Trabzonspor başkanı Ahmet Ali Ağaoğlu, TFF ile kurullarının oluşumundaki düzensizliği ve FİFA’nın talimatlarına aykırılığı yönünde bir süre önce Kamu Denetimi Kurumu’na yani ombudsmanlığa başvuruda bulunmuş ve bu kurum da 3 aylık incelemeden sonra Ağaoğlu’nun şikayetlerini haklı bulmuştu. TFF’yi de uyararak, bir aylık süre içinde yanlış kararlarını ve oluşumlarını düzeltmesini istemişti. Kısaca TFF ve kurullarının hem oluşumlarında tutarsızlık vardı, hem bağımsız olmadıkları için kararlarında da yanlı davrandıkları açık seçik bildirilmişti.

Trabzonspor da konuyla ilgili ve diğer kulüple de bilgi vererek TFF ile kurullarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına göre yeniden düzenlenmesini ve haksızlıkların giderilmesini içeren geniş bir dosya hazırlayarak FİFA’ya başvurdu.

Bundan bir sonuç çıkar mı çıkmaz mı bilinmez ama, Trabzonspor’un yaptığı davranış doğrudur. Çünkü Ağaoğlu’nun da dediği gibi Türkiye’de futbolda yapılan hatalar ya da yanlışlar veya kasıtlı davranışlar için başvurulacak iç hukuk yolu kalmamıştır. Bunun için FİFA’ya başvuru son merciidir ve son derece doğru bir yaklaşımdır.

Her ne kadar TFFBiz bağımsızız” dese de, FİFA’ya bağlı olduğu unutulmamalıdır. Gerçi Trabzonspor FİFA’dan, UEFA’dan şimdiye kadar pek bir yarar görmedi ama, siz oturduğunuz yerde hiçbir şey yapmazsanız, eloğlu da öylece bakar. Belki bundan bir sonuç çıkar. Bekleyelim.

ADALET DEĞİL, AYRICALIK İSTİYORLAR!

Kulüplerimizin tümü da sözde adalet istiyor! Bunun için TFF’yi, MHK’yı, hakemleri, diğer kulüpleri tehdit ediyorlar. “Kimi taş üstünde taş bırakmam” diyor, kimi “Gövde üstünde başı bırakmam”, kimi hakemlere ayar veriyor, kimi bir maç sonrasının hesabını yapıyor!!! Yapıyor oğlu yapıyor… Amma işin esansında hiç kimse adalet istemiyor!!! Herkes haklı ya da haksız oluğunu bakmadan kendine yontulmasını istiyor!! İstenen adalet değil, resmen ayrıcalıktır…

Anlayacağınız “Şampiyon olmadan kulübün başkanlığını bırakmaz” denilen Ali Koç ile teknik menajeri Emre Belözoğlu Fenerbahçe’nin, Sergen Yalçın ile Ahmet Nur Çebi Beşiktaş’ın, Fatih Terim ile Mustafa Cengiz de Galatasaray’ın şampiyon olmasını istiyorlar. Elbette herkes şampiyon olmak ister ama hakkı ile, hak ederek…

Mesela Galatasaray’ın Ankaragücü maçında kırmızı kart gören Mısırlı oyuncusu Mohamet Mostafa’nın davranışını Trabzonspor’un Fenerbahçe maçında Valecia’nın Bakasetas’a yaptığı ancak, verilmeyen penaltıya atıfta bulanarak kendilerine pay çıkarıyorlar. Sözde Trabzonspor’u savunuyorlar ama yalan! Çünkü Galatasaray ve bu kulübün yandaşları, bundan birkaç sene önce İstanbul’da bir kara gömleklinin tam 4 kırmızı kart gören Trabzonspor’a etmediklerini bırakmamışlardı! O Galatasaray aynı Galatasaray… Bu Beşiktaş ile bu Fenerbahçe de aynıdır!

Bunlar aynı Amerikan başkanlarında olduğu gibi başa kim gelirse gelsin devlet politikalarını değiştirmez, değiştiremezler. Aynı bizdeki 3 kulüpte başta kim olursa olsun bir öncekinin devamıdır. Yanlışını da alır, sevabını da… Esasında kulüplerde devamlılık esastır ama, birisi çıkıp da “ Şurada biz de yanlış yaptık. Hatalıydık” demez. Mesela Ali Koç başkan olduğu zaman tüm ülkede sempati toplamış ama, kısa sürede Aziz Yıldırım tavrına dönmüştür!

