oldu. Üsküdar Belediyesi 1984’te kuruldu ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki Hilmi Türkmen gelmiş geçmiş başkanlar içinde açık ara en başarılı belediye başkanıdır. Şu an ikinci dönemi devam ediyor ve Üsküdar’da yapılanlara şöyle bir bakıldığında bu rahatlıkla anlaşılabilir. Yani hemşehrimi değerlendirmek konusunda objektif olmadığım ithamıyla karşı karşıya kalacağım diye gerçekleri dile getirmekten imtina edecek değilim, kimse kusura bakmasın.

Ya hemşehrin Ekrem İmamoğlu hakkındaki görüşlerin?” diye bir soru gelebilir normal olarak. Hilmi başkan ciddi bir nezaket ve cesaret örneği göstererek kendisine teşekkür etti işte, şimdilik başka söze gerek olmadığını düşünüyorum. Gerekirse ilerleyen zamanlarda yine objektif olmak kaydıyla iki satır kelam ederiz.