Aslında bu, Trabzonspor için de geçerlidir! En azından Trabzonspor’un bağırması için haksızlığa uğradığına dair genel bir görüş birliği var.

SIKINTI İÇ SAHADA!

Trabzonspor bu sezon 7 kez sahadan yenik ayrıldı! Gariptir ki bunun 6’sı iç sahada… İç sahada bu kadar yenilgi alırsanız kadronuzun durumu ne olursa olsun, hedefe ulaşamazsınız. Kaldı ki ligin bitimine daha hayli zaman var. Buna “Kadro derinliğinin olmadığından ve taraftarsız maçların oynanmasının rolü var!” diyeceğim ama, tüm ekipler aynı konumda… Belki de konuk ekipler Trabzonspor’un iç sahada nasıl oynadığını, en basitinden kenar hücumcularının savunmaya yardım etmediklerini bildiklerinden de olabilir. Ama inanıyorum ki Abdullah Avcı da bunu düşünüyordur. Yani biraz daha cesaret lazım…

ÇOCUKTAN AL HABERİ!

Sitenin kapısındaki 8 - 10 yaşındaki gobeller hareketli bir maç yapıyorlardı. Naylon topla kan ter içinde kalmışlar ama, yine de koşturmak ve konuşmaktan alıkoymuyorlardı kendilerini… Zaten çocukların yaptığı en iyi şey konuşmak ve koşturmak değil midir?

Biri hem naylon topun peşinden koşuyor, hem de arkadaşına laf yetiştiriyordu: “ Yahu gördün mü Mesut Özil sakatlandı. Ne kadar üzücü bir olay. Keşke sakatlanmasıydı” Öbüre geri durur mu “ O’lum iyi ki sakatlandı. Bundan sonra belki sezon sonuna kadar oynamayacak. Belki bize (Trabzonspor) faydası olur.”

Lafı alan ilk çocuk “ Yahu anlamıyor musun? Fenerbahçe Mesut’la zaten 10 kişi oynuyordu. Şimdi yerine sağlam birini oynatıp yine 11 kişi sahaya çıkacaklar. Ben asıl buna üzülüyorum!”

Aman Allah’ım… Çocukların düşündüğünü büyükler düşünmez mi? Yani Fenerbahçe Mesut Özil’le 10 kişi oynadığını çocuktan mı öğrenecek? Hayır, onlar da biliyor ki Mesut hazır değildi ama, mecburen oynattılar ve adamı da sakatladılar.

Bizzat Fenerbahçe yorumcusu Tv’den söyledi: “ Mesut Özil’in yerine şimdi sağlam biri oynar da takım eksik oynamadan kurtulur.”

Eee, başka söze gerek var mı?

“LASTİĞİ PATLAK TRENDE…”

Son yıllarda okuduğum en güzel kitap… Kısa hikayelerden derlenmiş, tamamen özgün; bazen düşündüren, bazen güldüren, bazen acıtan, ister absürt deyin, ister mizah, ister kara komedi… Harika bir çalışma…

Orijinal adı “Lastiği Patlak Trende Hiçbir Yere Giderken.” Kitaptaki en uzun cümle de kitabın bu adı. 134 sayfalık kitapta tam 36 kısa hikaye var. Ve tümü birbirinden hoş… İster Woody Allan, ister Aziz Nesin, isterseniz başka bir hikayeciyi aklınıza getirip öyle okuyun. Ama ihmal etmeyin, mutlaka okuyun. Ben okudum ve bu sıkıcı, insanı bunaltan günlerde yaptığım en güzel şeylerden biri oldu.

Evet, bu sevimli kitabı İbrahim Uzun yazmış. Her ne kadar künyede İbrahimDeğil” yazıyor olsa da! 1968 yılında Trabzon’da doğmuş. Kendisi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni… Gençliğinde yerel gazetelerin mizah sayalarında çalışmış. Kitap denemelerine devam ediyor. Kendi ifadesi ile “Koşullar uygun olursa…” her yıl yeni bir kitap yayınlamayı düşünüyor.

Kitabı da Eser Ofset Matbaacılık tarafından basılmış. Ama burada da bir sürpriz var ve yayıncı için

Hiçbir Yayınevi” imzası bulunuyor! İsteme adresi shopier.com/6202277

. Satış yerleri: Akoluk Kitabevi, Ra Kitapevi, Anka Kitapevi ve Bilgi(Ya-Pa)Kırtasiye.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.